dikkatlice - Turco Inglés Diccionario

dikkatlice

Significados de "dikkatlice" en diccionario inglés turco : 16 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
dikkatlice carefully adv.
But separately from that, I ask everyone to think carefully.
Ancak bundan ayrı olarak, herkesin dikkatlice düşünmesini istiyorum.

More Sentences
General
dikkatlice cautiously adv.
At last, they began to count down cautiously.
Sonunda, dikkatlice geri saymaya başladılar.

More Sentences
dikkatlice attentively adv.
I'll read more attentively.
Ben daha dikkatlice okuyacağım.

More Sentences
dikkatlice well adv.
dikkatlice unforgetfully adv.
dikkatlice sharp adv.
dikkatlice thoughtfully adv.
dikkatlice charily adv.
dikkatlice circumspectly adv.
dikkatlice with caution adv.
dikkatlice tentifly [obsolete] adv.
dikkatlice intently adv.
dikkatlice hooly [scotland] adv.
dikkatlice with reservaiton adv.
Colloquial
dikkatlice softly-softly adv.
Idioms
dikkatlice close to the vest [us] adv.

Significados de "dikkatlice" con otros términos en diccionario inglés turco: 135 resultado(s)

Turco Inglés
General
dikkatlice örülmüş tuzak web n.
dikkatlice tarama primping n.
dikkatlice bakmak look carefully v.
dikkatlice gözlemek böylece gelişmelerden haberdar olmak keep tabs on v.
birini ya da birşeyi dikkatlice izlemek watch with an eagle eye v.
dikkatlice okumak peruse v.
dikkatlice okumak read carefully v.
dikkatlice araştırmak rancel v.
dikkatlice tutmak nurse v.
dikkatlice gitmek thread v.
dikkatlice yönlendirmek wear [uk] v.
dikkatlice kullanmak manage v.
(bir şeyi) belirli bir konuma dikkatlice ve güçlükle getirmek maneuver v.
dikkatlice düşünmek moot v.
(bir şeyi) dikkatlice gözden geçirmek debrief v.
belirsiz ve uzakta olanı dikkatlice gözlemlemek descry v.
(köşe) etrafında dikkatlice dönmek pie v.
dikkatlice bakmak consider [obsolete] v.
dikkatlice aramak feel v.
dikkatlice çalışmak sieve v.
dikkatlice bakmak spy v.
dikkatlice bakmak squiz v.
(artışı) dikkatlice yönetmek restrict v.
gizlice ve dikkatlice planlanmış deep-laid adj.
dikkatlice organize edilmiş orchestrated adj.
dikkatlice düşünülmüş raisonné [french] adj.
dikkatlice ilerleyen pedetentous [obsolete] adj.
dikkatlice inceleyerek scrutinizingly adv.
dikkatlice inceleyerek scrutinisingly adv.
Phrasals
dikkatlice süzmek case out v.
dikkatlice bakmak case out v.
yanından dikkatlice geçmek edge by (someone or something) v.
yavaşça ve dikkatlice hareket etmek ease into v.
birini bir yerde dikkatlice aramak scour something for someone v.
dikkatlice incelemek rake over v.
dikkatlice araştırmak rake over v.
dikkatlice aramak sift out v.
(iki veya daha çok kişi veya şey) dikkatlice yürümek step between (someone or something) v.
dikkatlice dokunmak dab at something v.
dikkatlice dokunmak dab at (something) v.
dikkatlice incelemek go through v.
dikkatlice denetlemek stand over v.
dikkatlice izlemek stand over v.
bir yazıda/metinde dikkatlice araştırmak strain through (something) v.
bir şeyi bir şeyden çok dikkatlice çıkarmak edge something out of something v.
bir şeyi bir şeyden çok dikkatlice çıkarmak edge somethingout v.
dikkatlice dinlemek hang on v.
birine/bir şeye dikkatlice bakmak case someone/something out v.
birini/bir şeyi dikkatlice süzmek case someone/something out v.
'-e dikkatlice dokunmak dab at v.
-den çok dikkatlice çıkarmak edge out of v.
dikkatlice çıkarmak ease on out v.
birini dikkatlice çıkarmak ease someone out v.
dikkatlice çıkarmak ease out v.
birini dikkatlice çıkarmak ease someone on out v.
yanından dikkatlice geçmek edge by v.
(birini/bir şeyi) dikkatlice indirmek ease (someone or something) down v.
birini dikkatlice bir şeyden/yerden çıkarmak ease someone out of something v.
dikkatlice çıkmak ease out v.
dikkatlice çıkmak ease on out v.
(bir şeyin) dikkatlice etrafını dolaşmak edge around (something) v.
birini dikkatlice bir şeyden/yerden çıkarmak ease someone out v.
(bir şey) üzerinde dikkatlice düşünmek meditate upon (something) v.
(bir şey) üzerinde dikkatlice düşünmek meditate on (something) v.
dikkatlice bakmak peer in v.
(bir şeye) dikkatlice bakmak peer into (something) v.
(bir şeye) dikkatlice bakmak peer in (something) v.
(bir şeyin) altına dikkatlice göz atmak peer underneath (something) v.
(bir şeye) dikkatlice göz gezdirmek peer over (something) v.
(bir şeyi) dikkatlice incelemek peer over (something) v.
altına dikkatlice göz atmak peer under v.
(bir şeye) dikkatlice göz atmak peer in (something) v.
daktiloda/klavyede yavaş ve dikkatlice yazmak peck out v.
(bir şeye) dikkatlice göz atmak peer into (something) v.
dikkatlice aramak scour for v.
(bir şeyi/bir yeri biri/bir şey) için dikkatlice aramak scour (something or some place) for (someone or something) v.
dikkatlice aramak scratch around v.
(bir yerden) dikkatlice çıkmak venture out of (some place) v.
(bir şeyi) dikkatlice taşımak/götürmek walk with (something) v.
(bir şeyle) dikkatlice yürümek walk with (something) v.
(bir şeyi) dikkatlice incelemek worry through (something) v.
Phrases
konuşmadan önce dikkatlice dinle be swift to hear, slow to speak expr.
Proverb
genelde yavaş ve dikkatlice yapılan şeyler iyi olur good and quickly seldom meet
en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz the best-laid schemes/plans
en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz the best-laid plans go astray
en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz the best-laid schemes go astray
en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz the best-laid plans of mice and men
en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz the best-laid schemes of mice and men
en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz the best-laid plans
Colloquial
yavaş ve dikkatlice telaffuz etmek sound out v.
şimdi dikkatlice dinle now listen carefully expr.
Idioms
dikkatlice düşünmeden varılan fikir/yargı a horseback opinion n.
dikkatlice ve ustaca yapılan ikna edici açıklama soft-shoe n.
dikkatlice seçmek cherry-pick v.
dikkatlice bakmak/izlemek have one's beady eye on someone v.
bir şeye uzunca ve dikkatlice bakmak take a long hard look at something v.
dikkatlice seçmek cherry-pick something v.
birşeyi dikkatlice izlemek watch something with an eagle eye v.
birşeyi dikkatlice izlemek watch something with eagle eyes v.
işleri dikkatlice ve sırasıyla yapmak/kitabına göre yapmak put one foot in front of the other v.
dikkatlice takip etmek keep a close eye v.
başına gelen bir şeyi dikkatlice düşünmek go over something in your mind v.
dikkatlice düşünmek have one's thinking cap on v.
ne hissettiğini dikkatlice düşünmek search (one's) soul v.
sakin ve dikkatlice düşünmek/incelemek take a long look at something v.
sakin ve dikkatlice düşünmek/incelemek take a hard look at something v.
sakin ve dikkatlice düşünmek/incelemek take a cool look at something v.
birini/bir şeyi dikkatlice gözlemlemek have your beady eye on somebody/something v.
birini/bir şeyi dikkatlice gözlemlemek keep a beady eye on somebody/something v.
(bir şeyi) dikkatlice değerlendirmek cast an eye on (something) v.
(bir şeye) dikkatlice bakmak get an eyeful (of something) [uk] v.
(bir şeye) dikkatlice bakmak have an eyeful (of something) [uk] v.
(bir şeye) dikkatlice bakmak get an eyeful (of something) [uk] v.
(bir şeye) dikkatlice bakmak have an eyeful (of something) [uk] v.
(birini/bir şeyi) dikkatlice gözlemlemek have (one's) beady eye on (someone or something) v.
(birini/bir şeyi) dikkatlice izlemek have a beady eye on (someone or something) v.
(birini/bir şeyi) dikkatlice izlemek have (one's) beady eye on (someone or something) v.
dikkatlice düşünmek have regard to something v.
dikkatlice bakmak have/get an eyeful v.
birini/bir şeyi dikkatlice gözlemlemek have your eye on somebody/something v.
(birini/bir şeyi) dikkatlice dinlemek lend (one's) ear (to someone or something) v.
(birini) dikkatlice dinlemek lend (someone) (one's) ear v.
dikkatlice ilerlemek make (one's) way through v.
(bir şeyde) dikkatlice ve yavaş ilerlemek take (something) slow v.
(birini/bir şeyi) dikkatlice izlemek watch (someone or something) with an eagle eye v.
karar vermeden önce dikkatlice düşün sleep on it expr.
Speaking
şartları dikkatlice okudum ve kabul ettim I have carefully read and agree to the terms and conditions expr.
şimdi dikkatlice beni dinle now listen to me carefully expr.
dikkatlice dinle listen carefully expr.
dikkatlice dinle listen closely expr.
Technical
dikkatlice gözden geçirmek inspect v.
Marine
yavaşça ve dikkatlice handsome [dialect] adv.
yavaşça ve dikkatlice handsomely adv.
Slang
birine/bir şeye dikkatlice bakmak case someone or something out v.
birini/bir şeyi dikkatlice süzmek case someone or something out v.