dilsel - Turco Inglés Diccionario

dilsel

Significados de "dilsel" en diccionario inglés turco : 4 resultado(s)

Turco Inglés
General
dilsel linguistic adj.
Cultural and linguistic diversity is a great source of wealth and offers enormous potential.
Kültürel ve dilsel çeşitlilik büyük bir zenginlik kaynağıdır ve muazzam bir potansiyel sunar.

More Sentences
Linguistics
dilsel linguistic adj.
Cultural and linguistic diversity is a great source of wealth and offers enormous potential.
Kültürel ve dilsel çeşitlilik büyük bir zenginlik kaynağıdır ve muazzam bir potansiyel sunar.

More Sentences
Anatomy
dilsel lingual adj.
dilsel glossal adj.

Significados de "dilsel" con otros términos en diccionario inglés turco: 70 resultado(s)

Turco Inglés
General
dilsel iletişim linguistic communication n.
dilsel normlar linguistic norms n.
dilsel coğrafya linguistic geography n.
dilsel işlem linguistic process n.
dilsel ilişki linguistic relation n.
sözcük, işaret veya dilsel ifade ile adlandırılan şey designatum n.
italyancadan ödünç alınan dilsel özellik italianism n.
dilsel davranış parole n.
dilsel değişime uğramak mutate v.
dilsel değişime uğratmak mutate v.
(dilsel kural veya matematik formülü) tekrar tekrar kullanılmak iterate v.
dilsel olmayan nonlinguistic adj.
dilsel olmayan non-linguistic adj.
dilsel bağlayıcı link adj.
dilsel olarak linguistically adv.
dilsel bir şekilde lingually adv.
dilsel ve anlamı veren ön ek glosso- pref.
dilsel ve anlamı veren ön ek gloss- pref.
Psychology
dilsel hiyerarşi linguistic hierarchy n.
dilsel evrensel linguistic universal n.
Logic
işaret, sözcük veya dilsel ifade ile bahsedilen nesne arasındaki ilişki designation n.
Education
işitsel dilsel dil öğrenme yöntemi audio lingual acquisition n.
Linguistics
dilsel toplulukta konuşmanın bölgesel ya da sosyal çeşitliliğinin toplum dilbilimi ya da fonksiyonellik kimliği içinde olması lect n.
dilsel biçim linguistic form n.
dilsel görecelik linguistic relativity n.
dilsel değişke linguistic variety n.
dilsel kültür yenilenmesi linguistic acculturation n.
dilsel topluluk linguistic community n.
dilsel azınlık linguistic minority n.
dilsel kazanım language achievement n.
dilsel edinç linguistic competence n.
dilsel görelilik linguistic relativity n.
dilsel dayanışma language loyalty n.
dilsel gelişim language achievement n.
dilsel işlevler language functions n.
dilsel bağlılık language loyalty n.
dilsel anlambilim linguistic semantics n.
dilsel ölçün linguistic norm n.
salt dilsel anlam locution n.
dilsel belirlemecilik linguistic determinism n.
dilsel tutum language attitude n.
dilsel topluluk speech community n.
sözel-dilsel zeka verbal-linguistic intelligence n.
dilsel bağlam linguistic context n.
dilsel eşdeğerlik linguistic equivalence n.
keldaniceye ait ifade ya da dilsel özellik chaldaism n.
dilsel topluluğun yetişkin üyelerinin olağan, kabul görmüş, kolayca anlaşılan konuşmasından farklı konuşma non-standard speech n.
dönüşüm yoluyla üretilen dilsel yapı transform n.
işitsel dilsel audio lingual n.
kelime, ifade veya diğer dilsel birimlerin başı ya da sonunda gerçekleşen kaynaşma, ses değişimi gibi dilbilgisi olayları edge effect n.
dilsel iletileri analiz etmeye yarayan doğal birim language unit n.
belirli bir dilde kullanılan dilsel birim ve unsurlardan oluşan sistem language system n.
dilsel iletileri analiz etmeye yarayan doğal birim linguistic unit n.
(pembrokeshire'da) galce konuşan kuzeyliler ve ingilizce konuşan güneyliler arasındaki dilsel ve etnik ayrım lansker line n.
dilsel olayları gözlemlenebilir biçimlere dayanarak kaydetme ve sınıflandırma şeklinde objektif bir metodoloji izleyen yaklaşım mechanism n.
dilsel bir formun bir dilden başka bir dile geçtiğinde uğradığı değişiklik modification n.
yidiş'e özgü dilsel özellik yiddishism n.
dilsel tipoloji linguistic typology n.
dilsel kural linguistic rule n.
dilsel profil çıkarma linguistic profiling n.
yalnızca bir birleşik sözcüğün parçası olarak var olan dilsel öğe combining form n.
bir dilin ses sistemine uyarlanmış dilsel biçim corruption n.
birden fazla bileşenli dilsel form constitute n.
dilsel yapının oluşumunun kısıtlanması constraint n.
dilsel biçimlerden meydana gelen anlamlı kombinasyon construction n.
dilsel birimin etrafında geliştirilen ve yorumlanmasına yardımcı olan söylem context of use n.
kendiliğinden meydana gelebilen dilsel biçim freeform n.
(dilsel formun) karakteristiğini teşkil etmek signal v.
eski (dilsel biçim) obsolete adj.
tüm öğeleri ortak olmayan (dilsel ifadeler) disjoint adj.