link - Turco Inglés Diccionario

link

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

link — Definition

Significado:
bağlantı, bağlamak
Pronunciación (IPA):
(AmE /lɪŋk/ – BrE /lɪŋk/)
Categoría gramatical:
İsim: link (links); Fiil: link (links – linked – linking)
Sinónimo:
connection, tie
Antónimos:
separation, disconnect

Significados de "link" en diccionario turco inglés : 79 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
link n. bağ
He maintained strong links with the art community.
Sanat camiasıyla güçlü bağlarını sürdürdü.

More Sentences
link n. bağlantı
A detective is looking into possible links between the two incidents.
Bir dedektif iki olay arasındaki muhtemel bağlantıları araştırıyor.

More Sentences
link v. bağlamak
A common interest linked them together.
Ortak bir ilgi alanı onları birbirine bağlıyordu.

More Sentences
link n. halka
General
link n. halka (zincir)
One of the links seems to have broken.
Görünüşe göre halkalardan biri kopmuş.

More Sentences
link n. bağlantı
A detective is looking into possible links between the two incidents.
Bir dedektif iki olay arasındaki muhtemel bağlantıları araştırıyor.

More Sentences
link n. link
Please click on the link to access the file.
Dosyaya erişmek için lütfen linke tıklayınız.

More Sentences
link n. bağlantı
A detective is looking into possible links between the two incidents.
Bir dedektif iki olay arasındaki muhtemel bağlantıları araştırıyor.

More Sentences
link v. bağlantı kurmak
Climate change is inextricably linked to carbon emissions.
İklim değişikliği karbon emisyonlarıyla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.

More Sentences
link v. birbirine bağlanmak
Too often in Europe, nationality and citizenship are indissolubly linked.
Avrupa'da çoğu zaman milliyet ve vatandaşlık ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlanmaktadır.

More Sentences
link v. ilişkilendirmek
Tony denied allegations linking him to the mob.
Tony kendisini mafya ile ilişkilendiren iddiaları reddetti.

More Sentences
link v. ilişkilendirmek
Tony denied allegations linking him to the mob.
Tony kendisini mafya ile ilişkilendiren iddiaları reddetti.

More Sentences
link v. bağlantı vermek
We had a list of people who linked to our website.
Web sitemize bağlantı veren kişilerin bir listesi vardı.

More Sentences
Technical
link n. bağlantı
A detective is looking into possible links between the two incidents.
Bir dedektif iki olay arasındaki muhtemel bağlantıları araştırıyor.

More Sentences
link v. birbirine bağlamak
Please can we link these two matters.
Lütfen bu iki konuyu birbirine bağlayabilir miyiz?

More Sentences
Computer
link n. bağ
He maintained strong links with the art community.
Sanat camiasıyla güçlü bağlarını sürdürdü.

More Sentences
link n. bağlantı
A detective is looking into possible links between the two incidents.
Bir dedektif iki olay arasındaki muhtemel bağlantıları araştırıyor.

More Sentences
Telecom
link n. bağlantı
A detective is looking into possible links between the two incidents.
Bir dedektif iki olay arasındaki muhtemel bağlantıları araştırıyor.

More Sentences
General
link n. irtibat
link n. radyo/tv link
link n. eklem
link n. zincir baklası
link n. ilişki
link n. rabıta
link n. kol düğmesi
link n. zincir halkası
link n. üzengi
link n. hat
link n. lüle
link n. bukle
link n. haberleşme kanalı
link n. nehrin kıvrılması
link n. su yolunun kıvrılması
link n. kıvrılan nehir veya su yolu tabanı
link n. bir tür salon dansı adımı
link n. el feneri
link n. el feneri tutma görevlisi
link v. birleşmek
link v. zincirlemek
link v. zincirlenmek
link v. eklemek
link v. ulamak
link v. birleştirmek
link v. hafifçe sekerek yürümek
link v. link vermek
link adj. zincirlerle ilgili
link adj. zincirlerden yapılmış
link adj. birleştirici
link adj. dilsel bağlayıcı
link adj. dine bağlı olmayan
Technical
link n. ara bağlantı parçası
link n. bakla
link n. bağ mafsal
link n. hat
link n. kapı iç kilit butonu
link n. mekanik tertibat
link n. mafsal
link n. oynak yer
link n. özellikle ziftten yapılan meşale
link n. oynak iki parçayı birbirine birleştiren parça
link n. palet baklası
link n. rotilli kol
link n. zincir baklası
link n. zincir halkası
link v. birleştirmek
Computer
link n. bağlantılama
link v. ilintilemek
link expr. bağla
link expr. bağlan
Telecom
link n. iletişim
Mechanic
link n. biyel
Automotive
link n. bakla
link n. bağlantı parçası
link n. süspansiyon kolu
Marine
link n. bakla
Gastronomy
link n. sosis kangalı
link n. sosis halkası
Military
link n. haberleşme irtibatı
link n. muhabere bağı

Significados de "link" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
link link n.
Please click on the link to access the file.
Dosyaya erişmek için lütfen linke tıklayınız.

More Sentences

Significados de "link" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
link of a chain n. bakla
connecting link n. ilgi
radio link n. radyolink
link file n. bağ dosyası
link mechanism n. bağlantı mekanizması
connecting link n. halka
link block n. ara takozu
auto link n. özdevimli bağ
connecting link n. bağlantı (iki şey arasındaki)
sleeve link n. kol düğmesi
causal link n. nedensel ilişki
causal link n. illiyet bağı
weakest link n. en zayıf halka
link theory n. bağlantı teorisi
cuff link n. kol düğmesi
causal link n. sebep-sonuç ilişkisi
cuff-link n. kol düğmesi
hyper-link n. hiper link
links and link-motion n. bağlantılar ve bağlantı hareketi
genetic link n. genetik bağlantı
chain-link fence n. tel örgü
close link n. yakın bağlantı
organic link n. organik bağ
close link n. yakın ilişki
below link n. alttaki bağlantı
link below n. alttaki bağlantı
link below n. aşağıdaki bağlantı
below link n. aşağıdaki bağlantı
weakest link n. sistemin başarısız olma veya sorun çıkarma olasılığı en yüksek parçası
missing link n. tercih edilen ara figür
missing link n. evrendeki kayıp kütlenin bir kısmının sebebi
missing link n. bir şeyin kayıp olan bütünleyici parçası
missing link n. hayvan türü veya grubu ile varsayılan ataları arasındaki evrimsel ara form
missing link n. değerli olan ara pozisyon
link [uk] n. arazi sırtı
link [obsolete] n. siyah boya
fixed link [canada] n. sabit güzergah geçişi
fixed link [canada] n. (köprü) sabit bağlantı
fixed link [canada] n. sabit ulaşım yolu
link up v. eklemek
link arms v. kol kola girmek
link up v. bağlanmak
link up v. birleştirmek
link up v. bağlantı kurmak
link up v. birleşmek
break up the link with somebody v. ipleri koparmak
link up v. bağlamak
have a link v. link almak
give a link v. link vermek
receive a link v. link almak
forge a link between v. arasında bağ kurmak
link [scotland] v. hızlı ve düzgün hareket etmek
link [dialect] [uk] v. kol kola yürümek
link [scotland] v. hızlı ve düzgün bir şekilde yürümek
link [dialect] [uk] v. koluna girmek
cross-link v. çapraz bağlar oluşturmak
cross-link v. çapraz bağlarla bağlamak
Phrasals
link to v. eşleştirmek
link up with v. katılmak
link up with v. birleşmek
link to v. ilişkilendirmek
link with v. birleştirmek
link together v. birleştirmek
link together v. ilişkilendirmek
link together v. eşleştirmek
link with v. eşleştirmek
link up to v. katılmak
link with v. ilişkilendirmek
link up to v. birleşmek
link to v. birleştirmek
link up with (someone or something) v. birinin/bir şeyin (biriyle/bir şeyle) arasında bağlantı kurmak
link up with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) bağlantı kurmak
link up with (someone or something) v. birinin/bir şeyin (biriyle/bir şeyle) arasında temas kurmak
link up with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) temas kurmak
link up with (something) v. (bir şeye) bağlanmak
link up with (someone or something) v. birini/bir şeyi (birine/bir şeye) bağlamak
link up with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) bağlantıya/temasa geçmek
contact with someone a link to someone v. biriyle görüşmek
contact with someone a link to someone v. biriyle temasa geçmek
contact with someone a link to someone v. biriyle iletişim kurmak
contact with someone a link to someone v. biriyle irtibat kurmak
link together (with someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) ilişkilendirmek
link with (something) v. (bir şeyle) bağlantı kurmak
link together (with someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) bağı olmak
link to (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) bağlantılı olmak
link with (someone) v. (biriyle) görüşmek
link to (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) ilişkilendirmek
link to (someone or something) v. (birilerini/bir şeyleri) birbirine bağlamak
link to (someone or something) v. (birine/bir şeye) bağlanmak
link with (someone or something) v. (birine/bir şeye) bağlamak
link together (with someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) birbirine bağlı olmak
link together (with someone or something) v. (birine/bir şeye) bağlı olmak
link with (someone) v. (biriyle) irtibata geçmek
link together (with someone or something) v. (birilerini/bir şeyleri) bir araya getirip bağlamak
link with (something) v. (bir şeyle) temas kurmak
link to (someone or something) v. (birileri/bir şeyler) arasında bağlantı kurmak
link with (something) v. (bir şeye) bağlanmak
link together (with someone or something) v. (birileri/bir şeyler) arasında bağlantı kurmak
link with (someone) v. (biriyle) konuşmak
link together (with someone or something) v. (birilerini/bir şeyleri) birbirine bağlamak
link with (someone) v. (biriyle) kontak kurmak
link to (someone or something) v. (birileri/bir şeyler) arasında ilişki kurmak
link (someone or something) up to (someone or something) v. (birini/bir şeyi birine/bir şeye) bağlamak
link with (someone) v. (biriyle) temas kurmak
link together (with someone or something) v. (birine/bir şeye) bağlamak
link to (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) ilişkili olmak
link with (someone) v. (biriyle) temasa geçmek
link with (someone) v. (biriyle) irtibat kurmak
link to (someone or something) v. (birine/bir şeye) bağlamak
link (someone or something) up to (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında bağlantı kurmak
link with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) arasında bağlantı kurmak
link together (with someone or something) v. (birileri/bir şeyler) arasında ilişki kurmak
Proverb
chain is no stronger than its weakest link bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür
a chain is only as strong as its weakest link zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür
a chain is no stronger than its weakest link bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür
Colloquial
missing link n. bir zamanlar insansılar ile insanlar arasındaki evrimsel boşluğu açıklayacağına inanılan varsayımsal primat
Idioms
weak link in the chain n. zincirin zayıf halkası
weak link in the chain n. zincirdeki zayıf halka
a weak link in the chain n. zincirin zayıf halkası
a weak link in the chain n. zincirdeki zayıf halka
a link in the chain n. bir aşama
link in the chain n. bir adım
a link in the chain n. bir adım
link in the chain n. bir aşama
link in the chain n. bir basamak
a link in the chain n. bir basamak
a link in the chain n. bir safha
link in the chain n. bir safha
a weak link in the chain n. zayıf halka
a weak link n. zayıf halka
the weak link n. zayıf halka
contact with a link to v. irtibat kurmak
contact with a link to v. temasa geçmek
contact with a link to v. görüşmek
contact with a link to v. iletişim kurmak
Trade/Economic
link financing n. bağlı finansman
index-link v. (maaş, vergi) enflasyonu bertaraf etmek için otomatik olarak geçim endeksine ayarlamak
Law
genuine link n. gerçek bağ
Advertising
text link n. metin link
text link n. metin bağlantı
Technical
hot link n. geçiş bağı
burroughs data link control n. burroughs veri hattı denetimi
microwave link n. mikrodalga bağlantısı
frame link n. şasi bağlantısı
studless link chain n. lokmasız baklalı zincir
bucket link n. kepçe bağlantısı
pump link n. pompa bağlantısı
spring link n. yaylı bağlantı
adjuster link n. ayar bağlantısı
forward link n. ileri bağlantı