dirty - Turco Inglés Diccionario

dirty

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dirty — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈdɝːti/ – BrE /ˈdɜːti/)
Categoría gramatical:
Sıfat: dirty; Fiil: dirty (dirties – dirtied – dirtying)
Sinónimo:
filthy, grimy
Antónimos:
clean, spotless

Significados de "dirty" en diccionario turco inglés : 97 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
dirty adj. pis
They left the house dirty after the party.
Partiden sonra evi pis bıraktılar.

More Sentences
dirty adj. kirli
Dirty hands are a breeding ground for germs.
Kirli eller mikropların üreme alanıdır.

More Sentences
dirty v. pisletmek
General
dirty v. kirletmek
All the clothes were dirtied after they were done with painting.
Boyama işi bittikten sonra tüm giysiler kirlenmişti.

More Sentences
dirty v. lekelemek
The gossips about her affair dirtied her reputation.
İlişkisi hakkındaki dedikodular itibarını lekeledi.

More Sentences
dirty adj. müstehcen
This is a dirty movie.
Bu müstehcen bir film.

More Sentences
dirty adj. kirli
Dirty hands are a breeding ground for germs.
Kirli eller mikropların üreme alanıdır.

More Sentences
dirty adj. açık saçık
He had better stop telling dirty jokes all the time.
Sürekli açık saçık şakalar yapmayı bıraksa iyi olur.

More Sentences
dirty adj. iğrenç
Don't give in to such a dirty method of interrogation.
Böyle iğrenç bir sorgulama yöntemine teslim olmayın.

More Sentences
dirty adj. edepsiz
You're really dirty.
Gerçekten edepsizsin.

More Sentences
dirty adj. kirleten
The dirty fumes pose a serious threat to the animals living in the area.
Çevreyi kirleten dumanlar bölgede yaşayan hayvanları ciddi anlamda tehdit etmektedir.

More Sentences
dirty adj. yozlaşmış
Only a dirty cop would shoot an unarmed man.
Sadece yozlaşmış bir polis silahsız birini vurur.

More Sentences
dirty adj. müptezel
She was a dirty girl who was into heavy drugs.
Ağır uyuşturucular kullanan müptezel bir kızdı.

More Sentences
dirty adv. hileli
Even his teammates dislike it when he plays dirty.
Takım arkadaşları bile onun hileli oynamasından hoşlanmıyorlar.

More Sentences
Sport
dirty adj. sportmence olmayan
The match was labelled as a dirty game because of the doped athletes.
Karşılaşma, dopingli sporcular nedeniyle sportmence olmayan bir maç olarak etiketlendi.

More Sentences
General
dirty v. pislenmek
dirty v. kirlenmek
dirty v. pislemek
dirty v. bulaştırmak
dirty v. batırmak
dirty v. asıl doğasını çarpıtarak küçük düşürmek
dirty adj. aşağılık
dirty adj. bulanık
dirty adj. kaka
dirty adj. muzur
dirty adj. alçak
dirty adj. fırtınalı
dirty adj. rezil
dirty adj. çepel
dirty adj. çirkin
dirty adj. sisli
dirty adj. terbiyesiz
dirty adj. bulaşık
dirty adj. galiz
dirty adj. ahlaksız
dirty adj. bozuk
dirty adj. murdar
dirty adj. (hava) bozuk
dirty adj. yolsuz
dirty adj. çepelli
dirty adj. lekeleyen
dirty adj. nahoş ve başkasına yarayan (iş)
dirty adj. alçakça davranışları gerektiren
dirty adj. adil oyun şartlarını ihlal eden
dirty adj. aşırı üzücü
dirty adj. çok kederli
dirty adj. saldırgan
dirty adj. tiksindirici
dirty adj. (deniz, kara veya hava) sert ve bulanık
dirty adj. bulutlu (renk veya ışık)
dirty adj. boğuk
dirty adj. ham
dirty adj. kötü niyetli
dirty adj. içerlemiş
dirty adj. küçümseyen
dirty adj. ürkütücü
dirty adj. küfürlü
dirty adj. ayıp
dirty adj. mahrem
dirty adj. kaba
dirty adj. nezaketsiz
dirty adj. öfke saçan
dirty adj. hoşnutsuzluk bildiren
dirty adv. pis bir şekilde
dirty adv. kirli bir şekilde
dirty adv. alçakça
dirty adv. kepazelikle
dirty adv. ahlaksızca
Colloquial
dirty adj. epey
dirty adj. aşırı
dirty adv. acımasızca
dirty adv. alçakça
dirty adv. vicdansızca
dirty adv. ahlaksızca
dirty adv. gizlice
dirty adv. sinsi bir şekilde
dirty adv. bayağı bir şekilde
Trade/Economic
dirty adj. müdahale edilmiş (kur dalgalanması)
Computer
dirty adj. daha büyük bir belleğe yeniden yazılması gerekli verileri içeren
Aeronautic
dirty adj. hava akımına doğru çıkıntıları olan (uçak)
Physics
dirty adj. çok miktarda serpinti yapan (atom/hidrojen bombası)
Military
dirty adj. bölgeyi düşük seviyeli radyasyonla kirletmeyi amaçlayan (bomba)
Sport
dirty adj. centilmenlik dışı
Printery
dirty adj. okunaksız (nüsha)
dirty adj. aşırı derecede düzeltme çizikleri içeren (metin)
dirty adj. hatalarla dolu (metin)
Ottoman Turkish
dirty adj. mülevves
dirty adj. necis
Slang
dirty n. pislik
dirty n. adilik
dirty n. hainlik
dirty adj. uyuşturucu kullanan
dirty adj. uyuşturucu bulunduran
dirty adj. kulak tırmalayıcı
dirty adj. gıcırtılı
dirty adj. rahatsız eden
dirty adj. pürüzlü

Significados de "dirty" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
dirty dishes n. bulaşık
become dirty v. kirlenmek
get dirty v. kirlenmek
General
dirty place n. çöplük
dirty end of the stick n. işin kötü tarafı
dirty trick n. pislik
dirty trick n. kancıklık
dirty trick n. hınzırlık
getting dirty n. kirlenme
dirty dog n. aşağılık kimse
dirty linen n. kirli çamaşır
dirty money n. kara para
dirty trick n. alavere dalavere
white but dirty n. ak kirpani
dirty trick n. alicengiz oyunu
dirty bomb n. kirli bomba
dirty business n. kirli iş
dirty trick n. kahpelik
dirty trick n. kalleşlik
dirty joke n. kötü şaka
dirty water n. kirli su
dirty water pump n. kirli su pompası
dirty sand n. pis kum
dirty water n. kirletilmiş su
dirty money n. pis ve kirli işler zammı
dirty fingernail n. kirli tırnak
dirty fingernail n. pis tırnak
dirty fingernail n. kirlenmiş tırnak
dirty environment n. kirli çevre
dirty jokes n. bel altı esprileri/şakaları
dirty trick n. üçkağıt
dirty word n. terbiyesiz söz
dirty room n. kirli oda
dirty diamond n. savaş bölgelerinde çıkarılan ve savaş düzenini finanse etmekte kullanılan elmas
dirty clothes n. kirliler/kirli elbiseler
dirty bra n. kirli sutyen
dirty words n. küfürlü konuşma
dirty and muddy water n. çirkef
dirty secret n. kirli sır
dirty surface n. kirli yüzey
dirty operation n. kirli operasyon
dirty hair n. kirli saçlar
dirty things n. kirli işler
dirty things n. kirli şeyler
dirty feet n. kirli ayaklar
dirty book n. kirli/pis kitap
dirty story n. kaba saba şaka
dirty linen n. (mecazen) kirli çamaşırlar
dirty word n. küfür
dirty story n. nezaketsiz espri
dirty word n. ayıp kelime
dirty word n. ağza alınmayacak laf
dirty joke n. bel altı şaka
wash one's dirty linen in public v. kirli çamaşırlarını ortaya dökmek
be very dirty v. pislik götürmek
air somebody's dirty linen in public v. ipliğini pazara çıkarmak
play a dirty trick on v. kancıklık etmek
get dirty v. bulanmak
dirty one's pants v. altını pisletmek
make dirty v. kirletmek
get dirty v. pislenmek
wash somebody's dirty linen in public v. ipliğini pazara çıkarmak
play a dirty trick on v. külah giydirmek
make dirty v. pisletmek
play a dirty trick v. alavere dalavere yapmak
play a dirty trick on v. kalleşlik etmek
air somebody's dirty laundry in public v. ipliğini pazara çıkarmak
become dirty v. pislenmek
play a dirty trick on somebody v. kalleşlik etmek
look dirty v. pis görünmek
remove dirty dishes/glasses/bottles from the table v. (masanın) boşlarını almak
remove dirty dishes/glasses/bottles from the table v. boşları almak
do dirty work v. pis iş yapmak
do dirty work v. kirli iş yapmak
do someone else's dirty works v. birinin kirli işlerini yapmak
very dirty adj. muşamba gibi
damp and dirty adj. izbe
dirty-minded adj. terbiyesiz
dirty-minded adj. aklı belden aşağı şakalara çalışan
quick-and-dirty adj. basit ve kalitesiz bir biçimde üretilen
quick-and-dirty adj. düşük kalite
down-and-dirty adj. açık saçık
down-and-dirty adj. mücadeleci
down-and-dirty adj. rekabetçi
down-and-dirty adj. müstehcen
down-and-dirty adj. iffetsiz
dirty-faced adj. yüzü kirlenmiş
the sheets are dirty expr. çarşaflar kirli
the room is dirty expr. oda kirli
the shower is dirty expr. duş kirli
the sink is dirty expr. lavabo kirli
the shower is dirty expr. banyo kirli
the washbasin is dirty expr. lavabo kirli
Phrasals
dirty something up v. bir şeyi kirletmek
Phrases
down and dirty adj. yalın
down and dirty adj. çıplak
down and dirty adj. açık saçık
down and dirty adj. perişan
down and dirty adj. süssüz
down and dirty adj. müstehcen
down and dirty adj. terbiyesiz
down and dirty adj. kötü halde
down and dirty adj. köhne
Proverb
(one) does not wash (one's) dirty linen in public (biri) her şeyini/özel hayatını herkesin içinde anlatmaz
(one) does not wash (one's) dirty linen in public (biri) kirli çamaşırlarını ortaya dökmez
do not wash your dirty linen in public özel aile sorunlarını ortalık yerde konuşma
do not wash your dirty linen in public kirli çamaşırlarını ortaya dökme
Colloquial
dirty work n. dürüst olmayan iş
dirty work n. gayrimeşru iş
dirty work n. pis iş
dirty work n. kirli iş
dirty deal n. üçkağıt
dirty deal n. kazık yeme
dirty deal n. haksız muamele
dirty deal n. kazık (yeme)
dirty crack n. kötü/kaba söz
dirty joke n. açık saçık espri
dirty-mouth n. küfürbaz
the dirty dozens n. şaka yollu laf dalaşı
the (dirty) dozens n. karşılıklı akrabalara söverek oynanan siyahi kökenli bir oyun
the dirty dozens n. sözlü atışma
dirty joke n. çok çirkin biri
dirty joke n. eciş bücüş biri
dirty joke n. suratsız biri
dirty joke n. aptal/beyinsiz biri
dirty joke n. çok tipsiz biri
dirty joke n. müstehcen şaka
dirty-mouth n. küfürlü konuşan kişi
the dirty dozens n. genellikle siyahi amerikalılar arasında şaka olarak birbirlerinin aile üyelerine hakaret ederek yapılan sözlü düello
dirty-mouth n. ağzı bozuk kişi
dirty joke n. ayıp şaka
dirty look n. tiksinme bakışı
dirty look n. küçümser bakış
dirty look n. ters bakış
dirty look n. kötü bakış
dirty look n. sinirli bakış
dirty money n. kirli para
dirty joke n. bel altı espri
dirty joke n. bel altı şaka
dirty-mouth v. biri hakkında olumsuz konuşmak
dirty-mouth v. biri hakkında kötü konuşmak
dirty-mouth v. birini kötülemek
dirty up v. -i kirletmek
do the dirty on [uk] v. acımasızca davranmak
do the dirty on [uk] v. nezaket göstermemek
do someone dirty v. birine adil davranmamak
down and dirty adj. yarım yamalak
down and dirty adj. yalap şalap
down and dirty adj. kıyasıya rekabetçi
dirty great/big [uk] adj. yığınla