duty - Turco Inglés Diccionario

duty

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

duty — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈduːti/ – BrE /ˈdjuːti/)
Categoría gramatical:
İsim: duty (duties)
Antónimos:
neglect, exemption

Significados de "duty" en diccionario turco inglés : 55 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
duty n. görev
Member States have a duty to specify and implement those obligations.
Üye Devletlerin bu yükümlülükleri belirleme ve uygulama görevi vardır.

More Sentences
duty n. vazife
It is our duty to report the incident to the police.
Bu olayı polise bildirmek bizim vazifemiz.

More Sentences
General
duty n. hizmet
Cinema 3 is our heavy duty model for 35 mm movie cameras.
Cinema 3, 35 mm film kameraları için ağır hizmet modelimizdir.

More Sentences
duty n. yükümlülük
However, we still have a duty to limit CO2 emissions as far as possible.
Ancak yine de CO2 emisyonlarını mümkün olduğunca sınırlama yükümlülüğümüz var.

More Sentences
duty n. ödev
Firstly, the Constitution sets forth the rights and duties of citizens.
İlk olarak, Anayasa vatandaşların hak ve ödevlerini ortaya koymaktadır.

More Sentences
duty n. vergi
The government put a duty on foreign cars.
Hükümet yabancı otomobillere vergi koydu.

More Sentences
duty n. görev
Member States have a duty to specify and implement those obligations.
Üye Devletlerin bu yükümlülükleri belirleme ve uygulama görevi vardır.

More Sentences
duty n. vazife
It is our duty to report the incident to the police.
Bu olayı polise bildirmek bizim vazifemiz.

More Sentences
duty n.
Yolanda has been neglecting her duties.
Yolanda işlerini ihmal ediyor.

More Sentences
Trade/Economic
duty n. gümrük vergisi
Minimum EU rates of duty are sensible and effective in tackling the scourge of smuggling.
AB'nin asgari gümrük vergisi oranları kaçakçılık belasıyla mücadelede mantıklı ve etkilidir.

More Sentences
duty n. görev
Member States have a duty to specify and implement those obligations.
Üye Devletlerin bu yükümlülükleri belirleme ve uygulama görevi vardır.

More Sentences
duty n.
Yolanda has been neglecting her duties.
Yolanda işlerini ihmal ediyor.

More Sentences
duty n. vazife
It is our duty to report the incident to the police.
Bu olayı polise bildirmek bizim vazifemiz.

More Sentences
duty n. vergi
The government put a duty on foreign cars.
Hükümet yabancı otomobillere vergi koydu.

More Sentences
Law
duty n. gümrük vergisi
Minimum EU rates of duty are sensible and effective in tackling the scourge of smuggling.
AB'nin asgari gümrük vergisi oranları kaçakçılık belasıyla mücadelede mantıklı ve etkilidir.

More Sentences
duty n. ödev
Firstly, the Constitution sets forth the rights and duties of citizens.
İlk olarak, Anayasa vatandaşların hak ve ödevlerini ortaya koymaktadır.

More Sentences
Sport
duty n. görev
Member States have a duty to specify and implement those obligations.
Üye Devletlerin bu yükümlülükleri belirleme ve uygulama görevi vardır.

More Sentences
General
duty n. itaat
duty n. yer
duty n. hürmet
duty n. sorumluluk
duty n. borç
duty n. saygı
duty n. vecibe
duty n. harç
duty n. resim
duty n. uhde
duty n. gümrük resmi
duty n. kapasite
duty n. güç
duty n. gümrük
duty n. yumuş
duty adj. görev olarak yerine getirilen
duty adj. görevde bulunan
duty adj. görevinin başında olan
duty adj. belirlenen işlerin sorumluluğunu alan
duty N. vergi/harç
Trade/Economic
duty n. gümrük resmi
duty n. gümrük vergisi ya da resmi
duty n. gümrük
duty n. harç
duty n. özellikle alkol ve tütün gibi belirli mallardan alınan resim
duty n. özellikle de alkol ve tütün gibi belirli mallardan alınan vergi
duty n. rüsum
duty n. resim
duty n. tarife
Law
duty n. gümrük resmi
Technical
duty n. bir makinenin ürettiği iş miktarı
Agriculture
duty n. ekili alan için gereken sulama suyu miktarı
Religious
duty n. papazın yerine getirmekle yükümlü olduğu görev
Military
duty n. muvazzaflık
duty n. faal askeri hizmet
Art
duty n. varlıkların doğadaki görünüşlerinin kalem veya fırça gibi araçlarla kağıt üzerinde yapılan biçimleri
Photography
duty n. fotoğraf
Engineering
duty n. (su pompası gibi düzeneklerde) toplam verimlilik göstergesi

Significados de "duty" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
duty-free adj. gümrüksüz
General
legal duty n. yasal sorumluluk
fundamental duty n. asli görev
fatigue duty n. angarya
breach of duty n. görevi yapmama
civil duty n. sivil hizmet
sense of duty n. vazife şuuru
export duty n. ihracat vergisi
official duty n. memuriyet
civic duty n. vatandaşlık görevi
guard duty n. nöbet
tonnage duty n. tonaj vergisi
guard duty n. nöbet hizmeti
a binding duty n. boyun borcu
light duty trucks n. kamyonet
import duty n. ithal harcı
binding duty n. farz
turn of duty n. nöbet
religious duty n. farz
duty officer n. nöbetçi subayı
light duty n. hafif iş
night duty n. gece nöbeti
watchman's duty n. bekçilik
death duty n. veraset vergisi
pharmacy on duty n. nöbetçi eczane
duty of paying wages n. ücret ödeme borcu
filial duty n. evlatlık görevi
light duty truck n. hafif hizmet kamyonu
line duty n. sınır işi
sense of duty n. görev anlayışı
additional duty n. ek görev
duty to disclose n. bildirme görevi
the duty imposed n. verilen görev
national duty n. milli görev
duty in the armed forces n. askerlik görevi
military duty n. askerlik görevi
assignment of duty n. görev taksimi
on duty officer n. nöbetçi memur
duty towards n. -e karşı sorumluluk
death-duty n. veraset vergisi
death-duty n. kalıtım vergisi
change of duty n. görev değişikliği
primary duty n. temel görev
duty cycle n. görev döngüsü
bounden duty n. zorunlu görev
religious duty n. dini vecibe
duty of loyalty n. vefa borcu
duty of loyalty n. sadakat borcu
off-duty use n. iş/görev dışında kullanma
place of duty n. görev yeri
duty of care n. yasal yükümlülük
duty cut n. vergi kesintisi
duty free shop n. gümrüksüz mallar mağazası
duty of care n. özen borcu
court on duty n. nöbetçi mahkeme
duty of confidentiality n. gizlilik mükellefiyeti
the human duty n. insanlık görevi
duty of respect n. saygı (gösterme) sorumluluğu
duty holder n. görevli
active duty n. askerlik hizmeti
tdy (temporary duty) n. geçici görev
duty period n. çalışma saati
duty period n. çalışma süresi
duty period n. mesai saati
duty call n. görev ziyareti
duty call n. mecburi ziyaret
picket duty n. nöbet
picket duty n. grev
picket duty n. eylem
rotating duty n. dönüşümlü görev
severe duty (vehicle) n. sert/ileri derecede ağır hizmete uygun (araç)
call for war duty v. savaş görevine çağırmak
be on duty v. nöbetçi olmak
be on duty for the day v. nöbetçi olmak
do one's duty v. görevini yerine getirmek
free from duty v. görevden bağımsız kılmak
relieve of duty v. görevden almak
not to take over the duty v. üstünden atmak
call for duty v. göreve çağırmak
perform duty v. görmek
be on guard duty v. nöbet tutmak
assign a duty v. görev vermek
allocate a duty v. görev vermek
be on duty v. nöbet tutmak
be appointed (to a duty or office) v. tayini çıkmak
be appointed (to a duty or office) v. tayin olmak
be suspended from one's duty v. görevinden alınmak
resume one's duty v. görevine dönmek
charge somebody with duty v. görev vermek
return to one's duty v. görevine dönmek
impose duty v. görev vermek
be suspended from one's duty v. açığa alınmak
assign duty v. görev vermek
perform a duty v. görev görmek
carry out a duty v. görev yapmak
do a duty v. görev görmek
do a duty v. görev yapmak
carry out a duty v. görev gerçekleştirmek
fulfil a duty v. görev görmek
perform a duty v. görev yapmak
transfer duty v. görev devretmek
shirk one's duty v. görevini yerine getirmemek
shirk one's duty v. görevini yerine getirememek
shirk one's duty v. sorumluluğunu yerine getirmemek
undertake as a duty v. görev edinmek
take something on as a duty v. görev edinmek
duty-bound v. manen kendini borçlu hissetmek
be on duty v. görevde olmak
fulfil a duty v. görev yapmak
fulfil a duty v. bir görevi ifa etmek
fulfil a duty v. görevi yerine getirmek
be one's duty to v. boynunun borcu olmak
pay duty v. gümrük vergisini ödemek
exempt from duty v. gümrükten muaf olmak
take it as one's duty v. görev bilmek
take it as one's duty v. gayret etmek
be killed in line of duty v. görevi başında öldürülmek
fulfil a duty v. görevi yapmak
fulfil a duty v. görevi gerçekleştirmek
fulfil a duty v. bir vazifeyi ifa etmek
be on duty v. görevde bulunmak
be killed in the line of duty v. görevi sırasında öldürülmek
be killed in the line of duty v. görevi esnasında öldürülmek
go off duty v. işten çıkmak
volunteer for sentry duty v. nöbet tutmak için gönüllü olmak
do one's duty v. görevini yapmak
begin active duty v. aktif göreve başlamak
carry out (his/her) duty v. görevini yürütmek
take it as one's duty to v. görev kabul etmek
on duty adj. görevli
on duty adj. nöbetçi
heavy-duty adj. ağır iş
off duty adj. serbest
free from duty adj. görevden muaf
on duty adj. vazifeli
on duty adj. vazife başında
off duty adj. izinli
heavy-duty adj. ağır yük
all-duty adj. çok amaçlı
heavy-duty adj. ağır iş için elverişli
duty-bound adj. görevine bağlı
duty-paid adj. gümrük ücreti ödenmiş
duty-free adj. duty-free
duty-bound adj. vazifesine müdrik
heavy-duty adj. dayanıklı
off duty adj. görevi bitmiş
duty paid adj. gümrüğü ödenmiş
off-duty adj. görevde olmayan
light-duty adj. hafif hizmet
heavy-duty adj. çok ciddi