emsal - Turco Inglés Diccionario

emsal

Significados de "emsal" en diccionario inglés turco : 33 resultado(s)

Turco Inglés
General
emsal precedent n.
Do we really want today to set such an extraordinary precedent?
Bugün gerçekten böyle olağanüstü bir emsal oluşturmayı istiyor muyuz?

More Sentences
emsal precedents n.
And the precedents have shown us that there were no major risks.
Ve emsaller bize büyük riskler olmadığını gösterdi.

More Sentences
emsal exemplary adj.
Hers was an exemplary punishment.
Onunki bir emsal cezaydı.

More Sentences
emsal exemplary adj.
Hers was an exemplary punishment.
Onunki bir emsal cezaydı.

More Sentences
Trade/Economic
emsal precedents n.
And the precedents have shown us that there were no major risks.
Ve emsaller bize büyük riskler olmadığını gösterdi.

More Sentences
Law
emsal precedent adj.
Do we really want today to set such an extraordinary precedent?
Bugün gerçekten böyle olağanüstü bir emsal oluşturmayı istiyor muyuz?

More Sentences
Politics
emsal precedent n.
Do we really want today to set such an extraordinary precedent?
Bugün gerçekten böyle olağanüstü bir emsal oluşturmayı istiyor muyuz?

More Sentences
General
emsal equals n.
emsal fellow n.
emsal similars n.
emsal equal n.
emsal peer n.
emsal compeer n.
emsal coefficient n.
emsal factor n.
emsal module n.
emsal counterpart n.
emsal calendar [old-fashioned] n.
emsal example n.
emsal match n.
emsal mate n.
emsal lead n.
emsal brief n.
emsal moral n.
emsal pace n.
emsal byword n.
emsal praxis n.
emsal equal to adj.
emsal paradigmatic adj.
emsal paradigmatical adj.
Trade/Economic
emsal coefficient n.
Technical
emsal factor n.
Physics
emsal modulus n.

Significados de "emsal" con otros términos en diccionario inglés turco: 93 resultado(s)

Turco Inglés
General
iç emsal internal precedent n.
emsal olmayanlar unequal n.
emsal teşkil eden cezaya çarptırılmış kimse example n.
emsal ceza example n.
emsal ceza object lesson n.
çarpıcı emsal concentrate n.
emsal teşkil eden kadın first lady n.
emsal teşkil etmek serve as a model v.
emsal teşkil etmek set a precedent v.
emsal göstermek point to a precedent v.
emsal oluşturmak serve as a model v.
emsal oluşturmak set an example v.
emsal olmak serve as a model v.
emsal olmak set an example v.
emsal oluşturmak establish a precedent v.
emsal olmak establish a precedent v.
emsal teşkil etmek establish a precedent v.
emsal olmak set a precedent v.
emsal vermek paradigmatize [obsolete] v.
emsal vermek paradigmatise [obsolete] v.
emsal durum üzerinden açıklamak precedent v.
emsal olarak sergilemek precede v.
emsal teşkil ederek precedentedly adv.
Colloquial
farklı emsal classic n.
Idioms
amerikan yaşam tarzına, ilgi alanlarına, düşünce yapısına emsal american as apple pie adj.
amerikan yaşam tarzına, ilgi alanlarına, düşünce yapısına emsal american as apple pie adj.
Trade/Economic
emsal değeri value of equal n.
emsal değer equivalence value n.
emsal değerlendirmesi peer assessment n.
emsal bedel imputed cost n.
emsal değerlendirme kurallar dizini peer assessment procedure n.
emsal değerlendirme peer assessment n.
emsal değerlendirme peer review n.
emsal değerlendirme peer evaluation n.
emsal bedeli equivalent of precedent n.
emsal bedeli precedent value n.
emsal değeri equivalence value n.
emsal değeri imputed value n.
emsal gelir imputed income n.
emsal pay oranı equal share rate n.
emsal fiyat arm’s length price n.
emsal şirketler peer companies n.
emsal şirketler grubu peer universe n.
emsal şirketler grubu peer companies n.
emsal şirketler peer universe n.
emsal şirketlerin verilerinden yararlanılarak yapılan çalışma peer universe n.
emsal kurumlar grubu peer companies n.
emsal kurumlar grubu peer universe n.
emsal koşullar conditions precedent n.
emsal faiz oranı imputed rate of interest n.
emsal maliyet imputed costs n.
emsal bedel value of equal n.
emsal kira geliri imputed rental income n.
emsal değer illustrative value n.
emsal yöntemi market approach n.
(şirkette) elde edilen uygun koşulları daha büyük imtiyazlar için emsal veya koz olarak kullanmak whipsaw v.
Law
bağlayıcı emsal karar binding prejudication precedent n.
emsal karar prejudication n.
emsal dava test case n.
alt mahkemenin emsal karara uyma zorunluluğu stare decisis n.
emsal değeri precedent value n.
emsal bedeli precedent value n.
emsal hüküm leading case n.
emsal karar leading case n.
emsal kararı içermeyen dava case of first impression n.
emsal kararlara dayanan hukuk case law n.
emsal kararlara dayanan hukuk decisional law n.
emsal kararlara dayanan hukuk judicial precedent n.
emsal kararı precedent n.
emsal karar precedent n.
emsal mahkeme kararlarına göre hüküm verme öğretisi stare decisis n.
emsal teşkil eden dava test case n.
emsal dava test suit n.
emsal dava precedent case n.
emsal kira bedeli imputed rental value n.
emsal karar precedent n.
(abd) yasalara ilave olarak konan adli kurallar ve emsal kararlar chancery n.
emsal teşkil eden dava test suit n.
emsal dava test suit n.
gelecekteki benzer olayların nasıl çözüleceğine dair emsal oluşturan yasal karar landmark decision n.
emsal karar landmark decision n.
yasanın davanın belirli unsurlarına nasıl uygulanacağını belirten ve gelecekteki benzer vakalar için emsal teşkil edebilecek mahkeme görüşü kısmı holding n.
yasanın davanın belirli unsurlarına nasıl uygulanacağını belirten ve gelecekteki benzer vakalar için emsal teşkil edebilecek mahkeme görüşleri holdings n.
emsal teşkil etmek precedent v.
emsal niteliği taşıyan precedential adj.
emsal niteliği taşıyan precedent adj.
Politics
emsal tarama peer review n.
gönüllü emsal gözden geçirme süreci voluntary peer review process n.
emsal gözden geçirme peer review n.
ülkenin sahipliğinde emsal gözden geçirme country-owned peer review n.
Construction
emsal iskan değerlendirme gentrification n.
Military
balistik emsal ballistic coefficient n.
Archaic
emsal kabul etmek paragon v.