erozyon - Turco Inglés Diccionario

erozyon

Significados de "erozyon" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
erozyon erosion n.
The heavy rain has caused severe erosion on the hillside.
Şiddetli yağmur yamaçta ağır bir erozyona sebep oldu.

More Sentences
General
erozyon erosion n.
The heavy rain has caused severe erosion on the hillside.
Şiddetli yağmur yamaçta ağır bir erozyona sebep oldu.

More Sentences
Construction
erozyon erosion n.
The heavy rain has caused severe erosion on the hillside.
Şiddetli yağmur yamaçta ağır bir erozyona sebep oldu.

More Sentences
Agriculture
erozyon erosion n.
The heavy rain has caused severe erosion on the hillside.
Şiddetli yağmur yamaçta ağır bir erozyona sebep oldu.

More Sentences
Environment
erozyon erosion n.
The heavy rain has caused severe erosion on the hillside.
Şiddetli yağmur yamaçta ağır bir erozyona sebep oldu.

More Sentences
Meteorology
erozyon erosion n.
The heavy rain has caused severe erosion on the hillside.
Şiddetli yağmur yamaçta ağır bir erozyona sebep oldu.

More Sentences
General
erozyon wash n.
erozyon washout n.
erozyon scouring n.
erozyon scour n.
Trade/Economic
erozyon soil erosion n.
Technical
erozyon denudation n.

Significados de "erozyon" con otros términos en diccionario inglés turco: 109 resultado(s)

Turco Inglés
General
erozyon sekisi erosion terrace n.
aşınma veya erozyon nedeniyle aşınmış nokta worn spot n.
erozyon ile taşınmış (drenaj sistemi) superimposed adj.
(drenaj sistemi veya nehir) erozyon ile taşınan superimposed adj.
erozyon ile birlikte akıp giden (nehir) superimposed adj.
Trade/Economic
finansal erozyon financial erosion n.
Institutes
ağaçlandırma ve erozyon kontrolü genel müdürlüğü general directorate of erosion control and forestation n.
Technical
jeolojik erozyon geologic erosion n.
gerileyici erozyon headward erosion n.
geriye doğru erozyon regressive erosion n.
yanal erozyon lateral erosion n.
yüzeysel erozyon sheet erosion n.
tel erozyon wire erosion n.
normal erozyon geologic erosion n.
su ile erozyon water erosion n.
tabii erozyon geologic erosion n.
erozyon nedeniyle kayaların aşınması degradation n.
erozyon başlangıcı incipient erosion n.
erozyon kontrolü erosion control n.
hızlandırılmış erozyon accelerated erosion n.
erozyon katsayısı katsayısı erosion coefficient n.
iç erozyon subterranean erosion n.
erozyon sathı erosion surface n.
erozyon hızı rate of erosion n.
elektro erozyon ile işleme electrical discharge machining (edm) n.
hızlanmış erozyon abnormal erosion n.
elektro erozyon makinesi electric-erosion machine n.
erozyon hızı scouring velocity n.
gevrek erozyon davranımı brittle erosion behaviour n.
dalma erozyon tezgahı sinking erosion machine n.
Mechanic
elektro erozyon ile işleme spark eroding n.
elektro erozyon ile işleme electrical discharge machining n.
elektro erozyon ile işleme spark machining n.
elektro erozyon ile işleme spark erosion n.
elektro-erozyon electrical discharge machining n.
elektro-erozyon spark erosion n.
elektro-erozyon spark eroding n.
elektro-erozyon spark machining n.
Construction
yüzeysel erime veya erozyon ablation n.
Marine
kıyı erozyon felaketleri beach erosion disasters n.
erozyon ve dalga etkisiyle kumsalda oluşan dik eğimler beach scarp n.
erozyon tarafından aşındırılmış bölgenin doldurularak su üstüne çıkarılması raised abrasion platform n.
erozyon kontrolü erosion control n.
Medical
servikal erozyon cervical erosion n.
Pathology
serviks uterinin erozyon ve ektropiyonu erosion and ectropion of cervix uteri n.
erozyon sonrası sifiloid posterosive syphiloid adj.
Chemistry
erozyon korozyonu erosion corrosion n.
Biology
genetik erozyon genetic erosion n.
Botanic
süs olarak ve erozyon kontrolünde yaygın kullanılan mor çiçekli bir asya çalısı ezo-yama-hagi n.
süs olarak ve erozyon kontrolünde yaygın kullanılan mor çiçekli bir asya çalısı bicolor lespediza n.
süs olarak ve erozyon kontrolünde yaygın kullanılan mor çiçekli bir asya çalısı lespedeza bicolor n.
Agriculture
erozyon örtü bitkileri cover crops n.
erozyon amili erosive agent n.
hızlanmış erozyon accelerated erosion n.
erozyon devridaimi erosion cycle n.
dahili erozyon internal erosion n.
erozyon yağışı erosive raining n.
yapısal erozyon kontrolü structural erosion control n.
suyun yüzeyden akıp gitmesini ve erozyon oluşumunu engellemek için arazinin çevresindeki faaliyetlere ait contour adj.
suyun yüzeyden akıp gitmesini ve erozyon oluşumunu engellemek için arazinin çevresindeki faaliyetlerde kullanılan contour adj.
Forestry
erozyon kontrolü erosion control n.
Social Sciences
kültürel erozyon cultural erosion n.
Environment
erozyon kontrol planlaması planning for erosion control n.
erozyon yüzeyi erosion surface n.
hızlanmış erozyon accelerated erosion n.
sahil erozyon kontrolu beach erosion control n.
erozyon vadisi erosion valley n.
erozyon kontrol çalışması erosion control works n.
erozyon kontrol düzenlemeleri regulation for erosion control n.
erozyon riski erosion risk n.
erozyon kontrol işleri erosion control works n.
erozyon sebebiyle aşınarak insan yapımı bir esere benzemiş taşlık tepe oluşum monument n.
erozyon döngüsünün son aşaması old age n.
toprak yüzeyinin çeşitli yapılarca bölündüğü bir erozyon türü dissection n.
(erozyon döngüsünde) başlangıç evresi infancy n.
(erozyon döngüsünde) ilk evre infancy n.
düz yüzeyler oluşturan erozyon süreci planation n.
erozyon sonucu açığa çıkan denuded adj.
erozyon sonucu aşınan denuded adj.
Geography
buzul tarfından oluşturulan erozyon izi glacial scar n.
erozyon kumu blown sand n.
erozyon döküntüsü detritus n.
erozyon eğimi erosion slope n.
erozyon sekisi erosion terrace n.
erozyon yamacı erosion slope n.
erozyon ve rüsubat kontrolü erosion and sediment control n.
bölgenin erozyon nedeniyle neredeyse taban seviyesine indirgenmesi topographic old age n.
(yeryüzü şekillerini) erozyon ile değiştirmek sculpture v.
(yeryüzü şekillerini) erozyon ve toprak birikintisi ile değiştirmek sculpture v.
erozyon döngüsünün menderesler veya engebelerle karakterize edilen orta safhasında olan (nehir vadisi veya arazi) mature adj.
erozyon döngüsü gibi jeolojik etmenlerde meydana gelen değişimlerin maksimum etkililikte olduğu orta evreye ait mature adj.
erozyon nedeniyle çoraklaşmış galled adj.
(erozyon döngüsünün son aşamasındaki bir akarsu) tortu taşıması nedeniyle güç kaybetmiş decrepit adj.
Geology
erozyon döngüsü cycle of erosion n.
erozyon taban seviyesi base level of erosion n.
erozyon ovası peneplain n.
jeolojik erozyon geological erosion n.
dikey erozyon erosional downcutting n.
dikey erozyon vertical erosion n.
dikey erozyon downward erosion n.
dikey erozyon downcutting n.
dağ zincirinden oluşmuş erozyon materyali molasse n.
erozyon tahmin projesi erosion prediction project n.
yüksek rakımlardaki geniş düzlüklerde meydana gelen erozyon altiplanation n.
erozyon döngüsünün ilk aşaması youth n.
akarsuyun erozyon döküntüsü taşıma kapasitesi competence n.
tümü neredeyse aynı eğimde olan tortul kayaç tabakasında genellikle erozyon nedeniyle kırılma disconformity n.
ileri erozyon aşamasına ulaşmış aged adj.
erozyon döngüsünün sonuna yaklaşan senicide adj.