fiilen - Turco Inglés Diccionario

fiilen

Significados de "fiilen" en diccionario inglés turco : 15 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
fiilen de facto adv.
They are thus de facto both judge and judged after the prospectuses have been inspected.
Dolayısıyla, izahnameler denetlendikten sonra fiilen hem yargıç hem de yargılayıcı konumundadırlar.

More Sentences
fiilen actually adv.
The EU is involved, then, but it is the UN that is responsible for actually carrying out the work.
O halde AB işin içindedir, ancak işin fiilen yürütülmesinden sorumlu olan BM'dir.

More Sentences
General
fiilen virtually adv.
There are over 120 ministers who only exist because they are virtually stipulated in the Dayton Agreement.
Sadece Dayton Anlaşmasında fiilen öngörüldükleri için var olan 120'den fazla bakan var.

More Sentences
Latin
fiilen de facto adv.
They are thus de facto both judge and judged after the prospectuses have been inspected.
Dolayısıyla, izahnameler denetlendikten sonra fiilen hem yargıç hem de yargılayıcı konumundadırlar.

More Sentences
General
fiilen virtual adj.
fiilen efficaciously adv.
fiilen ipsofacto adv.
fiilen really adv.
fiilen bodily adv.
fiilen done [dialect] adv.
fiilen soothfast adv.
Law
fiilen in specie expr.
Latin
fiilen defacto adj.
fiilen ipso facto expr.
Archaic
fiilen soothfastly adv.

Significados de "fiilen" con otros términos en diccionario inglés turco: 40 resultado(s)

Turco Inglés
General
fiilen serbest dolaşım de facto free movement n.
resmen kabul edilmemiş fakat fiilen olmuş bir şey virtual n.
fiilen var olandan fazla konaklama yeri satma uygulaması overbooking n.
birdenbire saldırmak (fiilen) round on v.
yerinde olmamak (fiilen) be out of place v.
fiilen teşkil etmek activate v.
fiilen kullanılabilir hale getirmek develop v.
fiilen rehin vermek compromit [obsolete] v.
fiilen ve aktif olarak yapılan practical adj.
fiilen çalışır durumdayken (ödenek alma) wae (while actually employed) [us] abrev.
Colloquial
fiilen bir şey yapmış been and gone and done it expr.
Trade/Economic
fiilen elinde bulundurma possession in deed n.
fiilen ödenen ücret actual wage n.
siparişin fiilen yerine getirilmesi execution n.
fiilen vazife gören acting adj.
Law
memuriyetin fiilen terki abandonment of office n.
bir geminin fiilen mürettebatının yönetiminden çıkması durumu quasi derelict n.
fiilen sahiplik seizin in deed n.
fiilen zilyetlik seizin in deed n.
fiilen kötülük express malice n.
fiilen devralan assignee in fact n.
fiilen devrolunan assignee in fact n.
fiilen temlik olunan assignee in fact n.
fiilen temellük eden assignee in fact n.
suçun fiilen varlığını ispatlayan unsur actus reus n.
hindistan'da toprak gelirinin doğrudan ryotlara (araziyi fiilen işleten işletmecilere) ödendiği bir vergi sistemi raiyatwari n.
hindistan'da toprak gelirinin doğrudan ryotlara (araziyi fiilen işleten işletmecilere) ödendiği bir vergi sistemi ryotwari n.
fiilen ödemek pay in specie v.
fiilen çalışan acting adj.
Politics
fiilen mülteciler de facto refugees n.
fiilen mülteci de facto refugee n.
devletlerin fiilen birbirine saldırmadığ ancak uzaktan yürüttüğü savaş türü proxy war n.
hukuken veya fiilen in law or in fact expr.
Tourism
fiilen işletilen yatak actually operated bed n.
Technical
fiilen durgunluk virtual standstill n.
Automotive
enjektörün fiilen açık kaldığı süre injector actually open n.
Military
fiilen kullanılmayan yatak yerleri latent reserve beds n.
askerlerce fiilen yerine getirilmeyen hizmetler için ödeme alma suçu mortpay n.
Theatre
fiilen kullanılabilir durumdaki (tiyatro salonu, binası) practicable adj.
Latin
zilyetliğin fiilen kesilmesi usurpartio n.