for life - Turco Inglés Diccionario

for life

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "for life" en diccionario turco inglés : 4 resultado(s)

Inglés Turco
General
for life adv. ömür boyu
Since 1999 he has been president for life.
1999'dan beri ömür boyu başkan.

More Sentences
for life adv. bir ömür boyu
for life adv. hayat boyunca
for life adv. bütün yaşamı boyunca

Significados de "for life" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
income for life n. ömür boyu gelir
general directorate for national parks and wild life n. milli parklar ve yaban hayatı genel müdürlüğü
struggle for life n. yaşam savaşı
make fit for domestic life n. ev hayatı için uygun hale getir
income for life n. yaşam boyu gelir
struggle for life n. hayat mücadelesi
struggle for life n. yaşam mücadelesi
fight for life n. yaşam kavgası
zest for life n. yaşam sevinci
zest for life n. yaşama sevinci
life for rent n. kiralık hayat
association for supporting and developing social life n. sosyal yaşamı destekleme ve geliştirme derneği
a job for life n. hayat boyu yapılan iş
make life miserable for v. birinin ensesinde boza pişirmek
run for one's life v. kaçıp kurtulmak
make life miserable for v. birine çok çektirmek
strive for one's life v. can derdine düşmek
struggle for one's life v. can derdine düşmek
fight for one's life v. can derdine düşmek
a fight for life v. yaşam savaşı vermek
fear for one's life v. ecel teri dökmek
give one's life for v. kurban olmak
make life unbearable for v. dünyayı dar etmek
make life unbearable for someone v. dünyayı dar etmek
live in fear for one's life v. ölüm korkusuyla yaşamak
live in fear for one's life v. öldürülme korkusuyla yaşamak
make life very miserable for (someone) v. sürüm sürüm süründürmek
make life unbearable for v. dünyayı başına dar etmek
make life unbearable for v. dünyayı zehir etmek
make life a living hell for v. dünyayı haram etmek
(for one´s life) to last long enough v. ömrü vefa etmek
(for one´s life) to last long enough v. ömrü yetmek
struggle for one's life v. yaşam savaşı vermek
fight for one's life v. yaşam savaşı vermek
make life miserable for someone v. birisinin hayatını zindan etmek
make life miserable for someone v. hayatı çekilmez yapmak
make a good life for oneself v. kendine iyi/güzel bir hayat kurmak
need professional care for the rest of one's life v. hayatının geri kalan kısmında profesyonel bakıma ihtiyaç duymak
be paralyzed from the waist down for the rest of one's life v. hayatının geri kalanı boyunca belden aşağısı felç olarak kalmak
prepare someone for life v. (birini) hayata hazırlamak
commissioned for life adj. kaydı hayat ile vazifelendirilmiş
commissioned for life adj. ömür boyu görevlendirilmiş
sealed for life adj. açılmamak üzere mühürlenmiş
commissioned for life adj. yaşadığı müddetçe görevli
sealed-for-life adj. açılmamak üzere mühürlenmiş
bag-for-life [uk] adj. uzun ömürlü alışveriş torbası
for dear life adv. can havli ile
for one's life adv. can havli ile
for dear life adv. hayatını kurtarmak için
for dear life adv. bütün kuvvetiyle
for one's life adv. canla başla
for the rest of one's life adv. ömrünün geri kalanında
for the remainder of one's life adv. ömrünün geri kalanında
for all of life's occasions adv. yaşamın tüm anları için
for the first time in his life adv. hayatında ilk defa
Colloquial
for the rest of his life n. hayatının geri kalanını
bffl (best friend for life) n. can dostu
bffl (best friend for life) n. ömürlük arkadaş
bffl (best friend for life) n. ayrılmaz ikili
bffl (best friend for life) n. can ciğer dost
bffl (best friend for life) n. en yakın arkadaş
make life difficult (for somebody) v. (biri için) hayatı zorlaştırmak
make life difficult (for somebody) v. (birinin) hayatında problem, baskı, stres yaratmak
make life difficult (for somebody) v. (birinin) hayatını zorlaştırmak
for dear life expr. hayatı için
for dear life expr. bir canı var onu korumak için
for dear life expr. canını korumak için
for the life of one expr. ne kadar uğraşsam da
for the life of one expr. o kadar uğraşmama rağmen
life was hard for them expr. hayat onlar için zordu
for once in my life expr. hayatımda bir kez olsun
for dear life expr. hayatı pahasına
for a large portion of my life expr. hayatımın büyük bir bölümünde
for the rest of her life expr. hayatının geri kalanını
for once in your life you listen to your father expr. hayatında bir kez olsun babanı dinle
for the first time in my life expr. hayatımda ilk defa
for the first time in my life expr. hayatımda ilk kez
for the first time in my life expr. ömrümde ilk kez
run for your life! expr. canını seven kaçsın!
cannot for the life of me/him/her/us/them expr. hayatta yapamam/yapamaz/yapamayız/yapamazlar
cannot for the life of me/him/her/us/them expr. hiçbir şekilde yapamam/yapamaz/yapamayız/yapamazlar
cannot for the life of me/him/her/us/them expr. dünyada yapamam/yapamaz/yapamayız/yapamazlar
cannot for the life of me/him/her/us/them expr. ölsem yapamam/ölse yapamaz/ölsek yapamayız/ölseler yapamazlar
cannot for the life of me/him/her/us/them expr. ne kadar uğraşırsam uğraşayım yapamam/ne kadar uğraşırsa uğraşsın yapamaz/ne kadar uğraşırsak uğraşalım yapamayız/ne kadar uğraşırsalar yapamazlar
for the life of expr. mümkün değil
for your life expr. canını korumak için
for your life expr. can havli ile
for your life expr. canını seviyorsan
for the life of expr. hayatta
for the life of expr. hiçbir şekilde
for your life expr. canını kurtarmak istiyorsan
for the life of expr. ne kadar uğraşsam
for the life of expr. dünyada
for the life of expr. mümkünatı yok
for the life of expr. ölsem bile
for your life expr. hayatını kurtarmak için
Idioms
lust for life n. yaşama tutkusu/arzusu
lust for life n. yaşam sevinci
lust for life n. yaşama sevinci
a fight for life v. hastalıktan kurtulmaya çalışmak
run for one's life v. can havliyle kaçmak
attach to something for dear life v. sıkı sıkıya tutunmak
attach to something for dear life v. sıkı sıkıya bağlanmak
attach to something for dear life v. bir şeye hayatı pahasına bağlanmak
hold on for dear life v. üstün uğraş vermek
hold on for dear life v. canını dişine takmak
be fighting for one's life v. hayatta kalma mücadelesi vermek
be fighting for one's life v. can çekişmek
hang on for dear life v. sımsıkı tutunmak
hold on for dear life v. sıkıca tutunmak
hold on for dear life v. sımsıkı tutunmak
hang on for dear life v. sıkıca tutunmak
make life miserable for someone v. birine hayatı zindan etmek
set for life v. hayatı kurtulmak
mark someone for life v. birini hayatı boyunca unutamayacağı bir şekilde etkilemek
set for life v. maddi yönden ömür boyu rahat olmak/hiç sorun yaşamamak
fight/battle for one's life v. ölüm kalım savaşı vermek
be fighting for your life v. ölüm kalım savaşı vermek
set somebody up for life v. birine yeterince (yüklü bir miktarda) para bırakmak
lay down one's life for v. biri için hayatını ortaya koymak
gasp for life v. hayatta kalmaya çalışmak
can't for the life of me v. mümkün değil yapamamak
can't for the life of me v. kendini ne kadar zorlasa da yapamamak
can't for the life of me v. ölse bile yapamamak
can't for the life of me v. ne kadar uğraşırsa uğraşsın yapamamak
do anything for a quiet life v. problem/sorun yaşamamak için her şeyi yapmak
do anything for a quiet life v. problemlerden/anlaşmazlıklardan kaçınmak
do anything for a quiet life v. insanların/kimsenin sinirini bozmasına izin vermemek
do anything for a quiet life v. insanların rahatını/huzurunu bozmasına izin vermemek
do anything for a quiet life v. rahatsız edilmemek için ne gerekiyorsa yapmak
do anything for a quiet life v. huzurunu bozacak şeylerden kaçınmak
do anything for a quiet life v. huzuru kaçmasın diye ne gerekiyorsa yapmak
do anything for a quiet life v. huzurlu olmak için her şeyi yapmak
do anything for a quiet life v. huzurlu olmak için çalışmak
do anything for a quiet life v. tek istediği huzur olmak
do anything for a quiet life v. soruna/probleme mahal vermemek
do anything for a quiet life v. huzurlu bir yaşam için mücadele etmek
do anything for a quiet life v. sorunlardan uzak durmak için her şeyi yapmak
make life difficult (for one) v. (birinin) hayatını zorlaştırmak
make life difficult (for one) v. (birinin) hayatında problem, baskı, stres yaratmak
make life difficult (for one) v. (biri için) hayatı zorlaştırmak
be fighting for one's life v. varlığını sürdürmeye çalışmak
be fighting for your life v. varlığını sürdürmeye çalışmak
be fighting for your life v. hayatta kalmaya çalışmak
be fighting for one's life v. ölüm kalım savaşı vermek
be fighting for your life v. batmamak/başarısız olmamak için mücadele vermek
be fighting for one's life v. can çekişmek
be fighting for one's life v. hayatta kalmaya çalışmak
be fighting for one's life v. hayatta kalma mücadelesi vermek
be fighting for your life v. tekrar ayağa kalkmaya çalışmak