glove - Turco Inglés Diccionario

glove

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

glove — Definition

Significado:
eldiven
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɡlʌv/ – BrE /ɡlʌv/)
Categoría gramatical:
İsim: glove (gloves)
Sinónimo:
mitten
Antónimos:
bare hand

Significados de "glove" en diccionario turco inglés : 23 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
glove n. eldiven
It was so cold that Shyla brought her a pair of skiing gloves.
O kadar soğuktu ki Shyla kayak eldiveni getirmişti.

More Sentences
General
glove n. eldiven
It was so cold that Shyla brought her a pair of skiing gloves.
O kadar soğuktu ki Shyla kayak eldiveni getirmişti.

More Sentences
glove n. (mecaz anlamda) kibarlık
At the court hearing, the gloves were off on all sides.
Duruşmada tüm taraflar kibarlığı bir yana bırakmıştı.

More Sentences
Textile
glove n. eldiven
It was so cold that Shyla brought her a pair of skiing gloves.
O kadar soğuktu ki Shyla kayak eldiveni getirmişti.

More Sentences
General
glove n. ellik
glove n. koruyucu eldiven
glove n. orta çağ'da kullanılan zırhlı eldiven
glove n. dövüşe davet
glove n. (mecaz anlamda) fularlı tavır
glove n. beyzbol eldiveni
glove n. boks eldiveni
glove v. eldiven giydirmek
glove v. eldivenle kaplamak
glove v. beyzbol eldiveniyle topu tutmak
glove v. eldiven görevi görmek
Technical
glove n. eldivan
Medical
glove v. (ameliyat öncesi) eldiven takmak
Sport
glove n. hokey eldiveni
glove n. tutuşu arttıran eldiven
glove n. (beyzbol) eldivenle topu kapma becerisi
Slang
glove n. kondom
glove n. prezervatif
glove n. kılıf

Significados de "glove" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
glove compartment n. torpido gözü
glove box n. torpido gözü
General
oven glove n. fırın eldiveni
fox glove n. yüksükotu
suede glove n. süet eldiven
kid glove n. yumuşaklık
glove compartment n. eldiven tutucu
glove doll n. kukla
boxing glove n. boks eldiveni
woolen glove n. yün eldiven
paint glove n. boya eldiveni
kitchen glove n. mutfak eldiveni
box glove n. boks eldiveni
glove box n. eldiven kutusu
glove box n. torpido gözü
double glove n. çift eldiven
bath glove n. banyo eldiveni
bath glove n. kese
bath glove n. banyo kesesi
bath glove n. hamam kesesi
non-latex glove n. lateks olmayan eldiven
glove department n. torpido gözü
sports glove n. spor eldiveni
sport glove n. spor eldiveni
oven glove n. fırın tutacağı
hair glove n. at kılı eldiven
metal glove n. zırhlı deriden yapılmış koruyucu eldiven
scrub glove n. ovma eldiveni
lisle glove n. ince ipten dokunmuş yazlık eldiven
gauntlet glove n. genişleyerek bileğin üzerinde biten bir eldiven
be hand in glove v. canciğer olmak
be hand in glove v. içli dışlı olmak
fling down the glove v. meydan okumak
be hand in and glove with v. ile yakın ilişki içinde olmak
fit like a glove v. tıpatıp uymak
fit like a glove v. kalıp gibi oturmak
wear glove v. eldiven takmak
peel off one's glove v. eldivenini çıkarmak
pull off one's glove v. eldivenini çıkarmak
pull on glove v. eldiven giymek
get rubbed with a coarse bath-glove v. keselenmek
rub with a coarse bath-glove v. keselemek
rub oneself with a coarse bath-glove v. keselenmek
use a glove v. eldiven kullanmak
rub with a coarse bath-glove v. kese yapmak
kid glove adj. fazla nazik
kid-glove adj. kibar
kid-glove adj. fazla nazik
kid-glove adj. nazik
kid-glove adj. yumuşak
kid-glove adj. (diplomaside) ince düşünceli ve çok anlayışlı
white-glove adj. özel
white-glove adj. pahalı
white-glove adj. lüks
white-glove adj. saygıdeğer
white-glove adj. dikkatli ve titiz
white-glove adj. zenginlerce kullanılan
Proverb
an iron hand in a velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
an iron fist in a velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
an iron fist in the velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
an iron hand in a velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
an iron hand in a velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
an iron fist in the velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
Colloquial
hand in glove n. işbirliği
hand in glove n. ortaklık
hand in glove n. el birliği
hand in glove n. birliktelik
hand in glove n. birlikte iş görme
hand in glove expr. çok yakın ilişki içinde
hand in glove expr. el ele
fits like a glove expr. cuk diye oturdu
Idioms
glove money [dated] n. çorba parası
glove money [dated] n. kahve parası
glove money [dated] n. bahşiş
use an iron hand in a velvet glove v. aba altından değnek göstermek
fit like a glove v. hokka gibi oturmak
hand in glove with someone v. sıkı fıkı olmak
fit like a glove v. kalıp gibi oturmak
fit like a glove v. biçilmiş kaftan olmak
rule with a velvet glove v. yumuşak ve nazik bir şekilde yönetmek
rule with a velvet glove v. kadife eldivenle yönetmek
fit like a glove v. cuk oturmak
fit like a glove v. cuk diye oturmak
work hand in glove with somebody v. dirsek temasına geçmek
work hand in glove with somebody v. sırt sırta vermek
work hand in glove with somebody v. biriyle elele verip bir işe girişmek
work hand in glove with somebody v. dirsek temasında olmak
work hand in glove with somebody v. işbirliğine girişmek
take up the glove v. meydan okumayı kabul etmek
throw down the glove v. meydan okumak
throw down the glove v. savaşa/düelloya çağırmak
fit (someone) like a glove v. (birine) üstüne dikilmiş gibi uymak
fit (somebody) like a glove v. (birine) biçilmiş kaftan olmak
fit (someone) like a glove v. (birine) tam/çok iyi uymak
fit (somebody) like a glove v. (birine) kalıp gibi oturmak
fit (someone) like a glove v. tam (birine) göre olmak
fit (someone) like a glove v. (birine) eldiven/çorap gibi uymak
fit (someone) like a glove v. tam (birine) uygun olmak
fit (somebody) like a glove v. (birine) tıpatıp uymak
fit (someone) like a glove v. (birine) kalıp gibi oturmak
fit (somebody) like a glove v. (birine) cuk diye oturmak
fit (somebody) like a glove v. (birine) cuk oturmak
fit (someone) like a glove v. (biri için) biçilmiş kaftan olmak
fit (someone) like a glove v. (birine) cuk oturmak
fit (someone) like a glove v. (birine) tam olmak/oturmak
fit (someone) like a glove v. (birine) tıpatıp uymak
hand and glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) sıkı fıkı
hand and glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yakın ilişki içinde
rule with an iron hand (in a velvet glove) v. zorbalıkla yönetmek
rule with an iron hand (in a velvet glove) v. katı bir biçimde yönetmek
rule with an iron hand (in a velvet glove) v. katı bir şekilde yönetmek
rule with an iron hand (in a velvet glove) v. acımasız bir şekilde/gaddarca yönetmek
rule with an iron hand (in a velvet glove) v. otoriter bir şekilde yönetmek
work hand in glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) bir arada çalışmak
work hand and glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) bir arada çalışmak
work hand and glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yan yana/omuz omuza çalışmak
work hand and glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) ortaklaşa çalışmak
work hand and glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) dirsek temasında olmak/çalışmak
work hand in glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) dirsek temasında olmak/çalışmak
work hand in glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) ortaklaşa çalışmak
work hand in glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yakın iş birliği içerisinde çalışmak
work hand in glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yakın temas içerisinde çalışmak
work hand in glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yan yana/omuz omuza çalışmak
work hand and glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yakın iş birliği içerisinde çalışmak
work hand in glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) sırt sırta çalışmak
work hand and glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) sırt sırta çalışmak
work hand and glove with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yakın temas içerisinde çalışmak
hand-in-glove adj. birbirine uygun
hand-in-glove adj. birbirini tamamlayan
hand in glove expr. etle tırnak gibi
hand in glove expr. sıkı fıkı
hand and glove expr. sıkı fıkı
hand in glove (with somebody) expr. (biriyle) iş birliği içinde
hand in glove with (someone or something) expr. (biriyle/bir şeyle) dirsek temasında
hand in glove (with somebody) expr. (biriyle) dirsek temasında
hand in glove (with somebody) expr. (biriyle) sırt sırta
hand in glove with (someone or something) expr. (biriyle/bir şeyle) iş birliği içinde
hand in glove with (someone or something) expr. (biriyle/bir şeyle) sırt sırta
Speaking
I have a glove expr. benim bir eldivenim var
Law
glove money n. mahkeme memurlarına verilen bir ödül
glove money n. şeriflerin suçlu bulunmayan yerlerdeki katip ve hakimlere verdiği ödül
Technical
glove box n. torpido gözü
glove box n. eldiven gözü
glove compartment n. eldiven gözü
glove compartment lamp n. eldiven gözü lambası
glove compartment n. torpido gözü
glove lamp n. ihbar lambası
glove box cover n. torpido kapağı
laboratory glove n. laboratuvar eldiveni
rubber glove n. lastik eldiven