grease - Turco Inglés Diccionario

grease

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

grease — Definition

Significado:
yağlamak, gres, yağlı kir
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɡriːs/ – BrE /ɡriːs/)
Categoría gramatical:
İsim: grease (uncountable); Fiil: grease (greases – greased – greasing)
Sinónimo:
lubricant, oil
Antónimos:
dryness

Significados de "grease" en diccionario turco inglés : 47 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
grease n. makine yağı
General
grease n. yağ
There was too much grease in the meatloaf.
Köftede çok fazla yağ vardı.

More Sentences
grease n. gres
The construction of grease lubrication equipment is relatively simple, which simplifies design and reduces investment.
Gres yağlama ekipmanının yapısı nispeten basittir, bu da tasarımı basitleştirir ve yatırımı azaltır.

More Sentences
grease n. gres yağı
All-purpose automobile grease is enough for my car.
Çok amaçlı otomobil gres yağı arabam için yeterli.

More Sentences
grease v. para yedirmek
I greased Tom's palm.
Tom'a para yedirdim.

More Sentences
grease v. rüşvet vermek
I greased Tom's palm.
Tom'a rüşvet verdim.

More Sentences
grease v. yağlamak
The pan needs to be greased before pouring the ingredients in.
Malzemeleri içine dökmeden önce tavanın yağlanması gerekir.

More Sentences
Technical
grease n. gres yağı
All-purpose automobile grease is enough for my car.
Çok amaçlı otomobil gres yağı arabam için yeterli.

More Sentences
grease n. gres
The construction of grease lubrication equipment is relatively simple, which simplifies design and reduces investment.
Gres yağlama ekipmanının yapısı nispeten basittir, bu da tasarımı basitleştirir ve yatırımı azaltır.

More Sentences
grease n. yağ
There was too much grease in the meatloaf.
Köftede çok fazla yağ vardı.

More Sentences
grease v. yağlamak
The pan needs to be greased before pouring the ingredients in.
Malzemeleri içine dökmeden önce tavanın yağlanması gerekir.

More Sentences
Textile
grease n. yağ
There was too much grease in the meatloaf.
Köftede çok fazla yağ vardı.

More Sentences
Automotive
grease n. gres yağı
All-purpose automobile grease is enough for my car.
Çok amaçlı otomobil gres yağı arabam için yeterli.

More Sentences
Veterinary
grease n. deride yağlanma
Grease on the face is the result of the body's oil production.
Yüzdeki deride yağlanma, vücudun yağ üretiminin bir sonucudur.

More Sentences
Slang
grease v. rüşvet vermek
I greased Tom's palm.
Tom'a rüşvet verdim.

More Sentences
General
grease n. içyağı
grease n. makineyağı
grease n. briyantin
grease n. gresyağı
grease n. katıyağ
grease n. et yağı
grease n. yağıltı
grease n. (hayvansal) yağ
grease v. yağ sürmek
grease v. geçişi kolaylaştırmak
grease v. olanak tanımak
grease v. hızlandırmak
grease N. yağlı kir
Technical
grease n. makine yağı
grease n. pelte yağ
grease n. sıvı gres
grease v. greslemek
Automotive
grease v. greslemek
Veterinary
grease n. atların topuk ve bilek eklemlerinin üzerindeki derinin kronik inflamasyonu
grease n. atın ayak bileklerinin üzerindeki deride görülen at çiçeği hastalığı
grease n. atın topuk eklemlerinde meydana gelen ve derinin aşırı yağlanmasına sebep olan inflamasyon
Gastronomy
grease n. yağ artığı
grease v. tavayı, tepsiyi yağlamak
Chemistry
grease n. makine yağı
Breeding
grease n. kirli yün
grease n. yağıltılı yapak
grease n. doğal yağlarından arındırılmamış koyun yünü
Slang
grease n. bir şeye erişmeyi sağlayan şey (para, nüfuz)
grease v. (uçak) yumuşak iniş yapmak
grease v. uçağı yumuşak şekilde indirmek
grease v. öldürmek
grease v. katletmek

Significados de "grease" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
lubricating grease n. gres
elbow grease n. emek
grease cup n. yağdanlık
elbow grease n. ince iş
grease monkey n. araba ustası
grease pump n. gres pompası
grease monkey n. yağlayıcı
wool grease n. yün yağı
goose grease n. kaz yağı
grease nipple n. gresörlük
palm grease n. rüşvet
solid grease n. katıyağ
grease cup n. gresör
grease monkey n. oto tamircisi
grease box n. yağdanlık
hydraulic grease n. hidrolik yağ
grease bucket n. yağ kovası
grease box n. yağ kutusu
grease trap n. bulaşık süzgeci
grease pencil n. yağlı boya kalemi
engine grease n. motor yağı
kitchen grease n. mutfak yağı (lekesi)
hair grease n. saç yağı
golden grease n. ücret
golden grease n. rüşvet
grease gun n. gres pompasına benzer makineli tabanca
grease the palm v. para yedirmek
grease the palm v. rüşvet vermek
grease someone's palm v. birine rüşvet vermek
grease somebody's palm v. rüşvet vermek
grease someone's palm v. parmağını oynatmak
grease smb's palm v. rüşvet vermek
grease one's palm v. rüşvet vermek
grease-stained adj. yağ lekeleri bulunan
Phrasals
grease up v. yağ sürmek
grease up v. her tarafına gres yağı/yağ sürmek
grease up v. yağlamak
grease up v. greslemek
grease up v. yağla kaplamak
grease up v. gres yağıyla kaplamak
Proverb
the squeaky wheel gets the grease ağlamayana meme vermezler
the squeaky wheel gets the grease ağlamayana meme yok
squeaky wheel gets the grease ağlamayana meme vermezler
the squeaky wheel gets the grease hakkını aramayı bilmeyen kişinin işi görülmez
squeaky wheel gets the grease hakkını aramayı bilmeyen kişinin işi görülmez
squeaky wheel gets the grease ağlamayana meme yok
Colloquial
elbow grease n. ağır/yorucu iş
elbow grease n. fiziksel güç harcamayı gerektiren iş
elbow grease n. fiziksel güç
elbow grease n. güçlü bir şekilde ovma/fırçalama
elbow grease n. kuvvetlice ovma/fırçalama
elbow grease n. gayret gerektiren iş
elbow grease n. kol gücüyle yapılan iş
elbow grease n. kol gücü
elbow grease n. sertçe çitileme
yellow grease n. atık yağ
yellow grease n. kullanılmış pişirme yağı
yellow grease n. artık yağ
Idioms
the squeaking wheel gets the grease n. ağlamayan çocuğa meme vermezler
elbow grease n. alın teri
elbow grease n. el emeği
grease payment n. bir miktar rüşvet
grease payment n. rüşvet tutarı
grease payment n. rüşvet meblağı
elbow-grease n. gayret
elbow-grease n. emek
elbow-grease n. uğraşma
elbow-grease n. çaba
goober-grease n. yer fıstığı ezmesi
grease someone's palm v. para yedirmek
grease someone's palm v. birine rüşvet vermek
grease someone's hand v. karşılığını ödemek
grease someone's palm v. karşılığını ödemek
grease someone's hand v. birine rüşvet vermek
grease the wheels v. işleri tıkırına sokmak
grease the wheels v. kolaylık sağlamak
use some elbow grease v. biraz gayret etmek
grease the skids v. yolunu yapmak
grease the skids v. süreci hızlandırmak/kolaylaştırmak
grease the skids v. bir işin istediği gibi olması için uygun zemin hazırlamak
grease somebody's palm v. rüşvet vermek
grease the palm of somebody v. rüşvet vermek
grease the palm of somebody v. (bir memura/bürokrata) para yedirmek
grease somebody's palm v. (bir memura/bürokrata) para yedirmek
grease in the hand v. rüşvetle yozlaştırmak
use (a little) (bit of) elbow grease v. kol gücüyle temizlemek
grease someone's fist v. birine rüşvet vermek
grease someone's fist v. birine para yedirmek
use (a little) (bit of) elbow grease v. sertçe çitilemek
use (a little) (bit of) elbow grease v. güçlü bir şekilde ovmak/fırçalamak
use (a little) (bit of) elbow grease v. biraz fiziksel güç uygulamak
grease someone's palm v. birinin avucuna/cebine para sıkıştırmak
use (a little) (bit of) elbow grease v. biraz kol gücü kullanmak
grease someone's fist v. birinin avucuna/cebine para sıkıştırmak
use (a little) (bit of) elbow grease v. kuvvetlice ovmak/fırçalamak
grease someone's palm v. birine para yedirmek
use elbow grease v. fiziksel güç uygulamak
use elbow grease v. kol gücü kullanmak
grease (one's) hand v. (birine) rüşvet vermek
grease palm v. rüşvet vermek
grease the palm of (someone) v. (birine) el altından para yedirmek
grease palm v. eline rüşvet vermek
grease the palm of (someone) v. (birine) rüşvet vermek
grease (one's) hand v. (birinin) eline/avucuna/cebine para sıkıştırmak
grease palm v. eline/avucuna/cebine para sıkıştırmak
grease (one's) hand v. (birinin) eline rüşvet vermek
grease the palm of (someone) v. (birinin) eline rüşvet vermek
grease the palm of (someone) v. (birinin) eline/avucuna/cebine para sıkıştırmak
Speaking
use some elbow grease! expr. ha gayret!
Technical
grease nipple n. çatal
grease cup n. yağ kabı
grease fitting n. yağ nipeli
grease paint n. gres boyası
grease monkey n. yağcı
spindle grease n. iğ gresi
grease lifting n. gresörlük
lubricating grease n. gres yağı
grease cup n. vidalı gresör
ball bearing grease n. bilyalı yatak gresi
grease cartridge n. yağ kartuşu
grease paint n. gres ve boya maddelerinin karışımı
grease monkey n. otomobil ve uçaklarda çalışan makinist
grease monkey n. makine ustası
graphite grease n. grafitli gres
graphite grease n. içeriğine toz grafit katılarak yapılan gres
grease lifting n. gres memesi
grease gun n. gres pompası
grease filter n. gres filtresi
grease press n. yağ presi
grease monkey n. taşıt yağlayıcısı
grease wool n. yağıltılı kapak
grease extractor n. yağ çıkarıcı
silicone grease n. silikon yağ
bearing grease n. yatak yağı
consistent grease n. kalın gres
grease gun n. yağ spreyi
synthetic grease n. sentetik gres
grease nipple n. gres memesi
lubricating grease n. yağlama yağı
axle grease n. dingil gresi
grease lifting n. gresör
national lubricating grease institute n. milli yağlama gresi enstitüsü
grease cup n. gres kutusu
grease filter n. yağ filtresi
grease trap n. yağ tutucu
grease drainage n. gres tahliyesi
special grease n. özel gres
grease nipple n. gres nipeli
grease seal n. gres keçesi
dropping point of lubricating grease n. gres yağlarında damlama noktası