yağ - Turco Inglés Diccionario

yağ

Significados de "yağ" en diccionario turco inglés : 2 resultado(s)

Inglés Turco
Mining
yag n. lazer teknolojisinde ve mücevher taşı olarak kullanılan, sert ve sentetik bir itriyum alüminyum garnet
Slang
yag n. eşcinsel

Significados de "yağ" en diccionario inglés turco : 34 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yağ oil n.
This meat should be cooked with vegetable oil.
Bu et bitkisel yağ ile pişirilmeli.

More Sentences
yağ fat n.
She didn’t like the burger; there was too much fat in it.
Burgeri beğenmemiş; içinde çok fazla yağ varmış.

More Sentences
General
yağ lube n.
She found out that oil-based lubes are more convenient for covering surface areas.
Petrol esaslı yağların yüzeyleri kapatmak için daha uygun olduğunu tespit etti.

More Sentences
yağ shortening n.
Add a cup of flour to the shortening.
Yağın üzerine bir fincan un ekleyin.

More Sentences
yağ oil n.
This meat should be cooked with vegetable oil.
Bu et bitkisel yağ ile pişirilmeli.

More Sentences
yağ grease n.
There was too much grease in the meatloaf.
Köftede çok fazla yağ vardı.

More Sentences
yağ fat n.
She didn’t like the burger; there was too much fat in it.
Burgeri beğenmemiş; içinde çok fazla yağ varmış.

More Sentences
yağ lubricant n.
Apparently, the garage door needs some lubricant.
Görünüşe göre garaj kapısının biraz yağa ihtiyacı var.

More Sentences
yağ fat n.
She didn’t like the burger; there was too much fat in it.
Burgeri beğenmemiş; içinde çok fazla yağ varmış.

More Sentences
yağ fat adj.
Regular exercise can help you burn fat.
Düzenli egzersiz yağ yakmanıza yardımcı olabilir.

More Sentences
Technical
yağ fat n.
She didn’t like the burger; there was too much fat in it.
Burgeri beğenmemiş; içinde çok fazla yağ varmış.

More Sentences
yağ lubricant n.
Apparently, the garage door needs some lubricant.
Görünüşe göre garaj kapısının biraz yağa ihtiyacı var.

More Sentences
yağ oil n.
This meat should be cooked with vegetable oil.
Bu et bitkisel yağ ile pişirilmeli.

More Sentences
yağ grease n.
There was too much grease in the meatloaf.
Köftede çok fazla yağ vardı.

More Sentences
Textile
yağ grease n.
There was too much grease in the meatloaf.
Köftede çok fazla yağ vardı.

More Sentences
Automotive
yağ oil n.
This meat should be cooked with vegetable oil.
Bu et bitkisel yağ ile pişirilmeli.

More Sentences
General
yağ blarney n.
yağ ointment n.
yağ flattery n.
yağ attar n.
yağ slush n.
yağ essential oil n.
yağ fatness [obsolete] n.
yağ flesh n.
yağ spick [obsolete] n.
yağ adipose adj.
Idioms
yağ meat on (one's) bones n.
Technical
yağ lub oil n.
yağ lube oil n.
yağ oleum n.
Mechanic
yağ tallow n.
Automotive
yağ lube oil n.
Biochemistry
yağ lipid n.
Breeding
yağ finish n.

Significados de "yağ" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yağ un ve yumurta karışımı hamur batter n.
yağ bulaştırmak smear v.
General
ilaç olarak kullanılan birkaç çeşit yağ balm n.
hidrolik yağ hydraulic grease n.
yağ kisti sebaceous cyst n.
bitkilerden elde edilen uçucu yağ essential oil n.
ağır yağ heavy oil n.
yağ asidi elaeostearic n.
bitkisel yağ herbal oil n.
eriyerek akıp donmuş yağ damlası dripping n.
ökalüptüsten çıkan yağ eucalyptole n.
yağ kutusu crankcase n.
yağ ölçme çubuğu dipstick n.
yağ pompası lubricator n.
yağ pompası lubricating oil pump n.
kutsal yağ unction n.
yağ karteri crankcase n.
yağ hücresi fat cell n.
yağ deposu oil pan n.
yağ tabakası layer of fat n.
yağ basıncı oil pressure n.
aynı adı taşıyan bitkinin tohumlarından elde edilen çok değerli bir yağ primrose evening oil n.
karbonhidrat ve yağ asitlerinden oluşan bileşik glycolipid n.
ufak yağ fıçısı firkin n.
temizleyici yağ detergent oil n.
yağ cebi içine girme encysting n.
dökme kabı (sirke, yağ vb) caster n.
cildi güneş ışınlarından koruma amaçlı krem veya yağ sunblock n.
dökme kabı veya şişesi (sirke, yağ vb için) castor n.
yağ tulumu fatty n.
yağ emici oil absorbent n.
yağ cebi içine girme encystation n.
ökalüptüsten çıkan yağ eucalyptols n.
yağ süzgeci oil filter n.
hayvani yağ animal oil n.
hafif yağ light oil n.
eritilmiş yağ özellikle tavuk yağı schmalz n.
katı yağ (hamur yapımında kullanılan) shortening n.
yağ embolisi fat embolism n.
nebati yağ vegetable oil n.
yağ bezesi wen n.
deniz vb üzerinde yüzen yağ tabakası oil slick n.
yağ üretimi oil production n.
yağ sürme (vücut) unction n.
aynı adı taşıyan bitkinin tohumlarından elde edilen çok değerli bir yağ evening primrose oil n.
yağ basınçölçeri oil gauge n.
yağ tohumu oilseed n.
tortulaşmış yağ (motorda oluşan) sludge n.
yağ basınç manometresi oil gauge n.
yağ yapıcı seborrhoea n.
yağ salgılayan seborrhoea n.
yağ ya da kir bulaştırma smearing n.
bitkisel yağ endüstrisi vegetable oil industry n.
doymamış yağ oranı unsaturated fat rate n.
yağ aldırma liposuction n.
yağ reçinesi oleoresin n.
doymamış yağ unsaturated fat n.
kaynamış yağ boiled oil n.
yağ damlama oil dripping n.
yağ deposu reservoir n.
pişirilen etten damlayan yağ dripping n.
yağ miktarı fat content n.
hızlı yağ fast oil n.
yağ toplayıcı fat collector n.
yağ dejenerasyonu fatty degeneration n.
yağ bağlamış kalp fatty heart n.
yağ asidi fatty acid n.
yakıt yağ fuel-oil n.
yağ kovası grease bucket n.
(hayvansal) yağ grease n.
yağ kutusu grease box n.
yağ sürme inunction n.
yağ çekme blarney n.
pişen etten damlayan yağ dripping n.
yağ lambası oil lamp n.
madeni yağ rock oil n.
bitkisel yağ vegetable oil n.
kızgın yağ boiling oil n.
kızgın yağ hot oil n.
karın bölgesindeki yağ abdominal fat n.
içerdiği yağ yönünden zengin oil rich n.
zengin yağ içeriğine sahip oil rich n.
yemeklik yağ cooking oil n.
kir ve yağ dirt and oil n.
saflaştırılmış yağ ghee n.
yağ fabrikası rendering plant n.
10 numara yağ oil no 10 n.
yağ satarım, bal satarım oyunu duck duck goose n.
vücuttaki yağ body fat n.
yağ tutucu oil slinger n.
kutsal yağ şişesi ampulla n.
yağ deposu oil depot n.
yağ salgılayan seborrhea n.
yağ yapıcı seborrhea n.
doymuş yağ saturated fat n.
yağ lambası moderator lamp n.
(ileri yıllarda yok olacak olan) bebeğin vücundaki yağ baby fat n.
yağ topağı fatberg n.
yağ yumrusu fatberg n.
yağ izi oil mark n.
yağ tenekesi oil tin n.
babasu çekirdeklerinden elde edilen hindistan cevizi yağına benzer bir yağ türü babacu oil n.
hazanbel kökünden parfüm olarak kullanılan karsinojenik yağ calamus oil n.
yağ topağı tallow catch n.
kafur ağacından elde edilen yağ camphor oil n.
yağ hücresi adipocyte n.
yağ hücresi adipose cell n.
hayvansal yağ adeps n.
yağ veya gaz haznesinin üstünde pompalama, temizleme gibi amaçlara yarayan çıkıntı casinghead n.
(kutsamak için başına) yağ sürme unction n.
kutsal yağ sürme unction n.
yağ sobası kerosine heater n.
bergamot meyvesinden elde edilen yağ veya parfüm bergamot orange n.
belirli bitkilerden elde edilip içyağı olarak kullanılan mumsu bir yağ vegetable tallow n.
fok derisinden yağ çıkaran kimse blabber n.
fok derisinden yağ çıkaran kimse blubberer n.
tuz, yağ ve undan yapılmış çörek ikramı meat offering n.
öğütme işlemiyle elde edilen yağ tortusu millcake n.
yağ çekmek honeyfugle [dialect] n.
yağ çekmek honeyfuggle [dialect] n.
zufa otundan elde edilip içkilerde kullanılan bir uçucu yağ hyssop oil n.
ylang ylang ağacının çiçeklerinden elde edilen yağ ylang-ylang n.
ylang ylang ağacının çiçeklerinden elde edilen yağ ilang-ilang n.
bel bölgesinde bulunan fazla yağ love handle n.
müslin veya organdi kumaş üzerine sürülüp astar olarak kullanılması amaçlanan yüksek erime noktasına sahip bir yağ mull n.
fitilin yağ veya muma tekrar tekrar batırılması ile yapılan kandil dip n.
hindistan'da yetişen, andropogon gibi cinslere mensup çimlerden elde edilen hoş kokulu uçucu bir yağ grass oil n.
hindistan'da yetişen, andropogon gibi cinslere mensup çimlerden elde edilen hoş kokulu uçucu bir yağ ginger grass oil n.
bazı laden türlerinden elde edilen ve parfüm yapımında kullanılan, hoş kokulu bir yağ reçinesi gum labdanum n.
bazı laden türlerinden elde edilen ve parfüm yapımında kullanılan, hoş kokulu bir yağ reçinesi gum ladanum n.
yağ çekme oil n.
yağ çekerek konuşma oil n.
yağ satan kimse oilman n.
yağ ile kaplı olma oiliness n.
bitkisel yağ ve yağda saklanan gıda satan perakendeci oilman [obsolete] n.
yağ üreten kimse oilman n.
yağ bağlama impinguation [obsolete] n.
(yağ, plastik, reçine) bir diğer maddeye geçmesi için kullanılan madde impregnant n.
pişen etten damlayan yağ ve sıvılar drip n.
hindistan'da içine yağ, sıvı konulan büyük, yuvarlak bir deri şişe dubber n.
hindistan'da içine yağ, sıvı konulan büyük, yuvarlak bir deri şişe dupper n.
yağ kuyusu duvarı ve boru arasındaki boşluğu kapatan bir cihaz packer n.
saçı dinlendiren yağ veya krem uygulaması pack n.
ufak yağ fıçısının yarısına eşdeğer bir hacim birimi pin n.
yağ bağlayan kimse fatner n.
yağ bakımından zengin olma fatness n.
güneydoğu asya'da yağ sürülmüş cilde bozuk para sürülerek yapılan bir alternatif tıp uygulaması coining n.
vücutta istenmeyen yağ flab n.
yağ çıkarılması için sıkıştırılan pamuk çekirdeği miktarı crush n.
(lambada) yağ haznesi fount n.