in bad - Turco Inglés Diccionario

in bad

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "in bad" en diccionario turco inglés : 4 resultado(s)

Inglés Turco
Colloquial
in bad expr. güç durumda
in bad expr. gözden düşmüş
in bad expr. kötü durumda
in bad expr. zor durumda

Significados de "in bad" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
be in bad with v. arası bozuk olmak
be in a bad way v. çok zor bir durumda olmak
be in bad with v. arası iyi olmamak
be in a bad way v. ağır hasta olmak
be in bad odor v. kötü izlenim bırakmak
be in bad odor with v. gözünden düşmek
be in bad with something v. başı hoş olmamak
be mixed up in something bad v. adı karışmak
leave a bad taste in one's mouth v. kötü izlenim bırakmak
be in bad odour with somebody v. kötü izlenim bırakmak
be in bad odor with somebody v. kötü izlenim bırakmak
be in a bad state v. kötü durumda olmak
be in bad state v. kötü durumda olmak
be in a bad condition v. kötü durumda olmak
be in bad condition v. kötü durumda olmak
be in bad shape v. kötü durumda olmak
be financially in bad shape v. mali açıdan kötü durumda olmak
be in a bad way v. meydanda kalmak
look bad in a photo v. fotoğrafta kötü çıkmak
look bad in a photo v. resimde kötü çıkmak
look bad in a picture v. fotoğrafta kötü çıkmak
look bad in a picture v. resimde kötü çıkmak
get in bad (with someone) v. birisiyle kötü olmak
be in bad (with someone) v. birisiyle kötü olmak
be in bad (with someone) v. birisiyle sorunu olmak
get in bad (with someone) v. birisiyle sorunu olmak
be in a bad mood v. keyfi bozuk olmak
in a bad way adj. çok hasta
in bad repair adj. kötü durumda
in a bad way adj. tehlikede
in a bad fix adj. sıkıntıda
in a bad mood adj. aksiliği üstünde
in bad order adj. bozuk
in bad repair adj. tamirsiz
in bad repair adj. iyi tamir edilmemiş
in bad health adv. rahatsız
in bad faith adv. kötü niyetle
in bad health adv. hasta
in a bad fix adv. zor durumda
in good times and in bad times in sickness and in health adv. iyi günde kötü günde hastalıkta ve sağlıkta
in a bad way adv. kötü bir şekilde
Phrases
in bad circumstances expr. durumu olmayan
in bad circumstances expr. parasal açıdan kötü durumda
Colloquial
be in bad sorts v. kötü gününde olmak
be in bad sorts v. kötü bir ruh halinde olmak
be in bad sorts v. heyheyleri üstünde olmak
hurt so bad in one's heart v. içi acımak
hurt so bad in one's heart v. yüreği yanmak
in a bad temper expr. öfkeli olarak
in a bad temper expr. kızgın
in a bad temper expr. sinirli
in a bad temper expr. öfkesi burnunda
in a bad temper expr. sinirli olarak
in a bad temper expr. kızgınca
in bad form expr. uygunsuz davranmış
in bad form expr. münasebetsizlik yapmış
in bad form expr. kaba
in bad form expr. sevimsiz bir davranış sergilemiş
in bad form expr. kötü durumda
in bad form expr. antipatik
in bad form expr. formunda değil
in bad form expr. formu düşük
in bad with expr. '-in gözünden düşmüş
in bad with expr. ile arası kötü/bozuk
in bad with (one) expr. (biriyle) sorunlu
in bad with expr. ile arası açık
in bad with (one) expr. (biriyle) arası açık
in bad with expr. ile sorunlu
in bad with (one) expr. (biriyle) arası kötü/bozuk
in bad with (one) expr. (birinin) gözünden düşmüş
in bad with expr. ile kötü
in bad with (one) expr. (biriyle) kötü
Idioms
a bad taste in the mouth n. negatif/olumsuz bir izlenim
a bad taste in someone's mouth n. kötü bir izlenim
a bad taste in (one's) mouth n. negatif/olumsuz bir izlenim
a bad taste in (one's) mouth n. kötü bir izlenim
a bad taste in the mouth n. kötü bir izlenim
a bad taste in (one's) mouth n. kötü/olumsuz bir etki
a bad taste in the mouth n. kötü/olumsuz bir etki
a bad taste in someone's mouth n. kötü bir etki
be in a bad temper v. pirelenmek
be in someone's bad books v. birinin gözünden düşmek
be in someone's bad books v. kara listeye alınmak
be in someone's bad books v. gözünden düşmek
not to have a bad bone in one's body v. çok iyi niyetli olmak
be in bad odour with v. saygınlığını yitirmiş olmak
be in bad odour with v. gözden düşmüş olmak
be in bad odour with v. arası bozuk olmak
be in bad odour with v. arası açık olmak
leave a bad taste in someone's mouth v. kötü bir izlenim bırakmak
leave a bad taste in someone's mouth v. ağzında kötü bir tat bırakmak
leave a bad taste in someone's mouth v. kötü hatırlamak
be in a bad way v. heyheyleri üzerinde olmak
be in a bad way v. kötü gününde olmak
be in a bad way v. mutsuz bir ruh halinde olmak
be in bad odour with somebody v. kötü izlenim bırakmak
be in bad odour with somebody v. arası bozuk olmak
be in bad odor with somebody v. kötü izlenim bırakmak
be in a bad way v. zorluklar/sorunlar yaşıyor olmak
be in bad odor with somebody v. arası bozuk olmak
be in a bad mood v. havasında olmamak
get in a bad mood v. keyfi yerinde olmamak
be in a bad mood v. keyfi yerinde olmamak
get in a bad mood v. havasında olmamak
get in a bad mood v. keyifsiz olmak
be in a bad mood v. keyifsiz olmak
leave a bad taste in the mouth v. kötü bir tat bırakmak
be in bad odor with somebody (american) v. arası açık/bozuk olmak
be in bad odour with somebody (british) v. arası açık/bozuk olmak
be in bad odor v. itibarı düşük olmak
be in the bad graces of (one) v. (birinin) hoşnutsuzluğunu kazanmak
be in the bad graces of (one) v. (birinin) saygısını kaybetmek
be in the bad graces of (one) v. (birinin) gözünden düşmek
be in somebody’s bad books v. birinin gözündeki değerini kaybetmek
be in somebody’s bad books v. birinin gözünden düşmek
leave a bad taste in the/your mouth v. kötü hissettirmek
leave a bad taste in the/your mouth v. mide bulandırmak
leave a bad taste in the/your mouth v. kötü izlenim bırakmak
leave a bad taste in the/your mouth v. kızgın hissettirmek
put (one) in a bad mood v. (birini) kızdırmak
put (one) in a bad mood v. (birini) mutsuz etmek
put (one) in a bad mood v. (birinin) keyfini kaçırmak
be in bad taste v. seviyeli olmamak
be in bad taste v. yerinde olmamak
be in bad taste v. düzeyli olmamak
be in bad taste v. kötü olmak
be in bad taste v. kaba olmak
be in bad taste v. kırıcı olmak
be in bad taste v. yakışıksız olmak
be in someone's bad graces v. birinin gözünde değer kaybetmek
be in someone's bad graces v. birinin gözünden düşmek
be in a bad way v. başı belada olmak
be in a bad way v. darda/sıkıntıda olmak
be in bad shape v. kötü durumda olmak
be in bad odour v. arası kötü olmak
be in bad odour with someone v. biriyle iyi anlaşamamak
be in bad taste v. seviyeli olmamak
be in bad odour with someone v. biriyle ilişkisi kötü olmak
be in bad taste v. kötü olmak
be in bad taste v. yerinde olmamak
be in bad taste v. düzeyli olmamak
be in bad shape v. bozuk olmak
be in bad shape v. doğru düzgün çalışmamak
be in bad taste v. kırıcı olmak
be in bad odour (with somebody) v. (biriyle) arası kötü olmak
be in bad shape v. formda olmamak
be in somebody's bad books v. birinin gözünden düşmek
be in bad odour with someone v. biriyle arası kötü olmak
be in bad taste v. kaba olmak
be in bad odour (with somebody) v. (birinin) gözünden düşmek