kollamak - Turco Inglés Diccionario

kollamak

Significados de "kollamak" en diccionario inglés turco : 19 resultado(s)

Turco Inglés
General
kollamak watch for v.
The dog is trained to watch for thieves.
Köpek, hırsızları kollamak için eğitilmiştir.

More Sentences
kollamak watch v.
To do our part to protect the elderly, we work to educate and watch out for our clients during our caregiving activities.
Yaşlıları korumak için üzerimize düşeni yapmak üzere, bakım faaliyetlerimiz sırasında müşterilerimizi eğitmek ve kollamak için çalışıyoruz.

More Sentences
kollamak watch over v.
Dan will always be watching over me.
Dan her zaman beni kolluyor olacak.

More Sentences
kollamak look after v.
Could other elements be at play, such as self-interest and looking after the group's supporters?
Kişisel çıkar ve grubun destekçilerini kollamak gibi başka unsurlar da söz konusu olabilir mi?

More Sentences
kollamak bide v.
The troops bided their time to launch a counterattack.
Askerler karşı saldırıya geçmek için zaman kolluyorlardı.

More Sentences
Phrasals
kollamak look out for v.
We must be vigilant, disciplined, and always looking out for one another.
Uyanık, disiplinli olmalı ve her zaman birbirimizi kollamalıyız.

More Sentences
General
kollamak search v.
kollamak protect v.
kollamak follow v.
kollamak favour v.
kollamak favor v.
kollamak overwatch v.
Idioms
kollamak have (got) one's back v.
kollamak be on the lookout v.
kollamak be on the look out v.
kollamak have v.
kollamak have got back v.
Law
kollamak favor v.
kollamak favour v.

Significados de "kollamak" con otros términos en diccionario inglés turco: 64 resultado(s)

Turco Inglés
General
bir şey için fırsat kollamak be out to v.
fırsat kollamak wait for an opportunity v.
fırsat kollamak bide one's time v.
fırsat kollamak have an eye for the main chance v.
fırsat kollamak prowl v.
çanına ot tıkamak için fırsat kollamak gun for v.
fırsat kollamak skulk v.
fırsat kollamak have an eye on the main chance v.
fırsat kollamak watch for an opportunity v.
fırsat kollamak sculk v.
uygun zamanı kollamak temporise v.
uygun zamanı kollamak temporize v.
bir fırsatını kollamak be on the lookout for a suitable opportunity v.
fırsat kollamak be on the lookout for a suitable opportunity v.
zaman kollamak bide one's time v.
zaman kollamak be on the lookout for a suitable opportunity v.
saati kollamak watch the clock v.
koruyup kollamak protect v.
fırsat kollamak seek an opportunity v.
(silahla) ateş etme fırsatı kollamak hold fire v.
aşırı kollamak coddle v.
Phrasals
arkasını kollamak watch out v.
(birini) kollamak look out for (someone) v.
(birinin) arkasını kollamak watch (someone's) back v.
Colloquial
avanta kollamak get in on the act v.
Idioms
zayıf anını kollamak gun for v.
fırsat kollamak have an eye for the main chance v.
fırsat kollamak have an eye on the main chance v.
doğru anı kollamak bide one's time v.
zamanını/fırsatını kollamak bide one's time v.
kendini kollamak fight one's corner v.
sağını solunu kollamak looking over one's shoulder v.
birinin arkasını kollamak have someone's back v.
(birinin) arkasını kollamak get (someone's) back v.
(birini) kollamak get (someone's) back v.
(birini) koruyup kollamak get (someone's) back v.
sağını solunu kollamak be looking over (one's) shoulder v.
sağını solunu kollamak be looking over your shoulder v.
arkasını kollamak be looking over (one's) shoulder v.
arkasını kollamak be looking over your shoulder v.
(birini/bir şeyi) kollamak be on the watch (for someone or something) v.
fırsat kollamak be waiting in the wings v.
avanta kollamak be in on the act v.
avanta kollamak get in on the act v.
zamanını/fırsatını kollamak bide time v.
doğru anı kollamak bide your time v.
zamanını/fırsatını kollamak bide one's time v.
zamanını/fırsatını kollamak bide your time v.
doğru anı kollamak bide one's time v.
fırsat kollamak have an eye for the main chance v.
fırsat kollamak have an eye on the main chance v.
fırsat kollamak have an eye to the main chance v.
(birinin) arkasını kollamak have got (someone's) back v.
sağını solunu kollamak look over (one's) shoulder v.
sağını solunu kollamak look over your shoulder v.
arkasını kollamak watch (one's) six v.
Slang
kıçını kollamak cover one's back v.
kıçını kollamak cover one's ass v.
her hareketini kollamak check (someone or something) skeef v.
her hareketini kollamak check someone or something skeef v.
kıçını kollamak cover your ass v.
kıçını kollamak cover one's ass (cya) v.
kıçını kollamak cover ass v.
kıçını kollamak cover your back v.