koyun - Turco Inglés Diccionario

koyun

Significados de "koyun" en diccionario inglés turco : 16 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
koyun sheep n.
A small flock of sheep was crossing the road.
Küçük bir koyun sürüsü yolun karşısına geçiyordu.

More Sentences
General
koyun ewe n.
The premium must also be the same for farmers regardless of whether they produce ewes or milking ewes.
Prim, koyun veya sağmal koyun üretip üretmediklerine bakılmaksızın çiftçiler için de aynı olmalıdır.

More Sentences
koyun sheep n.
A small flock of sheep was crossing the road.
Küçük bir koyun sürüsü yolun karşısına geçiyordu.

More Sentences
koyun breast n.
koyun arms n.
koyun mutton n.
koyun bosom n.
koyun yeo [dialect] [uk] n.
koyun sowth [obsolete] n.
Colloquial
koyun wooly [australia] n.
Zoology
koyun woolly [australia] n.
koyun ovine n.
koyun genus ovis n.
Breeding
koyun twagger [dialect] n.
Slang
koyun jumbuck n.
koyun monkey [australia] n.

Significados de "koyun" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
koyun sürüsü fold n.
yabani koyun argali n.
koyun zili sheep bell n.
dişi koyun ewe n.
koyun gibi tip sheep n.
koyun kırpılan yer woolshed n.
yün için koyun veya başka hayvan yetiştiren kişi woolgrower n.
koyun endüstrisi sheep industry n.
koyun budu leg of mutton n.
doğu rusya ve sibirya bölgelerinde yaşayan koyun benzeri bir antilop türü saiga n.
kara koyun black sheep n.
yabani koyun wild sheep n.
yünlü koyun derisi woolskin n.
sığır veya koyun çiftliğinde genç deneyimsiz işçi jackeroo n.
koyun uyuzu scab n.
koyun ve keçilerin yavrulaması yeaning n.
koyun ve keçilerdeki çiçek hastalığı sheep and goat pox n.
koyun etinin yavan gerdan kısmı scrag n.
beyaz koyun white sheep n.
koyun derisi sheepskin n.
koyun postu fleece n.
koyun kırpıcı sheepshearer n.
koyun çobanı sheepmen n.
koyun otlağı sheepwalk n.
koyun kırpma shearling n.
koyun kırpma sheepshearing n.
koyun eti mutton n.
kuzu ya da koyun eti ve sebzeyle yapılan güveç navarin n.
koyun sürüsü (iskoç dilinde) hirsel n.
koyun ırkları sheep breeds n.
koyun yetiştirme sheep breeding n.
kurbanlık koyun sacrificial lamb n.
koyun yağı sheep fat n.
koyun budu leg-of-mutton n.
büyükbaş koyun ağılı corral n.
koyun yünü fleece n.
koyun postu sheepskin n.
koyun gütme sheepherding n.
(sheep ve people kelimeleri birleştirilerek türetilmiş) koyun anlamında insan sheeple n.
gebe koyun in-lamb ewe n.
koyun veya keçiden yapılan bir tür yumuşak deri napa n.
koyun veya keçiden yapılan bir tür yumuşak deri nappa n.
britanya’ya özgü, soğan ve turpla koyun kellesi haşlanıp karışım kaynatılarak yapılan bir çorba powsowdie n.
koyun sürüleri flocks of sheep n.
koyun postu sheep skin n.
eldiven ve ayakkabı yapımına uygun yumuşak koyun derisi cabretta n.
koyun veya sığırların dinlendikleri yer camp n.
koyun sürüsünü ilerletmek için koyunların sırtına atlayan köpek backing dog n.
genellikle yemek pişirme ve donyağı yapımında kullanılan sığır ve koyun gibi hayvanların böbreklerinin etrafında bulunan yağlı sert dokular suet n.
koyun dışkısı sheep turd n.
koyun boku sheep turd n.
koyun gübresi treddle [dialect] n.
genellikle keçe ve koyun postundan yapılan yüksek siyah bir başlık kalpac n.
sığır veya koyun çiftliğinde çalışan genç deneyimsiz kadın işçi jillaroo n.
siyah koyun marker n.
hemen ayırt edilebilen koyun marker n.
özellikle cerrahi dikişler için kullanılan koyun bağırsağından yapılmış ip gutstring n.
koyun bacağından alınan yapağı brokes n.
koyun çanı lowbell n.
bir yaşındaki koyun gimmer [scotland] n.
bir ila iki yaşlarındaki koyun gimmer [scotland] n.
devlet arazisinde koyun yetiştiriciliği yapan kimse grazier [australia] n.
koyun yetiştiricisi grazier [australia] n.
tüm dişlerini kaybetmiş yaşlı koyun gummer n.
tüm dişlerini kaybetmiş yaşlı koyun gummy [australia] n.
usta koyun kırpıcı gun [australia] n.
koyun çiftliğinde çalışan işçi roustabout [australia] n.
koyun çiftliğinde çalışan işçi rouseabout [australia] n.
(ingiltere'den) koyun kaçakçılığı yapma owling n.
oyunda zar yerine kullanılan koyun kemiği cockal n.
zar yerine koyun kemiğiyle oynanan bir oyun cockal n.
(eskiden kramp muskası olarak kullanılan) koyun patellası cramp bone n.
(koyun, keçi derisi) köpek derisine benzeyen deri dogskin n.
ıskarta koyun culler [new zealand/australia] n.
koyun kırkıcı fleecer n.
koyun yünü yolan kimse puller n.
koyun kırkma etkinliğinde verilen ziyafet sheepshearing n.
koyun çobanı sheepmaster n.
koyun kırkan kimse sheep-shearer n.
koyun kırkma etkinliğinde verilen ziyafet sheep-shearing n.
koyun kırkma sezonu sheepshearing n.
koyun sahibi sheepmaster n.
öncelikli olarak koyun yetiştiriciliğine ayrılmış arazi sheep walk n.
koyun otlağı sheep walk n.
koyun kırkma etkinliği sheepshearing n.
ilk kez kırkılan koyun shorling n.
ilk kez kırkılan koyun shoreling n.
koyun postu shoreling n.
koyun postu shorling n.
koyun derisinden üretilen maroken french morocco n.
kara koyun slander [obsolete] n.
(avustralya'da) koyun yetiştiriciliği amacıyla kraliyet arazisini kiralayan kimse squatter n.
(avustralya'da) koyun yetiştiriciliği için kraliyet arazisini kullanan kimse squatter n.
(avustralya'da) zengin koyun çiftliği sahipleri sınıfı squattocracy n.
(avustralya'da) koyun çiftliği olan kimse squatter n.
mülkiyet hakkı olarak koyun yetiştiriciliği yapan kimse squatter n.
(avustralya'da) gücü elinde bulunduran koyun çiftliği sahipleri sınıfı squattocracy n.
(avustralya'da) koyun çiftliği sahibi squatter n.
kırmızı koyun postu strawberry roan n.
kırkmak (koyun) tag v.
koyun koyuna yatmak cuddle up together in bed v.
koyun gibi sıkı bir halde toplanmak huddle v.
koyun kırkmak tag v.
koyun kurban etmek sacrifice a sheep v.
koyun yetiştirmek keep sheep v.
koyun yetiştirmek raise sheep v.
koyun yetiştirmek farm sheep v.
koyun kırpmak shear a sheep v.
koyun yetiştirmek rear sheep v.
koyun kesmek slaughter a sheep v.
koyun gütmek herd sheep v.
koyun saymak count sheep v.
koyun ve keçi sesini taklit etmek maa v.
(koç, koyun) kızgınlık döneminde olmak blissom [obsolete] v.
ayrı tutulması gereken koyun gruplarını karıştırmak box [australia] v.
(sığır, koyun) otlatmaya sürmek drove [uk] v.
koyun gibi dişlemek sheepbite v.
koyun gibi ısırmak sheepbite v.
(koyun derisini) yüksek sıcaklıkta terletmek stale v.
(koyun derisi veya postu) nemli havayla çürütmek sweat v.
koyun gibi stupid adj.
uyuz (koyun) scabby adj.
koyun gibi sheepish adj.
koyun cinsinden ovine adj.
koyun eti gibi muttony adj.
koyun eti tadında muttony adj.
koyun gibi docile adj.
koyun budu şeklinde olan leg-of-mutton adj.
koyun budu şeklinde olan leg-o'-mutton adj.
(koyun) kızgınlık döneminde blissom adj.
(mecazen) koyun gibi ovine adj.
koyun biçiminde oviform adj.
koyun gibi sheeplike adj.
koyun ile ilişkili sheepy adj.
saldırıya açık (koyun) silly adj.
koyun veya büyükbaş yetiştiriciliğine dayanan pastoral adj.
koyun koyuna in each others arms adv.
koyun gibi sheepishly adv.
Phrases
her koyun kendi bacağından asılır each man for himself expr.
Proverb
her koyun kendi bacağından asılır every tub must stand on its own bottom
her koyun kendi bacağından asılır let every tub stand on its own bottom
her koyun kendi bacağından asılır every man for himself and the devil take the hindmost
her koyun kendi bacağından asılır let every man skin his own skunk
eğer bir koyun hendekten atlarsa, diğerleri de arkasından atlar/onu takip eder if one sheep leaps over the ditch, all the rest will follow
her sürünün içinde bir kara koyun vardır there is a black sheep in every flock
Colloquial
dişi koyun yow [uk] [dialect] n.
yaşlı ve dişsiz koyun biddie n.
yaşlı ve dişsiz koyun biddy n.
koyun veya sığır yetiştirilen büyük çiftliklerde hayvanların ve teçhizatın bakımını yapan kimse loppy [australia] n.
her koyun kendi bacağından asılır (let) the devil take the hindmost expr.