late- - Turco Inglés Diccionario

late-

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "late-" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
be late v. gecikmek
be late v. geç kalmak
late adj. gecikmiş
late adv. geç
General
being late n. geç kalma
being late n. geri kalma
late hours n. geç saatler
late history n. yakın tarih
late riser n. uykucu
late ignition n. gecikmeli ateşleme
late spark n. gecikmeli ateşleme
late developer n. geç gelişen
late breakfast n. geç kahvaltı
late night hour n. gecenin geç saatleri
late morning n. kuşluk
the late n. rahmetli
the late n. merhum
late summer n. yazın sonu
late delivery n. geç teslim
late arrival and early departure n. geç varış ve erken kalkış
late hour n. geç saat
late antiquity n. geç antik çağ
late marriage n. geç evlilik
late comer n. geç kalan
late time n. geç zaman
late hittite period n. geç hitit çağı
late hittite period n. geç hitit dönemi
feeling of being late n. geç kalma duygusu
late reply n. geç verilen cevap
late reply n. geç cevap
late return n. geç dönüş
late modern period n. geç modern dönem
late bloomer n. geç serpilen
late mother n. rahmetli anne
late father n. rahmetli baba
late start n. geç başlangıç
late wife n. rahmetli (ölmüş) eş
late husband n. rahmetli (ölmüş) eş
late ejaculation n. geç boşalma
late seral forest n. balta girmemiş orman
late-breaking information n. son dakika bilgileri
late-breaking information n. son bilgiler
late-breaking information n. son bilgi
late adulthood n. ileri yetişkinlik
late-wake [uk] n. cesedin başında tutulan gece nöbeti
stay late v. geç saate kadar kalmak
cause to be late v. geç kalmasına neden olmak
be late for school v. okula geç kalmak
go home late v. eve geç gitmek
come to the job late v. işe geç gelmek
stay up late v. gece geç saatlere kadar uyanık kalmak
pay late v. geç ödemek
be late v. geç kalınmak
be late v. geç olmak
wake up late v. geç kalkmak
get late v. geç kalmak
be late for v. -e gecikmek
be late for v. -e geç kalmak
keep late hours v. geç saate kadar ayakta kalmak
work or study late into the night v. gece geç saatlere kadar çalışmak
work until very late v. gece geç saatlere kadar çalışmak
be up late v. geç vakte kadar kalmak
reply late v. geç cevap vermek
answer late v. geç yanıtlamak
answer late v. geç cevap vermek
reply late v. geç yanıtlamak
turn up late v. geç gelmek
work until late v. geç saatlere kadar çalışmak
work until late v. geç saate kadar çalışmak
get up late v. geç kalkmak
be late for the appointment v. randevuya geç kalmak
arrive late to v. geç kalmak
arrive late to v. geç gelmek
run late v. geç kalmak
work late v. geç saate kadar çalışmak
come home late v. eve geç gelmek
go to school late v. okula geç gitmek
come to class late v. sınıfa/derse geç gelmek
be late to class v. derse geç kalmak
go to bed too late v. çok geç yatmak
be 30 minutes late v. 30 dakika geç kalmak
be late for the appointment v. randevuya gecikmek
be late for the dress rehearsal v. elbise provasına gecikmek
be late for the dress rehearsal v. kostümlü provaya gecikmek
stay in bed late v. yataktan geç kalkmak
start late v. geç başlamak
stay out late v. gece geç saate kadar dışarıda kalmak
be late for class v. derse geç kalmak
be late for class v. derse geç girmek
get into class late v. derse geç girmek
be a little late v. biraz geç kalmak
cal'late v. planlamak
cal'late v. hesaplamak
cal'late v. tahmin etmek
sleep late v. geç uyanmak
sleep late v. geç saate kadar uyumak
late adj. son zamanlarda olan
late adj. geç saatte olan
late adj. ölmüş
late for dinner adj. yemeğe geç kalmış
late adj. tehirli
late adj. sabık
late adj. eski
late adj. geç kalan
early and late adj. erken veya geç demez
late adj. son
late frost adj. geç donmuş
early and late adj. vakti saati yok
very late adj. çok geç
late adj. müteveffa
late adj. geçen
late adj. ölen
late adj. merhum
late adj. ölü
late adj. rahmetli
late adj. geç
late-coming adj. geç gelen
late adj. gecikmiş
late adj. son zamanlardaki
late adj. yeni
late-to-middle aged adj. orta yaşların sonunda
late-night adj. gece geç saatte olan
late adj. geç kalmış
late adj. taze
late adj. önceki
late adj. yakın zamanda olan
late adj. en son
late adj. yakın geçmişte olan
late adj. yeni
late adj. merhum
late adj. yaşlılıkta
late adj. (belirli bir yaş aralığının) sonlarında
late-term adj. geç dönem
late adj. son dönem
late in the evening adv. geç vakit
late adv. son zamanlarda
of late adv. son zamanlarda
as late as adv. ancak
of late adv. geçmiş
late afternoon adv. öğleden sonra geç saatlerde
too late adv. çok geç
of late adv. biraz evvel
late in the day adv. geç kalınmış
late adv. geçenlerde
too late adv. fazla geç
of late years adv. son birkaç sene zarfında
early and late adv. bütün gün
late in the day adv. günün sonuna doğru
till the late hours adv. geç saatlere kadar
a little bit late adv. biraz geç