line in - Turco Inglés Diccionario

line in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "line in" en diccionario turco inglés : 3 resultado(s)

Inglés Turco
General
line in v. içine çizmek
Computer
line in n. hat girişi
Military
line in v. namlu içinden nişan almak

Significados de "line in" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
in a line n. bir sıra durumunda
troops in line n. alay
line in one's face n. yüzündeki çizgi
line in the face n. yüzdeki çizgi
in-line processing n. hat içi işlem
in-line-skate n. tek sıra tekerlekli paten
in-line-skates n. tek sıra tekerlekli paten
first line in defense n. savunma hattının ön cephesi
bring in line v. sıraya sokmak
be in line with v. ile bir hizada olmak
stand in line v. kuyrukta beklemek
stand in line v. sıralanmak
be in line with the rules v. kurallara bağlı kalmak
be in line with v. -e uymak
be in line to the throne v. tahtın varisi olmak
be killed in line of duty v. görevi başında öldürülmek
be killed in the line of duty v. görevi esnasında öldürülmek
be killed in the line of duty v. görevi sırasında öldürülmek
get in the line v. sıraya geçmek
wait in a line v. sırada beklemek
wait in a line v. kuyrukta beklemek
cut in line v. (kuyruğa) kaynak yapmak
cut in line v. (kuyruktakilerin) önüne geçmek
get in line v. (bankada vb) sıra almak
get in the teller line v. (bankada vb) sıra almak
get back in line v. tekrar sıraya (kuyruğa) girmek/geçmek
wait in line at the atm v. atm sırasını beklemek
wait in line at the atm v. bankamatik sırası beklemek
wait in line at the atm v. atm'de kuyrukta beklemek
wait in line at the atm v. bankamatikde sıra beklemek
wait in line at the atm v. atm'de sıra beklemek
be in line v. sırada olmak
be in line v. sırada beklemek
in-line adj. sıralı
in line for adj. -e aday
in line adj. gelecekte belirli bir pozisyonda olacak
in-line adj. düz sıralı
in-line adj. düzenli
in-line adj. düz bir çizgide olan
in-line adj. hizalı
in direct line adv. babadan oğula
in line with adv. uyumlu olarak
in line with the requirements adv. ihtiyaç doğrultusunda
in line with the requirements adv. ihtiyaçlar doğrultusunda
in line with the demands from the sector adv. sektörden gelen talepler doğrultusunda
in line with this purpose adv. bu amaç doğrultusunda
in line with demand adv. talep doğrultusunda
in line with this objective adv. bu amaç doğrultusunda
in line with this objective adv. bu hedef doğrultusunda
in line with this purpose adv. bu hedef doğrultusunda
in line with these developments adv. bu gelişmeler doğrultusunda
in line adv. sıra sıra
in line with prep. ile aynı doğrultuda
in line with prep. ile uyarınca
in line for prep. için sırada
in line with prep. doğrultusunda
in line expr. kontrol altında
in line expr. düzen halinde
in line expr. uyum halinde
Phrasals
line up in something v. sıra oluşturmak
line up in v. (bir şekilde) dizmek
line up in v. (bir şekilde) dizilmek
line up in v. (bir şey halinde) sıraya girmek/dizilmek
line up in v. (bir şekilde) sıraya girmek
line up in v. (bir yerde/bir yerin veya bir şeyin içerisinde) sıraya girmek/dizilmek
line up in v. (bir şekilde) sıralanmak
line up in v. (bir şey halinde) sıraya sokmak/dizmek
line up in v. (bir yerde/bir yerin veya bir şeyin içerisinde) sıraya sokmak/dizmek
line up in v. (bir şekilde) sıraya sokmak
line up in v. (bir şekilde) sıralamak
Phrases
in line with the requirement expr. ihtiyaç doğrultusunda
in line with request expr. talep doğrultusunda
in line of duty expr. görevi başında
in line with this target expr. bu hedef doğrultusunda
in line with this target expr. bu amaç doğrultusunda
in line with someone's demand expr. -in talebi doğrultusunda
in our line of work expr. bizim meslekte
in line with something expr. (bir şey) doğrultusunda
in line with something expr. (bir şeye) uygun/uyumlu olarak
in line with (someone or something) expr. (biri/bir şey) gereğince
in line for something expr. bir şey için sırada
in line for something expr. bir şey için aday
in line with (someone or something) expr. (biri/bir şey) mucibince
in line with (someone or something) expr. (biri/bir şey) uyarınca
in line with (someone or something) expr. (birine/bir şeye) uygun olarak
in line with (someone or something) expr. (birine/bir şeye) göre
in line with somebody/something expr. biriyle/bir şeyle uyumlu
in line with custom expr. teamüle uygun
Colloquial
cutting in line n. (kuyruk/sıra) kaynak yapma
be in the line of fire v. iki ateş arasında kalmak
get a line in someone v. birine serum vermek
next in line adj. bir sonraki
next in line adj. sıradaki
next in line adj. bir sonraki
next in line adj. sıradaki kişi
next in line adj. takip eden
next in line adj. hemen ardından gelen
in the firing line expr. ateş hattında
in the firing line expr. ateş altında
in the firing line expr. kritik bir noktada
in line with expr. bağdaşan
in line with expr. uyumlu
in the line of duty expr. görevinin bir parçası olarak
in a line expr. sırada
in a line expr. kuyrukta
in the line of duty expr. görev/görevi esnasında
in the line of duty expr. görevdeyken
in the line of duty expr. görev/görevi sırasında
Idioms
a line in the sand n. son nokta
line in the sand n. son nokta
line in the sand n. (sembolik bir) sınır
be in the firing line v. topun ağzında olmak
be in the line of fire v. iki ateş arasında kalmak
be in the line of fire v. ateşle oynamak
be in line with v. (kural vb) izlemek
be in line with v. çoğunluğa uymak
be in line with v. genel kararlara uymak
be in line with v. takip etmek
be in line with v. uymak
draw a line in the sand v. son noktayı koymak
draw a line in the sand v. destek verilmeyeceğini söylemek
draw the line in the sand v. son noktayı koymak
draw the line in the sand v. destek verilmeyeceğini söylemek
fall in line with the rules v. kurallara riayet etmek
fall in line v. sıra/kuyruk oluşturmak
fall in line with the rules v. kurallara uymak
march in single line v. tek sıra halinde yürümek
walk in single line v. tek sıra halinde yürümek
walk in a single line v. tek sıra halinde yürümek
march in a single line v. tek sıra halinde yürümek
be in the firing line v. ateş hattında olmak
be in the front line v. ön saflarda yer almak
be in the line of fire v. eleştiri oklarına hedef olmak
be in line for the job v. iş için sırada beklemek
be in line for the job v. iş için aday olmak
find oneself in the line of fire v. kendini ateş hattında bulmak
find oneself in the line of fire v. eleştirilerin hedefi olmak
keep someone in line v. birini yola getirmek
keep someone in line v. birini dizginlemek
keep someone in line v. birinin uslu durmasını sağlamak
keep someone in line v. birini hizaya getirmek
fall in line v. dediklerini yapmak
fall in line v. hizaya gelmek
fall in line v. şartlarına uymak
be in somebody's line v. (bir şey) (birinin) ilgi alanı olmak
keep in line v. hizaya sokmak
be in the front line v. ön saflarda olmak
be in line v. ilk sırada olmak
be in line v. (birinin) ilgisini çekmek
be in line v. uyumlu olmak