makyaj - Turco Inglés Diccionario

makyaj

Significados de "makyaj" en diccionario inglés turco : 9 resultado(s)

Turco Inglés
General
makyaj makeup n.
Consult a reputed makeup artist for better suggestions.
Daha iyi öneriler için tanınmış bir makyaj sanatçısına danışın.

More Sentences
makyaj make-up n.
I am not wearing any make-up right now.
Şu anda makyajım yok.

More Sentences
makyaj toilet n.
makyaj paint n.
makyaj face n.
makyaj maquillage n.
Automotive
makyaj facelift n.
British Slang
makyaj war paint n.
makyaj slap n.

Significados de "makyaj" con otros términos en diccionario inglés turco: 111 resultado(s)

Turco Inglés
General
makyaj malzemeleri cosmetics n.
makyaj malzemesi cosmetics n.
makyaj çantası toilet bag n.
makyaj malzemesi cosmetic n.
makyaj çantası washbag n.
makyaj malzemesi paint n.
makyaj çantası dressing case n.
aşırı makyaj yapan kız ladyprimer n.
makyaj çantası vanity case n.
makyaj malzemesi toiletry n.
aşırı makyaj makeover n.
bazı makyaj malzemeleriyle insanın görünümünü değiştirmesi makeover n.
kalıcı makyaj permanent makeup n.
makyaj temizleyicisi make-up remover n.
makyaj malzemesi make-up n.
makyaj bazı make-up base n.
makyaj odası make-up room n.
ağır makyaj heavy make-up n.
makyaj takımı make up kit n.
makyaj seti make up kit n.
makyaj aynası vanity mirror n.
makyaj masası make-up table n.
makyaj masası toilet table n.
makyaj masası dresser n.
makyaj masası vanity n.
makyaj masası vanity table n.
makyaj masası dressing table n.
makyaj fırçası makeup brush n.
makyaj çantası sponge bag n.
makyaj çantası toiletry bag n.
ışıklı makyaj aynası lighted vanity mirror n.
makyaj pamuğu cotton pad n.
makyaj masasının aynası toilet glass n.
makyaj odası toilet room n.
makyaj malzemelerinin konduğu ufak kutu train case n.
makyaj kutusu train case n.
makyaj masası vanity desk n.
makyaj çantası vanity bag n.
küçük makyaj çantası vanity n.
makyaj çantası vanity n.
küçük makyaj çantası compact n.
makyaj bazı base n.
makyaj sanatçısı make-up artist n.
makyaj çantası make-up bag n.
makyaj malzemelerinin uygulanması makeup n.
tiyatro sanatçısının kullandığı makyaj malzemelerinin ve kostümlerin tümü makeup n.
makyaj masası vanitory unit n.
makyaj malzemeleri maquillage n.
makyaj yapma maquillage n.
cilde parlaklık vererek vurgulayan bir makyaj malzemesi highlighter n.
ışıltı katmak veya belirli bir alanı vurgulamak için yüze veya dudaklara uygulanan makyaj malzemesi gleamer n.
kırmızı tonlarda makyaj rud n.
makyaj takımı makeup set n.
makyaj takımı makeup kit n.
makyaj çantası cosmetics bag n.
seyahatte çeşitli makyaj ve ilk yardım malzemelerinin taşındığı küçük el çantası dressing case n.
bir plastik makyaj ürünü markası pan-cake ® n.
dekoratif makyaj bandı patch n.
makyaj yapmak put on make up v.
makyaj yapmak put on makeup v.
makyaj yapmak make up v.
akmak (makyaj) run v.
makyaj yapmak paint v.
birine makyaj yapmak make someone up v.
makyaj yapmak apply make-up v.
makyaj temizlemek remove the make-up v.
makyaj yapmak put on make-up v.
makyaj temizlemek take off the make-up v.
makyaj yapmak wear make-up v.
çok makyaj yapmak do a lot of makeup v.
kendine makyaj yapmak make yourself up v.
siyah makyaj yapmak black up v.
(makyaj ürünü) sürmek don v.
makyaj yapmamış unpainted adj.
makyaj masalı vanitied adj.
makyaj aynalı vanitied adj.
makyaj gibi tazeleme facelift N.
kırmızı makyaj rouge N.
Phrasals
kremle makyaj vb. silmek/temizlemek/çıkartmak cream off v.
Colloquial
makyaj yapmak put one's face on v.
Idioms
makyaj yapmak make up v.
makyaj yapmak put one's face on v.
makyaj yapmak put face on v.
makyaj yapmak put on (one's) face v.
Speaking
neden makyaj yapmıyorsun? why don't you wear makeup? expr.
Technical
makyaj aynası make up mirror n.
makyaj astarı make-up base n.
Textile
makyaj masasının üzerine örtülen keten, ipek veya goblen örtü toilet cloth n.
makyaj masasının üzerine örtülen keten, ipek veya goblen örtü toilet cover n.
Furniture
dikiş, makyaj gibi malzemelerinin saklanabileceği cepli veya bölmeli kap tidy n.
makyaj masasının aynası toilet glass n.
makyaj masası chest n.
Automotive
makyaj aynası make-up mirror n.
araba modeline üretici tarafından yapılan makyaj facelift n.
makyaj aynası vanity mirror n.
Statistics
makyaj etkisi vanity effect n.
Social Sciences
(başka ırktan olan kimselerin) beyaz ırktanmış gibi görünmeleri için makyaj yapmak whitewash [pejorative] v.
Art
(tablo, makyaj) rötuşla düzeltmek retouch v.
Theatre
makyaj boyası paint n.
Cinema
rol için makyaj yapıp hazırlanmak make up v.
Archaic
makyaj masası toilet n.
makyaj malzemeleri toilet n.
makyaj masası toilette n.
makyaj yapmak prime v.
Slang
makyaj manyağı makeup freak n.
makyaj manyağı make-up freak n.
makyaj delisi makeup freak n.
makyaj delisi make-up freak n.
kadın gibi giyinip makyaj yapmak (erkek) queen up n.
feminen kıyafetler giyip makyaj yapmak (erkek) queen up n.
British Slang
makyaj yapmak slap-up v.