ne! - Turco Inglés Diccionario

ne!

Significados de "ne!" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
General
ne! wot interj.
Colloquial
ne! lumme [uk] interj.
Archaic
ne! lud interj.
ne! soh! interj.
Slang
ne! ouch [australia/new zealand] interj.

Significados de "ne!" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ne yapacağını bilmemek not know what to do v.
ne olursa olsun regardless adv.
ne zaman when adv.
ne zaman? when? adv.
her ne kadar although conj.
ne what interj.
ne? what? interj.
General
ne istediğini bilme knowing what he/she wants n.
ne bulursa okuyan kimse omnivorous reader n.
kayıt (kaset/plak vb'ne ait) recording n.
teminat (borca karşı gösterilen ve bir mülk, tahvil, senet vb'ne dayalı) collateral n.
masraf ne olursa olsun hand the expense n.
saygı (hükümdara vb'ne gösterilen) homage n.
sıcaklık bakımından ne çok sıcak ne de çok soğuk olan, havanın değişken olduğu iklim kuşağı temperate n.
gerçek kimliğini gizleyerek girme (örgüt/kuruluş vb'ne) infiltration n.
bilet parçası (tiyatro/sinema vb'ne girdikten sonra müşterinin elinde kalan) stub n.
bekçi (sahibi yokken malikane/ev vb'ne bakan) caretaker n.
banılmış ekmek lokması (yemeğin suyuna vb'ne) sop n.
sap (mızrak/ok vb'ne ait) shaft n.
kıyı (nehir/göl/vb'ne ait) bank n.
dönme (eski durum/alışkanlık/inanç vb'ne) reversion n.
kiralayanın süre esasına dayalı ödeme yaptığı ve kat edilen mesafe ne olursa olsun hiçbir ilave para unlimited mileage n.
çevredeki objeleri görüp ne olduklarını hemen anlama yetisi subitizing n.
otobüs gibi taşıtlarda bulunan ve yapılan hızı, duraklamaların süresini ve sürücünün ne kadar direks tachograph n.
önceden tanışılmayan biriyle eğlence yeri lokanta vb'ne gitme blind date n.
isim (kitap/piyes/film vb'ne ait) title n.
donmuşluk (jöle/çikolata vb'ne özgü) firmness n.
sızma (örgüt/kuruluş vb'ne) infiltration n.
kıyı (göl/deniz vb'ne ait) front n.
devamsızlık (işe/okula vb'ne) absenteeism n.
tahammül (organizma vb'ne özgü) tolerance n.
borca karşı gösterilen ve bir mülk senet vb'ne dayalı teminat collateral security n.
ne erkek ne de dişi olan hayvan neuter n.
ne var ne yoksa all n.
bilgisayar oyunlarında bir oyunun konusunun ve temel oyun mekaniğinin ne kadar iyi tasarlanmış ve oyunda ne kadar verimli bir şekilde uygulanmış olduğunu ifade eden sözcük gameplay n.
ne kar ne zarar etme breaking even n.
çevredeki objeleri görüp ne olduklarını hemen anlama yetisi subitising n.
elimde ne var oyunu handy-dandy n.
kimin ne zaman öleceğine dair tahminlerde bulunulan bir oyun death pool n.
kimin ne zaman öleceğine dair tahminlerde bulunulan bir oyun dead pool n.
sürücüye ne yapması gerektiğini söyleyip duran kişi back-seat driver n.
ne olursa olsun kazanmaya değer yaklaşımı win-at-all-costs attitude n.
ne kadar tartışılırsa tartışılsın bir önemi olmayan, sonuca varılamayan durum moot point n.
ne idüğü belirsiz kimse/şey nondescript n.
ne fiziksel ne de zihinsel olma neutralness n.
bir nesne veya kelimenin ne olduğunu en fazla yirmi soru sorarak tahmin etmeye çalışılan bir oyun twenty questions n.
(bir şeyin) ne kadar az harcandığı underspend n.
ne yapacağı pek belli olmayan kimse unknown quantity n.
ne anlama geldiği anlaşılmayan mesaj, işaret mixed message n.
bilmem ne whoosis n.
ne tür bir eylemin gerekli veya ilgili olduğunu belirtmek için kullanılan en uygun terim word n.
cinsiyeti ne erkek ne de kadın olan kimse hijrah [south asia/india] n.
ne oldum delisi kimse mushroom n.
(yunan mitolojisinde) insanların hayatlarını yöneten ve ne zaman öleceklerini belirleyen üç tanrıça the destinies n.
ne iş olsa yapan kimse roustabout [australia] n.
ne iş olsa yapan kimse rouseabout [australia] n.
ne olduğu belirsiz yığın veya grup rummage n.
bilmem ne omnium n.
evrenin büyüklüğü içinde kendinin ne kadar küçük ve önemsiz bir varlık olduğunu hissetme duygusu occhiolism n.
ne oldum delisi olma pride [obsolete] n.
sovyet sosyalist cumhuriyeti birliği'ne bağlı bir ülke soviet n.
ne oldum delisi davranış parvenuism n.
(kişinin, durumun) ne olacağı future n.
ne evet ne de hayır demek equivocate v.
katılmak (parti vb'ne) join v.
sızmak (örgüt, kuruluş vb'ne) infiltrate v.
kestirmek (ne olduğunu) make out v.
tabi tutmamak (bir kimseyi kura/yasa vb'ne) waive v.
kedi köpek vb'ne su vermek water v.
gitmek (konser müze vb'ne) take something in v.
takmak (kıymetli bir taşı bir yüzük vb'ne) set in v.
ne yapacağını bilememek be in a quandary v.
işlerin ne durumda olduğuna bakmak see how the land lies v.
ülkeye vb'ne zarar vermek do disservice to v.
kaydını yaptırmak (otel vb'ne girince) check in v.
basmak (düğme vb'ne) push v.
tel takmak (pencereye vb/sinek vb'ne karşı) screen v.
ne söyleyeceğini öğretmek (tanığa) prime v.
kaydettirmek (okul/üniversite vb'ne) put someone down for v.
yazdırmak (okul/üniversite vb'ne) put someone down for v.
kaydetmek (okul/üniversite vb'ne) put someone down for v.
ne yapacağını bilmemek be at a loss v.
bağlı olmak (hatıra vb'ne) cling v.
ne olduğunu tespit etmek identify v.
uygun düşmek (bir yere/çevreye/gruba vb'ne) fit in v.
kendisinin ne demek istediğini anlatmak explain oneself v.
ne olduğunu çıkarmak identify v.
ne olduğunu söylemek identify v.
burun takmak (çorap/ayakkabı vb'ne) toe v.
ne düşündüğünü açıkça söylemek speak up v.
elinde ne yaptığını gösterecek hiçbir şey olmamak have nothing to show for it v.
boğmak (iltifat/hediye vb'ne) overwhelm with v.
birinin ne düşündüğünü yüzünden okumak read someone's mind v.
uygun olmak (bir yere/çevreye/gruba vb'ne) fit in v.
ne olduğunu saptamak identify v.
ne istediğini bilmek know one's own mind v.
ne düşündüğünü söylemek (bir konuda) commit oneself v.
tırmanmak (ağaç/direk vb'ne) skin up v.
gerçek kimliğini gizleyerek girmek (örgüt, kuruluş vb'ne) infiltrate v.
yapmak (çamur/mum vb'ne şekil vererek heykel) model into v.
ne mal olduğunu anlamak see through somebody v.
fazla yük koymak (bagaj, küfe vb'ne) overload v.
saplanıp kalmak (çamur kum vb'ne) stick with in v.
yazı vermek (gazete, dergi vb'ne) contribute v.
kitap vb'ne dönüştürmek write something up v.
ne düşündüğünü açıkça söylemek speak out v.
ne düşündüğünü açıkça söylemek speak one's mind v.
ne diyeceğini şaşırmak be at a loss for words v.
ne olduğunu kestirmek make out v.
ne demek istediğini yeterince anlatmak make one's point v.
ne oldum delisi olmak start to think he's/she's something special v.
davayı avrupa insan hakları mahkemesi’ne götürmek take the case to the european court of human rights v.
gelecekte ne olacağı hakkında çok düşünmek think ahead v.
-in ne olduğunu bilmek be a good judge of v.
karşısındakinin ne dediğini (sonunda) anlamak latch on v.
ne olduğunu anlamaya çalışmak get a fix on v.
ne olduğunu sormak ask what happened v.
ne olduğunu sormak ask what it is v.
ne dediğini bilmemek not know what one is saying v.
ne olursa olsun gerekeni yapıp hakkından gelmek deal with what happens v.
allah ne verdiyse beraberce yemek take potluck v.
ne düşündüğünü açıkça ortaya koymak declare one's self v.
ne bulursa yemek batten v.
uzun süre hız yapmaktan ne kadar hızlandığını fark edemez olmak velocitise v.
uzun süre hız yapmaktan ne kadar hızlandığını fark edemez olmak velocitize v.
ne gerekiyorsa yapmak do everything that needs to be done v.
(koli vb'ne) etket yapıştırmak docket v.
ne istediğini bulmak find v.
ne uzayıp ne kısalmak sit v.
elinde ne varsa geçirmek smite v.
ne var ne yok dökülmek squeak v.
ne uzayıp ne kısalmak stagnate v.
ne olumlu ne de olumsuz (cevap vb) noncommittal adj.
ne yapacağını bilmez at a loss adj.
ne yaptığını bilen self conscious adj.
galler ülkesi'ne özgü welsh adj.
ekmek vb´ne kolayca sürülen spread adj.
ne yapacağını bilmez halde at a loss adj.
ne kadar hor görüldüğünü belirten (birinin/bir şeyin) supercilious adj.
kulak asmaz (öğüt eleştiri vb'ne) impervious to adj.
her ne whatsoever adj.
ne az ne çok olan moderate adj.
sudan cumhuriyeti'ne özgü sudanese adj.
ne iyi ne kötü mediocre adj.
ne düşündüğü belli olmayan inscrutable adj.
ne yapacağı belli olmaz unpredictable adj.
ne oldum delisi parvenu adj.
ne idiği belirsiz ve biraz şüpheli queer adj.
ne iyi ne kötü tolerable adj.
ne idiği belirsiz nondescript adj.