| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | opinion n. | fikir | ||
|
The way to address the democratic deficit is to give people a chance to express their opinions. Demokratik açığı gidermenin yolu, insanlara fikirlerini ifade etme şansı vermektir. More Sentences |
||||
| Common Usage | opinion n. | düşünce | ||
|
Believe in yourself and your rights and opinions. Kendinize, haklarınıza ve düşüncelerinize inanın. More Sentences |
||||
| Common Usage | opinion n. | görüş | ||
|
They said it was benign, but I want a second opinion. İyi huylu olduğunu söylediler ama ikinci bir görüş daha almak istiyorum. More Sentences |
||||
| Common Usage | opinion n. | kanaat | ||
|
We are of the opinion that the targeted American reprisals are legitimate under Security Council Resolution 1368. Hedef alınan Amerikan misillemelerinin 1368 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı kapsamında meşru olduğu kanaatindeyiz. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | opinion n. | takdir | ||
|
In its opinion, the Committee on Constitutional Affairs said YES to the establishment of a European Prosecutor. Anayasal İşler Komitesi, bir Avrupa Savcılığının kurulmasına kendi takdirinde EVET demiştir. More Sentences |
||||
| General | opinion n. | fikir | ||
|
The way to address the democratic deficit is to give people a chance to express their opinions. Demokratik açığı gidermenin yolu, insanlara fikirlerini ifade etme şansı vermektir. More Sentences |
||||
| General | opinion n. | düşünce | ||
|
Believe in yourself and your rights and opinions. Kendinize, haklarınıza ve düşüncelerinize inanın. More Sentences |
||||
| General | opinion n. | görüş | ||
|
They said it was benign, but I want a second opinion. İyi huylu olduğunu söylediler ama ikinci bir görüş daha almak istiyorum. More Sentences |
||||
| General | opinion n. | saygı | ||
|
Tom has a high opinion of Mary. Tom'un Mary'ye derin bir saygısı var. More Sentences |
||||
| Law | ||||
| Law | opinion n. | düşünce | ||
|
Believe in yourself and your rights and opinions. Kendinize, haklarınıza ve düşüncelerinize inanın. More Sentences |
||||
| Law | opinion n. | fikir | ||
|
The way to address the democratic deficit is to give people a chance to express their opinions. Demokratik açığı gidermenin yolu, insanlara fikirlerini ifade etme şansı vermektir. More Sentences |
||||
| Politics | ||||
| Politics | opinion n. | görüş | ||
|
They said it was benign, but I want a second opinion. İyi huylu olduğunu söylediler ama ikinci bir görüş daha almak istiyorum. More Sentences |
||||
| Politics | opinion n. | kamuoyu | ||
|
Recently, international opinion was once again startled by the report of a massacre of 200 people in Kisangani. Geçtiğimiz günlerde Kisangani'de 200 kişinin katledildiği haberi uluslararası kamuoyunu bir kez daha dehşete düşürdü. More Sentences |
||||
| Technical | ||||
| Technical | opinion n. | düşünce | ||
|
Believe in yourself and your rights and opinions. Kendinize, haklarınıza ve düşüncelerinize inanın. More Sentences |
||||
| Technical | opinion n. | fikir | ||
|
The way to address the democratic deficit is to give people a chance to express their opinions. Demokratik açığı gidermenin yolu, insanlara fikirlerini ifade etme şansı vermektir. More Sentences |
||||
| Technical | opinion n. | görüş | ||
|
They said it was benign, but I want a second opinion. İyi huylu olduğunu söylediler ama ikinci bir görüş daha almak istiyorum. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | opinion n. | nazar | ||
| General | opinion n. | rey | ||
| General | opinion n. | akıl | ||
| General | opinion n. | zan | ||
| General | opinion n. | oy | ||
| General | opinion n. | önemseme | ||
| General | opinion n. | kanı | ||
| General | opinion n. | tahmin | ||
| General | opinion n. | inanç | ||
| General | opinion n. | teşhis | ||
| General | opinion n. | kanı | ||
| General | opinion n. | (kişilere dair) olumlu izlenim | ||
| General | opinion n. | (kişilere dair) olumlu değerlendirme | ||
| General | opinion n. | tasvip | ||
| General | opinion n. | itibar | ||
| Law | ||||
| Law | opinion n. | mütalaa | ||
| Law | opinion n. | dava vekilinin özel bir durum için yasaların nasıl uygulanması gerektiği konusunda verdiği resmi ve genellikle yazılı olan değerlendirme | ||
| Law | opinion n. | sıradan bir kişinin verdiği, bilirkişininkinin aksine genellikle kabul edilebilir olmayan ifade | ||
| Law | opinion n. | mahkeme kararı gerekçesi | ||
| Law | opinion v. | (avrupa birliği hukuku'nda) hukuk sözcüsü'nün avrupa adalet divanı'na mahkemenin yetkisi altında bulunan davalara yönelik hukuki çözümler sunduğu içtihat | ||
| Politics | ||||
| Politics | opinion n. | halk oyu | ||
| Politics | opinion n. | içtihat | ||
| Politics | opinion n. | içtihad | ||
| Philosophy | ||||
| Philosophy | opinion n. | (platonculukta) deneyim ve algıya dayalı fikir veya inanç | ||
| Ottoman Turkish | ||||
| Ottoman Turkish | opinion n. | mütalaa | ||