ortaya - Turco Inglés Diccionario

ortaya

Significados de "ortaya" en diccionario inglés turco : 4 resultado(s)

Turco Inglés
Computer
ortaya middle adj.
I want to sit in the middle.
Ortaya oturmak istiyorum.

More Sentences
Idioms
ortaya into the pot expr.
Computer
ortaya center n.
ortaya centre expr.

Significados de "ortaya" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ortaya çıkarmak find out v.
ortaya çıkmak emerge v.
ortaya çıkarmak reveal v.
ortaya çıkmak show up v.
gece ortaya çıkan nocturnal adj.
General
ortaya çıkma (istenmeyen bir olay birdenbire) outbreak n.
birinin ortaya dökülmesini istemediği bir şeyi başkasına söyleyen kimse tattler n.
iskambilde ortaya konulan para pool n.
ortaya çıkarma exposure n.
eseri ortaya koyan sanatçı grubu consort n.
ortaya konan para pool n.
ortaya çıkma dawn n.
ortaya çıkarma expose n.
daha sonradan ortaya çıkan etki aftereffect n.
ortaya çıkma appearance n.
güneş fırtınaları sonucu ortaya çıkan görsel olgu aurora borealis n.
ortaya çıkma surfacing n.
ortaya çıkarma discovery n.
kirli çamaşırları ortaya döken exposer n.
yeniden ortaya çıkarma resurrection n.
ortaya çıkma (istenmeyen bir olay) outcrop n.
kişinin bilmediği bir dilde aniden konuşma, okuma ve yazma yeteneğinin ortaya çıkması xenoglossia n.
ortaya koyma manifestation n.
ortaya konan para kitty n.
yeniden ortaya çıkma resurrection n.
yeniden ortaya çıkma reappearance n.
ortaya çıkarılan şey disclosure n.
fazla miktarda glikojen depolanması şeklinde ortaya çıkan metabolik bir hastalık glycogenesis n.
denizaltı depremlerinin ortaya çıkardığı büyük dalga tsunami n.
uçurtmalarda ortaya dik olarak gelen çıta cross spar n.
düşünce hayatında ortaya çıkan yeni akım current n.
toplam para (kumarda ortaya konan) pot n.
ortaya çıkarma disclosure n.
ortaya konan para pot n.
bir karakterin ortaya çıkmasından sorumlu olan farklı genler arasında baskılayıcı etkilerin olması durumu epistatic n.
henüz ortaya çıkmamış olma latency n.
ortaya çıkma arrival n.
haksızlıkları ortaya çıkaran kişi muckraker n.
yeniden ortaya çıkma reapperance n.
ortaya dökme divulgation n.
ortaya dökme apocalypse n.
suçluyu ortaya çıkarma detection n.
ortaya çıkarma detection n.
ortaya çıkma emanation n.
suçu ortaya koyan exposer n.
ortaya çıkması önceden kestirilemeyen olay act of god n.
birinin ortaya dökülmesini istemediği bir şeyi başkasına söyleyen kimse tattletale n.
yeniden ortaya çıkma comeback n.
güçlü bir duygunun ortaya çıktığı an a fainting fit n.
ortaya koyma presentation n.
geceleri ortaya çıkan bir güve türü noctuid n.
dertlere çare olarak birinin ortaya attığı fikir nostrum n.
ortaya çıkarma unveiling n.
bir fikir ortaya atma voicing n.
ortaya çıkarma uncovering n.
kişinin bedenini veya bir eşyayı bulunduğu mekanda yok edip bir anda başka bir mekanda ortaya çıkarması teleportation n.
bir anda ortaya çıkan tehdit immediate threat n.
bir kitabı ortadan açtığımızda birbirine bakan sayfaları biri diğerinin aynadaki yansıması olarak düşünülerek ortaya çıkarılan estetik görüntü tekniği book matching n.
ortaya çıkma emergence n.
ortaya çıkan gelişmeler the emerging developments n.
ortaya koyma exposure n.
ortaya çıkaran revealer n.
ortaya çıkarma unearthing n.
pokerde başlangıçta ortaya konan para ante n.
ortaya çıkan bilgi revealed knowledge n.
ortaya dökme airing n.
ortaya çıkarma ascertainment n.
ortaya çekici kuvvet centripetal force n.
casusluğu ortaya çıkarma counterespionage n.
yalanı ortaya çıkaran kimse debunker n.
ortaya çıkan ışık emerging light n.
farklı malzemeleri bir araya getirip yeni bir şey ortaya çıkaran kimse bricoleur n.
ortaya çıkan yeni özellikler emergent properties n.
milattan önce 2. yüzyılda ortaya çıkan bir yahudi mezhebi pharisaism n.
bir nesnenin çevre üzerinde bir sonuç ortaya çıkaran etkisi effectance n.
ortaya çıkma advent n.
tartışmada savı ortaya süren ve savunan taraf affirmative n.
hesap yapıldıktan sonra ortaya çıkan masraflar back charges n.
19. yüzyılda fransa'da ortaya çıkmış hareketli bir dans cancan n.
19. yüzyılda fransa'da ortaya çıkmış hareketli bir dans can-can n.
yeniden ortaya koyma reassertion n.
yeniden ortaya çıkarma re-exposure n.
bir kişinin, kuruluşun, fikrin veya hareketin doğuşu veya ortaya çıkışı naissance n.
ortaya çıkma naissance n.
ortaya yanıt çıkaramama nonanswer n.
ortaya çıkmama nonpresentation n.
kendiliğinden ortaya çıkan duygular nature n.
1970'lerde ortaya çıkan manevi ve bilinç arttırıcı akımlar bütünü new age n.
yeni ortaya çıkmış new-sprung n.
doğasındaki özenli tarafı ortaya çıkararak, çocuk bakımı ve ev işlerinde eşit sorumluluk alan modern erkek new man n.
yakın zamanda ortaya çıkmış new-sprung n.
açıkça ortaya koyma explicitation n.
ortaya çıkan kimse emergent n.
ortaya çıkan kişi emergent n.
(bir şeyi) ortaya çıkarma unfoldment n.
(bir şeyi) ortaya çıkaran kimse unfolder n.
sonradan ortaya çıkan aksaklık joker n.
ortaya karışık birkaç şey mixed bag n.
ortaya dökme evulgation n.
ortaya çıkma extance [obsolete] n.
henüz ortaya çıkmamış olma latence n.
1980'lerde ortaya çıkan bir dans stili vogueing n.
afrika'da ortaya çıkan atalara tapınma biçiminde bir din voudouism n.
afrika'da ortaya çıkan atalara tapınma biçiminde bir din vodun n.
1920'li yıllarda abd'de ortaya çıkan bir dans black bottom n.
usta bir kimse tarafından mimarlık, edebiyat gibi alanlarda ortaya konmuş en önemli eser master work n.
büyücülükle suçlanan kimselerin ortaya çıkarılıp cezalandırılması witch-hunt n.
açığa vuran veya ortaya konulan şey manifestation n.
ayak topuklarının içe ve dışa döndürülmesi ile yapılan, 1960'lar ortaya çıkmış bir dans figürü mashed potato n.
bir kimsenin veya bir şeyin ortaya çıktığı kaynak whence n.
belirli dönemlerde yeniden ortaya çıkan şey hardy perennial n.
kısıtlı bir sürede ortaya konmuş faydalı iş mechanical effect n.
doğru tanımın ortaya koyduğu şey meaning in intension n.
belirli bir uyaran sonucu ortaya çıkan engramların oluşturduğu şablon meaning n.
zihnin çabukluğu ve dikkati ile ortaya çıkan zeka mental dexterity n.
ingiltere kilisesi'ndeki wesleyan dirilişiyle ortaya çıkan mezheplerden birinin üyesi methodist n.
(bir şeyi) ortaya çıkarma midwifery n.
bir şeyi ortaya çıkarmaya yardımcı olan etken midwife n.
ortaya çıkma break n.
kuzey iskoçya'da ortaya çıkmış hareketli bir halk dansı highland fling n.
1980'lerde new york'da ortaya çıkmış bir gençlik kültürü hip-hop n.
ay ışığına maruz kalınarak uyunduğu için ortaya çıktığı düşünülen akıl hastalığı moon-madness n.
yeniden ortaya konma re-presentation n.
yeniden ortaya koyma re-presentation n.
ortaya çıkaran kimse revelationist n.
1920'lerin sonunda ortaya çıkmış, çift olarak yapılan canlı bir caz dansı lindy hop n.
1920'lerin sonunda ortaya çıkmış, çift olarak yapılan canlı bir caz dansı lindy n.
insanın gerçeği sadece aklı temel alarak bilemeyeceğini ve gerçek ortaya çıksa dahi tümüyle anlayamayacağını ifade eden, tanrı tarafından tebliğ edilmiş dini öğreti mystery n.
kısa süreliğine ortaya çıkma gleam n.
(yüz kasılması sonucu ortaya çıkan) alaycı yüz ifadesi rictus n.
(kasılma sonucu ortaya çıkan) açıklık rictus n.
m.s. 1346'da ortaya çıkan bir kıyafet süslemesi dagges n.
bir şey sıvılaştığında ortaya çıkan madde deliquescence n.
bir şey eridiğinde ortaya çıkan madde deliquescence n.
bir şey çözündüğünde ortaya çıkan madde deliquescence n.
kurt ve köpeğin çiftleşmesi sonucu ortaya çıkan yavru demiwolf n.
varsayımsal veya mevcut verilerle yapılan hızlı akıl yürütme sonucu ortaya çıkan ispat demonstration n.
kötü ruhlara dair ortaya konan sistematik ve dini öğreti demonology n.
aniden ortaya çıkan bir şey dalga gust n.
birden fazla biçimde ortaya çıkan organizma, halk hikayesi gibi oluşumlara verilen ad multiform n.
fikir ortaya koyan kimse opinionator n.
ortaya çıkan etki rub-off n.
ihmal sonucu ortaya çıkan olumsuz etki rust n.
kültürel sınırlamaların önemsenmemesi sonucu ortaya çıkan serbest davranış disinhibition n.
(özellikle nahoş bir şeyi) ortaya çıkaran etken incendiary [obsolete] n.
ortaya çıkma incidence n.
yıldız etkisinde ortaya çıkan mizaç influence [obsolete] n.
bir tartışma sırasında ortaya birçok argüman atıp, karşı tarafı bu argümanlara cevap vermeye zorlayarak tartışmadan galip ayrılma yöntemi gish gallop n.
cinsel yönelimin ortaya çıkması coming out n.
cinsel yönelimin ortaya çıkması coming-out n.