potansiyel - Turco Inglés Diccionario

potansiyel

Significados de "potansiyel" en diccionario inglés turco : 18 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
potansiyel potential adj.
In the past, this Parliament has viewed the social economy as an important potential provider of employment.
Geçmişte bu Parlamento sosyal ekonomiyi önemli bir potansiyel istihdam sağlayıcısı olarak görmüştür.

More Sentences
General
potansiyel potentiality n.
The young athlete displayed great potentiality for success.
Genç sporcu başarı konusunda büyük bir potansiyel sergiliyordu.

More Sentences
potansiyel potential n.
It has an arrangement to cooperate with Eurostat, but the potential of this is not being adequately exploited.
Eurostat ile bir işbirliği anlaşması yapmıştır, fakat potansiyeli tam olarak kullanılmamaktadır.

More Sentences
Trade/Economic
potansiyel potential adj.
In the past, this Parliament has viewed the social economy as an important potential provider of employment.
Geçmişte bu Parlamento sosyal ekonomiyi önemli bir potansiyel istihdam sağlayıcısı olarak görmüştür.

More Sentences
Technical
potansiyel potential adj.
In the past, this Parliament has viewed the social economy as an important potential provider of employment.
Geçmişte bu Parlamento sosyal ekonomiyi önemli bir potansiyel istihdam sağlayıcısı olarak görmüştür.

More Sentences
Electric
potansiyel potential adj.
In the past, this Parliament has viewed the social economy as an important potential provider of employment.
Geçmişte bu Parlamento sosyal ekonomiyi önemli bir potansiyel istihdam sağlayıcısı olarak görmüştür.

More Sentences
Automotive
potansiyel potential adj.
In the past, this Parliament has viewed the social economy as an important potential provider of employment.
Geçmişte bu Parlamento sosyal ekonomiyi önemli bir potansiyel istihdam sağlayıcısı olarak görmüştür.

More Sentences
Food Engineering
potansiyel potential adj.
In the past, this Parliament has viewed the social economy as an important potential provider of employment.
Geçmişte bu Parlamento sosyal ekonomiyi önemli bir potansiyel istihdam sağlayıcısı olarak görmüştür.

More Sentences
General
potansiyel potency n.
potansiyel upside n.
potansiyel making n.
potansiyel makings n.
potansiyel posse n.
potansiyel possible n.
potansiyel pot (potential) n.
potansiyel latent adj.
potansiyel inchoate adj.
Electric
potansiyel tension n.

Significados de "potansiyel" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
büyük potansiyel grand potential n.
potansiyel gerçeklik potential reality n.
tatil veya başka bir düzenlemenin potansiyel müşterilerin hoşuna giden özelliği veya yanı selling point n.
potansiyel tehlike dynamite n.
manyetik potansiyel magnetic potential n.
bir taşıtın yolcu veya potansiyel bir yolcunun isteği üzerine durduğu durak request stop n.
potansiyel sorunlar potential problems n.
potansiyel problemler potential problems n.
potansiyel tehlike potential danger n.
potansiyel ilişki potential relationship n.
tam potansiyel full potential n.
potansiyel alıcının gözüne kestirdiği şirket takeover target n.
içinde potansiyel romantik partnerlerin telefon numaralarının olduğu fihrist black book n.
alıcılarla satıcıları veya potansiyel iş ortaklarını bir araya getirme hizmeti matchmaking n.
potansiyel tehlike kaynağı mantrap n.
potansiyel sorun kaynağı man-trap n.
potansiyel tehlike kaynağı man-trap n.
potansiyel sorun kaynağı mantrap n.
alıcı cihazına sahip potansiyel izleyici veya dinleyici kitlesi circulation n.
iletişim aracının potansiyel müşteri yüzdesi coverage n.
potansiyel değer possibility n.
potansiyel problem kaynağı pressure point n.
öğrenen kişiyi potansiyel olarak tehlikeye sokan bilgi infohazard n.
öğrenen kişiyi potansiyel olarak tehlikeye sokan bilgi information hazard n.
harcanmış potansiyel wasted potential n.
potansiyel taşımak have a potential v.
potansiyel teşkil etmek have potential v.
potansiyel teşkil etmek show potential v.
potansiyel sergilemek show potential v.
potansiyel göstermek show potential v.
birisinde potansiyel görmek see someone's potential v.
birinde potansiyel görmek see someone's potential v.
potansiyel sorunlara göre elemek prescreen v.
potansiyel olarak zararlı potentially harmful adj.
zengin potansiyel rich potential adj.
yüksek potansiyel güçlü high adj.
gizemli, insanüstü ve potansiyel olarak ölümcül bir güçle dolu olan holy adj.
potansiyel olarak potentially adv.
potansiyel olarak in posse adv.
Colloquial
ortaya radikal bir fikir atıp onun potansiyel gelişimini tanımlayan kimse arrow shooter n.
gelecekteki üstün başarıya dair büyük potansiyel lots of promise n.
(evi satan kişi) satış tamamlanmadan önce anlaşmadan çekilerek potansiyel alıcıyı sıkıntıya düşürmek gazang v.
Idioms
potansiyel bir sorunu ortadan kaldırmak için verilen rüşvet a sop to cerberus n.
potansiyel görülen şey a twinkle in someone's eye n.
potansiyel görülen şey a gleam in someone's eye n.
büyük bir potansiyel a lot of promise n.
potansiyel olarak in potentia expr.
gerçekleştirilmemiş bir potansiyel olarak in potentia expr.
ortaya çıkarılmamış bir potansiyel olarak in potentia expr.
mağaza çalışanları arasında potansiyel hırsız olabilecek biriyle ilgili uyarı amacıyla kullanılan bir ifade two pun ten [obsolete] expr.
mağaza çalışanları arasında potansiyel hırsız olabilecek biriyle ilgili uyarı amacıyla kullanılan bir ifade two upon ten [obsolete] [uk] expr.
Speaking
sende potansiyel var you got potential expr.
Trade/Economic
potansiyel risk potential risk n.
potansiyel açık potential deficit n.
potansiyel rekabet potential competition n.
potansiyel gayri safi milli hasıla potential gross national product n.
potansiyel dış açık potential foreign deficit n.
potansiyel adi hisse senedi potential ordinary share n.
potansiyel talep potential demand n.
potansiyel oy hakları potential voting rights n.
bir mal veya hizmetin potansiyel satıcıları suppliers n.
motive edici potansiyel göstergesi motivating potential score n.
sulandırma etkisi olan potansiyel hisse senetleri dilutive potential ordinary shares n.
potansiyel verim potential gross national product n.
potansiyel üretim potential output n.
potansiyel gayrı safı milli hasıla potential gnp n.
potansiyel işgücü potential labor force n.
potansiyel pazar potential market n.
potansiyel çıktı potential output n.
potansiyel hisse senedi potential stock n.
potansiyel tasarruf potential saving n.
potansiyel müşterileri belirleme generating sales leads n.
potansiyel müşteri prospect n.
potansiyel müşteri oluşturma generating sales leads n.
potansiyel müşteri potential customer n.
potansiyel müşteri a potential customer n.
potansiyel müşteri prospective client n.
potansiyel müşteri prospective customer n.
potansiyel yatırımcı hedeflemesi targeting prospective investors n.
potansiyel yatırımcı prospective investor n.
potansiyel müşteri potential buyer n.
potansiyel alıcı potential buyer n.
potansiyel üretim seviyesi potential production level n.
potansiyel satın alma işlemleri potential acquisition transactions n.
çevrenin gelecekteki taleplerini sezerek bu potansiyel taleplere rakiplerden önce cevap verebilme proactivity n.
potansiyel fayda potential benefit n.
potansiyel yarar potential benefit n.
potansiyel vadeden profesyoneller young upwardly mobile professionals (yumpies) n.
potansiyel vergi numarası potential tax number n.
satış için potansiyel müşteri bulan kimse bird dog n.
potansiyel müşterilere veritabanı satışı list renting n.
potansiyel müşteri sales prospect n.
potansiyel müşterilerin ev veya iş adreslerine istenmeyen satış belgelerinin gönderilmesi direct-mail shot n.
Law
potansiyel suçlu potential criminal n.
Politics
potansiyel mültecilerin ülkeden kaçışının engellenmesi averting flight n.
ekonomik potansiyel economic potential n.
potansiyel olarak patlayıcı ortamlardaki kullanıma yönelik ekipman ve koruyucu sistemlere ilişkin üye devlet kanunlarının yakınlaştırılması daimi komitesi standing committee on the approximation of the laws of the member states concerning equipment and protective systems intended for use in potentially explosive atmospheres n.
kısıtlı zaman sebebiyle potansiyel olarak faydalı tedbirlerin avam kamarasının son oturumunda terkedilmesi massacre of the innocents n.
Insurance
hayat sigortası poliçesinden elde edilen karın yatırım portföyüne birimler halinde yatırıldığı ve böylelikle potansiyel ek gelir imkanı veren poliçe unit-linked insurance fund n.
hayat sigortası poliçesinden elde edilen karın yatırım portföyüne birimler halinde yatırıldığı ve böylelikle potansiyel ek gelir imkanı veren poliçe unitised insurance fund n.
hayat sigortası poliçesinden elde edilen karın yatırım portföyüne birimler halinde yatırıldığı ve böylelikle potansiyel ek gelir imkanı veren poliçe unit-linked n.
Tourism
potansiyel pazar potential market n.
potansiyel turist potential tourist n.
Advertising
reklam veya pazarlama ilanlarını talepleri olmaksızın potansiyel müşterilerin ev veya işyeri adreslerine postalama direct mailshot n.
Technical
potansiyel kayma yüzeyi potential surface of sliding n.
nükleer potansiyel enerji nuclear potential energy n.
gerilim veya potansiyel farkı yükselticisi voltaj amplifikatörü voltage amplifier n.
negatif potansiyel negative potential n.
potansiyel galvanometre potential galvanometer n.
potansiyel bölücü potential divider n.
iç potansiyel internal potential n.
potansiyel farkı difference of potential n.
elektro kinetik potansiyel electrokinetic potential n.
elektrolitik potansiyel electrolytic potential n.
elektriksel potansiyel electric potential n.
potansiyel zayıflatıcı potential attenuator n.
elektrostatik potansiyel electrostatic potential n.
kapiler potansiyel capillary potential n.
potansiyel farkı potential difference n.
kritik potansiyel critical potential n.
pozitif potansiyel positive potential n.
sıvı akımı potansiyel farkı streaming potential n.
sabit potansiyel constant potential n.
iyonik potansiyel ionic potential n.
potansiyel transformatörü potential transformer n.
kimyasal potansiyel chemical potential n.
sıfır potansiyel ground potential n.
şekil değiştirme potansiyel enerji potential energy of strain n.
hızlandırıcı potansiyel accelerating potential n.
manyetik potansiyel magnetic potential n.
termodinamik potansiyel thermodynamic potential n.
potansiyel denklem potential equation n.
potansiyel bobini potential coil n.
potansiyel enerji potential energy n.
potansiyel katsayısı potential coefficient n.
potansiyel platosu potential plateau n.
potansiyel gradyanı potential gradient n.
potansiyel denetleme yöntemi potentiostatic method n.
potansiyel saçılma potential scattering n.
iç potansiyel inner potential n.
potansiyel düşüşü potential drop n.
vektör potansiyel vector potential n.
yöneysel potansiyel vector potential n.
potansiyel erk engeli potential barrier n.
potansiyel indirgeme ürünleri potential degradation products n.
potansiyel patlayıcı ortamlarda kullanılması için tasarlanan elektrikli olmayan donanım non-electrical equipment intended for use in potentially explosive atmospheres n.
potansiyel bozunma ürünleri potential degradation products n.
esneklik potansiyel enerjisi elastic potential energy n.
elektronun 1 voltluk elektrik potansiyel fark başına kazandığı kinetik enerji miktarı electron volt n.
tersine çevrilmiş potansiyel reversed potential n.