prick! - Turco Inglés Diccionario

prick!

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "prick!" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
prick n. delik
prick n. sivri bir şeyin açtığı delik
prick n. iğne
prick n. sivri cisim batmasından ileri gelen acı
prick n. kalafat
prick n. sızı
prick of conscience n. vicdan azabı
prick n. iğnelenme
prick n. kalleş
prick n. diken
prick n. diken batması
prick n. iğneleme
prick n. delinme
prick punch n. işaret zımbası
prick n. delme
prick n. batırma
prick n. sokma
prick punch n. domuz tırnağı keski
prick [obsolete] n. öküz üvendiresi
prick [obsolete] n. vicdan azabı
prick [obsolete] n. dik konumda duran eşya
prick n. ayak izi (tavşan)
prick [obsolete] n. (uzay veya zamanda) nokta
prick [obsolete] n. amaç
prick n. ucu sivri obje
prick [obsolete] n. maksat
prick n. kişinin üzerinde taşımaya uygun rulo tütün
prick n. sivri uçlu aletlerle yapılan nokta
prick n. ok ve yayla belirlenen işaret
prick n. atın toynağında yara
prick [obsolete] n. azap
prick n. toynakta çivi yaralanması
prick n. ortaçağ'da kullanılan bir müzik notası
prick [dialect] [uk] n. şiş
prick [obsolete] n. arı veya eklembacaklı iğnesi
prick n. müzik sisteminde notadan sonra kullanılan nokta
prick [obsolete] n. üvendire
prick n. hedef
prick n. bir çeşit rulo tütün
prick [obsolete] n. hedef
prick [obsolete] n. parçacık
prick v. iğnelemek
prick v. diken batırmak
prick v. dikmek (bitki)
prick something on v. sivri bir şey bir uzva batmak
prick up one's ears v. kulaklarını dikmek
prick up one's ears v. kulak kesilmek
prick v. sokmak
prick v. silahla vurmak
prick something on v. bir uzva sivri bir şeyi batırmak
prick v. listede işaretlemek
prick out v. listede işaretlemek
prick v. deşmek
prick v. yaralamak
prick the bubble v. foyasını çıkarmak
prick up one's ears v. kulak kabartmak
prick v. iğne batırmak
prick v. açmak (delik)
prick up v. dikmek
prick up one's ears v. dikkatle dinlemeye başlamak
prick v. acıtmak (deriye batan diken vb)
prick v. (kişinin vicdanı) rahatsız etmek
prick the bubble v. boşa çıkarmak
prick v. vicdanını sızlatmak
prick v. delmek
prick up v. dikmek (kulak)
prick v. hafifçe delmek
prick v. batmak (deriye batan diken vb)
prick v. batırmak
prick v. noktalamak
prick v. şişlemek
prick v. toprağa dikmek
prick v. zımbalamak
prick v. (sivri cisim) batmak
prick v. sivri bir şeyi -e batırmak
prick v. batar gibi acıtmak
prick [dialect] v. giyinip kuşanmak
prick v. mahmuz veya üvendire ile kılavuzluk etmek
prick [obsolete] v. sivri ucu batırarak itmek
prick [obsolete] v. iğneleyerek istenen konuma getirmek
prick v. keskin hale getirmek
prick v. dörtnala gitmek
prick v. dikleştirmek (kulakları)
prick v. asitlendirerek bozmak (şarap)
prick v. kulaklarını dikmek
prick v. kulak kabartmak
prick v. (bir şeyin) ucu yukarı yöne bakmak
prick (up) [dialect] [uk] v. süslemek (kişiyi, elbiseyi)
prick v. (cadı ilan edilmiş kişinin) derisini defalarca delmek
prick v. deriyi deşmek
prick v. (nallama sırasında) çivi çakmak
prick v. (tavşan) ayak izi takip etmek
prick [dialect] v. süslenmek
prick v. ekşiyerek bozulmak (şarap)
prick [obsolete] v. sivri uçlu aletle sabitlemek
prick v. delinmek
prick v. dikenler batar gibi acımak
prick v. (aday) listeden işaretleyerek seçmek
prick v. kışkırtarak teşvik etmek
prick [obsolete] v. sivri uçla delikten geçirmek
prick v. (genç fideyi) orijinalinden başka bir saksıya çıkarmak
prick v. orta dikişi geçirmek (yelken)
prick v. dikkat kesilmek
prick (up) [dialect] [uk] v. incik boncukla bezemek
prick v. asitli hale getirmek
prick v. mahmuzla zorlamak (atı)
prick adj. dinleyen
prick-eared adj. kulak kabartan
prick adj. kulak kabartmış
prick-eared adj. kulak kesilmiş
prick-eared adj. kulak kesilen
prick-eared adj. kulaklarını diken
prick adj. kulak kesilmiş
prick adj. (kulaklar) dik duran
prick-eared adj. kulaklarını dikmiş
prick-eared adj. kulak kabartmış (köpek)
prick N. kaba kişi
Phrasals
prick up v. kulaklarını dikmek
prick on v. dürtmek
prick on v. kışkırtmak
Proverb
never a rose without the prick dikensiz gül olmaz
never a rose without a prick gülü seven dikenine katlanır
never a rose without a prick dikensiz gül olmaz
never a rose without the prick gülü seven dikenine katlanır
Colloquial
a prick of conscience n. vicdan azabı
prick-eared [uk] adj. kısa saçlı (erkek)
Idioms
prick the bubble v. foyasını meydana çıkarmak
prick up one's ears v. kulak kabartmak
prick up one's ears v. kulak vermek
prick up one's ears v. kulaklarını dikmek
prick somebody's conscience v. kendini suçlu hissettirmek
prick somebody's conscience v. vicdanını rahatsız etmek/sızlatmak
prick up its ears v. kulaklarını dikmek
prick up its ears v. dikkat kesilmek
prick up one's ears v. dikkat kesilmek
prick your conscience v. (birinin() vicdanını sızlatmak
prick (one's) conscience v. (birinin() vicdanını sızlatmak
prick (one's) conscience v. içine dert olmak
prick (one's) conscience v. vicdan azabı çektirmek
prick your conscience v. kendini suçlu hissetmek
prick (one's) conscience v. kendini suçlu hissetmek
prick your conscience v. birini suçlu hissettirmek
prick your conscience v. vicdan azabı çektirmek
prick (one's) conscience v. birini suçlu hissettirmek
prick your conscience v. içine dert olmak
Speaking
prick your ears up expr. kulaklarını dört aç
prick up your ears expr. kulaklarını dört aç
prick your ears up expr. beni dikkatle dinle
prick up your ears expr. beni dikkatle dinle
Technical
prick v. zımba ile işaretlemek