remedy - Turco Inglés Diccionario

remedy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

remedy — Definition

Significado:
çare, gidermek
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈrɛmɪdi/ – BrE /ˈrɛmɪdi/)
Categoría gramatical:
İsim: remedy (remedies); Fiil: remedy (remedies – remedied – remedying)
Sinónimo:
cure, solution
Antónimos:
harm

Significados de "remedy" en diccionario turco inglés : 43 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
remedy n. çare
That is a really effective remedy.
Bu gerçekten etkili bir çaredir.

More Sentences
remedy n. deva
General
remedy n. ilaç
The best remedy for the flu is lemon tea with ginger and honey.
Grip için en iyi ilaç zencefil ve ballı limon çayıdır.

More Sentences
remedy n. tedavi
We have yet to discover an effective remedy for cancer.
Hâlâ kanser için etkili bir tedavi bulamadık.

More Sentences
remedy n. çare
That is a really effective remedy.
Bu gerçekten etkili bir çaredir.

More Sentences
remedy v. düzeltmek
This is why it is crucial, in tomorrow's voting time, to remedy these aspects.
Bu nedenle yarınki oylamada bu hususların düzeltilmesi büyük önem taşımaktadır.

More Sentences
remedy v. düzeltmek
This is why it is crucial, in tomorrow's voting time, to remedy these aspects.
Bu nedenle yarınki oylamada bu hususların düzeltilmesi büyük önem taşımaktadır.

More Sentences
remedy v. tamir etmek
Our contractors agreed to remedy the broken chimney.
Müteahhitlerimiz kırık bacayı tamir etmeyi kabul etti.

More Sentences
remedy v. çözmek
The effect of this remedy should be slightly weaker.
Bu çözümün etkisi biraz daha zayıf olmalıdır.

More Sentences
Trade/Economic
remedy yol
Where the effectiveness of a remedy has not been proven, it is useful to mention this in the instructions.
Bir çözüm yolunun etkinliğinin kanıtlanmadığı durumlarda, bunun talimatlarda belirtilmesi faydalı olacaktır.

More Sentences
Technical
remedy n. çare
That is a really effective remedy.
Bu gerçekten etkili bir çaredir.

More Sentences
remedy n. çözüm
Unemployment levels show us we need an urgent remedy.
İşsizlik seviyeleri gösteriyor ki bize acil bir çözüm gerek.

More Sentences
General
remedy n. derman
remedy n. em
remedy n. çıkar yol
remedy n. deva
remedy n. umar
remedy n. şifa
remedy n. onarım
remedy n. tamir
remedy n. düzeltici önlem
remedy n. ıslah
remedy v. iyileştirmek
remedy v. gereğine bakmak
remedy v. çare bulmak
remedy v. çözüm getirmek
remedy v. onarmak
remedy v. tedavi etmek
remedy v. iyi etmek
remedy v. sağaltmak
remedy v. çaresini bulmak
remedy v. şifa vermek
remedy v. icabına bakmak
remedy v. ıslah etmek
remedy v. doğru yola getirmek
remedy v. gidermek
Trade/Economic
remedy n. çıkar
remedy n. yasal çözüm yolu
Law
remedy n. kanun yolu
Technical
remedy n. madeni paralarda yasal olarak izin verilen ağırlık veya incelik sapması
Telecom
remedy n. tedbir
Mechanic
remedy n. arızaların giderilme çözümü
Education
remedy n. ingiliz okullarında yarıyıl tatili

Significados de "remedy" con otros términos en diccionario inglés turco: 73 resultado(s)

Inglés Turco
General
legal remedy n. hukuki çözüm
folk remedy n. kocakarı ilacı
household remedy n. halk ilacı
provisional remedy n. geçici çare
sole remedy n. tek çıkar yol
sole remedy n. tek çare
home remedy n. evde hazırlanan ilaçlarla yapılan tedavi
snakebite remedy n. likör
snakebite remedy n. viski
be a remedy v. derman olmak
seek a remedy v. çare aramak
find a remedy v. derman bulmak
seek a remedy v. derman aramak
find a remedy v. çare bulmak
try to find a remedy v. çare bulmaya çalışmak
search for a remedy v. çare aramak
look for a remedy v. çare aramak
remedy the deficiency v. yetersizliği gidermek
remedy the deficiency v. eksiklik gidermek
be a remedy v. çare olmak
remedy the deficiencies v. eksik gidermek
remedy the deficiencies v. eksiklerini gidermek
offer a remedy v. çözüm sunmak
offer a remedy v. çare sunmak
remedy [obsolete] v. adaleti tesis etmek
Proverb
there is a remedy for everything except death ölümden başka her şeyin bir çaresi vardır
Trade/Economic
legal remedy n. kanuni çözüm
provisional remedy n. geçici çare
interim remedy n. ara çözüm
local remedy n. yerel çare
local remedy n. yerel çözüm
remedy of the mint n. yasal ağırlık ve incelikten izin verilen ölçüde sapma
Law
right to an effective remedy n. etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkı
without adequate remedy at law n. kanuni yolların kısıtlı olması
right to an effective remedy n. etkin bir çözüme başvurma hakkı
right to an effective remedy n. etkili bir kanuni yola başvurma hakkı
legal remedy n. kanun yolu
provisional remedy n. ihtiyati tedbir
judicial remedy n. yargı yolları
judicial remedy n. yargı yolu
legal remedy n. kanun yolları
civil remedy n. özel kanun yolları
civil remedy n. mahkemenin belirlediği yasal çözüm
cumulative remedy n. alternatif kanun yolu
cumulative remedy n. ek kanun yolu
legal remedy n. yasal çare
legal remedy n. kanuni yol
legal remedy n. yasal çözüm
exclusive remedy n. tek başvuru yolu
exclusive remedy n. münhasır başvuru yolu
provisional remedy n. ihtiyati haciz
alternative remedy n. alternatif kanun yolu
administrative remedy n. idari kanun yolu
domestic remedy n. yurtiçinde başvurulacak kanuni yollar
full remedy action n. tam yargı davası
speedy remedy n. çabuk çare
speedy remedy n. acele çare
oppression remedy n. şirketler hukukuna göre bir şirket hissedarının hissesi bulunduğu şirkete karşı hissedarlık haklarıyla ilgili dava açma hakkı
ultimate remedy n. son çare
inadequate remedy n. yetersiz çare
right to an effective remedy n. etkili başvuru hakkı
sole and exclusive remedy n. tek ve yeğane çare/çözüm
without adequate remedy at law n. kanunda yeterli çare olmaması
remedy against n. karşı başvuru yolu
legal remedy n. hukuki yol
full remedy action n. tam yargı davası
Politics
interim remedy n. ara çözüm
interim remedy n. geçici çözüm
remedy a situation v. bir durumu düzeltmek
Technical
remedy of the mint n. madeni paralarda yasal olarak izin verilen ağırlık veya incelik sapması
Medical
herbal remedy n. bitkisel ilaç
herbal remedy n. bitkisel tedavi
bach flower remedy n. alternatif tıpta kullanılan bach çiçek terapisi