tamir - Turco Inglés Diccionario

tamir

Significados de "tamir" en diccionario inglés turco : 29 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tamir repair n.
Who will pay for my automobile repairs?
Arabamın tamir masraflarını kim ödeyecek?

More Sentences
General
tamir fixing n.
My bicycle needs fixing.
Bisikletimin tamire ihtiyacı var.

More Sentences
tamir mending n.
These new shoes already want mending.
Bu yeni ayakkabılar şimdiden tamir istiyor.

More Sentences
tamir repair n.
Who will pay for my automobile repairs?
Arabamın tamir masraflarını kim ödeyecek?

More Sentences
Technical
tamir repair n.
Who will pay for my automobile repairs?
Arabamın tamir masraflarını kim ödeyecek?

More Sentences
tamir mending n.
These new shoes already want mending.
Bu yeni ayakkabılar şimdiden tamir istiyor.

More Sentences
Construction
tamir repair n.
Who will pay for my automobile repairs?
Arabamın tamir masraflarını kim ödeyecek?

More Sentences
General
tamir overhaul n.
tamir refit n.
tamir maintenance n.
tamir renewal n.
tamir repairing n.
tamir restoration n.
tamir wrecking n.
tamir fix n.
tamir reparation n.
tamir mend n.
tamir refitment n.
tamir redress n.
tamir redressal n.
tamir redressment n.
tamir remedy n.
tamir renewing n.
tamir renovelance n.
tamir rep (repair) abrev.
tamir repr. (repair) abrev.
Trade/Economic
tamir troubleshooting n.
tamir upkeep n.
Politics
tamir maintenance n.

Significados de "tamir" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tamir etmek repair v.
tamir etmek fix v.
tamir etmek mend v.
General
tamir atölyesi repairshop n.
körük tamir eden kişi bellows mender n.
tüfek ve tabanca yapan veya tamir eden kimse gunsmith n.
tamir etmek (ayakkabı) cobble n.
tamir maliyeti repair cost n.
tamir bakım repair and maintenance n.
tamir işlerini kendi yapan kimse do-it-yourselfer n.
tamir edilemezlik irreparability n.
tamir edilemezlik irreparableness n.
ayakkabı tamir atölyesi shoe repair shop n.
ayakkabı tamir dükkanı shoe repair shop n.
tamir bedeli repair price n.
tamir etme fixing n.
yanlış tamir misrepair n.
tamir edilebilme özelliği reparability n.
tamir edilebilirlik repairability n.
tamir edilebilme özelliği repairability n.
tamir edilebilirlik reparability n.
radyoyu tamir eden kişi radioman n.
tamir etme refit n.
tamir etmeyi, makine ve parçalarıyla deneyler yapmayı seven kimse tinker n.
tamir etmeye veya onarmaya çalışan vasıfsız kimse tinkerer n.
tamir etmeyi, makine ve parçalarıyla deneyler yapmayı seven kimse tinkerer n.
fıçı tamir eden kimse barrel maker n.
acil tamir quicky n.
tamir edilebilme repairability n.
tamir eden restorer n.
tamir işleri için alınmış kimse handyperson n.
küçük bakım ve tamir işleri işe için alınmış kimse handyman n.
tamir etme repairment n.
tamir edilebilir malzeme reparable item n.
ayakkabı tamir tezgahı heel bar n.
ayakkabı tamir tezgahı heelbar n.
motoru yenilenmiş ve gövdesi tamir görmüş eski araba rod n.
kırık veya bozuk şeyleri tamir eden kimse doctor n.
(mermerleri yapıştırarak tamir eden) mermer ustası sticker n.
yol tamir ustası surfaceman n.
tamir etmek redintegrate v.
tamir etmek service v.
tamir edilmek be under repair v.
tamir etmek renovate v.
tamir etmek refit v.
tamir etmek recondition v.
tamir etmek rehabilitate v.
üstünkörü tamir etmek tinker v.
bir şeyi eğreti bir şekilde tamir etmek patch something up v.
bir şeyi eğreti bir şekilde tamir etmek patch something together v.
kıçını tamir etmek (pantolon) seat v.
tamir görmek be repaired v.
araba tamir etmek repair a car v.
tamir etmek overhaul v.
ayakkabı tamir etmek cobble v.
tamir etmek do up v.
eğreti bir şekilde tamir etmek patch v.
bir yeri tamir etmek fix a place up v.
tamir etmek patch together v.
oturağını tamir etmek seat v.
bir şeyi tamir etmeye çalışmak (tamirci olmayan biri) tinker v.
seloteyple tamir etmek sellotape v.
tamir etmeye çalışmak tinker with v.
parçasını değiştirerek tamir etmek furbish up v.
tamir etmek put into commission v.
tamir etmek doctor v.
tamir etmek debug v.
tamir etmek tinker v.
tamir edip yenilemek recondition v.
tamir etmek repair v.
tamir ettirmek have something repaired v.
tamir görmek undergo repair(s) v.
tamir yapmak repair v.
tamir etmek bodge v.
tamir etmek fix v.
tamir etmek mend v.
tamir etmek rebuild v.
televizyonu tamir etmek fix the television v.
arabayı tamir etmek fix the car v.
tamir etmek fix up v.
tamir etmek fix over v.
tamir etmek rectify v.
tamir etmek make good v.
tamir etmek restore v.
telefonu tamir etmek repair the telephone v.
tamir edilmesi gerekmek need fixed v.
tamir edilmesi gerekmek need fixing v.
ayakkabı tamir etmek repair shoes v.
tamir görmek get fix v.
tamir görmek have fix v.
televizyonu tamir etmek repair the television v.
bilgisayarı tamir etmek fix the computer v.
tamir etmek rewamp v.
bisikleti tamir etmek fix the bike v.
bisikleti tamir etmek fix the bicycle v.
evdeki eşyaları tamir etmek fix things at home v.
esnek odunsu malzeme ile desteklemek, tamir etmek cane v.
tamir etmek redub v.
tekrar tamir etmek remend v.
(bir elektronik cihaza) tamir edilemeyecek seviyede hasar vermek tigger v.
tamir etmek undo v.
tamir etmek beete v.
tamir etmek bete v.
çitleri tamir etmek/onarmak mend (one's) fences v.
tamir etmek heal v.
acemice tamir etmek clamper [scotland] v.
tamir etmek dight [scotland] v.
tamir macunu uygulamak dope v.
tamir etmek fettle [dialect] [uk] v.
boru tamir etmek plumb v.
tamir etmek unbreak v.
tamir etmek remedy v.
tamir görmüş repaired adj.
tamir edilmiş renovated adj.
tamir olunamaz irreparable adj.
tamir edilemez irreparable adj.
tamir edilmiş overhauled adj.
tamir gerektirir durumda out of repair adj.
iyi tamir edilmemiş in bad repair adj.
tamir edilebilir reparable adj.
örgü ile tamir eden darner adj.
tamir edilmemiş unmended adj.
tamir edilemez unrepairable adj.
basit tamir işleri yapabilen handy adj.
tamir gerektiren rickety adj.
tamir edilemeyen irrepairable adj.
tamir edilmiş doctored adj.
tamir edilebilir fixable adj.
tamir edilemez biçimde irreparably adv.
Phrasals
(duvarı/bacayı vb) tamir etmek point something up v.
örerek tamir etmek knit up v.
tamir etmek touch on v.
tamir etmek vamp up v.
yapıştırıp tamir etmek cement together v.
tamir etmek cure of v.
(bir şeyi) tamir etmeye çalışmak fiddle with (something) v.
tamir etmek fix up v.
bir şeyi tamir etmek fix something over v.
bantla yapıştırarak tamir etmek tape up v.
(bir şeyi) tamir etmek work on (something) v.
üstünkörü tamir etmek coggle (up) [dialect] v.
Colloquial
kütük yolunu denetleyip tamir eden işçi road monkey n.
kütük yolunu denetleyip tamir eden işçi blue jay n.
tamir ediyorum veya yapıyorum diye bir şeyin içine etmek bodge v.
tamir edilemez durumda olmak have had it v.
bir şeyi düzenlemek, tamir etmek do something up v.
tamir edilemez şekilde hasar almış breached beyond repair adj.
bantla tamir edilmiş taped up adj.
Idioms
tamir edilemez şekilde zarar/hasar görmek have had the richard [australia] v.
araba yarışında yakıt ikmali veya tamir için duraklamak make a pit stop v.