seyirci - Turco Inglés Diccionario

seyirci

Significados de "seyirci" en diccionario inglés turco : 21 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
seyirci viewer n.
This movie causes all viewers to reflect deeply.
Bu film tüm seyircileri derin düşüncelere sevk ediyor.

More Sentences
seyirci audience n.
I think the audience is going to be very surprised.
Seyircinin çok şaşıracağını düşünüyorum.

More Sentences
General
seyirci spectator n.
The spectators clapped their hands at the end of the play.
Oyunun sonunda seyirciler ellerini çırptı.

More Sentences
seyirci onlooker n.
The onlookers watched the scene at a respectful distance.
Seyirciler olayı uygun bir mesafeden izlediler.

More Sentences
seyirci bystander n.
It is important to remember there are innocent bystanders sitting on the sidelines, watching and listening.
Kenarda oturan, izleyen ve dinleyen masum seyirciler olduğunu unutmamak önemlidir.

More Sentences
seyirci audience member n.
The audience members reacted to the speaker with applause.
Seyirciler alkışlarla konuşmacıya tepki gösterdi.

More Sentences
Sport
seyirci onlooker n.
The onlookers watched the scene at a respectful distance.
Seyirciler olayı uygun bir mesafeden izlediler.

More Sentences
seyirci spectator n.
The spectators clapped their hands at the end of the play.
Oyunun sonunda seyirciler ellerini çırptı.

More Sentences
Art
seyirci spectator n.
The spectators clapped their hands at the end of the play.
Oyunun sonunda seyirciler ellerini çırptı.

More Sentences
General
seyirci televiewer n.
seyirci looker on n.
seyirci beholder n.
seyirci public n.
seyirci member of the audience n.
seyirci looker-on n.
seyirci looker n.
seyirci watcher n.
seyirci on-looker n.
seyirci stander-by n.
seyirci supervisor [obsolete] n.
Cinema
seyirci cinemagoer n.

Significados de "seyirci" con otros términos en diccionario inglés turco: 99 resultado(s)

Turco Inglés
General
seyirci kalma hissizliği bystander apathy n.
seyirci çekici oyunlar hokum n.
seyirci kalan bystander n.
seyirci kalma etkisi bystander effect n.
kaçak seyirci gate crasher n.
seyirci kontrolü spectator control n.
biletsiz seyirci gate crasher n.
geniş seyirci kitlesi vast audience n.
geniş seyirci kitlesi wide audience n.
seyirci geliştirme audience development n.
biletsiz yolcu veya seyirci deadhead n.
seyirci joker hakkı ask the audience lifeline n.
çağdaş seyirci contemporary viewer n.
tüm seyirci koltuklarının dolu olması capacity audience n.
seyirci sayısı viewership n.
(tv/sinema) seyirci viewership n.
seyirci çeken oyunlar hoke n.
seyirci çeken oyunlar hokey-pokey n.
(hipodrom, stadyum) üstü kapalı seyirci bölümü covered stand n.
bedava bilet ile girenlerden oluşan seyirci grubu paper house n.
bedava giriş yapan seyirci paper house n.
sahte seyirci plant n.
kaçak seyirci gate-crasher n.
biletsiz seyirci gate-crasher n.
içeri alınan seyirci sayısı gate n.
seyirci tezahüratı shouting n.
modern seyirci modern audience n.
(tiyatroda) seyirci bölümünü aydınlatan ışıklar houselights n.
kadın seyirci spectatress n.
kadın seyirci spectatrix n.
(spor alanında) açık seyirci bölümü outer n.
seyirci kalmak not to be involved in v.
seyirci kalmak look on v.
seyirci kalmak be a mere spectator v.
seyirci kalmak stand by v.
seyirci kalmak be an onlooker to v.
seyirci çekmek draw an audience v.
olaya seyirci kalmak be a mere spectator v.
olaya seyirci kalmak not to be involved in v.
seyirci toplamak gather spectators v.
seyirci çekmek pull in audience v.
seyirci çekmek draw audience v.
seyirci çekmek attract audience v.
(haksızlığa vb) seyirci kalmak sit back and watch v.
seyirci ile buluşmak meet with the audience v.
(seyirci) (bir konserde vb) bis yapmak call for an encore v.
(bir müsabakada) seyirci olmak spectate v.
bedava bilet dağıtarak seyirci doldurmak paper v.
seyirci ile ilgili spectatorial adj.
seyirci olan spectatorial adj.
Phrasals
(olan bir şeye) seyirci kalmak look on as (something happens) v.
Colloquial
masum bir seyirci an innocent bystander n.
(seyirci eğlendirmek panic v.
Idioms
seyirci toplayan oyun drawing card n.
bir gösteriye/etkinliğe çok sayıda seyirci toplayan ünlü a drawing card n.
seyirci kalma psikolojisi bystander apathy n.
pür dikkat izleyen seyirci captive audience n.
seyirci üzerinde parlak etki bırakmaya çalışmak play to the gallery v.
(seyirci) alkışlamamak sit on its hands v.
(seyirci) alkışlamamak sit on their hands v.
(izleyici, seyirci, dinleyici) şaşkınlık yaratacak bir niteliği olmak be a revelation v.
(izleyici, seyirci, dinleyici) şaşkınlık yaratacak bir niteliği olmak come as a revelation (to somebody) v.
elinden alınmasına seyirci kalmak let slip away v.
terk etmesine seyirci kalmak let slip away v.
(yolsuzluğa, haksızlığa) seyirci kalmak sit back and (do something) v.
(bir şeye) seyirci kalmamak not take (something) sitting down v.
seyirci ve hikaye arasındaki ayrımı kaldırmak break the fourth wall v.
(bir şeye) seyirci kalmamak not take (something) lying down v.
henüz seyirci önüne çıkmaya hazır değil not ready for prime time adj.
seyirci önüne çıkmaya hazır ready for prime time adj.
Politics
sporda seyirci şiddeti ve taşkınlıklarını önlemeye ilişkin avrupa sözleşmesi european convention on spectator violence and misbehaviour at sports events n.
Media
seyirci akışı audience flow n.
bir televizyon veya radyo programından diğerine seyirci veya dinleyici geçişi audience flow n.
geniş seyirci kitlesi mass audience n.
seyirci örtüşmesi audience overlap n.
Construction
(stadyum) seyirci görüş alanı spectator viewing area n.
Lighting
(tiyatroda) seyirci bölümünü aydınlatan ışıklar house lights n.
Automotive
(araba yarışında) özel seyirci tribünü superspecial n.
Psychology
seyirci etkisi bystander effect n.
seyirci terapisi spectator therapy n.
seyirci rolü spectator role n.
seyirci apatisi bystander apathy n.
Chemistry
seyirci ligant spectator ligand n.
Sport
seyirci kapasitesi spectator capacity n.
ringe yakın seyirci ringsider n.
araba yarışlarında özel seyirci bölümü clubhouse n.
Card
iskambil oynayanların kartlarına bakıp lüzumsuz tavsiyeler veren seyirci kibitzer n.
Art
balede seyirci tarafındaki bacağın yana açık durduğu pozisyon écarté n.
balede seyirci tarafındaki bacağın önde durması efface n.
Theatre
seyirci bölmesinde oturanlar box n.
seyirci bölmesi box n.
aynı yapımın bir önceki gösterisini de izlemiş olan seyirci repeater n.
yan yana seyirci koltukları row n.
tiyatronun orkestra yerindeki seyirci pittite n.
sahne platformunu seyirci görüş alanından çıkacak şekilde hafifçe büküp yükseltmek trip v.
Cinema
(aktörü, sahne eşyasını) seyirci ve kameraların görmesini engellemek cover v.
Slang
biletsiz seyirci deadhead n.
aval aval bakan seyirci rubbernecker n.
Modern Slang
japonya'da icat edilen ve giyinik vaziyetteki kadın ve erkeklerin müzik eşliğinde birbirleriyle seyirci önünde hayali partnerlerle abartılı şekilde seks yapar gibi hareketler yaptıkları yarışma/performans air sex n.