shame - Turco Inglés Diccionario

shame

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

shame — Definition

Significado:
utanç
Pronunciación (IPA):
(AmE /ʃeɪm/ – BrE /ʃeɪm/)
Categoría gramatical:
İsim: shame (uncountable)
Sinónimo:
disgrace
Antónimos:
pride

Significados de "shame" en diccionario turco inglés : 35 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
shame n. utanma
How did you steal that money? Don't you have shame?
O parayı nasıl çaldın? Hiç utanman yok mu senin?

More Sentences
shame n. ayıp
It’s not a shame not knowing how to swim.
Yüzmeyi bilmemek ayıp değil.

More Sentences
shame n. utanç
The boast of arrogance later transforms into shame.
Kibirle övünmek daha sonra utanca dönüşür.

More Sentences
shame v. utandırmak
His performance in the race shamed the other racers.
Yarıştaki performansı diğer yarışçıları utandırdı.

More Sentences
General
shame n. yazık
It's a crying shame.
Yazıklar olsun.

More Sentences
shame n. yüz karası
Tom is a shame to his family.
Tom ailesinin yüz karası.

More Sentences
shame v. mahcup etmek
The child puts adults to shame.
Bu çocuk yetişkinleri mahcup ediyor.

More Sentences
shame v. lekelemek
The prince was afraid of shaming his family name.
Prens ailesinin adını lekelemekten korkuyordu.

More Sentences
shame n. kara
shame n. mahcubiyet
shame n. utanılacak şey
shame n. mahcupluk
shame n. haya
shame n. maskaralık
shame n. leke
shame n. kepazelik
shame n. ar
shame n. rezalet
shame n. hicap
shame n. günah
shame n. alınkarası
shame n. utanç sebebi
shame v. namusunu kirletmek
shame v. biçimlemek
shame v. ayıp etmek
shame v. birini utandırarak bir şey yapmaya mecbur etmek
shame v. rezil etmek
shame v. yazık etmek
shame v. tecavüz etmek
shame v. gölgede bırakmak
shame v. utanarak kaçınmak
shame v. rezil etmek
shame v. açık ara farkla yenmek
Archaic
shame n. namus lekesi
shame n. avret yeri

Significados de "shame" con otros términos en diccionario inglés turco: 139 resultado(s)

Inglés Turco
General
sense of shame n. utanma duygusu
shame of humanity n. insanlık ayıbı
sense of shame n. utanma hissi
name and shame n. adını karalama
name and shame n. adını ve suçunu basında ilan ederek utandırma
cover-shame [obsolete] n. utancı örten şey
put someone to shame v. birini rezil etmek
put someone to shame v. birini gölgede bırakmak
put somebody to shame v. rezil etmek
feel shame for v. utanç duymak
lose all sense of shame v. ar damarı çatlamak
bring shame on v. rezil etmek
call shame v. ateş püskürmek
put to shame v. bozmak
feel shame v. utanç duymak
blush with shame v. utanmak
put something to shame v. bir şeyi gölgede bırakmak
put to shame v. bozum etmek
put somebody to shame v. mahcup etmek
be left only with the shame of an intended misdeed v. ettiğiyle kalmak
be a shame v. ayıp olmak
put someone to shame v. utandırmak (birini)
put somebody to shame v. utandırmak
feel shame at v. utanmak
put someone to shame v. mahcup etmek (birini)
do one shame v. birini utandırmak
shame [dialect] v. hicap duymak
shame-proof adj. arlanmaz
shame-proof adj. utanmaz
shame-proof adj. hayasız
without shame adv. utanmadan
in shame adv. utanç içinde
in shame adv. utançla
in shame of [obsolete] prep. utanç getirmek için
in shame of [obsolete] prep. rezil etmek için
shame on you! interj. yazıklar olsun sana
shame on you! interj. aşkolsun
shame on you! interj. utan!
shame! interj. utan!
shame! interj. rezilsin!
Proverb
tell the truth and shame the devil aleyhine bile olsa doğruyu söyle
fool me once, shame on you; fool me twice, shame on me beni bir kere aldatırsan sen utan, ikincide ben kanarsam ben utanayım
better die with honour than live with shame utançla yaşamaktansa onurla ölmek daha iyidir
there is no shame in not knowing; the shame lies in not finding out bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp
there is no shame in not knowing; the shame lies in not finding out bilmemek değil öğrenmemek ayıp
Colloquial
walk of shame n. utanç yürüyüşü
a shame n. yazık
a shame n. talihsiz bir durum
a shame n. şanssızlık
have no shame v. hiç utanması olmamak
body shame v. bedensel görünüşüyle dalga geçmek/eleştirmek
body shame v. kişinin bedeninden utanmasına neden olmak
have no sense of shame v. hiç hicap duymamak
have no sense of shame v. utanmaz arlanmaz olmak
have no sense of shame v. hiç utanmamak
have no sense of shame v. hiç utanması olmamak
have no sense of shame v. ar damarı çatlamış olmak
shame! interj. yazık!
shame! interj. ah canım!
shame! interj. hay aksi!
shame on you! expr. yazıklar olsun size!
shame on you! expr. yazıklar olsun sana!
shame of it (all) expr. ne utanç verici
would be a shame exclam. yazık olurdu
Idioms
crying shame n. büyük ayıp
a crying shame n. sorunsal
a crying shame n. zamansız durum
a crying shame n. talihsizlik
a crying shame n. şanssızlık
a crying shame n. sırasız durum
a dirty shame n. utanç vesikası
a dirty shame n. çok talihsiz durum
lose all sense of shame v. ar damarı çatlamak
hide one's face in shame v. utancından yerin dibine geçmek
put someone to shame v. birisini utandırmak
hide one's face in shame v. utancıdan yüzünü saklamak
hang one's head in shame v. utançla başını eğmek
put someone to shame v. birini utandırmak
put someone to shame v. birini yerin dibine sokmak
be a crying shame v. şanssızlık olmak
be a crying shame v. yazık olmak
be a crying shame v. büyük talihsizlik olmak
body shame v. kilolarından utandırmak
body shame v. kilolarıyla dalga geçmek
body shame v. fiziksel görünüşüyle dalga geçmek
hang your head (in/for shame) v. (utançla) başını öne eğmek
hang your head (in/for shame) v. (utançla) başını eğmek
hide face in shame v. utancından yüzünü saklamak/kimsenin yüzüne bakamamak
hide face in shame v. utancından yerin dibine geçmek
put (someone or something) to shame v. (birini/bir şeyi) gölgede bırakmak
put (someone or something) to shame v. (birinden/bir şeyden) üstün olmak
put (someone or something) to shame v. (birine/bir şeye) sütün gelmek
put (someone or something) to shame v. (birini/bir şey) rezil etmek
put (someone or something) to shame v. (birini/bir şeyi) utandırmak
put (someone or something) to shame v. (birini/bir şeyi) aşmak
put (someone or something) to shame v. (birini/bir şeyi) geride bırakmak
put (someone or something) to shame v. (birini/bir şeyi) geçmek
put (someone or something) to shame v. (birini/bir şeyi) bozum etmek/bozmak
shame the devil v. doğruyu söylemek
Speaking
it's a crying shame! expr. yazıklar olsun!
for shame! expr. ne ayıp!
shame on you expr. gözüne dizine dursun
what a shame! expr. ne yazık!
shame on you expr. yazıklar olsun (sana)
shame on you expr. ayıp sana
what a shame expr. yazıklar olsun
what a shame expr. vah vah!
what a shame expr. ne kötü
what a shame expr. ne yazık
that's a shame expr. bu bir ayıp
it's a shame what happened to you expr. sana olanlar utanç verici
it's a crying shame expr. çok yazık!
it's a crying shame expr. büyük talihsizlik
this puts me to shame expr. (bu) beni mahcup etti(niz)
this puts me to shame expr. (bu) beni utandırdı(nız)
that's a shame expr. ne yazık
shame on you expr. yazık sana
shame on you expr. yazıklar olsun sana
there's no shame in that expr. bunda utanacak bir şey yok
it's a shame expr. yazık olmuş
what a shame expr. ayıp sana
what a great shame! expr. ne büyük bir utanç/ayıp!
it's such a shame expr. ne kadar utanç verici
that's a shame expr. çok yazık
that's a shame expr. yazık oldu
Trade/Economic
shame dividend n. gerçek olmayan kar payı
Psychology
autonomy versus shame and doubt n. utanç ve kuşkuya karşı özerklik
Gastronomy
bloody shame n. alkolsüz bloody mary kokteyli
Zoology
shame plant n. mimoza
shame plant n. küskün
shame plant n. küseğen
shame plant n. küstümotu
Botanic
cover-shame n. kara ardıç
Religious
kiss of shame n. orta çağ cadı ayinlerinde şeytan'ın anüsünü öpme ritüeli
Slang
walk of shame v. feneri başka yerde söndürmek
Modern Slang
age shame v. yaşıyla dalga geçmek
age shame v. yaşından utandırmak
age shame v. yaşından utanmasına neden olmak
age shame v. yaşı nedeniyle utandırmak