siyasi - Turco Inglés Diccionario

siyasi

Significados de "siyasi" en diccionario inglés turco : 10 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
siyasi political adj.
The country's current political situation is getting complicated.
Ülkedeki mevcut siyasi durum gitgide karışmakta.

More Sentences
General
siyasi politician n.
Leading Serbian politicians welcomed the Albanians' decision to participate.
Önde gelen Sırp siyasiler Arnavutların katılım kararını memnuniyetle karşıladılar.

More Sentences
siyasi politic adj.
For us, that too is a significant act of politics and not merely a gesture.
Bizim için bu da sadece bir jest değil, önemli bir siyasi eylemdir.

More Sentences
Politics
siyasi political adj.
The country's current political situation is getting complicated.
Ülkedeki mevcut siyasi durum gitgide karışmakta.

More Sentences
General
siyasi deliberative adj.
siyasi politick [obsolete] adj.
siyasi polit (political) abrev.
Politics
siyasi diplomatic n.
siyasi diplomatial adj.
Archaic
siyasi temporal adj.

Significados de "siyasi" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
siyasi fikir political opinion n.
siyasi faaliyet political activity n.
bir ihtilal veya darbe ertesinde iktidarı ele geçiren siyasi veya askeri grup junta n.
siyasi işler komitesi political affairs committee n.
siyasi ilişki political relation n.
siyasi ustalık statecraft n.
yasadışı siyasi grup junto n.
siyasi parti political party n.
siyasi partiden kopma cave n.
özellikle siyasi suçluları cezalandırmak amacıyla kullanılan sovyet çalışma kampı gulag n.
çağdaş siyasi sistemler contemporary political systems n.
bütün siyasi gücü elinde tutan grup oligarchy n.
kanat (kuş/uçak/bina/ordu/futbol veya siyasi partiye ait) wing n.
siyasi ambargo political embargo n.
siyasi partiler political parties n.
siyasi göçmen émigré n.
hakim olan siyasi doktrinlere karşı gelen düşünce heresy n.
siyasi tutuklu political prisoner n.
siyasi özgürlük political liberty n.
siyasi yönler political aspects n.
siyasi atılım demarche n.
siyasi mülteciler political refugees n.
siyasi topluluk body politic n.
siyasi ve sosyal görüşler political and social views n.
siyasi program political program n.
siyasi hareket political movement n.
siyasi hiciv political satire n.
siyasi suçlu political prisoner n.
siyasi düzen political system n.
siyasi platform political platform n.
siyasi kargaşaların olduğu bir dönem a period of political unrest n.
bütün siyasi gücü elinde tutan kişiler oligarchy n.
siyasi görüş politics n.
siyasi coğrafya political geography n.
siyasi iltica political asylum n.
siyasi grup junto n.
siyasi yaşam political life n.
siyasi etki political impact n.
siyasi ufuk political horizon n.
siyasi gerginlik political tension n.
siyasi tarafsızlık yanlısı neutralist n.
siyasi tarih political history n.
siyasi suçlu prisoner of conscience n.
siyasi suçlular prisoners of conscience n.
siyasi nitelik political character n.
siyasi erk political power n.
siyasi güç political power n.
siyasi görüşler political views n.
siyasi görüş political view n.
siyasi karar political decision n.
siyasi olaylar political events n.
siyasi parti başkanı political party leader n.
siyasi özellik political character n.
siyasi karakter political character n.
siyasi düşünce political opinion n.
siyasi şartlar political conditions n.
siyasi belirsizlik political uncertainty n.
siyasi destek political support n.
siyasi örgütlenme political organization n.
siyasi gerilim political tension n.
siyasi engelleme stonewalling n.
ezici siyasi zafer landslide victory n.
hakkında az bilinen fakat beklenmedik bir şekilde başarılı olan ya da olma ihtimali bulunan siyasi lider dark horse n.
siyasi konularda yazılar yazan kimse political writer n.
siyasi konularda yazılar yazan kimse politicist n.
siyasi engelleme stonewall n.
siyasi harita political map n.
siyasi haklar civil rights n.
siyasi görüşünde sapma olan kimse deviationist n.
kaynakların belli bir ekonomik veya siyasi sisteme göre yönetilmesi planification n.
mantıktan ziyade duygu üzerine söylemlerle destek kazanmaya çalışan siyasi lider demagogue n.
siyasi mülahazalar political concerns n.
görevi siyasi doktrinin uygulanmasını sağlamak olan ve bu amaçla doktrinden ayrılanları belirleyip ilgili makamlara bildiren görevli commissar n.
genç insanların etkisinden veya eyleminden kaynaklanan önemli kültürel, siyasi veya sosyal değişim youthquake n.
siyasi sonuçlar policy consequences n.
siyasi nutuk political narrative n.
siyasi sonuç political consequence n.
siyasi amaç political aim n.
özellikle dini veya siyasi inançları veya ırkları nedeniyle insanlara acımasızca davranan kişi veya grup persecutor n.
siyasi slogan catchline n.
siyasi doğruculuk political correctness n.
belirli bir inanç, mezhep veya siyasi görüşe bağlı olmama anythingarianism n.
belirli bir inanç, mezhep veya siyasi görüşe bağlı olmayan kimse anythingarian n.
amerika kıtasında yer alan ülkelerin aralarındaki siyasi ve ekonomik birliği kutladıkları bir gün pan american day n.
bayrakta siyasi birliği simgeleyen işaret union n.
siyasi etki juice n.
siyasi nüfuz juice n.
siyasi parti çalışanı hack n.
çok sayıdaki insanın ölümünden sorumlu tutulan siyasi veya askeri lider mass murderer n.
(siyasi kuruluşta) çalışkan ve güvenilir işçi wheel horse n.
siyasi çekişme whoop-de-doo n.
siyasi çekişme whoop-de-do n.
abd'de siyasi örgütlerin merkez veya buluşma yeri olarak kullandığı büyük bina wigwam n.
bir siyasi partiyi, adayı veya platformu desteklemeyi reddetme bolt n.
hükümet tarafından siyasi amaçlarla finanse edilen, halk için gerçek değeri olmayan proje boondoggle n.
yönetici siyasi çevreler high places n.
meşakkatle hazırlanmış siyasi kampanya horse race n.
heyecan yaratan siyasi kampanya horse race n.
siyasi partiden ayrılma renunciation n.
entelektüel ilerleme ve siyasi reform karşıtı kimse obscurant n.
siyasi ve entelektüel alanlarda açıklık ve şeffaflığa karşı olan kimse obscurant n.
siyasi toplantı clambake n.
siyasi miting clambake n.
düşmanı mevcut hareket tarzını sürdürmekten veya planladığı operasyonları gerçekleştirmekten caydırmak amacıyla en iyi ekonomik, diplomatik, siyasi ve askeri değerlendirmeler ışığında geliştirilmiş eylem planı deterrent options n.
(siyasi veya sosyal düzenin) çöküşü götterdämmerung n.
belirli bir siyasi amaç uğruna hazırlanmış organize kampanya offensive n.
yönetici sınıfı oluşturan toplumsal, ekonomik ve siyasi lider grubu overground n.
gerçekleştirilmesi mümkün görülmeyen siyasi amaç impossibilism n.
gerçekleşmeyecek siyasi plan impossibilism n.
siyasi görüşünde sapma olan kimse deviator n.
siyasi sürgün, mali sıkıntı gibi sebeplerle evsiz kalanlar (the) displaced n.
baskın siyasi ve sosyal değerlere karşı çıkan kimse dissidents n.
siyasi şiddet eylemleri için dinamit kullanan kimse dynamitard n.
(siyasi sistem, din) yerleşik kurumlara güçlü bağlılık institutionalism n.
radikal siyasi görüşleri olan kimse crazy n.
(dini veya siyasi bir konuyu ele alan) tartışmaya açık yazı pamphlet n.
(antik yunan siyasi sisteminde) koalisyon parataxis n.
(antik yunan siyasi sisteminde) partizan kampı parataxis n.
siyasi parti coşkusu politicalism n.
siyasi yaklaşım politics n.
siyasi birim political unit n.
sınırları siyasi otorite tarafından belirlenen birim political unit n.
siyasi parti ruhu politicalism n.
siyasi suçlu political n.
siyasi danışman policy advisor n.
siyasi mahkum political n.
siyasi görüş politics n.
siyasi danışman policy adviser n.
siyasi tutuklu political n.
siyasi veya dini meselelerde toplumun sergilediği en iyileri muhafaza edip köklü değişikliklere karşı çıkma yönelimi conservativism n.
siyasi partilere yardım eden zengin kimse fat cat n.
siyasi partilere destek veren zengin kimse fat-cat n.
(özellikle savaş zamanında siyasi veya askeri nedenlerle) hapse atılmış kimse intern n.
siyasi patronaj pap n.
siyasi olarak örgütlenmiş veya aralarında kan bağı olan bir grubu oluşturanlar people n.
güçlü ve etkili siyasi atılım power play n.
(siyasi muhalefeti) kademeli olarak yok etme salami tactics n.
amerikan dayanışma siyasi partisi american solidarity party n.
siyasi manipülasyon finagling n.
totaliter rejim veya hiyerarşide birinin emrinde olup önemli konumu olan siyasi görevli gauleiter n.
siyasi grup outfit n.
siyasi parti outfit n.
siyasi olarak bilinçli veya örgütlenmiş her bir grubun kendi çıkarlarını savunma hakkı ve özgürlüğünün bulunduğu teorisi particularism n.
siyasi baskı yapma ve rakipleri sindirme faaliyetleri yürüten zorba çete üyesi plug-ugly n.
siyasi bilirkişi publicist n.
para yiyen siyasi yazar scribe n.
siyasi ve temel haklardan faydalanan kimse freeman n.
kanada'nın 10 ana siyasi biriminden her biri province n.
siyasi suçlu kimse state prisoner n.
belirli bir siyasi görüşü olmayan kimse stiff n.