sonucu - Turco Inglés Diccionario

sonucu

Significados de "sonucu" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Idioms
sonucu the sum of n.

Significados de "sonucu" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
kasıtlı derin nefes alma sonucu karbondioksitin ciğerlerden dışarı kaçması süreci hyperventilation n.
çökelme sonucu oluşan çamur ve kum tabakası silt n.
güneş fırtınaları sonucu ortaya çıkan görsel olgu aurora borealis n.
seçim sonucu vote n.
sonucu olma durumu consequentialness n.
sonucu belirleyen karşılaşma decider n.
hesap sonucu calculation n.
bir rastlantı sonucu vaki olan fortuitousness n.
sonucu şüpheli olan önemli ve zor iş enterprize n.
aşınma sonucu kopan parçalar abrasion n.
normal kullanılma sonucu eskime wear and tear n.
bunalım sonucu öldürme arzusu amok n.
sonucu hile ile ayarlayan kimse fixer n.
ölüm (kaza sonucu olan) fatality n.
gözlem sonucu observation n.
nefes alamama sonucu boğulma drawning n.
proje sonucu project result n.
spekülasyon sonucu sequitur n.
çeşitli tamirler sonucu hızı arttırılmış araba hot rod n.
çeşitli modifikasyonlar sonucu hızı arttırılmış araba hotrod n.
analiz sonucu analysis result n.
araştırma sonucu research result n.
analiz sonucu result of analysis n.
toplantının sonucu result of meeting n.
toplantı sonucu result of meeting n.
özellikle yangın sonucu olan kırım holocaust n.
kura ile sonucu belirleme casting lots n.
sınav sonucu exam result n.
dava sonucu case result n.
ölçüm sonucu result of a measurement n.
bir şeyin doğal sonucu corollary n.
anket sonucu survey result n.
bir sonucu doğuran sebep procuring cause n.
test sonucu kontrolü validation n.
olağan sonucu the inevitable consequence of n.
olağan sonucu the natural consequence of n.
olağan sonucu the natural result of n.
ihbar/arama sonucu gidilen kurtarma/yardım olayı call-out n.
değerlendirme sonucu evaluation result n.
laboratuvar sonucu laboratory result n.
bir milyon kişinin ölmesi (genelde nükleer patlama sonucu) megadeath n.
bir geyiğin otları ezmesi sonucu bıraktığı iz abature n.
sürecin/işlemin sonucu end result n.
hedefe yapılan saldırıların toplam sonucu targeting effects n.
içindeki suyun buharlaşması sonucu patlayan küçük cam balon candlebomb n.
varılan sonucu doğru varsayıp kanıt için geriye dönük muhakeme etme reasoning backward n.
rastlantı sonucu olma causelessness n.
hikaye sonucu story conclusion n.
kimyasal işlem sonucu rengi değişen posta pulu changeling n.
borcun ödenmemesi sonucu oluşan zarar nonremittal n.
yanma sonucu oluşan duman perfume [obsolete] n.
bir eylemin beklenen sonucu olarak kazanılan şey effect [obsolete] n.
istenen sonucu verebilme efficaciousness n.
beklenen sonucu vermeme lapse n.
olası sonucu açısından değerlendirilen plan veya seçenek bet n.
(genellikle birleşik halde kullanılır) ince partiküllerin sürtülmesi sonucu meydana gelen aşınma blasting n.
dikkatsizlik sonucu yaralanmaya veya ölüme yol açabilecek şey man-trap n.
dikkatsizlik sonucu yaralanmaya veya ölüme yol açabilecek şey mantrap n.
işlenme sonucu ortası delikli meyve veya sebze bloater n.
belirli bir uyaran sonucu ortaya çıkan engramların oluşturduğu şablon meaning n.
gözlem veya muhakeme sonucu bir kimseye veya bir şeye atfedilen karakter, beceri veya büyüklük measure n.
kaza sonucu nükleer reaktör çekirdeğinin erimesi meltdown n.
erimenin sonucu meltage n.
sürtünme sonucu oluşan yara merry-gall n.
belirli bir eylemin, yaşam tarzının sonucu için ayrılmış şey heritage n.
avcı türlerin tadını sevmedikleri veya kendileri için zehirli olan bir hayvanla karıştırması sonucu avlanmaktan kurtulan, genellikle yenilebilir ve zararsız hayvan mimic n.
sonucu en küçük olan şey minim n.
gelişimin doğal bir sonucu branch n.
şiddetli egzersiz sonucu nefes nefese kalma breathing n.
bir girişimin sonucu homestretch n.
anlayamama sonucu oluşan yanlış fikir veya kanı misappreciation n.
yanılgı sonucu itaat etme misobedience [obsolete] n.
darbe sonucu oluşan mor şişlik mouse n.
meselenin sonucu loose [obsolete] n.
(partneri emme sonucu oluşan) geçici iz love bite n.
sürtünme sonucu kesilme veya yıpranma burning n.
ısınma sonucu sertleşme burning n.
(yüz kasılması sonucu ortaya çıkan) alaycı yüz ifadesi rictus n.
(kasılma sonucu ortaya çıkan) açıklık rictus n.
(hasırotu mantarının büyümesi sonucu bazı otların çiçeklenmesinde görülen) gelişim durması choke n.
kurt ve köpeğin çiftleşmesi sonucu ortaya çıkan yavru demiwolf n.
varsayımsal veya mevcut verilerle yapılan hızlı akıl yürütme sonucu ortaya çıkan ispat demonstration n.
kurutma sonucu elde edilen ürün desiccate n.
canlandırma, teşvik etme veya ilham verme özelliklerinin kaybolması sonucu oluşan bozulma desiccation n.
kurutma sonucu oluşan tortu desiccate n.
darbe sonucu oluşan ufak çukur dinge n.
geceleri ışıkların kısıtlı kullanılması sonucu oluşan loşluk dim-out n.
dehşet verici bir olayın ikincil sonucu grue n.
(bir sözcüğün tekrarlanması sonucu oluşan) kafiye identical rhyme n.
tek bir yumurtanın bölünmesi sonucu oluşan ikizler identical twin n.
çarpım sonucu multiplicate [obsolete] n.
resmi yetki kullanması sonucu zarar gören kimselere karşı sorumluluk nedeniyle bir kamu görevlisine tanınan kişisel dokunulmazlık official immunity n.
gelişmenin doğal sonucu offshoot n.
(atın arka ayağını ön ayağına vurması sonucu meydana gelen) yaralanma overreach n.
(üründe) değersiz başka bir madde eklenmesi sonucu hacim artışı overrun n.
sürtünme sonucu oluşan etki ruboff n.
yüzde ve özellikle burun üzerinde aşırı alkol tüketimi sonucu oluşan kızarıklık rum bud n.
ihmal sonucu ortaya çıkan olumsuz etki rust n.
emdirme sonucu oluşan katı-sıvı karışımı imbibition [obsolete] n.
sonucu olan tavır importance n.
gururun incinmesi sonucu duyulan kin disdain [obsolete] n.
kültürel sınırlamaların önemsenmemesi sonucu ortaya çıkan serbest davranış disinhibition n.
kısıtlamaların tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması sonucu oluşan serbest davranış disinhibition n.
dikkatsizlik sonucu meydana gelen hata inadvertence n.
daha büyük veya önemli bir şeyin sonucu olan durum incident n.
daha önemli bir şeyin sonucu olarak meydana gelen durum incident n.
(sızıntı sonucu) dokuda toplanan madde infiltrate n.
alakasız iki olayın birbirinin nedeni veya sonucu olabileceği safsatası post hoc ergo propter hoc n.
alakasız iki olayın birbirinin nedeni veya sonucu olabileceği safsatası cum hoc fallacy n.
karar sonucu closure n.
birkaç bileşenin birleştirilmesinin sonucu combinate n.
doğal birleşme sonucu oluşan birikme concrement n.
gösteri hayvanından hata sonucu kırılan puan cut n.
hareketi yineleme sonucu oluşan ses drum n.
bir dizi gözlem sonucu elde edilerek gösterge olarak kullanılan faktör index n.
entelektüel ve estetik eğitim sonucu aydınlanma culture n.
kümülasyon işleminin sonucu cumulation n.
maddenin aşırı yüklenme sonucu zayıflaması fatigue n.
yaşlanma sonucu vücut yıpranması involution n.
betel cevizinin kabuklu küçük misket limonu ile betel yaprağına sarılması sonucu hazırlanan çiğneme karışımı pan n.
pozitif test sonucu positive n.
istenen sonucu veren uyaran positive stimulus n.
performans ölçüm sonucu power n.
saldırı sonucu çıkan yangın fire storm n.
birbirinden ayrılan pulların kenarlarında deliklerden yırtma sonucu meydana gelen diş perforation n.
barutlu silahın patlaması sonucu silahtan çıkan duman pluff n.
kurumun başvurması sonucu arpalığa atanma presentation n.
kazıma sonucu ortaya çıkan şey scarification n.
sosyal deneyimler sonucu kazanılan davranışsal kimlik self n.
toplantı sonucu varılan genel anlaşma sense of the meeting n.
fay oluşumu sonucu normalde kesintiye uğramayan bir yüzeyde oluşan iki ayrık parçanın arasındaki mesafe separation n.
(sıkışma sonucu) toprak düzleşmesi shrinkage n.
(sıkışma sonucu) toprakta gelişen hacim kaybı shrinkage n.
açlık veya huzursuzluk sonucu karında yumru hissi sinking n.
kaçınılamaz/kesin sonucu the inevitable consequence of n.
yılan sokması sonucu zehirlenme snakebite n.
üst fıçıdaki genç şarabın alt fıçıdaki olgun şarap ile karıştırılması sonucu lezzet istikrarı sağlayan bir sistem solera n.
üst fıçıdaki genç şarabın alt fıçıdaki olgun şarap ile karıştırılması sonucu lezzet istikrarı sağlayan bir sistem solera system n.
(olumlu izlenim sonucu elde edilen) kredi point n.
karın erimesi sonucu oluşan suyun miktarı snowmelt n.
yerüstü sularının taşması sonucu oluşan geçici bataklık soak [australia] n.
(ayakkabı) ön yüzün kesilmesi sonucu topuk bölümünde gerilme spring n.
(şekerin kaynatılması sonucu geriye kalan) ağda kıvamlı şeker kütlesi strike n.
(ani saldırı sonucu gelişen) korku surprise n.
(ani saldırı sonucu gelişen) endişe surprise n.
önceden ayrı durumdaki elementlerin birleşimi sonucu ortaya çıkan ürün symphyogenesis n.
(iç ses düşmesi sonucu gelişen) kısaltma syncope n.
sınav sonucu result n.
(sonucu belirsiz) yarış sweepstake n.
cepten ödeme sonucu uğranan zarar out of pocket n.