tuz - Turco Inglés Diccionario

tuz

Significados de "tuz" en diccionario inglés turco : 11 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tuz salt n.
Mainly, salt is necessary for life.
Esas olarak, tuz yaşam için gereklidir.

More Sentences
General
tuz salt n.
Mainly, salt is necessary for life.
Esas olarak, tuz yaşam için gereklidir.

More Sentences
Technical
tuz salt n.
Mainly, salt is necessary for life.
Esas olarak, tuz yaşam için gereklidir.

More Sentences
General
tuz common salt n.
tuz halo n.
tuz sat [scotland] n.
tuz saut [scotland] n.
tuz sal n.
tuz saut [scotland] adj.
tuz sali- pref.
Chemistry
tuz sal culinarius n.

Significados de "tuz" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
tuz serpintisi salt spray n.
tuz serpintisi sea spray n.
tuz veya şapla işlenmiş esnek deri whitleather n.
tuz madeni salt mine n.
tuz solusyonu saline solution n.
tutam (tuz) smack n.
tuz madeni salt pit n.
rafine tuz boiled salt n.
farklı tuz oranlarına sahip denizler arasındaki sınır halocline n.
tuz üreticisi ya da satıcısı salter n.
kaba tuz bay salt n.
tuz madeni saline n.
tuz muhafaza etmek için olan bir kutu saltbox n.
karbonat ya da bi karbonat bileşimi ya da her ikisini içeren ara tuz sesquicarbonate n.
tuz endüstrisi ve ticareti salt industry and trade n.
asit tuz testi acid salt test n.
tuz parçası pinch of salt n.
bir tutam tuz pinch of salt n.
tuz giderici desalter n.
tuz toygarı asian lesser short-toed lark n.
tuz içeriği salt content n.
tuz muhtevası salt content n.
tuz bataklığı salt marsh n.
tuz kutusu salt-box n.
tuz yağmuru salt rain n.
tuz solüsyonu saline solution n.
tuz çözeltisi saline solution n.
sofra tuzundan daha büyük taneli tuz kosher salt n.
sofra tuzundan daha büyük taneli tuz koshering salt n.
kaba tuz coarse salt n.
1 çay kaşığı tuz 1 teaspoon salt n.
tuz dökme spilling salt n.
kül, kömür veya tuz gibi maddeleri taşımak için kullanılan, fazla derin olmayan kutu backet [scottish] n.
tuz kurutulan hasır kutu barrow n.
ham potas veya siyah tuz üreten kimse blacksalter n.
un, tuz ve şeker white n.
tuz, yağ ve undan yapılmış çörek ikramı meat offering n.
(un, tuz) eleme bolting n.
ince toz, tuz taneleri, duman ve su partiküllerinin oluşturduğu bulanıklık haze n.
tahıl ve tuz satan seyyar satıcı brinjarry [india] n.
tuz kazanı briner n.
genellikle tuz için kullanılan bir kuru hacim ölçüsü moy n.
mısır, et, tuz gibi malzemeler için kullanılan bir kuru hacim ölçüsü muid n.
(glikoz veya tuz) damardan verme infusion n.
üst yüzeydeki kayalara plastik enjeksiyonu yapılan tuz intrusion n.
tuz kütlelerinin üst yüzeydeki kayalara plastik enjeksiyonu intrusion n.
tuzlu suyun buharlaştırılması ile tuz elde etmede kullanılan havuz pan n.
sabit su veya çamurdan oluşan ve kuraklık sezonunda kuruyarak tuz çökeltisi bırakan havza pan n.
bir galon veya bir fit küp tuzlu sudaki libre cinsinden tuz miktarı poundage n.
tuz çözeltisiyle işleme salination n.
tuz bataklığı salt n.
tuz üreticisi salt merchant n.
ağza gelen tuz tadı saltiness n.
tuz, yem ve kireç karışımından oluşan güvercin maması saltcat n.
tuz tüccarı salt merchant n.
doğal tuzlu su alanlarından tuz toplayan kimse salt raker n.
tuz kütlesi saltcat n.
tuz katılmış olma saltishness n.
bol miktarda tuz içermeyen su fresh water n.
buprenorfin ilacında kullanılan bir hidroklorür tuz markası subutex® n.
üstüne tuz biber ekmek be the last straw v.
üstüne tuz biber ekmek rub salt in the wound v.
tuz biber ekmek be the last straw v.
tuz koymak salt v.
tuz ve şap ile işlemek (post) taw v.
yaraya tuz basmak rub salt in somebody's wound v.
tuz ile muhafaza etmek salta v.
yaraya tuz basmak rub salt into wound v.
yaraya tuz basmak add insult to injury v.
yaraya tuz basmak rub salt in the wound v.
yaraya tuz basmak rub salt into the wound v.
yaraya tuz basmak add salt to the wound v.
yaraya tuz basmak pour salt into wound v.
yaraya tuz basmak twist the knife v.
yaraya tuz basmak turn the knife v.
tuz katmak salt v.
bir kaşık tuz koymak put a spoonful of salt v.
tuz serpmek sprinkle salt v.
(tuz) kireçleyerek veya kızartarak çatlatmak decrepitate v.
(özellikle sabunu) tuz katarak çöktürmek grain v.
tuz ile çöktürmek cut v.
(kırbaç yarasına) tuz ve sirke basmak pickle v.
(kırbaç yarasına) tuz basmak pickle v.
(buharlaşma tavasında buharlaştırarak) tuz elde etmek pan v.
tuz bakımından zenginleştirmek salinate v.
içindeki tuz yoğunluğunu arttırmak salinate v.
tuz vermek salt v.
tuz ihtiyacını karşılamak salt v.
tuz atmak savour [uk] v.
tuz eklemek savor [us] v.
tuz eklemek savour [uk] v.
tuz atmak savor [us] v.
(tuz) çatlaması durana kadar kızartmak veya kireçlemek decrepitate v.
tuz buz etmek stramash v.
tuz ile emdirmek strike v.
tuz koymak salt v.
tuz eklemek salt v.
tuz gibi saline adj.
tuz niteliğindeki saline adj.
tuz gibi saltlike adj.
(şifrelemede) tuz olmayan unsalted adj.
tuz gibi salinous adj.
tuz gibi saliniform adj.
tuz üreten saliniferous adj.
tuz içeren saliniferous adj.
tuz bataklığında yaşayan salt adj.
tuz dolu salsuginous adj.
tuz bataklığında yetişen salt adj.
tuz içeren salsamentarious adj.
tuz eklenmiş saltish adj.
tuz ile örtülü subsalt adj.
tuz tabakasının altında yer alan subsalt adj.
şeker, tuz ve nitrat karışımı ile sertleştirilmiş sugar-cured adj.
tuz anlamı veren ön ek hal- pref.
tuz anlamı veren ön ek hali- pref.
tuz anlamı veren ön ek halo- pref.
(inorganik asit ve tuz isimlerinde) hidroksil veya oksijen yerine iyot içeren anlamı veren ön ek iodo- pref.
(inorganik asit ve tuz isimlerinde) hidroksil veya oksijen yerine iyot içeren anlamı veren ön ek iod- pref.
yüzeye tuz kusması efflorescence N.
Phrasals
tuz buz etmek crush (someone or something) into (something) v.
tuz buz etmek crush (someone or something) to (something) v.
bir şeyin üstüne tuz biber ekmek top something off v.
tuz buz etmek mash up v.
(bir şeyi) tuz buz etmek mash up (something) v.
tuz buz etmek crush to v.
(bir şeyin) üstüne tuz biber lid on v.
Phrases
bir tutam (tuz vb) a grain of expr.
bir tutam (tuz vb) a pinch of expr.
Colloquial
tuz bebeği salt bae n.
tuz biber ekme kick in the behind n.
meseleye tuz biber eken kimse job's comforter n.
üstüne tuz biber ekmek add insult to injury v.
üstüne tuz biber ekmek top off v.
Idioms
(üzüntüye vb) tuz biber (ekmek) a turn/twist of the knife n.
tuz biber ekme a kick in the pants n.
tuz biber ekme kick in the breech n.
tuz akdi covenant of salt [archaic] n.
meseleye tuz biber eken kimse a job's comforter n.
üstüne tuz biber olan şey cherry on top n.
(bir şeyin) üstüne tuz biber lid on (something) n.
zaten kötü olan/giden bir şeyin üstüne tuz biber ekme/olma salt in the wound n.
yaraya/yaralarına tuz basma salt in the wounds n.
zaten kötü olan/giden bir şeyin üstüne tuz biber ekme/olma salt in one's wounds n.
yaraya/yaralarına tuz basma salt in one's wounds n.
zaten kötü olan/giden bir şeyin üstüne tuz biber ekme/olma salt in one's wound n.
yaraya/yaralarına tuz basma salt in one's wound n.
yaraya/yaralarına tuz basma salt in the wound n.
zaten kötü olan/giden bir şeyin üstüne tuz biber ekme/olma salt in the wounds n.
tuz biber ekmek add insult to injury v.
birinin yarasına tuz biber ekmek rub salt into someone's wounds v.