voyaging - Turco Inglés Diccionario

voyaging

voyaging — Definition

Significado:
yolculuk, sefer
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈvɔɪɪdʒ/ – BrE /ˈvɔɪɪdʒ/)
Categoría gramatical:
İsim: voyage (voyages); Fiil: voyage (voyages – voyaged – voyaging)
Sinónimo:
journey, expedition
Antónimos:
stay, residence

Significados de "voyaging" en diccionario turco inglés : 12 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
voyage n. sefer
The icebreaker will start its voyage to the north pole in two weeks.
Buzkıran gemisi iki hafta içinde kuzey kutbuna doğru seferine başlayacak.

More Sentences
voyage n. yolculuk
This will be a voyage over a rough sea for, as I have said, there are massive challenges ahead.
Bu dalgalı bir denizde yapılacak bir yolculuk olacak, zira daha önce de söylediğim gibi önümüzde büyük zorluklar var.

More Sentences
General
voyage n. seyahat
He went on a voyage to America.
O, Amerika'ya seyahate gitti.

More Sentences
voyage v. deniz yolculuğu yapmak
Voyaging with my boat is my biggest dream.
Teknemle deniz yolculuğu yapmak en büyük hayalim.

More Sentences
Technical
voyage n. seyahat
He went on a voyage to America.
O, Amerika'ya seyahate gitti.

More Sentences
voyage n. yolculuk
This will be a voyage over a rough sea for, as I have said, there are massive challenges ahead.
Bu dalgalı bir denizde yapılacak bir yolculuk olacak, zira daha önce de söylediğim gibi önümüzde büyük zorluklar var.

More Sentences
General
voyage n. deniz yolculuğu
voyage n. deniz seyahati
voyage v. yolculuk etmek
voyage v. uzun gemi yolculuğu yapmak
Trade/Economic
voyage n. deniz yolculuğu
Marine
voyage n. özellikle denizde yapılan yolculuk

Significados de "voyaging" con otros términos en diccionario inglés turco: 83 resultado(s)

Inglés Turco
General
maiden voyage n. gemi için ilk sefer
sea voyage n. deniz seyahati
foreign voyage n. yurtdışına yolculuk
round voyage n. ring seferi
ocean voyage n. okyanus yolculuğu
voyage risk n. seyahat riski
voyage risk n. seyahat rizikosu
additional voyage n. ek sefer
voyage of discovery n. keşif yolculuğu
space voyage n. uzay seyahati
voyage [obsolete] n. ticari kargonun denizden toplandığı seferden elde edilen hasılat
voyage [obsolete] n. özel girişim
voyage [obsolete] n. ticari kargonun denizden toplanması için yapılan sefer
voyage [obsolete] n. askeri sefer
bon voyage n. iyi seyahat
make a voyage v. yolculuk etmek
log many nautical miles up on its last voyage v. (gemi) son yolculuğunda çok mesafe/deniz mili katetmek
bon voyage interj. yolunuz açık olsun
bon voyage interj. yolunuz açık olsun!
Phrases
on the voyage home expr. yurda dönerken
on the voyage out expr. dışarıya yolculuk sırasında
Proverb
no wind serves him who addresses his voyage to no certain port nereye gideceğini bilmeyen kaptana hiçbir rüzgar yardım edemez
no wind serves him who addresses his voyage to no certain port nereye gideceğini bilmeyen gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez
Colloquial
maiden voyage n. ilk sefer
maiden voyage n. ilk yolculuk
bon voyage (fr) expr. iyi yolculuklar
Idioms
a maiden voyage n. teknenin ilk yolculuğu
not wanted on voyage [obsolete] adj. gemide yolcu kabininde istenmeyen (bagaj)
not wanted on voyage [obsolete] adj. gemide kabin bagajı olamayacak kadar büyük (valiz)
not wanted on voyage [obsolete] adj. geminin yolcu kabininde taşınmaması gereken (bagaj)
not wanted on voyage [obsolete] adj. geminin ambarında taşınması gereken (bagaj)
not wanted on voyage [obsolete] adj. geminin yolcu kabininde taşınamayacak kadar büyük (valiz)
Speaking
bon voyage! expr. hayırlı yolculuklar
Trade/Economic
maiden voyage n. geminin ilk seferi
frustration of a voyage n. seferin alıkonması
sea voyage n. deniz seyahati
foreign voyage n. dış seyahat
combined voyage n. kombine seyahat
voyage risk n. seyahat rizikosu
voyage policy n. seyahat poliçesi
voyage freight n. yolculuk navlunu
voyage insurance n. yolculuk sigortası
voyage charter n. yolculuk üzerine carter
Law
voyage charter n. sefer sözleşmesi
Politics
doctrine of continuous voyage n. tarafsız limana getirilen ürünlerin düşman bir ülkeye getirilebileceği kuramı
Insurance
institute voyage clauses n. enstitü sefer klozları
voyage policy n. sefer poliçesi
voyage policy n. seyahat sigortası poliçesi
Tourism
combined voyage n. çeşitli araçlı seyahat
combined voyage n. kombine seyahat
coastal voyage n. kıyı seferi
coastal voyage n. kıyı yolculuğu
blue voyage n. mavi yolculuk
blue voyage n. mavi tur
Computer
voyage web site n. seyahat web sitesi
voyage masthead n. seyahat künyesi
voyage sidebar n. seyahat kenar çubuğu
home voyage n. giriş sayfası gezintisi
link voyage n. bağlantı gezintisi
email voyage n. e-posta gezintisi
bon voyage expr. iyi yolculuklar
Transportation
voyage charter n. gemi veya uçağın belirli sayıda sefer için kiralanması
Marine
permission for voyage n. yola elverişlilik belgesi
round voyage n. yöresel deniz yolculuğu
maiden voyage n. yeni yapılan bir geminin ilk seferi
base for fishing voyage n. balıkçılık seferi yapılan alan
preparation for fishing voyage n. balıkçılık seferi için hazırlanma
outward voyage n. dış deniz yolculuğu
deep-sea voyage n. uzak deniz yolcuğu
sea voyage n. deniz seyahati
change of voyage n. yolculuğun değiştirilmesi
voyage charter n. sefer sözleşmesi
voyage clause n. sefer klozu
maiden voyage n. geminin ilk seferi
abandonment of voyage n. seferin terki
change of voyage n. seferin değişmesi
ballast voyage n. yüksüz sefer
titre de voyage n. sözleşmeli seyahat belgesi
titre de voyage n. seyahat belgesi
shipborne voyage data recorder n. gemiye monteli yolculuk veri kaydetme cihazı
set off on a voyage by ship v. gemiye binmek
set off on a voyage by ship v. gemiyle yolculuğa çıkmak
Military
consecutive voyage charter n. askeri deniz ulaştırma komutanlığı'nın bir dizi özel seyir için ticari gemi yetkilendirdiği sözleşme