yapabilmek - Turco Inglés Diccionario

yapabilmek

Significados de "yapabilmek" en diccionario inglés turco : 8 resultado(s)

Turco Inglés
General
yapabilmek be capable of v.
Nobody but Tom is capable of that.
Tom'dan başka kimse bunu yapamaz.

More Sentences
yapabilmek manage to do v.
I am disappointed that it did not manage to do something about the Statute of the Ombudsman.
Ombudsman Statüsü konusunda bir şeyler yapmayı başaramadığı için hayal kırıklığına uğradım.

More Sentences
yapabilmek can v.
The United States can, because it can turn off the money tap.
Amerika Birleşik Devletleri bunu yapabilir, çünkü para akışını kesebilir.

More Sentences
Idioms
yapabilmek able to do v.
It's gotta be nice to be able to do that.
Bunu yapabilmek güzel olmalı.

More Sentences
General
yapabilmek be up to v.
yapabilmek get by v.
Colloquial
yapabilmek be so v.
Idioms
yapabilmek have it in you v.

Significados de "yapabilmek" con otros términos en diccionario inglés turco: 107 resultado(s)

Turco Inglés
General
ücretsiz yolculuk yapabilmek umuduyla bir taşıta binip saklanan kimse stowaway n.
sıralar halinde ekim yapabilmek için toprağı işaretlemek üzere kullanılan alet veya parça marker n.
yapabilmek için be able to do v.
belirli bir şey yapabilmek için yaşı tutmamak be underage v.
onsuz yapabilmek go without v.
onsuz yapabilmek do without v.
zemin hazırlamak (bir şey yapabilmek için) position oneself to do something v.
olmadan da yapabilmek dispense with v.
-siz yapabilmek go without v.
-i yapabilmek manage to v.
zarar görmeden yapabilmek afford v.
onsuz yapabilmek forego v.
sayesinde … yapabilmek afford v.
Phrasals
bir düzenli ödemeyi/görevi geç yapabilmek fall behind on (something) v.
bir düzenli ödemeyi/görevi geç yapabilmek get behind on (something) v.
sonunda bir konuya/birine geçiş yapabilmek get (around) to someone or something v.
(bir şeyi yapabilmek) için zaman/vakit bulmak get around to (doing something) v.
vakit ayırıp/bulup (bir şeyi) yapabilmek get around to (doing something) v.
sonunda (bir şeyi) yapabilmek get around to (doing something) v.
(bir şeyi yapabilmek) için zaman/vakit bulmak get around to (something) v.
vakit ayırıp/bulup (bir şeyi) yapabilmek get around to (something) v.
onunda (bir şeyi) yapabilmek get around to (something) v.
(biri olmadan/bir şeysiz) yapabilmek go without (someone or something) v.
(biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasındaki ayrımı yapabilmek know (someone or something) from (someone or something else) v.
devam edebilmek/bir şey yapabilmek için (birini/bir şeyi) beklemek wait upon (someone or something) v.
devam edebilmek/bir şey yapabilmek için (birini/bir şeyi) beklemek wait on (someone or something) v.
Phrases
hiç değilse yapabilmek the (very) least you can/could do expr.
Colloquial
işi yapabilmek handle the jandal v.
vakit ayırıp/bulup yapabilmek get around to doing v.
yapabilmek için zaman/vakit bulmak get around to doing v.
sonunda yapabilmek get around to doing v.
Idioms
bir işi gözü kapalı yapabilmek be able to do something blindfolded v.
bir şeyi çok iyi yapabilmek have something at one's fingertips v.
(başkasının yaptığını) tek eliyle yapabilmek could do something with one arm tied behind their back v.
(başkasının yaptığını) tek eliyle yapabilmek could do something with one hand tied behind their back v.
gözleri kapalı yapabilmek be able to do something with one's eyes closed v.
gözü kapalı yapabilmek somebody could do something with their eyes shut v.
gözü kapalı yapabilmek do something with one's eyes shut v.
gözü kapalı yapabilmek somebody could do something with their eyes closed v.
gözü kapalı yapabilmek be able to do something with one's eyes closed v.
gözü kapalı yapabilmek do something with one's eyes closed v.
iki/ birçok işi aynı anda yapabilmek walk and chew gum at the same time v.
(bir yeri bulabilmek/bir şeyi yapabilmek için) akla karayı seçmek have the devil's own job to do something v.
(bir yeri bulabilmek/bir şeyi yapabilmek için) akla karayı seçmek have the devil's own job doing something v.
bir şeyi yapabilmek için önünün açık olduğunu görmek/fark etmek see your way clear to doing something v.
bir sürü yemeği marifetle yapabilmek cook up a storm v.
bir şeyi büyük kolaylıkla-hiç zorlanmadan yapabilmek be able to (do something) in (one's) sleep v.
bir şeyi gözü kapalı yapabilmek be able to (do something) in (one's) sleep v.
en azından … yapabilmek the least (one) could do v.
hiç değilse yapabilmek the least (one) could do v.
hiç olmadı … yapabilmek the least (one) could do v.
bıkmadan/yorulmadan danışmanlık yapabilmek have a broad back v.
bir işi iyi yapabilmek have something on the ball v.
(bir şey) yapabilmek turn (one's) hand to (something) v.
aynı anda sınırlı sayıda iş yapabilmek (one) only has one pair of hands v.
bir şeyi çok rahat yapabilmek be able to do something in your sleep v.
(bir şeyi) gözü kapalı (yapabilmek) able to (do something) with (one's) eyes closed v.
gözü kapalı yapabilmek able to do blindfolded v.
gözü kapalı yapabilmek able to do with eyes closed v.
bir şeyi yapabilmek able to do something v.
zorlanmadan/kolayca yapabilmek able to do with eyes closed v.
zorlanmadan/kolayca yapabilmek able to do blindfolded v.
(bir şeyi) gözü kapalı (yapabilmek) able to (do something) blindfolded v.
bir şeyi yapabilmek able to do it v.
istediğini yapabilmek be footloose and fancy-free v.
gözü kapalı yapabilmek can do something standing on your head v.
kolayca yapabilmek can do something standing on your head v.
bir şeyi kolayca/rahatça yapabilmek could do something with your eyes shut v.
(bir şeyi) kolayca/rahatça yapabilmek could (do something) with (one's) eyes shut v.
(bir şeyi) hiç zorlanmadan yapabilmek could (do something) with (one's) eyes shut v.
(bir şeyi) hiç zorlanmadan yapabilmek could (do something) in (one's) sleep v.
bir şeyi gözün kapalı yapabilmek could do something with your eyes closed v.
bir şeyi kolayca/rahatça yapabilmek could do something with your eyes closed v.
(bir şeyi) gözü kapalı yapabilmek could (do something) in (one's) sleep v.
bir şeyi gözün kapalı yapabilmek could do something with your eyes shut v.
(bir şeyi) kolayca/rahatça yapabilmek could (do something) with one arm tied behind (one's) back v.
(bir şeyi) kolayca/rahatça yapabilmek could (do something) in (one's) sleep v.
(bir şeyi) gözü kapalı yapabilmek could (do something) standing on (one's) head v.
bir şeyi hiç zorlanmadan yapabilmek could do something with your eyes closed v.
bir şeyi hiç zorlanmadan yapabilmek could do something with your eyes shut v.
(bir şeyi) kolayca/rahatça yapabilmek could (do something) with one hand tied behind (one's) back v.
(bir şeyi) gözü kapalı yapabilmek could (do something) with (one's) eyes closed v.
(bir şeyi) hiç zorlanmadan yapabilmek could (do something) with one arm tied behind (one's) back v.
(bir şeyi) hiç zorlanmadan yapabilmek could (do something) standing on (one's) head v.
(bir şeyi) hiç zorlanmadan yapabilmek could (do something) with one hand tied behind (one's) back v.
(bir şeyi) hiç zorlanmadan yapabilmek could (do something) with (one's) eyes closed v.
(bir şeyi) tek eliyle bile yapabilmek could (do something) with one hand tied behind (one's) back v.
(bir şeyi) tek eliyle bile yapabilmek could (do something) with one arm tied behind (one's) back v.
(bir şeyi) kolayca/rahatça yapabilmek could (do something) with (one's) eyes closed v.
(bir şeyi) kolayca/rahatça yapabilmek could (do something) standing on (one's) head v.
(bir şeyi) gözü kapalı yapabilmek could (do something) with (one's) eyes shut v.
tek eliyle bile yapabilmek do something with one hand (tied) behind your back v.
tek eliyle bile yapabilmek do something with one hand behind your back v.
(bir şeye) ev sahipliği yapabilmek için izin almak get (the) clearance to have (something) v.
bir şeyi çok iyi yapabilmek have something at your fingertips v.
bir işi iyi yapabilmek have something/a lot on the ball [us] v.
bir şeyi yapabilmek için önünün açık olduğunu görmek/fark etmek see your way to doing something v.
Trade/Economic
geçmiş yıllarla karşılaştırma yapabilmek için bilançonun ayrıntılı biçimde hazırlanması analysis n.
satış yapabilmek için gerekli üyelik zinciri sistemi chain n.
Industry
ekili araziyi, sözleşmeli çiftçilere veya tarlada çalışan işçilere doğru ödeme yapabilmek için ölçen kimse measurer n.
Technical
geniş bir pergelle çizim yapabilmek için üzerine gerilen ağ sweep net n.
Printing
daha fazla kesim yapabilmek için baskı plakasına yeniden asit uygulamak rebite v.
Astronomy
çok büyük uzaklıklara ilişkin gözlem yapabilmek için tasarlanmış bir gözlemevi hubble space telescope n.
çok büyük uzaklıklara ilişkin gözlem yapabilmek için tasarlanmış bir gözlemevi hubble telescope n.
Education
daha ileri bir çalışma yapabilmek için karşılaması gereken yükümlülük prerequisite n.
Sport
tuş yapabilmek için rakibi yere düşürmek pinfall v.
Baseball
olağanüstü atış yapabilmek için (topun) üzerinde kimyasal maddeyle oynama yapmak doctor v.