zehirli - Turco Inglés Diccionario

zehirli

Significados de "zehirli" en diccionario inglés turco : 45 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
zehirli toxic adj.
Toxic waste is a danger for animals there.
Zehirli atıklar oradaki hayvanlar için tehlike oluşturuyor.

More Sentences
zehirli poisonous adj.
The poisonous frogs in the region have bright colours.
Bölgedeki zehirli kurbağaların renkleri parlaktır.

More Sentences
zehirli poisoned adj.
Fox suddenly reappears and attacks the others with poisoned darts.
Fox aniden yeniden ortaya çıkar ve diğerlerine zehirli oklarla saldırır.

More Sentences
zehirli venemous adj.
General
zehirli venomous adj.
Sri Lanka is home to 18 species of venomous scorpions, one of which is fatal to humans.
Sri Lanka, biri insanlar için ölümcül olan 18 zehirli akrep türüne ev sahipliği yapıyor.

More Sentences
zehirli poisonous adj.
The poisonous frogs in the region have bright colours.
Bölgedeki zehirli kurbağaların renkleri parlaktır.

More Sentences
zehirli poison adj.
The fruit of the poison tree is also poisonous.
Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir.

More Sentences
Technical
zehirli poisonous adj.
The poisonous frogs in the region have bright colours.
Bölgedeki zehirli kurbağaların renkleri parlaktır.

More Sentences
zehirli toxic adj.
Toxic waste is a danger for animals there.
Zehirli atıklar oradaki hayvanlar için tehlike oluşturuyor.

More Sentences
Food Engineering
zehirli toxic adj.
Toxic waste is a danger for animals there.
Zehirli atıklar oradaki hayvanlar için tehlike oluşturuyor.

More Sentences
Chemistry
zehirli toxic adj.
Toxic waste is a danger for animals there.
Zehirli atıklar oradaki hayvanlar için tehlike oluşturuyor.

More Sentences
General
zehirli noxious adj.
zehirli viperine adj.
zehirli miasmal adj.
zehirli baneful adj.
zehirli miasmatic adj.
zehirli toxical adj.
zehirli contagious adj.
zehirli virulent adj.
zehirli nocuous adj.
zehirli viperish adj.
zehirli viperous adj.
zehirli toxicant adj.
zehirli attry [obsolete] adj.
zehirli venenose [obsolete] adj.
zehirli venomed adj.
zehirli virulented adj.
zehirli leperous adj.
zehirli hydra-tainted adj.
zehirli obnoxious [obsolete] adj.
zehirli deletery [obsolete] adj.
zehirli contagious [obsolete] adj.
zehirli deadly adj.
zehirli poisonsome [obsolete] adj.
zehirli vitriolic adj.
Technical
zehirli toxicant adj.
zehirli poisoning adj.
Medical
zehirli toxophorous adj.
zehirli toxicologic adj.
zehirli toxophoric adj.
zehirli toxiferous adj.
zehirli toxicological adj.
zehirli deadly adv.
Biology
zehirli toxigenic adj.
Environment
zehirli mephitical adj.

Significados de "zehirli" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
zehirli olmayan non-toxic adj.
General
zehirli bir deniz yosunu türü dinoflagellate n.
zehirli yılan adder n.
zehirli bir bitki türü wolfsbane n.
zehirli nesneler poisonous substances n.
zehirli pis koku mephitis n.
zehirli atmosfer miasma n.
zehirli gaz poisonous gas n.
bir tür zehirli sumak poison sumac n.
zehirli kertenkele venomous lizard n.
bir tür zehirli sumak poison oak n.
zehirli mantar toadstool n.
zehirli örümcek black widow n.
bataklık zehirli gazı mephitis n.
kızılderililer tarafından zehirli olduğu rivayet edilen bir kertenkele galliwasp n.
kömür madenlerindeki zehirli karbon monoksit firedamp n.
yılanın zehirli dişi fang n.
zehirli diş fang n.
zehirli sarmaşık poison ivy n.
bir tür zehirli sumak poison ivy n.
zehirli bir asya yılanı krait n.
zehirli yılan poisonous snake n.
zehirli mantar verdigris mushroom n.
zehirli içki potion n.
büyük ve çok zehirli bir asya katıryılanı daboia n.
kömür madenlerindeki zehirli karbon monoksit whitedamp n.
tütündeki zehirli madde nicotine n.
zehirli gazlar noxious gases n.
zehirli gazlar toxic gases n.
zehirli gazlar poisonous gases n.
zehirli iğne ile infaz yöntemi lethal injection n.
zehirli atıklar toxic wastes n.
zehirli mantar rust-fungus n.
zehirli madde toxicant n.
zehirli atık poisonous waste n.
zehirli hançer poisonous dagger n.
zehirli hançer poisoned dagger n.
zehirli elma poison apple n.
organik çözücülerde çözülebilen ve kimyasal savaşta sinir gazı olarak kullanılan zehirli bir sıvı tabun n.
zehirli yılan viper n.
zehirli hava mephitism n.
avcı türlerin tadını sevmedikleri veya kendileri için zehirli olan bir hayvanla karıştırması sonucu avlanmaktan kurtulan, genellikle yenilebilir ve zararsız hayvan mimic n.
zehirli madde gas n.
zehirli şey deletery [obsolete] n.
zehirli yılan prester [obsolete] n.
zehirli kap poison cup n.
zehirli tükürük spit-venom n.
zehirli gazlar fumes n.
zehirli gazlardan arındırmak degass v.
zehirli olmamak be nonpoisonous v.
zehirli olmamak be nontoxic v.
(zehirli veya tehlikeli madde ile) zehirlemek infect v.
(zehirli veya tehlikeli madde ile) bozmak infect v.
zehirli (yılan/akrep) venomous adj.
çok zehirli highly poisonous adj.
son derece zehirli highly poisonous adj.
çok zehirli highly poisonous adj.
aşırı zehirli highly poisonous adj.
zehirli olmayan atoxic adj.
aşırı zehirli hypervirulent adj.
zehirli (gaz, buhar) damp [obsolete] adj.
zehirli dişi olmayan fangless adj.
çok zehirli deadly adj.
dili zehirli sulfuric adj.
dili zehirli sulphurous adj.
dili zehirli sulfurous adj.
aşırı zehirli supervirulent adj.
zehirli gaz yayan fuming adj.
buharı zehirli olan fuming adj.
zehirli olarak banefully adv.
zehirli bir biçimde venomously adv.
zehirli bir şekilde toxically adv.
zehirli bir şekilde poisonously adv.
zehirli bir şekilde virulently adv.
zehirli bir şekilde miasmically adv.
zehirli bitki belladonna N.
Phrasals
zehirli bir şey karıştırmak poison with (something) v.
zehirli bir şeyle kirletmek poison with (something) v.
Phrases
üç yapraklı olan zehirli sarmaşıklara dokunulmaması gerektiğini hatırlatmak için kullanılan bir söz leaves of three, let it be expr.
Colloquial
zehirli etkilere sahip olan venefic [obsolete] adj.
Idioms
zehirli iğneyle infaz big jab n.
zehirli hava/zehirli sis a london particular [dated] n.
(zehirli maddeleri vs.) kendi bahçelerine koysunlar put it in their back yard v.
(zehirli bir madde) karışmış olmak be tainted by (something) v.
(zehirli maddeleri) kendi bahçelerine koysunlar pitby (put it in their back yard) expr.
Trade/Economic
zehirli atık maddeler toxic substances n.
mevcut şartlarda fiyatlanamayan ve bankaların bilançolarında zehirli atık olarak görülen kredi toxic debt n.
Law
zehirli iğneyle infaz execution by lethal injection n.
Technical
deniz kabuklarına karşı kullanılan zehirli boya barnacle paint n.
kömür madenlerinde zehirli gaz olarak görülen karbon monoksit white damp n.
zehirli bir alkaloit colchicine n.
zehirli gaz poison gas n.
zehirli boya antifouling paint n.
zehirli boya poisonous paint n.
zehirli eriyik toxic solution n.
zehirli gaz toxic gas n.
zehirli duman toxic fume n.
zehirli madde toxic substance n.
aksırtıcı zehirli gaz sternutator n.
zehirli çözelti toxic solution n.
zehirli aromatikler dioxin n.
zehirli duman toxic fumes n.
zehirli gazların veya oksijenin algılanması detection of toxic gases or oxygen n.
zehirli gazların algılanması detection of toxic gases n.
atık borusunda zehirli gazları tutup sıvı akışına izin veren bir tür conta draintrap n.
zehirli buhar üreten miasmal adj.
Textile
zehirli kimyasal madde hazardous chemical n.
Construction
yanarken açığa çıkan zehirli gaz toxic combustion emission n.
Woodworking
erythrophloeum guineense ağacının zehirli kabuğu ordeal bark n.
Automotive
zehirli emisyonlar toxic emissions n.
havadaki zehirli maddeler air toxics n.
Marine
son derece tehlikeli zehirli maddeler acute toxicant n.
zehirli madde toxic substance n.
öldürücü zehirli madde konsantrasyonu median lethal concentration n.
Mining
grizu patlaması sonrası meydana çıkan zehirli gaz afterdamp n.
Medical
hücreye zehirli ajanlar cytotoxic agents n.
zehirli bitkiler toxic plants n.
hücreye zehirli ilaçlar cytotoxic drugs n.
hücreye zehirli olma durumu cytotoxicity n.
zehirli cilt hastalığı toxicodermata n.
zehirli deri iltihabı toxidermitis n.
bazı zehirli kimyasalların veya ilaçların böbrek üzerindeki zehirleyici etkisi nephrotoxicity n.
salgın hastalık veya zehirli bir maddeye maruz kalma gibi genel halk sağlığı konularında sorunun çıkış noktasını bulma çalışmaları traceback n.
zehirli gaz kullanan otoklavlar ve sterilizatöler autoclaves and sterilizers using toxic gas n.
zehirli protein ricin n.
zehirli hayvan venomous animal n.
zehirli yılan ısırığı venomous snake bite n.
zehirli ısırıkların ve sokmaların tedavisinde kullanılan biyolojik ürün antivenin n.
zehirli ısırıkların ve sokmaların tedavisinde kullanılan biyolojik ürün antivenom n.
küçük dozlarda ard arda aşılama yaparak zehirli bir maddeye olan hassasiyetin giderilmesi tachyphylaxis n.
böbrekler için zehirli madde nephrotoxin n.
zehirli madde poisonous substance n.
idrardaki zehirli içerik urotoxy n.
karaciğere zehirli olma hepatotoxicity n.
karaciğere zehirli olan madde hepatotoxin n.
zehirli madde veya enfeksiyöz etkenin öldürücü olan en küçük miktarı minimal lethal dose n.
bağışıklık sistemi için zehirli bileşik immunotoxin n.
toksinlerin daha az zehirli veya vücuttan daha kolay atılabilir hale getirildiği metabolik süreç disintoxication n.
toksinlerin daha az zehirli veya vücuttan daha kolay atılabilir hale getirildiği metabolik süreç detoxification n.
zehirli içecek drench n.
zehirli sumak döküntüsü poison sumac n.
zehirli sarmaşık alerjisi poison ivy n.
zehirli meşe döküntüsü poison sumac n.
zehirli sarmaşık dermatiti poison ivy n.
zehirli meşe döküntüsü poison oak n.
zehirli sumak döküntüsü poison oak n.
çok zehirli virulent adj.
böbrekler için zehirli olan nephrotoxic adj.
karaciğere zehirli olan hepatotoxic adj.
zehirli, toksik anlamı veren ön ek toxico- pref.