UN - Turc Anglais Dictionnaire

UN

Sens de "UN" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 1 résultat(s)

Anglais Turc
Medical
un n. un

Sens de "UN" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 45 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
ün reputation n.
un flour n.
ün fame n.
General
ün laurels n.
ün note n.
ün fame n.
ün kudos n.
ün mark n.
ün voice n.
ün report n.
ün repute n.
ün distinction n.
ün renown n.
ün rep n.
ün prestige n.
ün honor n.
ün sound n.
ün glory n.
un farina n.
un flour n.
ün name n.
ün celebrity n.
ün bays n.
ün prominence n.
ün eminence n.
ün honour n.
ün reclame n.
ün character n.
ün reputability n.
ün brightness n.
ün renomee n.
ün renowme n.
ün loos n.
ün lose [obsolete] n.
un floor [scotland] n.
ün star n.
Trade/Economic
ün publicity n.
ün record n.
ün brand n.
Technical
un farina n.
Medical
un un n.
Gastronomy
un all purpose flour n.
Archaic
ün savor [us] n.
ün savour [uk] n.
Slang
un dust [uk] n.

Sens de "UN" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
yağ un ve yumurta karışımı hamur batter n.
davud'un yıldızı star of david n.
General
kepekli un wholemeal flour n.
un değirmeni flour mill n.
tunus'un kuzey kıyıları coral coast n.
nuh'un üçüncü oğlu japheth n.
un eleği (mutfakta kullanılan) sifter n.
kral arthur'un efsanevi kılıcı excalibur n.
aziz paulus'un öğrencisi (incil) timothy n.
un lapası hasty pudding n.
elenmemiş kaba un meal n.
sisifus'un çilesi the burden of sisyphus n.
un ufak olmuş broken into pieces n.
temmuz'un ortası mid july n.
un çorbası gruel n.
kral arthur'un efsanevi yuvarlak masa şövalyesi lancelot n.
kepekli un middlings n.
davut'un babası jesse n.
un endüstrisi flour industry n.
ekmeklik un breadstuff n.
anakrion'un üslubuyla anacreontic n.
un değirmeni rolling mill n.
ağustos'un ortası mid august n.
nuh'un gemisi noah's ark n.
un fabrikası flour plant n.
güney ispanya'da, costa del sol'un doğusu costa de almeria n.
maslow’un ihtiyaçlar teorisi theory of hierarchy of needs n.
un kurdu flour beetle n.
un çuvalı flour sack n.
newyork'un bir semti soho n.
çok amaçlı un all purpose flour n.
has un fine flour n.
kepekli un whole-wheat flour n.
kaba un middlings n.
pound'un yüzde biri penny n.
ağartılmamış un unbleached flour n.
un değirmeni flourmill n.
davud'un kalkanı magen david n.
davud'un kalkanı star of david n.
davud'un yıldızı shield of david n.
davud'un yıldızı magen david n.
davud'un kalkanı shield of david n.
focus'un çoğulu foci n.
kral arthur'un yuvarlak masa şövalyelerinden biri percival n.
kral arthur'un yuvarlak masa şövalyelerinden biri perceval n.
emanuel swedenborg'un felsefesine dayanan bir dini hareket swedenborgian n.
new york'un manhattan bölgesinin kuzeydoğu bölümünde bulunan zenci nüfusun çoğunlukta olduğu bir bölge harlem n.
10'un katları multiples of 10 n.
hanok'un kitabı book of enoch n.
tom wolfe'un 1970leri tanımlamak için kullandığı bir terim "me" decade n.
ünlü caz sanatçısı louis armstrong'un lakabı satch n.
ünlü caz sanatçısı louis armstrong'un lakabı satchmo n.
talmud'un çalışmasında uzmanlaşmış kimse talmudist n.
kral tantalus'un sonsuz açlık ve susuzluğa mahkum edilmesi gibi ağır ceza tantalism n.
kamerun'un fransız sömürgesi (eski) cameroun [french] n.
4. yüzyılın sonlarında platon’un öğrettiler verdiği atina’nın yanındaki koru veya bahçe academy n.
albertus magnus'un teolojik fikirlerini öğrenen kişi albertist n.
albertus magnus'un kuramlarını destekleyen kişi albertist n.
günümüzde oregon'un corvallis yakınlarında yaşayan kalapoo halkı chepenafa n.
günümüzde oregon'un corvallis yakınlarında yaşayan kalapoo halkından olan kimse chepenafa n.
christian dior'un yarattığı, kadın kıyafetlerinde uzun eteklerin hüküm sürdüğü bir moda new look n.
un öğütülürken elekten geçen malzeme throughs n.
değirmenciye yaptığı işin karşılığı olarak verilen un toddick [dialect] n.
dionysos'un kulağı ear of dionysius n.
aziz petrus'un hapishaneden mucizevi kurtuluşunun anıldığı tarih august 1 n.
2000'den 2009'un sonuna kadar süren on yıllık dönem aughts n.
new york'un esas yerlileri sayılan hollandalıların soyundan kimse knickerbocker n.
vermont'un bennington kasabasında üretilen seramik eşya bennington pottery n.
vermont'un bennington kasabasında üretilen seramik eşya bennington n.
vermont'un bennington kasabasında üretilen seramik eşya bennington ware n.
konstantinopolis piskoposu makedonius'un kutsal ruhu reddeden öğretileri macedonianism n.
kuzeybatı washington'un flattery burnu civarında yaşayan, nutkaların bir alt kolu olan amerikan yerlilerine mensup kimse makah n.
kuzeybatı washington'un flattery burnu civarında yaşayan, nutkaların bir alt kolu olan amerikan yerlileri makah n.
ekvador'un sahil kesiminde yaşayan yerli bir halka mensup kimse manta n.
ekvador'un sahil kesiminde yaşayan yerli bir halk manta n.
un, tuz ve şeker white n.
un gibi olma mealiness n.
tek seferde öğütülen un miktarı melder [uk] n.
yeni öğütülmüş un melder [uk] n.
un öğütücü melder [uk] n.
ağustos'un ortası mid-august n.
tunus'un para birimi millime n.
bir pound'un 1000'de 1'ine eşit olan sudan para birimi millieme n.
tunus'un para birimi millieme n.
un değirmeni ile bitişik ev millhouse n.
bir pound'un 1000'de 1'ine eşit olan mısır para birimi millieme n.
(un, tuz) eleme bolting n.
kuzeybatı arizona'da, büyük kanyon'un güneyinde yaşayan bir amerikan yerli kabilesi hualapai n.
kuzeybatı arizona'da, büyük kanyon'un güneyinde yaşayan bir amerikan yerli kabilesine mensup kimse hualapai n.
kuzeybatı arizona'da, büyük kanyon'un güneyinde yaşayan bir amerikan yerli kabilesi hualpai n.
M.Ö. 4. yüzyılda sirakuza'da hükümdar olan dionysios'un sarayında yaşamış ve dünyaca ünlü damokles'in kılıcı deyiminin zamanımıza kadar gelmesine sebep olmuş kişi damocles n.
un varili girnel [scotland] n.
un varili girnal [scotland] n.
un sandığı girnel [scotland] n.
un sandığı girnal [scotland] n.
kepekli un gurgeons [obsolete] n.
tahılın öğütülerek un haline getirildiği oluklu silindir roll n.
(kral arthur'un yuvarlak masa efsanesi ile ilişkilendirilen) doğal ingiliz oluşumları round table n.
(kral arthur'un yuvarlak masa efsanesi ile ilişkilendirilen) ingiliz yapıları round table n.
(kral arthur'un yuvarlak masa modeline dayanan) şövalye birlikleri round table n.
iii. napolyon'un bıyığı imperial beard n.
(önceden saint petersburg'un inşa edildiği yerde yaşayan) batı fin halkı üyesi inger n.
taneli un padar [obsolete] n.
(kutu, tepsi, süs yapımında kullanılan) kağıt, un ve su karışımı paper mache n.
(kutu, tepsi, süs yapımında kullanılan) kağıt, un ve su karışımı paper n.
ince taneli un pollen [obsolete] n.
has un pollen [obsolete] n.
napolyon'un 1806'da britanya'ya uyguladığı abluka politikası continental system n.
eros'un yayı cupid’s bow n.
(st. petersburg'un kurulduğu ingriya bölgesine özgü) batı fin topluluğu üyesi ingrian n.
don kişot'un yaveri panza n.
paracelsus'un okült felsefesinde elementlerinden biri ateş olan varlık salamander n.
un değirmeni cornmill [uk] n.
un fabrikası cornmill [uk] n.
metal un kabı flour bin n.
un eleği flour sifter n.
un kutusu flour dredge n.
teneke un kutusu flour box n.
oregon'un yerlisi oregonian n.
new york'un batısında yaşayan irokua halkı seneca n.
new york'un batısında yaşayan irokua halkına mensup kimse seneca n.
un lapası sepawn [dialect] [us] n.
un lapası sepon n.
firavun'un yılanı serpent n.
bereket tanrısı priapos'un eskiden bahçelerde korkuluk olarak kullanılmış heykeli priapus n.
firavun'un yılanı snake n.
devon ve cornwall'un kalay madeni çıkarılan bölümü the stannaries n.
(yunan mitolojisinde) tanrı odysseus'un karısı penelope n.
(elvis presley için) rock'n roll'un kralı king n.
minos'un karısı pasiphaë n.
patent un patent n.
patent un patent n.
(freud'un) psikanaliz ekolü psychoanalysis n.
un ufak etmek smash to smithereens v.
un ufak etmek pulverize v.
ipe un sermek give someone a song and dance v.
un haline getirmek flour v.
un ufak olmak be broken into pieces v.
yağ katarak kıvamına getirmek (un) shorten v.
un ufak etmek crumble st finely v.
un elemek sift flour v.
un ufak etmek pulverise v.
un ufak etmek to-brest v.
tahılı öğütüp un haline getirmek grind the grain into flour v.
un haline gelmek meal v.
un ufak olmak corrade v.
(shakespeare'in coriolanus eseri) birine coriolanus'un aufidius'a davrandığı gibi davranmak fiddious v.
socinus'un öğretilerine uygun hale getirmek socinianize v.
socinus'un öğretilerini aşılamak socinianize v.
socinus'un öğretilerini aşılamak socinianise v.