chronic - Turc Anglais Dictionnaire

chronic

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

chronic — Definition

Signification:
kronik, süreğen, kalıcı
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈkrɑːnɪk/ – BrE /ˈkrɒnɪk/)
Partie du discours:
Sıfat
Synonymes:
persistent, long-term
Antonymes:
acute, transient

Sens de "chronic" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 31 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
chronic adj. kronik
You can't use these pills if you have a chronic heart attack.
Kronik kalp krizi rahatsızlığın varsa bu hapları kullanamazsın.

More Sentences
chronic adj. müzmin
General
chronic adj. sürekli
It's a chronic condition and probably nothing serious.
Bu sürekli tekrarlayan bir durum ve muhtemelen ciddi bir şey değil.

More Sentences
chronic adj. berbat
The state of the engine was totally chronic.
Motor resmen berbat durumdaydı.

More Sentences
chronic adj. kronik
You can't use these pills if you have a chronic heart attack.
Kronik kalp krizi rahatsızlığın varsa bu hapları kullanamazsın.

More Sentences
chronic adj. süreğen
The new economic policy caused chronic inflation in the country.
Yeni ekonomi politikası ülkede süreğen enflasyona sebep oldu.

More Sentences
Technical
chronic adj. süreğen
The new economic policy caused chronic inflation in the country.
Yeni ekonomi politikası ülkede süreğen enflasyona sebep oldu.

More Sentences
Medical
chronic adj. süreğen
The new economic policy caused chronic inflation in the country.
Yeni ekonomi politikası ülkede süreğen enflasyona sebep oldu.

More Sentences
Psychology
chronic adj. kronik
You can't use these pills if you have a chronic heart attack.
Kronik kalp krizi rahatsızlığın varsa bu hapları kullanamazsın.

More Sentences
Pathology
chronic adj. süreğen
The new economic policy caused chronic inflation in the country.
Yeni ekonomi politikası ülkede süreğen enflasyona sebep oldu.

More Sentences
General
chronic n. kronik hasta
chronic adj. devamlı
chronic adj. eski
chronic adj. çok kötü
chronic adj. kalıcı
Colloquial
chronic adj. son derece ciddi
chronic adj. iyi
chronic adj. harika
Technical
chronic adj. kronik (müzmin)
Medical
chronic adj. müzmin
chronic adj. kronik seyirli
Food Engineering
chronic adj. birikimsel
chronic adj. uzun
Slang
chronic n. esrar
chronic n. ot
chronic n. çok etkili esrar
chronic n. çarpan esrar
chronic n. (skank gibi) kuvvetli ot
British Slang
chronic adj. yoğun
chronic adj. şiddetli
chronic adj. nahoş

Sens de "chronic" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
chronic inflation n. kronik enflasyon
chronic liar n. iflah olmaz yalancı
chronic liar n. tam bir yalancı
become chronic v. müzminleşmek
become chronic v. kronikleşmek
become chronic v. kronik olmak
become chronic v. kronik bir hal almak
become chronic v. kronik hale gelmek
Trade/Economic
chronic unemployment n. kronik işsizlik
chronic inflation n. müzminleşmiş enflasyon
chronic unemployment n. müzminleşmiş işsizlik
chronic inflation n. uzun zamanlardan beri süregelen enflasyon
chronic inflation n. kronik enflasyon
chronic absence n. müzmin devamsızlık
chronic unexcused absence n. müzmin devamsızlık
chronic unexcused absence n. mazeretsiz daimi süreli
chronic absence n. daimi süreli
chronic absence n. süreli devamsızlık
chronic inflation n. kronik enflasyon
chronic unemployment n. kronik işsizlik
chronic shortage n. kronik kıtlık
Technical
chronic irradiation n. süreğen ışınımlanma
chronic inflammatory process n. süreğen yangılı süreç
chronic daily intake n. kronik günlük alım
Marine
chronic toxicity n. kronik zehirlilik
chronic toxicity n. süreğen zehirlilik
Medical
chronic lymphocytic leukemia n. kronik lenfositik lösemi
chronic intake n. kronik alım
chronic pyelonephritis n. kronik pyelonefrit
chronic myeloid leukemia n. kronik miyeloid lösemi
chronic obstructive pulmonary disease n. kronik obstrüktif akciğer hastalığı
chronic abscess n. kronik apse
anemia associated with chronic renal failure n. kronik böbrek yetersizliğine bağlı gelişen anemi
chronic leg ulcer n. kronik bacak ülseri
chronic pulmonary disease n. kronik akciğer hastalığı
chronic hemorrhagic anemia n. kronik hemorajik anemi
chronic dermatitis n. kronik dermatit
chronic disease n. kronik hastalık
chronic obstructive lung disease n. kronik venöz yetersizlik
chronic adrenal insufficiency n. kronik böbrek üstü bezi yetmezliği
chronic kidney failure n. kronik böbrek yetmezliği
chronic renal failure n. kronik renal yetmezlik
chronic hazard n. kronik tehlike
chronic effect n. kronik etki
chronic disability n. kronik işlev bozukluğu
chronic renal failure n. kronik böbrek yetmezliği
chronic brain damage n. kronik beyin hasarı
chronic appendicitis n. kronik apandisit
chronic obstructive lung disease n. kronik obstrüktif akciğer hastalığı
chronic polyarthritis n. kronik poliartrite
chronic obstructive pulmonary disease n. kronik obstrüktif pulmoner hastalık
chronic diarrhoea n. kronik ishal
chronic illness n. kronik hastalık
chronic dose n. kronik doz
chronic radiation dose n. kronik radyasyon dozu
chronic starvation n. kronik beslenme yetersizliği
chronic nutritional disorder n. kronik beslenme bozukluğu
nitrosative stress in chronic heart failure n. kronik kalp yetmezliğinde nitrosatif stres
oxidative stress in chronic heart failure n. kronik kalp yetmezliğinde oksidatif stres
chronic diseases n. kronik hastalıklar
common chronic diseases n. yaygın kronik hastalıklar
blast crisis of chronic myelocytic leukemia n. kronik miyelositik löseminin blast krizi
chronic inflammatory demyelinating polineuropathy n. kronik inflamatuvar demiyelinizan polinöropati
chronic pharyngitis n. kronik farenjit
chronic inflammatory bronchial diseases n. kronik enflamatuar bronşiyal hastalıklar
chronic hemophilic arthropathy n. kronik hemofilik artropati
chronic mesenteric ischemia n. kronik mezenterik iskemi
natural history of chronic mesenteric ischemia n. kronik mezenterik iskeminin doğal seyri
chronic anticoagulation n. kronik antikoagülasyon
chronic hepatitis n. kronik hepatit
chronic health problem n. kronik sağlık sorunu
chronic medical disorder n. kronik medikal bozukluk
chronic ischemic heart disease n. kronik iskemik kalp hastalığı
chronic ulcerative conditions n. kronik ülseratif durumlar
chronic oral candidiasis n. kronik oral kandidiyazis
disease with a chronic course n. kronik seyirli hastalık
chronic liver failure n. kronik karaciğer yetmezliği
chronic noncancer pain n. kanserle ilişkisi olmayan süreğen ağrı
chronic pain n. süreğen ağrı
chronic pain n. kronik ağrı
chronic bronchitis n. kronik bronşit
chronic fatigue syndrome n. kronik yorgunluk sendromu
chronic venous insufficiency n. kronik venöz yetersizliği
chronic inflammatory disease n. kronik inflamatuar hastalık
chronic asthma n. kronik astım
chronic pelvic pain n. kronik pelvis ağrısı
advanced chronic kidney disease n. ilerlemiş kronik böbrek hastalığı
chronic kidney disease n. kronik böbrek hastalığı
hyperandrogenism and chronic anovulation n. hiperandrojenizm ve kronik anovulasyon
chronic myelogenous leukemia n. kronik miyeloid lösemi
chronic heart failure n. kronik kalp yetersizliği
chronic metabolic bone disease n. kronik metabolik kemik hastalığı
chronic lung disease n. kronik akciğer hastalığı
chronic lung disease of newborn n. yenidoğanın kronik akciğer hastalığı
chronic nerve injury n. kronik sinir hasarı
chronic abdominal hernia n. kronik abdominal herni
chronic respiratory diseases n. kronik solunum hastalıkları
acute exacerbation of chronic obstructive pulmonary disease n. kronik obstrüktif akciğer hastalığının akut infeksiyöz alevlenmesi
chronic hypoxia n. kronik hipoksi
chronic granulomatous pulmonary disease n. kronik granülomatöz akciğer hastalığı
chronic disseminated intravascular coagulopathy n. kronik yaygın damar içi pıhtılaşma
chronic thromboembolic pulmonary hypertension n. kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon
patient with chronic respiratory failure n. kronik solunum yetmezlikli hasta
mild-moderate chronic obstructive pulmonary diseases n. hafif ve orta şiddetteki kronik obstrüktif akciğer hastalıkları
chronic static encephalopathy n. kronik statik ensefalopati
chronic use of lithium n. lityumun kronik kullanımı
chronic lithium use n. lityumun kronik kullanımı
chronic use of lithium n. kronik lityum kullanımı
chronic lithium use n. kronik lityum kullanımı
diagnosis of chronic lymphocytic leukemia n. kronik lenfositik lösemi tanısı
chronic additional disease n. kronik ek hastalık
underlying chronic lung disease n. altta yatan kronik akciğer hastalığı
patient with chronic obstructive pulmonary disease n. kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hasta
chronic neurologic disease with diverse variable symptoms n. çok çeşitli ve değişken semptomlar gösteren kronik nörolojik hastalık
chronic ischemic infarct n. kronik iskemik enfarkt
chronic hemispheric hypoperfusion n. kronik hemisferik hipoperfüzyon
chronic traumatic encephalopathy n. pugilistik demans
chronic exposure to anesthetic gases n. anestezik gazlara kronik maruziyet
vascular diseases in the chronic base n. kronik zeminde gelişen vasküler hastalıklar
acute or chronic basis n. akut veya kronik zemin
respiratory failure due to chronic pulmonary disease n. kronik akciğer hastalığına bağlı solunum yetmezliği
patient with chronic bronchitis n. kronik bronşitli hasta
chronic lung diseases n. kronik akciğer hastalıkları
complaint of chronic cough n. kronik öksürük yakınması
complaint of chronic cough n. kronik öksürük şikayeti
complaint of chronic cough n. geçmeyen öksürük yakınması
chronic respiratory failure n. kronik solunum yetmezliği
severity and prevalence of chronic respiratory diseases n. kronik solunum hastalıklarının şiddet ve prevalansı
global initiative for chronic obstructive lung disease n. kronik obstruktif akciğer hastalığı için global inisiyatif
chronic eosinophilic pneumonia n. kronik eozinofilik pnömoni
idiopathic chronic eosinophilic pneumonia n. idiyopatik kronik eozinofilik pnömoni
patient with chronic renal failure n. kronik böbrek yetmezlikli hasta
chronic urticaria n. kronik ürtiker
chronic abdominal pain n. kronik karın ağrısı
chronic airway inflammation n. hava yollarında oluşan kronik inflamasyon
chronic airflow limitation n. kronik hava akımı kısıtlaması
chronic fetal hypoxia n. kronik fetal hipoksi
chronic cough n. kronik öksürük
chronic hemorrhage n. kronik hemoraji
patient with chronic hepatitis n. kronik hepatitli hasta
chronic salt depletion n. kronik tuz kaybı
chronic dacryocystitis n. kronik dakriosistit
chronic functional constipation n. kronik fonksiyonel kabızlık
chronic idiopathic hyperphosphatasia n. kronik idiyopatik hiperfosfatazemi
complication of chronic renal failure n. kronik böbrek yetersizliği komplikasyonu
acute and chronic immune thrombocytopenic purpura n. akut ve kronik immün trombositopenik purpura
chronic hepatitis b n. kronik hepatit b
chronic monoarthritis n. kronik monoartrit
chronic pelvic pain n. kronik pelvik ağrı
chronic renal failure patient n. kronik böbrek yetersizlikli hasta