devamlı - Turc Anglais Dictionnaire

devamlı

Sens de "devamlı" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 93 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
devamlı continuous adj.
General
devamlı steady adj.
Our website offers a steady stream of scientific articles.
Web sitemiz devamlı olarak bilimsel makale akışı sunmaktadır.

More Sentences
devamlı constant adj.
There is a constant flow of traffic on this road.
Bu yolda devamlı bir trafik akışı var.

More Sentences
devamlı frequent adj.
Carelessness causes frequent accidents.
Dikkatsizlik devamlı kazalara neden olur.

More Sentences
devamlı perpetual adj.
We were fed up with his perpetual complaints.
Devamlı şikayet etmesinden bıkmıştık.

More Sentences
devamlı permanent adj.
I found a permanent job with a decent salary.
İyi bir maaşı olan devamlı bir iş buldum.

More Sentences
devamlı persistent adj.
I have a persistent pain here.
Buramda devamlı bir ağrı var.

More Sentences
devamlı continuously adv.
Trade volumes between the EC and Turkey have continuously increased, with the exception of the contraction of 1999.
AT ve Türkiye arasındaki ticaret hacimleri, 1999’daki daralma hariç tutulursa, devamlı olarak artmıştır.

More Sentences
Phrases
devamlı on end expr.
It has been raining for three days on end.
Üç gündür devamlı yağmur yağıyor.

More Sentences
Law
devamlı perpetual adj.
We were fed up with his perpetual complaints.
Devamlı şikayet etmesinden bıkmıştık.

More Sentences
Technical
devamlı constant adj.
There is a constant flow of traffic on this road.
Bu yolda devamlı bir trafik akışı var.

More Sentences
General
devamlı unceasing adj.
devamlı enduring adj.
devamlı solid adj.
devamlı everlasting adj.
devamlı unbroken adj.
devamlı lasting adj.
devamlı durable adj.
devamlı continued adj.
devamlı running adj.
devamlı chronic adj.
devamlı sustained adj.
devamlı unabating adj.
devamlı substantive adj.
devamlı incessant adj.
devamlı assiduous adj.
devamlı regular adj.
devamlı invariable adj.
devamlı continual adj.
devamlı settled adj.
devamlı relentless adj.
devamlı continuous adj.
devamlı non-stop adj.
devamlı round-the-clock adj.
devamlı consistent adj.
devamlı nonstop adj.
devamlı uninterrupted adj.
devamlı standing adj.
devamlı remorseless adj.
devamlı unceasable adj.
devamlı unremitted adj.
devamlı unremittent adj.
devamlı unresisted adj.
devamlı unresting adj.
devamlı unsleeping adj.
devamlı unstaying adj.
devamlı everliving adj.
devamlı run [scotland] adj.
devamlı continuant adj.
devamlı persisting adj.
devamlı persistive [obsolete] adj.
devamlı regularly adv.
devamlı in ordinary adv.
devamlı continually adv.
devamlı hourly adv.
devamlı evermore adv.
devamlı invariably adv.
devamlı all day and every day adv.
devamlı lastingly adv.
devamlı on and on adv.
devamlı day after day adv.
devamlı permanently adv.
devamlı over adv.
devamlı alday adv.
devamlı unremittedly adv.
devamlı ever adv.
devamlı ever in on adv.
devamlı ever is one adv.
devamlı most an end [dialect] [uk] adv.
devamlı away adv.
devamlı contd (continued) abrev.
devamlı contd. (continued) abrev.
devamlı contin. (continued) abrev.
Colloquial
devamlı the whole time [brit] n.
devamlı 7-24 expr.
devamlı twenty-four seven expr.
devamlı twenty-four/seven expr.
Idioms
devamlı off the reel [old-fashioned] adj.
devamlı twenty-four seven expr.
Trade/Economic
devamlı standing adj.
devamlı settled adj.
Law
devamlı continuing adj.
devamlı perdurable adj.
Politics
devamlı full time adj.
Technical
devamlı non stop adj.
devamlı perennial adj.
Computer
devamlı nonparallel adj.
devamlı forever adj.
Education
devamlı on a rolling basis expr.
Sport
devamlı incessant adj.
Archaic
devamlı uncessant [obsolete] adj.
devamlı often adj.
Modern Slang
devamlı all day every day expr.

Sens de "devamlı" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
devamlı müşteri frequenter n.
devamlı müşteri regular n.
yüksek ve devamlı ses peal n.
devamlı hareket perpetual motion n.
devamlı müşteri habitue n.
borsada fiyatların devamlı yükselişi bull market n.
devamlı müşteri steady customer n.
devamlı müşteri patron n.
kiliseye devamlı olarak giden kimse churchgoer n.
yanıp sönen sinyal lambası (devamlı) blinker n.
devamlı sakatlık permanent disability n.
devamlı müşteri regular customer n.
devamlı adres permanent address n.
devamlı güç continuous power n.
devamlı kullanılan deniz rotası sea-lane n.
ihtiyaçların devamlı bir şekilde değişmesi continual shifting of wants n.
devamlı ziyaretçi frequenter n.
devamlı iyileştirme continuous improvement n.
devamlı arkadaş constant companion n.
devamlı artış steady increase n.
devamlı artış accrescence n.
devamlı kusur bulan kimse nagger n.
devamlı olma remorselessness n.
devamlı olarak seyahat ederek satış yapan kimse tranter [dialect] n.
devamlı olarak seyahat ederek satış yapan kimse traunter [obsolete] n.
devamlı sorun çıkaran tip larrikin n.
izleyicilerde devamlı tepki uyandırmak üzere tasarlanmış olaylar veya olaylar zinciri happening n.
devamlı devriye round-the-clock patrol n.
gidişatı devamlı kötüye giden özellikler disimprovement n.
devamlı kusur bulan kimse insectator [obsolete] n.
devamlı değişim fluxion n.
devamlı akış stream n.
devamlı yüzey alanı stretch n.
devamlı tekrar perseveration n.
devamlı olarak tek bir kişi ile flört etmek go steady v.
devamlı konuşmak run on v.
bir yere devamlı yaşamak amacıyla gelmek come to stay v.
devamlı kılmak render continuous something v.
devamlı ısrarla kırmak wear down v.
devamlı flört etmek go steady with v.
devamlı azarlamak nag v.
devamlı olarak seyahat ederek satış yapmak trant [dialect] v.
devamlı olarak seyahat ederek satış yapmak traunt [obsolete] v.
devamlı olarak yapmak vape v.
devamlı olarak sahip olmak wear v.
devamlı kullanarak sıradanlaştırmak hack v.
(birine) devamlı zarar vermek hammer v.
devamlı uğraşmak hammer v.
(biriyle) devamlı görüşmek hant [dialect] v.
devamlı aklına gelmek hant [dialect] v.
devamlı zahmet vermek bedevil v.
dikkatli ve devamlı çalışan assiduous adj.
devamlı (müşteri) regular adj.
devamlı kusur bulan censorious adj.
dikkatli ve devamlı (bir çalışma) assiduous adj.
devamlı olmayan interlocutory adj.
devamlı müşterisi bol/çok well-patronized adj.
devamlı aynı şekilde devam eden (müzik) monotonous adj.
devamlı olmayan unsustained adj.
devamlı belli belirsiz bir ses çıkaran murmuring adj.
belli belirsiz ve devamlı duyulan murmurous adj.
devamlı olmayan impersistent adj.
devamlı hareket halinde seething adj.
devamlı kusur bularak censoriously adv.
devamlı olarak consistently adv.
devamlı olarak regularly adv.
devamlı olarak permanently adv.
devamlı olarak progressively adv.
devamlı olarak enduringly adv.
devamlı olarak persistently adv.
devamlı olarak continually adv.
devamlı olarak alday adv.
devamlı bir şekilde unrestingly adv.
devamlı olarak unremittently adv.
devamlı olarak imprescriptibly adv.
devamlı olarak continuedly adv.
devamlı olarak inveterately adv.
Phrasals
(birini veya bir şeyi) devamlı veya şiddetli eleştirmek set at v.
devamlı dayak atmak bat around v.
devamlı gece kulüplerinde takılmak bum around v.
devamlı barlarda takılmak bum around v.
devamlı gece kulüplerine gitmek bum around v.
devamlı barlara gitmek bum around v.
(birini) devamlı azarlamak fuss at (one) v.
birini/bir şeyi devamlı azarlamak fuss at someone or something v.
(bir şey) üzerinde devamlı olarak çalışmak work away (at something) v.
Phrases
devamlı bir şey yapmak be given to something/to doing something v.
devamlı (bir şey) yapmak be given to (something) v.
Colloquial
devamlı gidilen yer/mekan the place to be n.
ortamdakilere aldırmadan devamlı telefonuyla konuşan kaba ve görgüsüz kimse cellfish n.
devamlı bir yerlere gitmek isteme itchy feet n.
devamlı kusur bulan on prep.
devamlı olarak on the reg (on the regular) expr.
devamlı olarak on the regular expr.
Idioms
önemli bir şeyi devamlı söylemek have a bee in your bonnet v.
devamlı yer değiştirmek (işten işe/ mekandan mekana) play musical chairs v.
devamlı konuşmak talk to hear one's own voice v.
(birini veya bir şeyi) devamlı eleştirmek keep (going) on at (one) v.
birini devamlı eleştirmek keep (going) on at someone v.
(bir şeyi) devamlı hale getirmek make (something) stick v.
devamlı hale getirmek make stick v.
devamlı olarak tek bir kişi ile flört etmek go steady (with somebody) [old-fashioned] v.
Speaking
arkadaşın da devamlı kafa açıyor and your friend here pesters expr.
Trade/Economic
devamlı envanter yöntemi perpetual inventory method n.
fiyatların devamlı düşmesi sagging n.
devamlı çalışan permanent employee n.
devamlı murakabe continuous audit n.
devamlı tahvil continued bond n.
devamlı müşteri steady customer n.
devamlı borç tahvili deferred bond n.
devamlı müşteri patron n.
devamlı envanter perpetual inventory n.
şirketin devamlı faaliyet değeri going concern value n.
devamlı kullanılabilen mallar goods durable n.
devamlı bir işi olmayan işçiler casual workers n.
devamlı tahsisat continuing appropriation n.
devamlı müşteri repeat customer n.
devamlı bütçe continuous budget n.
devamlı bütçe moving budget n.
devamlı envanter continuous inventory n.
devamlı ameliye continuous process n.
devamlı müşteri regular customer n.
devamlı stok perpetual inventory n.
devamlı müşteri frequenter n.
iş yerinde çalışanlar veya işverenler tarafından psikolojik veya sosyal nedenlerle devamlı olarak ya da sistematik şekilde uygulanan psikolojik taciz veya şiddet mobbing n.
devamlı müessese permanent establishment n.
devamlı sermaye constant capital n.
devamlı müşterisi olmak be a regular customer v.
devamlı kadroya dahil olmayan freelance adj.
devamlı satışta olup satın alınacak miktarla sınırlandırılmamış (devlet tahvilleri) on tap adv.
Law
devamlı irtifak hakkı continuous easement n.
devamlı gelir perpetual annuity n.
devamlı ikametgah permanent abode n.
devamlı konut permanent abode n.
devamlı sözleşme standing contract n.
Politics
istihdam devamlı komitesi permanent committee for employment n.
devamlı ilişkiler continued relations n.
devamlı iş düzeni standing order n.
devamlı talimat standing operating procedure n.
Technical
devamlı deformasyon continuous deformation n.
devamlı akan akarsu perennial stream n.
modüle devamlı dalga modulated continuous wave n.
devamlı don permafrost n.
devamlı oturma continuous settlement n.
devamlı akım continuous flow n.
devamlı güç continuous power n.
devamlı servis freni continuous service brake n.
devamlı sulama perennial irrigation n.
devamlı spektrum continuous spectrum n.
devamlı yük steady load n.