away - Turc Anglais Dictionnaire

away

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

away — Definition

Signification:
uzakta, uzağa
Prononciation (IPA):
(AmE /əˈweɪ/ – BrE /əˈweɪ/)
Partie du discours:
Zarf

Sens de "away" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 63 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
away adj. uzak
Some of them are a million light-years away.
Bazıları bir milyon ışık yılı uzakta.

More Sentences
away adv. uzakta
My hometown is hundreds of miles away from here.
Benim memleketim buradan yüzlerce kilometre uzakta.

More Sentences
away adv. uzağa
General
away adj. deplasmanda
Galatasaray is playing away at Rome next week.
Galatasaray önümüzdeki hafta Roma ile deplasmanda oynayacak.

More Sentences
away adj. yok
Can you take care of my dog while I'm away?
Ben yokken köpeğime bakabilir misin?

More Sentences
away adj. uzak
Some of them are a million light-years away.
Bazıları bir milyon ışık yılı uzakta.

More Sentences
away adj. burada olmayan
Tom will be away until Monday.
Tom pazartesiye kadar burada olmayacak.

More Sentences
away adv. buradan
Go away; I can't look at you!
Git buradan, sana bakamıyorum!

More Sentences
away adv. durmadan
They were at the beach, dancing the night away.
Sahildeydiler, gece boyunca durmadan dans ediyorlardı.

More Sentences
away adv. bir yere
The workers concerned, who are generally highly qualified, are not moving away.
Genellikle yüksek vasıflı olan söz konusu işçiler başka bir yere taşınmıyor.

More Sentences
away adv. uzakta
My hometown is hundreds of miles away from here.
Benim memleketim buradan yüzlerce kilometre uzakta.

More Sentences
away adv. bir kenara bırakarak
Put that watch away; you don't want it to be stolen.
O saati bir kenara koy; çalınmasını istemezsin.

More Sentences
away adv. kurtularak
As soon as you are away with that disease, we can go on that trip.
Sen bu hastalıktan kurtulur kurtulmaz o yolculuğa çıkabiliriz.

More Sentences
away adv. kenara atarak
I would like to emphasise that I am very willing to make concessions, but not when the other side throws them away.
Taviz vermeye çok istekli olduğumu ancak karşı tarafın bu tavizleri bir kenara atmaması gerektiğini vurgulamak isterim.

More Sentences
away adv. başka tarafa
She always looks away when she is embarrassed.
Utandığı zaman hep başka tarafa bakar.

More Sentences
away adv. (bir şeye belirli süre) kalmış
Our wedding is just three days away now!
Düğünümüze artık sadece üç gün kalmış durumda!

More Sentences
away interj. dışarı!
Tom is often away on business.
Tom genellikle iş için dışarıda oluyor.

More Sentences
Colloquial
away expr. hapiste
You should be put away.
Sen hapse atılmalısın.

More Sentences
Technical
away adv. uzakta
My hometown is hundreds of miles away from here.
Benim memleketim buradan yüzlerce kilometre uzakta.

More Sentences
Computer
away adv. uzak
Keep this medicine away from the eyes.
Bu ilacı gözlerden uzak tutun.

More Sentences
Sport
away adv. deplasmanda
Galatasaray is playing away at Rome next week.
Galatasaray önümüzdeki hafta Roma ile deplasmanda oynayacak.

More Sentences
General
away adj. yola çıkmış
away adj. deplasmanda oynanan
away adj. mevcut olmayan
away adv. şimdi
away adv. belirli bir uzaklıkta
away adv. hemen
away adv. oradan
away adv. şuradan
away adv. başka yerde
away adv. bir tarafa
away adv. uzağa
away adv. -den
away adv. -dan
away adv. rakip sahada
away adv. birden
away adv. bir anda
away adv. ansızın
away adv. uzaklaştırmak için
away adv. ayırmak için
away adv. yok etmek için
away adv. ortadan kaldırmak için
away adv. boşa harcayarak
away adv. uzaklaştırarak
away adv. uygun bir yere
away adv. uygun bir yerde
away adv. biriktirerek
away adv. karşı tarafta
away adv. sonuna kadar
away adv. (her şey) bitip tükeninceye kadar
away adv. devamlı
away interj. defol!
Colloquial
away adv. uzağa
away expr. kodeste
Technical
away adv. bir yana
away adv. uzağa
Computer
away expr. dışarıda
Sport
away n. deplasman maçı
away adj. deplasman
away adj. (golf) oynanan çukurda topu bayrak direğine en uzak olan
away adj. (beyzbol) dışarıda
away adj. yarışın süre dışındaki kısmıyla ilgili
away adj. yarışın ilk yarısıyla ilgili

Sens de "away" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
being taken away n. götürülme
move away v. uzaklaşmak
break away v. kopmak
take away v. götürmek
run away v. kaçmak
throw away v. atmak
General
away game n. deplasman maçı
away game n. deplasman
playing away n. deplasman
running away n. firar
staying away n. uzak durma
fading away n. yavaş yavaş yok olma
passing away n. ölüm
away match n. deplasman maçı
passing away n. irtihal
going away n. uzaklaşma
keeping away n. uzak durma
one living away from home n. gurbetçi
blaze away n. ateşin tutuşması
giving away n. ele verme
studying from far away n. uzaktan okuma
time is ticking away n. zaman acımasızca geçiyor
doing away with n. tasfiye
far-away land n. yad eller
falling-away n. düşme
falling-away n. eksilme
falling-away n. azalma
fly-away hair n. kontrolü zor saç
fly-away hair n. uçuşan saç
fly-away hair n. karmakarışık saç
take-away n. paket servis
a put away n. bir şey için ayrılmış para
take-away cup n. termos
going-away party n. veda partisi
take-away n. sendika ödünü
take-away n. paket servisi
take-away n. ana fikir
take-away n. bir hikayeden çıkarılan ders
take-away n. sözleşme görüşmeleri sırasında sendika verdiği taviz
take-away n. başka yerde yenilmek üzere sıcak yemekleri paketlenmiş olarak satan dükkan
throwing away n. kurtulma
throwing away n. ıskartaya çıkarma
throwing away n. atma
where away [dialect] n. nerelerden
die–away n. yavaş yavaş ortadan kaybolma
where away [dialect] n. nerelerde
die–away n. zayıflayarak kaybolma
breaking away n. kopma
breaking away n. uzaklaşma
breaking away n. (bir yerden) aceleyle çıkma
break-away n. sahadan çıkmak
home away from home n. kişinin kendini evinde gibi hissettiği yer
running away n. topuklama
running away n. kaçış
running away n. kaçma
dwindling away n. giderek azalma
dwindling away n. gittikçe küçülme
being taken away n. götürülme
plug away at v. üzerinde sebatla çalışmak
fade away v. gözden kaybolmak
conjure away v. göndermek
bargain away v. feda etmek
be consumed away v. tükenmek
flake away v. kabarıp dökülmek
slip away v. dikkati çekmeden sessizce gitmek
eat away v. sürüklemek
carry away v. alıp götürmek
whittle away v. yontmak
sign away v. kendi imzasıyla bir şeyi başkasına devretmek
go far away v. uzağa gitmek
send away v. kovmak
take away v. götürmek
clear away v. toplamak
chuck away v. tepmek
peg away at v. bir işte sebatla çalışmak
boil away v. kaynayarak buharlaşıp yok olmak
cast away v. boşa harcamak
blaze away at v. hararetle yapmak
be worn away v. aşınmak
fiddle away v. zamanı boş geçirmek
sweep away v. yok etmek
wear away v. tüketmek
throw one's money away v. parasını sokağa atmak
be worn away v. aşırı ısınmak
wash away v. sürüklenmek
chuck away v. savurmak
wipe away v. silmek
turn away v. vazgeçmek
bear away to leeward v. boca etmek
wear away v. yıpranmak
flake away v. kabarıp dökülmek (boya tabakaları vb)
chase away v. kovmak
drive away v. arabayla gitmek
chip away v. bir şeyden yavaş yavaş bir parçacığı koparmak
fling away v. boşa harcamak
put away make up v. makyajı temizlemek
drain away v. akmak
pass away v. sona ermek
go away by oneself v. başını alıp gitmek
pass away v. gitmek
fade away v. rengi atmak
travel away v. uzaklara gitmek
fly away v. uçup gitmek
take away v. almak
scour away v. ovarak temizlemek
pass away v. irtihal etmek
take away weapons v. silah bırakmak
sneak away v. gizlice kaçmak
go away v. çekip gitmek
run away from somebody v. elinden kurtulmak
slog away v. çok çalışmak
sweep away v. alıp götürmek
trifle away v. çarçur etmek
blow away v. kuvvetle soluk vermek
frighten away v. korkutup kaçırmak
wander away v. uzaklaşmak
waste away v. erimek
make away with v. yok etmek
pass away v. ahrete gitmek
whip away v. kapmak
do away with v. öldürmek
take away v. elinden almak (bir hakkı)
run away v. firar etmek
scrape away v. kazıyarak silmek
ooze away v. yok olmak
lay away v. ayırmak
pull away v. çekmek
frivol away v. ziyan etmek
creep away v. süzülmek
pull away v. geri çekilmek
blow away v. uçurmak
make away with v. öldürmek
edge away v. yan yan gitmek
fling away v. atmak
frighten away v. kışkırtmak
give away v. bağışlamak
drop away v. azalmak
beaver away v. harıl harıl çalışmak
lounge away v. zamanı tembelce geçirmek
burn away v. yanıp kül olmak
send away v. uzaklaştırmak
put something away v. mideye indirmek
carry away v. sürüklemek
put away v. biriktirmek
throw away v. çöp atmak
stow away v. saklamak
take away v. götürmek (birini/bir şeyi başka bir yere)
smooth away v. düzeltmek
charm away v. yok etmek
have it away with somebody v. mercimeği fırına vermek