hearing - Turc Anglais Dictionnaire

hearing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hearing — Definition

Signification:
işitme, duruşma
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈhɪrɪŋ/ – BrE /ˈhɪərɪŋ/)
Partie du discours:
İsim
Synonymes:
audition
Antonymes:
silence

Sens de "hearing" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 45 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
hearing n. duruşma
He didn't show up at the hearing.
Duruşmaya gelmedi.

More Sentences
hearing n. duyma
People love stories and hearing useful information.
İnsanlar hikayeleri ve faydalı bilgiler duymayı sever.

More Sentences
hearing n. işitme
Christian has some hearing problems.
Christian'ın işitme problemi var.

More Sentences
hearing n. celse
General
hearing n. oturum
In March, the Commission organised a public hearing.
Mart ayında Komisyon halka açık bir oturum düzenlemiştir.

More Sentences
hearing n. görüşme
We are unable to confirm whether or not this hearing took place.
Bu görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini teyit edemiyoruz.

More Sentences
hearing n. dinleme
I think Corinne deserves a fair hearing from people.
Bence insanlar Corinne'i daha iyi dinlemeli.

More Sentences
hearing n. işitme duyusu
The sooner you get in to see a doctor, the more likely you are to regain your hearing.
Bir doktora ne kadar erken giderseniz, işitme duyunuzu yeniden kazanma olasılığınız o kadar artar.

More Sentences
Law
hearing n. duruşma
He didn't show up at the hearing.
Duruşmaya gelmedi.

More Sentences
Psychology
hearing n. işitme
Christian has some hearing problems.
Christian'ın işitme problemi var.

More Sentences
Apiculture
hearing n. duruşma
He didn't show up at the hearing.
Duruşmaya gelmedi.

More Sentences
hearing n. oturum
In March, the Commission organised a public hearing.
Mart ayında Komisyon halka açık bir oturum düzenlemiştir.

More Sentences
Linguistics
hearing n. duyma
People love stories and hearing useful information.
İnsanlar hikayeleri ve faydalı bilgiler duymayı sever.

More Sentences
Military
hearing n. işitme
Christian has some hearing problems.
Christian'ın işitme problemi var.

More Sentences
General
hearing n. soruşturma
hearing n. ses erimi
hearing n. işitim
hearing n. açıklama
hearing n. savunma
hearing n. mahkeme
hearing n. sorgu
hearing n. davanın görülmesi
hearing n. duyuş
hearing n. yargılama
hearing n. söz hakkı
hearing n. işitme alanı
hearing n. duyulma
hearing n. duyulabilirlik
hearing n. kayırma
hearing n. patronaj
hearing n. kulak kiri
hearing adj. sağır olmayan
hearing adj. duyabilen
Law
hearing n. dava
hearing n. hazırlık soruşturması
hearing n. istintak
hearing n. mürafaa
Pathology
hearing n. enfeksiyon
hearing n. sinir hasarı
Physics
hearing n. işitme menzili
Zoology
hearing n. hayvanda duyma becerisi
Apiculture
hearing n. celse
hearing n. davanın dinlenmesi
hearing n. içtima
hearing n. toplantı

Sens de "hearing" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
hearing aid n. işitme yardımı
public hearing n. açık celse
hearing aid n. işitme cihazı
appellate hearing n. mürafaa
sense of hearing n. işitme duyusu
hearing impairment n. işitmenin zayıflaması
post commitment hearing n. akıl hastanesine yerleştirdikten sonra duruşma
bond hearing n. kefalet duruşması
private hearing n. gizli duruşma
closed hearing n. kapalı duruşma
public hearing n. aleni celse
hearing aid n. kulaklık
hearing survey n. işitme araştırması
organ of hearing n. işitme organı
hearing aids for children n. çocuklar için işitme aygıtları/cihazları
hearing sarcastic words n. iğnelenme
oral hearing n. duruşma
hearing disorders n. işitme bozuklukları
court hearing n. mahkeme celsesi
court hearing n. celse
acute hearing n. çok iyi işitme
oral hearing n. müdafaa
hearing protection n. kulak tıkacı
hearing protection n. kulak tamponu
persons having impaired hearing n. işitme engelli kimseler
persons having impaired hearing n. işitme özürlü kimseler
hearing room n. duruşma salonu
hearing capacity n. duyma/işitme kapasitesi
hearing dog n. rehber köpek
hearing aids n. işitme cihazları/aygıtları
sense of hearing n. duyma duyusu
hard of hearing n. kulağı ağır işiten kimseler
hearing examiner n. hazırlık soruşturması görevlisi
hearing officer n. hazırlık soruşturması görevlisi
hearing officer n. istintak memuru
hearing-ear dog n. işitme köpeği
hearing examiner n. istintak memuru
hearing [dialect] n. dedikodu
hearing-impaired n. işitme engelliler
hearing [dialect] n. söylenti
hearing [scotland] n. paylama
hearing [scotland] n. azarlama
congressional hearing n. kongre duruşması
be hard of hearing v. kulağı ağır işitmek
be hard of hearing v. ağır işitmek
attend the hearing v. duruşmaya katılmak
attend the court hearing v. duruşmaya katılmak
call to hearing v. duruşmaya çağırmak
summon to hearing v. duruşmaya çağırmak
join a hearing v. duruşmaya katılmak
conduct a hearing v. duruşma yapmak
hold a hearing v. duruşma yapmak
lose one's hearing v. duyma yeteneğini yitirmek
lose one's hearing v. sağır olmak
lose one's hearing v. sağırlaşmak
testify at the disciplinary hearing v. disiplin yargılamasında ifade vermek
hearing impaired adj. duyma engelli
hard of hearing adj. duyma engelli
hearing impaired adj. zor işiten
hard of hearing adj. ağır işiten
out of hearing adj. işitemeyecek uzaklıkta
hearing impaired adj. işitme engelli
hearing impaired adj. duyma bozukluğu olan
within hearing adv. işitebilecek yakınlıkta
in the hearing prep. huzurunda
Phrases
out of hearing expr. duyma mesafesi dışında
out of hearing expr. çok uzakta
out of hearing expr. duyulamayacak kadar uzakta
I look forward to hearing from you expr. cevabınızı dört gözle bekliyorum
I look forward to hearing from you expr. cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum
in hearing distance expr. duyma mesafesinde
in hearing distance expr. yapılanları veya söylenenleri net bir şekilde duyabilecek mesafede
within hearing expr. işitme/duyma mesafesinde
in hearing expr. işitme/duyma mesafesinde
in hearing expr. işitebilecek yakınlıkta
within hearing expr. işitebilecek yakınlıkta
within (somebody's) hearing expr. (birinin) işitme/duyma mesafesinde
in (somebody's) hearing expr. (birinin) işitme/duyma mesafesinde
within (somebody's) hearing expr. (birinin) işitebileceği yakınlıkta
in (somebody's) hearing expr. (birinin) işitebileceği yakınlıkta
Colloquial
hard of hearing n. duyma zorluğu
hard of hearing n. az duyma
hard of hearing n. duyma güçlüğü
hearing things v. gaipten sesler duymak
hearing things v. olmayan/hayali sesler duymak
hard of hearing expr. yarı sağırlık
within hearing distance expr. denilenleri/konuşulanları net bir şekilde duyabilecek mesafede
within hearing distance expr. kulak misafiri olabilecek mesafede
within hearing distance expr. duyma mesafesinde
within hearing distance expr. her şeyi duyabilecek mesafede/uzaklıkta
within hearing distance expr. her şeyi duyabilecek kadar yakın
Idioms
a fair hearing n. adil duruşma
a fair hearing n. adil söz hakkı
a fair hearing n. adil oturum
a fair hearing n. adil yargılama
a fair hearing n. adil savunma
have a hard time hearing v. duymakta zorluk çekmek
have a hard time hearing v. zar zor duyabilmek
be dull of hearing v. ağır işitmek
in/within (somebody's) hearing expr. (birinin) duyacağı mesafede
in/within (somebody's) hearing expr. (birinin) duyma mesafesinde
Speaking
looking forward to hearing from you expr. cevabını bekliyorum
we are looking forward to hearing from you expr. cevabınızı dört gözle bekliyoruz
I am looking forward to hearing from you (soon) expr. cevabınızı dört gözle bekliyorum
I am looking forward to hearing from you (soon) expr. cevabınızı bekliyorum
I look forward to hearing from you soon expr. en kısa zamanda sizden haber bekliyorum
hearing all this expr. bunları dinleyince/duyunca
Trade/Economic
first hearing n. ilk oturum
Law
public hearing n. açık yargılama
enforcement hearing n. icra duruşması
bail hearing n. kefalet duruşması
hearing in absence of someone n. gıyapta duruşma
judicial hearing n. adli duruşma
all hearing and proceedings n. bilumum dava ve takipler
oral hearing n. sözlü duruşma
right to request a court hearing n. mürafaa hakkı
main hearing n. duruşma
appeal hearing n. temyiz duruşması
conciliation hearing n. sulh müzakeresi
conduct of hearing n. duruşmanın yürütülmesi
conciliation hearing n. sulh müzakeresi
fee of hearing n. celse harcı
oral hearing n. şifahi duruşma
order of hearing n. duruşmanın düzeni
omission of hearing n. duruşma yapılmaması
public hearing n. aleni duruşma
public hearing n. açık duruşma
permission of hearing n. dinleme müsaadesi
using fraudulent document during hearing n. duruşmada sahte doküman kullanma
probable cause hearing n. geçerli neden oturumu
oral hearing n. murafaa
hearing in camera (law court) n. kapalı celse
hearing in camera (law court) n. gizli celse
hearing in camera (law court) n. kapalı oturum
hearing in camera (law court) n. gizli oturum
oral hearing n. duruşma
preliminary hearing n. ön duruşma
records of the hearing n. celsenin kayıtları
fair hearing n. adil yargılanma
summons to the hearing n. duruşma celbi
fair hearing n. adil duruşma
records of the hearing n. oturumun kayıtları
public hearing n. umuma açık duruşma
preliminary hearing n. hazırlık soruşturması
interlocutory hearing n. ara duruşma
interlocutory hearing n. esas kararın alınacağı duruşmadan önceki her bir duruşma
re-hearing n. tekrar dinleme
full hearing n. davanın tüm detaylarıyla dinlenmesi
re-hearing n. yeniden dinleme
notice of hearing n. duruşma tebliği