image - Turc Anglais Dictionnaire

image

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

image — Definition

Signification:
görüntü, imaj
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈɪmɪdʒ/ – BrE /ˈɪmɪdʒ/)
Partie du discours:
İsim: image (images)
Synonymes:
picture
Antonymes:
reality

Sens de "image" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 72 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
image n. şekil
Habitants had drawn images on the cave walls.
Mağara sakinleri mağara duvarlarına şekiller çizmişlerdi.

More Sentences
image n. imaj
Your image is very important in the art world.
Sanat dünyasında imajınız çok önemlidir.

More Sentences
image n. imge
In the Old Slavic pantheon of the gods, she personified the sublime female image.
Eski Slav tanrılar panteonunda, yüce kadın imgesini kişileştirmiştir.

More Sentences
image n. görüntü
The image of his mother popped into his head.
Annesinin görüntüsü kafasında belirdi.

More Sentences
General
image n. kopya
He is the image of his father.
O, babasının bir kopyasıdır.

More Sentences
image n. tasvir
As urbanites, we tend to paint a romantic image of country life.
Kentliler olarak, taşra yaşamına dair romantik bir tasvir çizme eğilimindeyiz.

More Sentences
image n. suret
He stared at his ageing image in the mirror.
Aynadaki yaşlanmış suretine uzun uzun baktı.

More Sentences
image n. resim
We see blurred moving images in the opening credits.
Açılış jeneriğinde bulanık hareketli resimler görüyoruz.

More Sentences
image n. görünüş
The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century.
Dünya'nın Ay'dan görünüşü 20. yüzyılın ikonik görüntülerinden biridir.

More Sentences
image n. görüntü
The image of his mother popped into his head.
Annesinin görüntüsü kafasında belirdi.

More Sentences
Trade/Economic
image n. imaj
Your image is very important in the art world.
Sanat dünyasında imajınız çok önemlidir.

More Sentences
Law
image n. görüntü
The image of his mother popped into his head.
Annesinin görüntüsü kafasında belirdi.

More Sentences
Technical
image n. görüntü
The image of his mother popped into his head.
Annesinin görüntüsü kafasında belirdi.

More Sentences
Computer
image n. görüntü
The image of his mother popped into his head.
Annesinin görüntüsü kafasında belirdi.

More Sentences
image n. imge
In the Old Slavic pantheon of the gods, she personified the sublime female image.
Eski Slav tanrılar panteonunda, yüce kadın imgesini kişileştirmiştir.

More Sentences
Informatics
image n. görüntü
The image of his mother popped into his head.
Annesinin görüntüsü kafasında belirdi.

More Sentences
image n. imge
In the Old Slavic pantheon of the gods, she personified the sublime female image.
Eski Slav tanrılar panteonunda, yüce kadın imgesini kişileştirmiştir.

More Sentences
Psychology
image n. imge
In the Old Slavic pantheon of the gods, she personified the sublime female image.
Eski Slav tanrılar panteonunda, yüce kadın imgesini kişileştirmiştir.

More Sentences
Linguistics
image n. imaj
Your image is very important in the art world.
Sanat dünyasında imajınız çok önemlidir.

More Sentences
image n. imge
In the Old Slavic pantheon of the gods, she personified the sublime female image.
Eski Slav tanrılar panteonunda, yüce kadın imgesini kişileştirmiştir.

More Sentences
General
image n. fikir
image n. benzer
image n. put
image n. simge
image n. sanem
image n. timsal
image n. benzetme
image n. heykel
image n. hayal
image n. kanı
image n.
image n. tılsım
image n. muska
image n. idol
image n. sembolik değeri olan nesne
image n. ikon
image n. vücut bulma
image n. maddi veya görsel temsil
image n. bir grubun belirli bir şeye veya kimseye yönelik ortak görüşü
image n. mecaz
image n. kinaye
image n. bir kimsenin kopyası
image v. yansıtmak
image v. şekillendirmek
image v. imgeleştirmek
image v. hayal etmek
image v. betimlemek
image v. tasvir etmek
image v. resmetmek
image v. sergilemek
image v. sezdirmek
image v. belirtisi olmak
image v. habercisi olmak
image v. sembolize etmek
image v. görüntüsünü çıkarmak
image v. heykel, resim olarak tasvir etmek
image v. konuşmaya veya yazıya dökmek
image v. betimlemek
image v. benzemek
Colloquial
image v. (şirket, ünlü biri için) imaj yaratmak
Trade/Economic
image n. tüketicilerin bir firmayı ve onun ürünlerini nasıl gördükleri
Technical
image n. başlangıç sinyali
Computer
image n. görüntü görüntü
image n. yansıma
image v. (dosya sistemini) tamamen yedeklemek
Informatics
image v. (verileri) farklı formatta aynen kopyalamak
Psychology
image n. kişinin zihinde idealize edilmiş hali
Optics
image n. göz retinasına odaklanan ışık modeli
Math
image n. fonksiyonun x noktasındaki değeri
image n. fonksiyon aralığı
Linguistics
image n. hayal
Painting
image n. betim

Sens de "image" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
stereoscopic image n. üçboyutlu görüntü
visual image n. görsel imaj
image enhancement n. görüntü güçlendirme
graven image n. put
corporate image n. kurum imajı
very image of n. hık demiş burnundan düşmüş
image making n. imaj yaratma
electron image n. elektronik görüntü
magnetic image n. manyetik görüntü
positive image n. pozitif görüntü
latent image n. gizli görüntü
corporate image n. şirket imajı
spitting image of n. hık demiş burnundan düşmüş
global image n. global imaj
burned in image n. izi kalan görüntü
corporate image n. şirketin imajı
global image n. küresel imaj
virtual image n. zahiri görüntü
negative image n. negatif görüntü
image processing n. görüntü işleme
image analysis n. görüntü analizi
mirror image n. akis
optical image n. optik görüntü
image pattern n. görüntü biçimi
latent image n. görünmeyen resim
image interpretation n. görüntü yorumlama
good image n. iyi imaj
audio image n. audio-görüntü
image-worship n. putperestlik
self-image n. kişinin kendini tanıması
gray tone image n. gri tonlamalı imge
mirror-image symmetric n. ayna görünüşü simetrik
mirror-image symmetric n. sağ-sol simetrik
bad image n. kötü imaj
image change n. imaj değişikliği
image interpreter n. hayal yorumlayıcı
image displacement n. hayal kayması
new image n. yeni imaj
image of an aggressive fellow countryman n. agresif memleket delikanlısı imajı
image management n. imaj yönetimi
self image n. benlik saygısı
mirror image fashion n. taklit moda
a simple image n. basit bir görüntü
image engineering n. imaj mühendisliği
image maker n. imaj yaratıcısı
image maker n. imaj danışmanı
mirror image n. tıpkısının aynısı
reflected image n. yansıyan görüntü
reflected image n. yansıyan suret
image building n. imaj geliştirme
image building n. imaj inşası
the diary of image n. imgenin günlüğü
after image n. Bakılan görüntü ortadan kalktıktan sonra görsel alanda bir süre daha izlenebilen ardışık görüntü
self image n. öz imgesi
self image n. öz imge
object-image n. nesne imgesi
cover image n. kapak resmi
adequate image drawing n. yeterli görünüş çizimi
enemy image n. düşman imajı
thought-image n. hayal gücünün ürettiği zihinsel imge
imagination image n. hayal gücünün ürettiği zihinsel imge
negative body image n. olumsuz beden algısı
mirror-image relation n. birbirlerinin yansıması olan kristal veya moleküllerin arasındaki karşıtlık ilişkisi
image-maker n. imaj danışmanı
image-maker n. şirketler, ünlüler için imaj oluşturan kimse
image-maker n. menajer
image [obsolete] n. hayalet
stock image n. stok görsel
tarnish one's image v. imajını sarsmak
tarnish one's image v. imajını bozmak
improve one's image v. imajını düzeltmek
change image v. imaj değiştirmek
give a new image to v. yeni imaj kazandırmak
give a new image to v. yeni bir imaj kazandırmak
give a new image to v. yeni bir imaj vermek
project an image v. imaj vermek/yansıtmak
create bad image v. kötü imaj oluşturmak
spitting image of adj. aynı
very image of adj. tıpkısı
very image of adj. aynı
living image of adj. tıpkısı
very image of adj. benzeri
spitting image of adj. benzeri
spitting image of adj. tıpkısı
made in the image of god adj. tanrının kendi suretinde yaratılmış
image-conscious adj. imajına önem veren
Colloquial
the spitting image of n. tıpkısı
the spitting image of n. tam bir kopyası
mirror image n. birebir aynısı
spitting image n. tıpatıp aynı
spitting image n. tıpkı
spitting image n. hık demiş burnundan düşmüş
spitting image n. aynı
be the spitting image of v. hık demiş burnundan düşmüş
be the spitting image of someone v. hık demiş burnundan düşmüş olmak
be the spit and image of someone v. hık demiş burnundan düşmüş olmak
Idioms
image of health n. zinde kimse
image of health n. sağlıklı görünen kimse
image of health n. turp gibi kimse
image of health n. hayat dolu kimse
image of health n. dinç kimse
image of health n. canlı/enerjik görünen kimse
a graven image n. tapınılan tanrı heykeli
a graven image n. put
a graven image n. oyma put
the living image of (someone or something) n. (birinin/bir şeyin) temsili/yansıması
the living image of (someone or something) n. (birinin/bir şeyin) tıpkısı
the living image of (someone or something) n. (birinin/bir şeyin) vücut bulmuş hali
the living image of (someone or something) n. (birinin/bir şeyin) aynısı
the living image of (someone or something) n. (birinin/bir şeyin) tıpatıp aynısı olmak
the spitten image of (one) n. (birinin) çok benzeri olan kimse
the spitting image n. tıpatıp aynısı
the spitting image of (one) n. (birinin) hık demiş burnundan düşmüş kimse
the spitting image n. hık demiş burnundan düşmüş
the spitting image of (one) n. (birinin) tıpatıp aynısı olan kimse
the spitten image of (one) n. (birinin) tıpatıp aynısı olan kimse
the spitting image of (one) n. (birinin) çok benzeri olan kimse
the spitten image of (one) n. (birinin) hık demiş burnundan düşmüş kimse
the spitting image n. çok benzeri
be the (very) image of (someone) v. aynı (birisi) olmak
be the (very) image of (someone) v. aynı (birisine) benzemek
be the (very) image of (someone) v. tıpatıp aynısı olmak
be the very image of somebody/something v. birinin/bir şeyin tıpatıp aynısı olmak
be the spitting image of (one) v. (birinin) neredeyse aynısı olmak
be the living image of somebody/something v. aynı birine/bir şeye benzemek
be the spitting image of (one) v. (birinin) hık demiş burnundan düşmüş olmak
be the spitting image of (one) v. aynı (birine) benzemek
be the image of somebody/something v. birinin/bir şeyin hık demiş burnundan düşmüş olmak
be the spitting image of somebody/something v. aynı birisi/bir şey olmak
be the spitting image of (one) v. (birinin) tıpatıp aynısı olmak
be the image of somebody/something v. birinin/bir şeyin tıpatıp aynısı olmak
be the spitting image of somebody/something v. birinin/bir şeyin hık demiş burnundan düşmüş olmak
be the spitten image of (one) [old-fashioned] v. (birinin) neredeyse aynısı olmak
be the spitting image of somebody/something v. birinin/bir şeyin tıpatıp aynısı olmak
be the spitting image of (one) v. aynı (birisi) olmak
be the very image of somebody/something v. aynı birisi/bir şey olmak
be the spitten image of (one) [old-fashioned] v. aynı (birine) benzemek
be the image of somebody/something v. aynı birisi/bir şey olmak
be the living image of somebody/something v. aynı birisi/bir şey olmak
be the living image of somebody/something v. birinin/bir şeyin hık demiş burnundan düşmüş olmak
be the very image of somebody/something v. aynı birine/bir şeye benzemek
be the living image of somebody/something v. birinin/bir şeyin tıpatıp aynısı olmak
be the spitten image of (one) [old-fashioned] v. (birinin) hık demiş burnundan düşmüş olmak
be the image of somebody/something v. aynı birine/bir şeye benzemek
be the spitten image of (one) [old-fashioned] v. aynı (birisi) olmak
be the very image of somebody/something v. birinin/bir şeyin hık demiş burnundan düşmüş olmak
be the spitten image of (one) [old-fashioned] v. (birinin) tıpatıp aynısı olmak
be the spitten image of (one) [old-fashioned] v. (birine) çok benzemek
be the spitting image of somebody/something v. aynı birine/bir şeye benzemek
be the spitting image of (one) v. (birine) çok benzemek