immediate - Turc Anglais Dictionnaire

immediate

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

immediate — Definition

Signification:
derhal, yakın
Prononciation (IPA):
(AmE /ɪˈmiːdiət/ – BrE /ɪˈmiːdɪət/)
Partie du discours:
Sıfat
Synonymes:
instant
Antonymes:
delayed

Sens de "immediate" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 46 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
immediate adj. acil
We have made an immediate start by giving immediate and specific responses in this sector.
Bu sektörde acil ve spesifik yanıtlar vererek hemen bir başlangıç yaptık.

More Sentences
General
immediate adj. anında
Aid must be direct and immediate, because the victims will not be sympathetic to bureaucracy and administrative delays.
Yardım doğrudan ve anında olmalıdır, çünkü mağdurlar bürokrasiye ve idari gecikmelere sempati duymayacaktır.

More Sentences
immediate adj. yakın
I believe that enough has been said and that we must look forward, learning from the lessons of the immediate past.
Yeterince şey söylendiğine ve yakın geçmişten dersler çıkararak ileriye bakmamız gerektiğine inanıyorum.

More Sentences
immediate adj. şimdiki
My immediate boss is tough to please.
Şimdiki patronumu memnun etmek zordur.

More Sentences
immediate adj. doğrudan
Then the budgets can be used more efficiently and that will be an immediate benefit for all citizens.
O zaman bütçeler daha verimli kullanılabilir ve bu da tüm vatandaşlar için doğrudan bir fayda sağlayacaktır.

More Sentences
immediate adj. anlık
The market favours short-term and immediate profits.
Piyasa kısa vadeli ve anlık kârları desteklemektedir.

More Sentences
immediate adj. hemen
We saw immediate effects of changing the system.
Sistemi değiştirmenin etkilerini hemen gördük.

More Sentences
immediate adj. yakın
I believe that enough has been said and that we must look forward, learning from the lessons of the immediate past.
Yeterince şey söylendiğine ve yakın geçmişten dersler çıkararak ileriye bakmamız gerektiğine inanıyorum.

More Sentences
immediate adj. ilk
Her immediate reaction was shock and disgust.
O an ilk tepkisi şaşırma ve iğrenme oldu.

More Sentences
immediate adj. aciliyet arz eden
But your suggestion doesn't solve the immediate problem.
Ama sizin öneriniz aciliyet arz eden bu sorunu çözmüyor.

More Sentences
immediate adj. yakında
There is only one pharmacy in the immediate area.
Bu yakında yalnızca bir eczane vardır.

More Sentences
Technical
immediate adj. ani
So for example, we can agree with paragraph 12, that immediate and general detention should be avoided.
Örneğin, 12. paragrafta yer alan ani ve genel tutuklamalardan kaçınılması gerektiği görüşüne katılabiliriz.

More Sentences
General
immediate adj. doğrudan doğruya
immediate adj. hemen ardından gelen
immediate adj. derhal olan
immediate adj. mübrem
immediate adj. dolaysız
immediate adj. hazır
immediate adj. vasıtasız
immediate adj. araçsız
immediate adj. çabuk
immediate adj. acele
immediate adj. sezgisel
immediate adj. doğrudan vasal veya lord olan
immediate adj. (zaman) şimdiye yakın
immediate adj. (zaman) şimdiyle ilgili
immediate adj. dip dibe
immediate adj. bitişik
immediate adj. sıradaki
immediate adj. bir sonraki
immediate adj. aşikar
immediate adj. bariz
immediate adj. (akraba) yakın
immediate adj. (akraba) birinci dereceden
immediate adj. birinci
immediate adj. ilk olan
immediate adj. civarda olan
immediate adj. yakınlarda
Technical
immediate adj. ansızın
immediate adj. birden bire
immediate adj. birden
immediate adj. gecikmesiz
Medical
immediate n. immediyat
Logic
immediate adj. doğrudan olan (çıkarım)
Linguistics
immediate adj. birincil
Ottoman Turkish
immediate adj. müstacel

Sens de "immediate" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
immediate family n. birinci dereceden yakınlar
immediate mission n. ivedi görev
immediate family n. en yakın aile bireyleri
immediate settlement n. hemen yerleşim
immediate family n. birinci dereceden akrabalar
immediate surroundings n. yakın çevre
immediate cause n. bir şeye doğrudan yol açan neden
immediate support n. acil destek
immediate cash n. acil nakit
immediate medical response n. acil tıbbi müdahale
immediate payment n. acil ödeme
immediate delivery n. hızlı teslim
immediate support services n. acil yardım hizmetleri
immediate viewing n. anlık görüntüleme
immediate threat n. mevcut tehlike
immediate threat n. mevcut tehdit
immediate threat n. bir anda ortaya çıkan tehdit
immediate instruction n. mutlak komut
immediate settlement n. anında oturma
immediate addressing n. yerinde adresleme
immediate response n. acil yanıt
immediate response n. ani tepki
immediate response n. ani karşılık verme
immediate care n. acil bakım
immediate family n. birinci derece akraba
immediate warning n. acil uyarı
immediate warning n. acil ikaz
immediate operation n. acil operasyon
immediate aid n. acil yardım
immediate solution n. acil çözüm
immediate occupancy n. yerleşime hazır
immediate occupancy n. taşınılmaya hazır
immediate interest n. doğrudan çıkar
immediate suburbs n. en yakındaki banliyöler
immediate suburbs n. kentin hemen dışındaki banliyöler
immediate vicinity n. yakın çevre
immediate concerns n. acil halledilmesi gereken işler/sorunlar
immediate concerns n. (çözülmesi gereken) acil sorunlar
immediate relatives n. birinci derece akrabalar
immediate environment n. yakın çevre
immediate influence n. doğrudan etki
immediate measures n. acil önlemler
immediate family n. ebeveyn, kardeş, çocuk, eş veya nişanlı
immediate circle n. (birinin) yakın çevresi
immediate circle n. yakın çevre
immediate neighbour n. yakın komşu
immediate neighbor n. yakın komşu
immediate family n. birinci derece yakın
immediate family n. birinci derece akraba
be in an immediate danger v. ateş hattında olmak
be in an immediate danger v. topun ağzında olmak
ready for immediate use adj. hemen kullanıma uygun
in the immediate future adv. yakın gelecekte
as immediate as possible adv. hemen
as immediate as possible adv. mümkün olduğunca erken
as immediate as possible adv. en kısa zamanda
as immediate as possible adv. derhal
as immediate as possible adv. bir an önce
Phrases
your immediate attention to this matter is appreciated expr. gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim
your immediate attention to this matter is appreciated expr. gereğinin yapılmasını arz ederim
Colloquial
take an immediate liking to someone v. birinden hemen hoşlanmak
Speaking
we are awaiting your immediate reply expr. acil cevap bekliyoruz
Trade/Economic
immediate run n. çok kısa dönem
immediate order n. hemen emri
immediate endorser n. ilk ciranta
immediate payment n. peşin ödeme
immediate order n. borsada derhal al-sat emri
coefficient of immediate liquidity n. mütedavil kıymetlerin derhal paraya çevrilme oranı
coefficient of immediate liquidity n. birinci derecede likidite katsayısı
immediate delivery n. acil teslim
immediate delivery n. acele teslim
immediate annuity n. hemen ödemeli yaşam boyu gelir
immediate supervisor n. en yakın amir
immediate incorporation n. ani kuruluş
immediate delivery n. anında teslim
immediate delivery n. derhal teslim
immediate discount n. anında indirim
immediate payment n. acil ödeme
immediate cash need n. acil nakit ihtiyacı
immediate cash need n. acil nakit gereksinimi
immediate use n. hemen kullanım
immediate manager n. ilk amir
immediate chief n. ilk amir
immediate supervisor n. ilk amir
immediate dismissal n. derhal işten çıkarma
immediate purchase n. anında satınalma
immediate purchase n. anlık satınalma
ready for immediate use adj. hemen kullanıma/tüketime uygun
with immediate effect expr. derhal geçerli olmak üzere
with immediate effect expr. derhal yürürlüğe girmek üzere
Law
immediate performance n. derhal ifa
immediate interest n. acil alaka
immediate indorsee n. ilk ciranta
immediate cause n. sonuçla doğrudan ilişkisi olan sebep
immediate notice n. derhal yapılması gereken ihbar
immediate descent n. mirasın birinci derecede evlatlara intikali
immediate family n. birinci dereceden akraba
immediate family n. birinci dereceden akrabalık
immediate possession n. derhal zilyetlik
immediate possession n. doğrudan zilyetlik
principle of immediate application n. derhal uygulanırlık ilkesi
immediate reversion n. kira sözleşmesinin sona ermesini takiben kiralanan mülkün mülk sahibine derhal iade edilmesi
immediate cancellation n. derhal fesih
immediate termination n. derhal fesih
mediate or immediate adj. dolaylı ya da dolaysız
Politics
immediate prevention n. acil önlem
immediate effect n. ani etki
immediate action plan n. acil eylem planı
immediate action n. acil eylem
cases that require immediate action n. acil önlem gerektiren durum
immediate past president n. geçen dönem başkanı
immediate election n. erken seçim
for immediate release expr. derhal basına sunulacaktır
Insurance
immediate annuity n. devre sonunda yürürlüğe giren irat
Technical
immediate access n. anında erişim
immediate address n. hazır adres
immediate access n. çabuk erişim
immediate address n. anlık adres
immediate processing n. anında işlem
immediate address n. çabuk adres
immediate addressing n. anında adresleme
immediate addressing n. çabuk adresleme
immediate instruction n. hazır bilgi komutu
immediate-access store n. anında erişim belleği
immediate crease recovery angle n. sıçrayış açısı
Computer
immediate pane n. yandaki bölme
immediate data n. anlık veri
immediate instruction n. doğrudan komut
immediate pane n. anlık bölmesi
immediate data n. dolaysız veri
immediate start n. hemen başlangıç
immediate instruction n. mutlak komut
immediate address n. dolaysız adres
immediate address n. anlık adres
immediate addressing n. anında adresleme
immediate processing n. anında işlem
immediate address n. çabuk adres
immediate address n. hazır adres
immediate addressing n. çabuk adresleme
immediate access n. çabuk erişim
immediate access n. anında erişim
Informatics
immediate access n. anlık erişim
immediate address n. mutlak adres
immediate address n. dolaysız adres
immediate predecessor n. bitişik öncül
immediate data n. dolaysız veri
immediate data n. mutlak veri
immediate instruction n. dolaysız veri komutu
immediate successor n. bitişik ardıl
immediate notification n. anında bilgilendirilme