raise - Turc Anglais Dictionnaire

raise

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

raise — Definition

Prononciation (IPA):
(AmE /reɪz/ – BrE /reɪz/)
Partie du discours:
Fiil: raise (raises – raised – raising)
Synonymes:
lift, elevate
Antonymes:
lower

Sens de "raise" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 104 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
raise n. zam
If so, now is a good time to ask for a raise.
Eğer öyleyse, şimdi zam istemek için iyi bir zaman.

More Sentences
raise n. artış
That young man deserves a raise in his wages.
O genç adam, maaşındaki bir artışı hak ediyor.

More Sentences
raise v. büyütmek (çocuk)
Since my parents died in an accident when I was three, my aunt raised me on her own.
Ailem ben üç yaşındayken bir kazada öldüğü için beni teyzem tek başına büyüttü.

More Sentences
raise v. yükseltmek
You should raise your standards by choosing healthier foods because you deserve it.
Daha sağlıklı gıdalar seçerek standartlarınızı yükseltmelisiniz, çünkü siz buna değersiniz.

More Sentences
raise v. artırmak
The matter of raising conciliation will be after the vote tomorrow.
Uzlaşmanın arttırılması konusu ise yarınki oylamadan sonra ele alınacaktır.

More Sentences
raise v. kaldırmak
Raise your hand if you know the answer.
Cevabı biliyorsanız elinizi kaldırın.

More Sentences
raise v. yetiştirmek
Her stepfather left his job to raise chickens on a farm.
Üvey babası bir çiftlikte tavuk yetiştirmek için işini bıraktı.

More Sentences
General
raise v. neden olmak
Finally, the point which raised more questions for our delegation than any other concerns Natura 2000.
Son olarak, delegasyonumuz için diğerlerinden daha fazla soru işaretine neden olan nokta Natura 2000 ile ilgilidir.

More Sentences
raise v. kabartmak
Blind people read by touching, using a system of raised dots called Braille.
Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar.

More Sentences
raise v. yol açmak
The spread of the virus has raised concerns for public health.
Virüsün yayılması halk sağlığı açısından endişelere yol açtı.

More Sentences
raise v. uyandırmak
Consistent action always raises curiosity from people.
Tutarlı eylemler her zaman insanlarda merak uyandırır.

More Sentences
raise v. toplamak (para)
An effective way to raise money fast is to sell personal belongings on the Internet.
Hızlı şekilde para toplamanın etkili bir yolu da şahsi eşyalarınızı internet üzerinden satmaktır.

More Sentences
raise v. ortaya atmak
It does not raise any questions concerning the incineration of animal-based meals.
Hayvansal gıdaların yakılmasıyla ilgili herhangi bir soru ortaya atmamaktadır.

More Sentences
raise v. çıkarmak
Secondly, the setting of quantitative thresholds raises the problem of their revision and updating.
İkinci olarak, nicel eşiklerin belirlenmesi, bunların gözden geçirilmesi ve güncellenmesi sorununu ortaya çıkarmaktadır.

More Sentences
raise v. artırmak
The matter of raising conciliation will be after the vote tomorrow.
Uzlaşmanın arttırılması konusu ise yarınki oylamadan sonra ele alınacaktır.

More Sentences
raise v. yükseltmek
You should raise your standards by choosing healthier foods because you deserve it.
Daha sağlıklı gıdalar seçerek standartlarınızı yükseltmelisiniz, çünkü siz buna değersiniz.

More Sentences
raise v. kaldırmak
Raise your hand if you know the answer.
Cevabı biliyorsanız elinizi kaldırın.

More Sentences
raise v. yetiştirmek
Her stepfather left his job to raise chickens on a farm.
Üvey babası bir çiftlikte tavuk yetiştirmek için işini bıraktı.

More Sentences
raise v. kaldırmak
Raise your hand if you know the answer.
Cevabı biliyorsanız elinizi kaldırın.

More Sentences
raise v. diriltmek
Did you come to raise the dead?
Ölüleri diriltmeye mi geldin?

More Sentences
raise v. oluşturmak
Health officials try to raise awareness about Covid 19.
Sağlık yetkilileri Covid-19 konusunda farkındalık oluşturmaya çalışıyor.

More Sentences
raise v. gündeme getirmek
They did not raise the subject again.
Bir daha da konuyu gündeme getirmediler.

More Sentences
raise v. doğrulmak
I know you are so in pain, but please raise yourself from the pillow so that I can at least help you to eat.
Biliyorum çok canın yanıyor ama ne olur yastıktan doğrul da yemek yemene bari yardım edebileyim.

More Sentences
raise v. yataktan kaldırmak
No matter how hard she tried, she couldn't raise her father.
Ne kadar uğraştıysa da babasını yatağından kaldıramadı.

More Sentences
raise v. (anıt vb.) dikmek
One day, this country will raise a monument to her memory.
Bir gün bu ülke onun hatırasına bir anıt dikecektir.

More Sentences
raise v. bahis artırmak
When she raised me $200, I threw my cards on the table without hesitation.
Bana karşı bahsi 200 dolar artırdığında, hiç tereddüt etmeden kartlarımı masaya koydum.

More Sentences
raise v. hayata geri dönmek
According to the New Testament, Lazarus was miraculously raised from the dead four days after the entombment.
Yeni Ahit'e göre, Lazarus toprağa gömüldükten dört gün sonra mucizevi bir şekilde hayata dönmüştür.

More Sentences
raise v. telsizle bağlanmak
Could you raise the headquarters on the radio? We can't get through as the connection is terrible here.
Telsizden merkeze bağlanabilir misiniz? Burada bağlantı berbat olduğu için irtibat kuramıyoruz.

More Sentences
Trade/Economic
raise n. ücret artışı
Peter applied to his boss for a raise.
Peter ücret artışı için patronuna başvurdu.

More Sentences
raise v. arttırmak
The EU must agree to raise taxes on alcohol, hence reducing consumption and the harm it does.
AB alkol üzerindeki vergileri arttırmayı kabul etmeli, böylece tüketimi ve verdiği zararı azaltmalıdır.

More Sentences
Technical
raise v. kaldırmak
Raise your hand if you know the answer.
Cevabı biliyorsanız elinizi kaldırın.

More Sentences
Apiculture
raise v. yetiştirmek
Her stepfather left his job to raise chickens on a farm.
Üvey babası bir çiftlikte tavuk yetiştirmek için işini bıraktı.

More Sentences
General
raise n. maaş zammı
raise n. yükselme
raise n. çıkıntı
raise n. rampa
raise n. kabartı
raise n. yokuş
raise v. ruh çağırmak
raise v. canlandırmak
raise v. toplamak
raise v. ileri sürmek
raise v. yetiştirmek (hayvan/ekin)
raise v. kaldırmak (yukarı)
raise v. inşa etmek
raise v. beslemek
raise v. çoğaltmak
raise v. refetmek
raise v. söylemek
raise v. zam yapmak
raise v. yığmak
raise v. büyütmek
raise v. son vermek
raise v. öne sürmek
raise v. ayağa kaldırmak
raise v. bir araya getirmek
raise v. üretmek
raise v. vücut vermek
raise v. telsiz bağlantısı kurmak
raise v. telsiz teması sağlamak
raise v. (bina/inşaat) dikmek
raise v. iletişim kurmak (telsiz ile)
raise v. kızdırmak
raise v. terfi ettirmek
raise v. geri çekmek (emir, yasak vb.)
raise v. haberleşmek (telsiz ile)
raise v. ifade etmek
raise v. öfkelendirmek
raise v. rütbe, mevki yükseltmek
raise v. yeniden canlandırmak
raise v. bahis yükseltmek
raise v. dirilmek
raise v. telsizle irtibat kurmak
raise v. (sesini) duyurmak
raise v. (konusunu) açmak
raise v. değerini artırmak (çek, para havalesi vb.)
raise v. para toplamak
Trade/Economic
raise n. maaş zammı
raise v. elde etmek/toplamak (para, fon, sermaye vb.)
Law
raise v. dava açmak
raise v. mahkeme celbi oluşturmak
Technical
raise n. miktardaki artma
raise v. şardonlamak
raise v. tüylendirmek
Computer
raise expr. yükselt
Textile
raise v. tüylendirmek
Marine
raise v. karayı görmek
raise v. ufukta karayı görmek
Medical
raise v. öksürerek çıkarmak (balgam)
raise v. ciltte oluşmak/çıkmak (kabarık, kabarcık, sivilce vb.)
Gastronomy
raise v. kabartmak (hamur)
raise v. mayalandırmak
Math
raise v. bir sayının kendisine belirtilen sayıda çarpmak (sayının kuvveti)
raise v. bir sayıyı bir kuvvete yükseltmek
Apiculture
raise v. koloniyi getiştirmek
Linguistics
raise v. dili damağa yaklaştırarak sesli harfin telaffuzunu değiştirmek
Military
raise v. kuşatmayı kaldırmak
raise v. askere almak
raise v. muhasarayı kaldırmak
Sport
raise v. körling taşını tee hattına ittirmek (körling)
Wagering
raise v. artırmak (poker bahis)
raise v. bahsi arttırmak
raise v. sürülen parayı arttırmak
Art
raise v. (yüzey, tasarım vb.) kabartma şekline getirmek

Sens de "raise" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
raise a child v. çocuk yetiştirmek
raise a claim v. bir iddiada bulunmak
raise a claim v. bir iddia öne sürmek
General
raise tax n. vergi salma
campaign to raise funds n. para toplama kampanyası
raise the roof v. kıyameti koparmak
raise one's voice v. sesini yükseltmek
raise hell v. kıyamet koparmak
raise the flag v. göndere çekmek (bayrağı)
not to raise a finger v. parmağını bile kıpırdatmamak
raise the flag up to the flagpole v. (bayrağı) göndere çekmek
raise one's hand v. el kaldırmak
raise difficulties v. engel çıkarmak
raise difficulties v. zora koşmak
raise doubts v. şüphe uyandırmak
raise one's glass in a toast v. kadeh kaldırmak
raise the level v. çıtayı yükseltmek
raise hob with v. karmakarışık etmek
raise one's hand to somebody v. el kaldırmak
raise up v. kaldırmak
raise an objection to v. itiraz etmek
raise the awareness of public v. halkı bilinçlendirmek
raise an objection v. itiraz etmek
raise an objection v. itirazda bulunmak
raise a hue and cry v. protesto etmek
raise the consciousness v. bilincini geliştirmek
raise the bar v. çıtayı yükseltmek
raise awareness v. bilinçlendirmek
raise a blockade v. ablukayı kaldırmak
raise cain v. kıyameti koparmak
raise one's hand v. parmak kaldırmak
raise quality of life v. yaşam kalitesini artırmak
raise the value of v. değerini yükseltmek
raise the flag up to the flagpole v. göndere çekmek (bayrağı)
raise the awareness of public v. toplumu bilinçlendirmek
raise awareness v. farkındalık yaratmak
raise the blockade v. ablukayı kaldırmak
raise a laugh v. kahkaha atmak
raise a stink v. kıyameti koparmak
raise doubts v. güvensizlik uyandırmak
raise the flag v. bayrağı çekmek
raise someone's curiosity v. birinin dikkatini çekmek
raise cain v. karışıklık çıkarmak
raise hob with v. yaramazlık etmek
raise a hell of a row v. kızılca kıyameti koparmak
raise the flag v. bayrağı göndere çekmek
raise a flag v. bayrak çekmek
raise a loan v. ödünç almak
raise somebody from the dunghill v. çamurdan çekip çıkarmak
raise difficulties v. müşkülat çıkarmak
raise someone's curiosity v. birinin merakını uyandırmak
raise the roof v. çok gürültü yapmak
raise dust v. tozutmak
raise a hand v. el kaldırmak
raise dust v. toz kaldırmak
raise ruckus v. kıyameti koparmak
raise hell v. kıyameti koparmak
raise hell v. karışıklık çıkarmak
raise ruckus v. karışıklık çıkarmak
raise productivity v. verimliliği arttırmak
raise awareness v. farkındalık sağlamak
raise doubt v. güvensizlik uyandırmak
raise doubt v. şüphe uyandırmak
raise awareness of something v. bilinçlendirmek
raise difficulties v. güçlük çıkarmak
raise a child v. çocuk büyütmek
raise a kid v. çocuk büyütmek
raise the money for (a research) v. (bir araştırma için) para toplamak
raise the sale price v. fiyatını yükseltmek
raise the sale price v. fiyatına zam yapmak
raise one's head v. kafasını kaldırmak
raise the quality v. kaliteyi yükseltmek
raise the quality v. kaliteyi arttırmak
raise fish v. balık yetiştirmek
raise an issue v. bir tartışma maddesi yaratmak
raise an issue v. bir konu ileri sürmek
raise an issue v. bir konu ortaya atmak
raise one's gun v. silahını doğrultmak
raise the quality v. kaliteyi artırmak
raise (the price) artificially v. fiyatı şişirmek
raise sheep v. koyun yetiştirmek
raise the importance of v. önemini arttırmak
raise the capital v. sermayeyi arttırmak
raise the quality v. kalite yükseltmek
raise the standards v. standartları yükseltmek
raise one's arm v. kolunu kaldırmak
raise an invoice v. fatura hazırlamak
raise an animal v. hayvan bakmak
raise the tempo v. tempoyu artırmak
raise fund v. kaynak toplamak
raise voice v. ses yükseltmek
raise a leader v. lider yetiştirmek
raise difficulties v. yolu yokuşa sürmek
raise difficulties v. yokuş yapmak
raise difficulties v. işi yokuşa sürmek
raise the price v. fiyatı yukarı çekmek
raise to the level of a deity v. ilahlaştırmak
raise to the level of a deity v. idolleştirmek
raise environmental awareness v. çevre bilinci oluşturmak
fund-raise v. para toplamak
raise someone single-handedly v. tek başına büyütmek
raise one's hand v. elini kaldırmak
raise the morale v. moral yükseltmek
raise the morale v. moralini yükseltmek
raise a question mark in minds v. kafalarda soru işareti yaratmak
raise a baby v. bebek büyütmek
raise difficulties v. zorluk çıkarmak
raise the price v. fiyatı yükseltmek
raise one's head v. başını kaldırmak
raise the alert level to phase 4 v. alarm seviyesini dördüncü düzeye çıkartmak
raise consciousness v. bilinç uyandırmak
raise awareness v. bilinç uyandırmak
raise in value v. değer kazanmak
raise the standard v. standardı yükseltmek
raise hand v. parmak kaldırmak
raise generations v. nesiller yetiştirmek
raise generations v. kuşaklar yetiştirmek
raise two kids on one salary v. tek maaşla iki çocuğa bakmak
raise two kids on one salary v. bir maaşla iki çocuğa bakmak
raise two kids on one salary v. bir maaşla iki çocuk büyütmek
get a raise v. zam almak
raise the commission v. komisyonu yükseltmek
raise the expectations v. beklentileri yükseltmek
raise a smile v. gülümsetmek
raise money for something v. bir şey için para toplamak
raise the dickens (with someone or something) v. başına iş açmak/bela olmak
raise (someone) to knighthood v. birini şövalye ilan etmek
raise an alarm v. alarm çalmak
raise the rent by 10 percent v. kiraya yüzde 10 zam yapmak
raise the rent by 10 percent v. kirayı yüzde 10 arttırmak
ask for a raise v. zam istemek
ask for a raise v. zam talep etmek
raise an alarm v. alarmı çaldırmak
raise individual(s) v. birey yetiştirmek
raise money for school expenses v. okul giderleri için para toplamak
raise a laugh v. (dinleyicileri) güldürmek
raise consciousness v. bilinç kazandırmak
raise chicken v. tavuk yetiştirmek
raise a question v. bir soru sormak
raise tax v. vergileri yükseltmek
raise children v. çocuk büyütmek
raise children v. çocuk yetiştirmek
raise children v. çocuk büyütmek
raise the topic v. konuyu gündeme getirmek
raise awareness v. bilinç kazandırmak
raise up v. kışkırtmak
raise up v. karıştırmak
raise steam v. buhar vermek
raise a siege v. kuşatmayı kaldırmak
fund-raise v. bağış toplamak