stack - Turc Anglais Dictionnaire

stack

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

stack — Definition

Signification:
yığın, istif
Prononciation (IPA):
(AmE /stæk/ – BrE /stæk/)
Partie du discours:
İsim: stack (stacks); Fiil: stack (stacks – stacked – stacking)

Sens de "stack" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 70 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
stack n. yığın
Common stacks may include Trenbolone, Masteron, Anavar or Winstrol.
Yaygın yığınlar Trenbolone, Masteron, Anavar veya Winstrol içerebilir.

More Sentences
General
stack n. yığın (üst üste konulmuş şeylerin oluşturduğu)
I have a stack of documents to go over.
İncelemem gereken bir yığın belge var.

More Sentences
stack v. istif etmek
He was busy stacking boxes in the garage.
Garajdaki kutuları istif etmekle meşguldü.

More Sentences
stack v. yığmak
The shelves were stacked with all kinds of cereal.
Raflara her türden mısır gevreği yığılmıştı.

More Sentences
Technical
stack n. baca
There was white smoke coming out of the stack.
Bacadan beyaz bir duman çıkıyordu.

More Sentences
stack n. yığın
Common stacks may include Trenbolone, Masteron, Anavar or Winstrol.
Yaygın yığınlar Trenbolone, Masteron, Anavar veya Winstrol içerebilir.

More Sentences
stack v. yığmak
The shelves were stacked with all kinds of cereal.
Raflara her türden mısır gevreği yığılmıştı.

More Sentences
General
stack n. egzoz
stack n. sap
stack n. çatı
stack n. çatmak (silah)
stack n. kitap rafı
stack n. çatılmış bir grup (silah)
stack n. çatmak (tüfekleri)
stack n. tınaz
stack n. dokurcun
stack n. ekin yığını
stack n. ortak anten
stack n. istif
stack n. kitap rafları
stack n. çok sayıda olan şey
stack n. büyük miktar
stack n. büyük ölçü
stack n. büyük oran
stack n. vernik kurutma fırını
stack n. vernik kurutma fırını bacası
stack v. yüklemek
stack v. çatmak
stack v. (hile hurdayla) şişirmek
stack v. (adaletsizce) yönlendirmek
stack v. (yay kasanını) germek
stack v. (yay kasanını) yükselterek daraltmak
stack v. yığın yapmak
stack v. yığılmak
stack v. istiflenmek
stack v. birikmek
stack v. kümelenmek
stack v. yığın oluşturmak
stack v. grup oluşturmak
stack v. bir araya gelmek
Technical
stack n. destek bellek
stack n. ek bellek
stack n. gövde
stack n. küme
stack n. tınaz
stack n. yığıt
stack n. yiğit
stack n. ster
stack n. bir yakacak odun ölçü birimi
stack n. muf fırınlarının yerleştirildiği tezgah dizisi
stack n. montajlı kalandır silindiri
stack v. baca donatmak
stack v. kümelemek
Computer
stack n. geçici hafıza
stack n. geçici bellek
stack n. geçici bellek prensibine sahip veri yapısı
stack n. yığın kodlaması
stack n. yığıt bilgisayar hafızası
stack expr. yığınla
Aeronautic
stack n. iniş sırası için havaalanının üzerinde daire çizen uçak grubu
stack v. (havaalanına yaklaşan uçağı) telsizle yönlendirmek
Tobacco
stack n. dizi
stack n. istif
Geography
stack n. taşlı adacık
Sport
stack n. (vücut geliştirmede) besin takviyesi karışımı
stack n. (vücut geliştirmede) anabolik stereoid karışımı
Card
stack n. (bir oyuncuya tek seferde satılan) sabit çip miktarı
stack n. kart oyuncusuna ait çip stoku
stack v. (kartları/kart destesini) hile amaçlı gizlice düzenlemek
stack v. (poker) rakip oyuncunun tüm parasını almak

Sens de "stack" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
chimney stack n. baca
stack gas n. baca gazı
a stack of rifles n. bir tüfek çatısı
vent stack n. hava borusu
vent stack n. sıhhi tesisata ait havalık
vent stack n. havalık
chimney stack n. fabrika bacası
stack light n. çoklu renkte ışık üreten sinyal lambası
book stack n. tavana kadar kitaplık
file stack n. dosya yığını
chimney stack n. baca gövdesi
rock-a-stack n. renkli halkalar (oyuncak)
stack-guard n. branda
stack-guard n. koruma brandası
stack arms v. tüfek çatmak
stack the deck v. zar tutmak
blow one's stack v. heyheyleri tutmak
blow one's stack v. tepesi atmak
stack up v. düzenli yığmak
blow one's stack v. zıvanadan çıkmak
blow one's stack v. çılgına dönmek
stack them up and wrap rubber bands around them v. üst üste yığıp lastik bantlarla sarmak
stack [australia] [us] v. çakılmak
stack [australia] [us] v. çarpışmak
stack [australia] [us] v. çarpmak
stack [australia] [us] v. düşmek
stack [australia] [us] v. kaza yapmak
stack of adj. yığını
Phrasals
stack away v. gelecek için saklamak
stack away v. ileride kullanmak için saklamak
stack away v. zulada saklamak
stack away v. ileride kullanmak üzere bir kenara koymak
stack away v. gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak
stack up against v. ile karşılaştırıldığında (iyi/kötü vs.) görünmek
stack up v. yığılmak
stack up v. bir anlam ifade etmek
stack up v. birikmek
stack up v. yığılmak
stack up v. kıyaslamak
stack up v. mantıklı olmak
stack up v. karşılaştırmak
stack up v. çoğalmak
stack up v. mukayese etmek
stack something against someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye karşı yığmak
stack (something) against (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) başarısına bir engel teşkil etmek
stack (something) against (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) karşısına (bir şeyi) engel olarak çıkarmak
stack (something) against (something) v. (bir şeyin) önüne (bir şey) yığmak
stack something against someone or something v. bir yığını birine/bir şeye dayamak
stack up to someone or something v. benzer (biriyle/bir şeyle) mukayese edildiğinde onun kadar iyi olmak/ona yetişmek
stack up to someone or something v. (birine/bir şeye) benzer olmak
stack up to someone or something v. (biri/bir şey) kadar saygıdeğer/değerli olmak
stack up to someone or something v. benzer (biriyle/bir şeyle) kıyaslandığında yeterince iyi olmak
stack up to someone or something v. (biri/bir şey) kadar iyi olmak
stack against v. -e karşı yığmak
stack up to v. -e benzer olmak
stack up to v. kadar saygıdeğer/değerli olmak
stack off v. (pokerde) her şeyini masaya yatırmak
stack against v. -e dayamak
stack against v. -in başarısına bir engel teşkil etmek
stack up to v. kadar iyi olmak
Idioms
stack the cards against v. engellemek
stack the odds against v. engellemek
swear on a stack of bibles v. (annenin mezarı vb.) üzerine yemin etmek
blow one's stack v. çileden çıkmak
blow one's stack v. öfkeye kapılmak
blow one's stack v. deliye dönmek
blow one's stack v. küplere binmek
blow one's stack v. kızmak
blow one's stack v. şalterleri atmak
blow one's stack v. sinirlenmek
blow one's stack v. çılgına dönmek
blow one's stack v. şalteri atmak
blow one's stack v. itidalini kaybetmek
blow one's stack v. öfkelenmek
stack the deck v. hileye başvurmak
swear on a stack of bibles v. incil üzerine yemin etmek
swear on a stack of bibles v. incil'in üzerine yemin etmek
blow one's stack v. kafası atmak
blow one's stack v. tepesi atmak
blow one's stack v. balatayı sıyırmak
blow one's stack v. balatayı yakmak
stack the deck v. hile yapmak
stack the cards v. hile yapmak
blow one's stack v. dinden imandan çıkmak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. (başkasına karşı birine) haksız kazanç veya avantaj sağlamak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. düzen veya avantaj (başkasına göre birinden) yana olmak
stack the odds in (someone's or something's) favor v. kartları (birine/bir şeye) göre dağıtmak
stack the odds in the favor of (someone or something) v. şansı (başka birinden/bir şeyden) yana kılmak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) lehine olacak şekilde düzenlemek
stack the odds in the favor of (someone or something) v. hileyle (başka birinin/bir şeyin) lehine çevirmek
stack the odds in (someone's or something's) favor v. (birine/bir şeye) haksız kazanç sağlatmak
stack the odds in (someone's or something's) favor v. hileyle (başka birinin/bir şeyin) lehine çevirmek
stack the cards in the favor of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) daha avantajlı kılmak
stack the odds in (someone's or something's) favor v. (başka birinin/bir şeyin) kazanması için/kazanacağı şekilde ayarlamak
stack the odds in (someone's or something's) favor v. sadece (birinin/bir şeyin) yararına yapmak/çevirmek
stack the cards in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) lehine çevirmek
stack the odds in (someone's or something's) favor v. durumu (başka birinden/bir şeyden) yana ayarlamak
stack the odds in the favor of (someone or something) v. kartları (birine/bir şeye) göre dağıtmak
stack the odds in (someone's or something's) favor v. (birinin/bir şeyin) hak etmediği şekilde avantajlı olmasını sağlamak
stack the odds in the favor of (someone or something) v. sadece (birinin/bir şeyin) yararına yapmak/çevirmek
stack the odds in the favor of (someone or something) v. (başka birinin/bir şeyin) kazanması için/kazanacağı şekilde ayarlamak
stack the deck in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinden/bir şeyden) yana ayarlamak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. kartları (birine/bir şeye) göre dağıtmak
stack the odds in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) yararına olacak şekilde düzenlemek
stack the odds in (someone's or something's) favor v. (birini/bir şeyi) daha avantajlı kılmak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) yararına olacak şekilde düzenlemek
stack the deck in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) lehine olacak şekilde düzenlemek
stack the odds in (someone's or something's) favor v. şansı (başka birinden/bir şeyden) yana kılmak
stack the odds in (someone's or something's) favor v. durumu sadece (birine/bir şeye) göre olacak şekilde ayarlamak
stack the odds in (someone's or something's) favor v. durumu (başka birinin/bir şeyin) yararına olacak şekilde düzenlemek
stack the deck in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) lehine çevirmek
stack the odds in the favor of (someone or something) v. (birine/bir şeye) haksız kazanç sağlatmak
stack the odds in (someone's or something's) favor v. durumu (başka birinin/bir şeyin) lehine olacak şekilde düzenlemek
stack the odds in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) lehine çevirmek
stack the cards in the favor of (someone or something) v. sadece (birinin/bir şeyin) yararına yapmak/çevirmek
stack the cards in the favor of (someone or something) v. durumu sadece (birine/bir şeye) göre olacak şekilde ayarlamak
stack the odds in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) lehine olacak şekilde düzenlemek
stack the deck in the favor of (someone or something) v. sadece (birinin/bir şeyin) yararına yapmak/çevirmek
stack the odds in (someone's or something's) favor v. durumu (başka birinin/bir şeyin) lehine çevirmek
stack the odds in the favor of (someone or something) v. durumu sadece (birine/bir şeye) göre olacak şekilde ayarlamak
stack the deck in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) yararına olacak şekilde düzenlemek
stack the odds in the favor of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) daha avantajlı kılmak
stack the deck in the favor of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) daha avantajlı kılmak
stack the deck in the favor of (someone or something) v. durumu sadece (birine/bir şeye) göre olacak şekilde ayarlamak
stack the odds in the favor of (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) hak etmediği şekilde avantajlı olmasını sağlamak
stack the odds in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinden/bir şeyden) yana ayarlamak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) hak etmediği şekilde avantajlı olmasını sağlamak
stack the deck in the favor of (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) hak etmediği şekilde avantajlı olmasını sağlamak
stack the deck in the favor of (someone or something) v. desteyi (birine/bir şeye) göre dağıtmak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinden/bir şeyden) yana ayarlamak
stack the cards (against someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı hile yapmak
blow (one's) stack v. şalteri atmak
blow (one's) stack v. öfkeye kapılmak
blow (one's) stack v. sinirlenmek
blow (one's) stack v. kızmak
blow (one's) stack v. tepesi atmak
blow (one's) stack v. çileden çıkmak
blow (one's) stack v. zıvanadan çıkmak
blow (one's) stack v. itidalini kaybetmek
blow (one's) stack v. küplere binmek
blow (one's) stack v. öfkelenmek
stack the deck (against) (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) aleyhine olacak şekilde düzenlemek
stack z's v. kestirmek
stack the odds against (someone or something) v. (birine/bir şeye) çalım atmak
stack the odds against (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) aleyhine çevirmek
stack the deck (against) (someone or something) v. (birine/bir şeye karşı) haksız avantaj sağlamak
stack the deck (against) (someone or something) v. hile yaparak (birine/bir şeye karşı) avantaj sağlamak
stack the odds against (someone or something) v. hile yaparak (birine/bir şeye) karşı avantaj sağlamak
stack z's v. biraz uyumak
stack the odds against (someone or something) v. (birini/bir şeyi) oyuna getirmek