düşmek - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

düşmek



Sens de "düşmek" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 92 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
düşmek drop v.
düşmek fall v.
General
düşmek pitch v.
düşmek fell v.
düşmek collapse v.
düşmek dive v.
düşmek lie v.
düşmek degrade v.
düşmek fall down v.
düşmek condescend v.
düşmek subtract v.
düşmek drop off v.
düşmek decay v.
düşmek whap v.
düşmek descend v.
düşmek tumble down v.
düşmek subside into v.
düşmek reverie v.
düşmek flow v.
düşmek fall in a heap v.
düşmek fall among v.
düşmek step down v.
düşmek come down v.
düşmek crumple up v.
düşmek land in v.
düşmek lapse v.
düşmek crash v.
düşmek dump v.
düşmek spill v.
düşmek plump down v.
düşmek droop v.
düşmek go v.
düşmek fall over v.
düşmek land v.
düşmek trail v.
düşmek prolapse v.
düşmek fall on v.
düşmek plunk v.
düşmek sink into v.
düşmek fall from v.
düşmek end up in v.
düşmek crumple v.
düşmek come off v.
düşmek ebb v.
düşmek scale down v.
düşmek drop down v.
düşmek sink v.
düşmek flat v.
düşmek blow v.
düşmek plummet v.
düşmek come v.
düşmek crumble v.
düşmek come down in the world v.
düşmek end up v.
düşmek stoop v.
düşmek falter v.
düşmek plonk v.
düşmek plunge v.
düşmek go down v.
düşmek deduct v.
düşmek decline v.
düşmek tumble v.
düşmek fall v.
düşmek recede v.
düşmek face joint v.
düşmek create v.
düşmek dip v.
düşmek fall off v.
düşmek whop v.
düşmek fail v.
düşmek run into v.
düşmek topple v.
düşmek plunge to v.
düşmek dove v.
Phrasals
düşmek go down
düşmek drop away
Idioms
düşmek come down in the world
düşmek go down in the world
düşmek ebb out
düşmek ebb
düşmek ebb away
düşmek ebb down
düşmek ebb off
düşmek hit the deck (us)
düşmek hit the dirt (us)
Slang
düşmek take a spill
düşmek take a fall
Trade/Economic
düşmek decline
Technical
düşmek fall
düşmek decrease
Sport
düşmek fall down
British Slang
düşmek go tits-up

Sens de "düşmek" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
anlaşmazlığa düşmek conflict v.
(fiyat) düşmek sag v.
General
dehşete düşmek be terrified v.
güçten kuvvetten düşmek pine away v.
ters düşmek fall foul v.
dört ayak üzerine düşmek fall on all fours v.
dillere düşmek be oneself talked about v.
dört ayak üzerine düşmek land on one's feet v.
ateşi düşmek one's fever go down v.
çıkarlarına ters düşmek conflict with one's interests v.
kuşkuya düşmek become suspicious v.
aykırı düşmek run counter to v.
değeri düşmek go down in value v.
dara düşmek be in a difficulty v.
pat diye düşmek keel over v.
komik duruma düşmek be a laughing stock v.
suya düşmek go to pot v.
acze düşmek be incapable of doing something v.
kırağı düşmek frost v.
suya düşmek go by the board v.
zor bir duruma düşmek be in a fix v.
yatağa düşmek go down v.
can derdine düşmek fight for one's life v.
telaşa düşmek flap v.
fiyat vb düşmek slump v.
kar düşmek fall v.
yenik düşmek (hastalığa) succumb v.
alacaktan düşmek deduct something from accounts receivable v.
fiyatı veya değeri düşmek disembark v.
gaflete düşmek be unaware v.
yatağa düşmek take ill v.
gözden düşmek disfavor v.
ters düşmek be contrary v.
can derdine düşmek strive for one's life v.
güçten düşmek lose one's power v.
zayıf düşmek get thin v.
yatağa düşmek take to one's bed v.
bir şeyin fiyatı düşmek come down in price v.
düşmek (değer) slip v.
yere düşmek fall into place v.
içeri düşmek go to jail v.
güçten düşmek weaken v.
üzerine düşmek cosset v.
not düşmek write down v.
gündeme bomba gibi düşmek become a very hot issue v.
ardına düşmek pursue v.
gündemden düşmek be no longer the main topic of conversation v.
dehşete düşmek be horrified v.
yenik düşmek be defeated v.
takılıp düşmek trip over v.
üzerine düşmek light v.
çenesi düşmek start talking incessantly v.
adamına düşmek meet with a competent person v.
telaşa düşmek get flurried v.
pat diye düşmek thud v.
şüpheye düşmek begin to suspect v.
hayrete düşmek astonish v.
düşmek (kaza sonucu) crash v.
üstüne düşmek coddle v.
iyice düşmek bottom out v.
gözden düşmek fall into disfavor v.
ters düşmek differ v.
can derdine düşmek struggle for one's life v.
kötü yola düşmek be on the streets v.
düşmek (dikine ve büyük bir hızla) plummet v.
yenik düşmek (duygulara) be overwhelmed with v.
dipnot düşmek gloss v.
tasarı vb suya düşmek go by the board v.
birdenbire düşmek slump v.
yenik düşmek (duygulara) be overwhelmed by v.
üzerine düşmek persist v.
eski seviyesinden aşağı düşmek suffer v.
hızı kesilerek düşmek stall v.
gündemden düşmek be off the agenda v.
alaca düşmek become freckled v.
gürültüyle düşmek crash v.
ters düşmek go against v.
suya düşmek come to grief v.
dile düşmek get oneself talked about v.
payına düşmek fall to v.
bitkin düşmek zonk out v.
hesaptan düşmek discount v.
öne düşmek lead the way v.
çırpınır gibi düşmek flutter v.
yenik düşmek succumb v.
bitap düşmek be tired out v.
ikbalden düşmek fall out of favor v.
suya düşmek miscarry v.
hattan düşmek get cut off v.
telaşa düşmek take alarm v.
umutsuzluğa düşmek sink into despair v.
cup diye düşmek plop into v.
hayrete düşmek be amazed v.
çok düşmek (fiyat) sink low v.
ak düşmek become grey v.
çıkmaza düşmek reach deadlock v.
düşmek (fiyat) sag v.
kendi derdine düşmek be preoccupied with one's own troubles v.
hataya düşmek be mistaken v.
suya düşmek fizzle out v.
hastalığa yenik düşmek succumb to disease v.
başı öne düşmek nod v.
atın sırtından düşmek take a spill v.
suya düşmek come to naught v.
birden devrilip düşmek keel over v.
kıymetten düşmek depreciate v.
olumsuz bir duruma düşmek be enmeshed in v.
bir şey uygun düşmek be in good taste v.
anlaşmazlığa düşmek conflict v.
peşine düşmek chase v.
dehşete düşmek be terrified of v.
zıt düşmek confront v.
dehşete düşmek be appalled v.
güçten düşmek fail v.
jetonu düşmek click v.
küt diye düşmek plump v.
dibi düşmek enviously admire something v.
tansiyonu düşmek (blood pressure) go down v.
attan düşmek fall off a horse v.
küçük düşmek look small v.
suya düşmek peter out v.
bitkin düşmek faint v.
zayıf düşmek weaken v.
yatağa düşmek be laid up v.
geçim derdine düşmek struggle to make a living v.
gitgide pençesine düşmek (kötü bir şeyin) sink into v.
karasevdaya düşmek suffer from melancholia v.
zıt düşmek fall foul v.
adamına düşmek fall into the hands of an expert v.
hasta düşmek fall ill v.
dehşete düşmek wig out v.
cup diye düşmek flop v.
çıkmaza düşmek reach a stalemate v.
ters düşmek jar with v.
kötü yola düşmek slide v.
kuvvetten düşmek lose strength v.
yatağa düşmek come down with v.
gaflete düşmek be careless v.
kuvvetten düşmek run down v.
güçten düşmek fade v.
ters düşmek belie v.
birdenbire ve şiddetle düşmek slump v.
dört ayağının üstüne düşmek fall on one's feet v.
dibi düşmek crave v.
ters düşmek fall afoul v.
gözden düşmek disfavour v.
cansız düşmek be exhausted v.
kötü yola düşmek become a prostitute v.
üzerine düşmek dote on v.
yüzüstü düşmek fall prostrate v.
kuşkuya düşmek be doubtful of v.
peşine düşmek pursue v.
düşmek (karar birine) be up to v.
göbeği düşmek be shed v.
ters düşmek be at variance with v.
cumbadak düşmek plop into v.
kır düşmek turn grey v.
aşağı düşmek fall down v.
tansiyonu düşmek (blood pressure) drop v.
bunalıma düşmek become depressed v.
başı dara düşmek get into trouble v.
dimdik düşmek plummet v.
uygun düşmek (bir yere/çevreye/gruba vb'ne) fit in v.
mahkemeye düşmek sue one another v.
ters düşmek contradict v.
komik duruma düşmek be laughed at v.
güçten düşmek crack up v.
suya düşmek (proje/plan) collapse v.
zayıf düşmek pine v.
atın sırtından düşmek have a spill v.
dehşete düşmek appall v.
kuvvetten düşmek go into a decline v.
avın kokusunu alıp peşine düşmek (av köpeği) give chase v.
sıkıntıya düşmek be hard up v.
aşka düşmek fall for somebody v.
geriye düşmek fall behind v.
ocağına düşmek be at the mercy of v.
gurbete düşmek be in a foreign land v.
suya düşmek fizzle v.
kuvvetten düşmek lose one's power v.
uygun düşmek suit v.
halsiz düşmek fall loosely v.
güçten düşmek get weak v.
dalgaya düşmek get somebody to fall for it v.
hayrete düşmek puzzle v.
acze düşmek be unable to do something v.
üstüne düşmek be very interested in v.
yere düşmek (yağmur/kar şeklinde) precipitate v.
geçim derdine düşmek struggle just to scrape v.
suya düşmek flop v.
kötü yola düşmek backslide v.
suya düşmek slump v.
esir düşmek be taken captured v.
uygun düşmek apply v.
uygun düşmek be suitable v.
aşka düşmek fall in love v.
şüpheye düşmek have a suspicion v.
yatağa düşmek fall v.
düşmek (fiyat/oy/müşteri sayısı vb) slump v.
sapa düşmek be out of the way v.
komik duruma düşmek be ridiculed v.
gözünden düşmek be in bad odor with v.
elden ayaktan düşmek be unable to work v.
çamura düşmek have one's reputation besmirched v.
karaborsaya düşmek go on the black market v.
çenesi düşmek yak v.
ufak şeyler yüzünden telaşa düşmek fuss v.
gemiden denize düşmek fall overboard v.
bir şeye takılıp düşmek trip on v.
birisiyle ters düşmek conflict v.
pat diye düşmek slump v.
kötü yola düşmek go astray v.
suya düşmek collapse v.
cup diye düşmek plop v.
rahata düşmek overcome by languor v.
gözden düşmek fall from favour v.
güçten düşmek become weak v.
düşmek (seviye/kalite) go down v.
tuzağa düşmek fall into a trap v.
güçten düşmek run to seed v.
ters düşmek contrast with v.
halsiz düşmek decay v.
çıkarlarına ters düşmek conflict one's interest v.
değerden düşmek lose its value v.
rağbetten düşmek be no longer in demand v.
bitkin düşmek collapse from exhaustion v.
ters düşmek be contradictory v.
kuvvetten düşmek go to seed v.
payına düşmek accrue v.
payına düşmek come to v.
tedricen ayrı düşmek drift apart v.
mahkemeye düşmek go to court v.
aykırı düşmek contradict v.
verimden düşmek lose productivity v.
darasını düşmek deduct the tare of v.
ak düşmek go grey v.
tereddüde düşmek (karara vardıktan sonra) waver v.
zıt düşmek collide v.
fakir düşmek become poor v.
aklar düşmek gray v.
ardına düşmek follow v.
suya düşmek come to nought v.
yatağa düşmek be taken ill v.
çöküp düşmek slump v.
birdenbire düşmek pitch v.
peşine düşmek hunt down v.
yatağa düşmek fall ill v.
aklar düşmek turn gray v.
eline düşmek fall into the hands of v.
maskesi düşmek show one's true colours v.
bitkin düşmek be used up v.
geçim derdine düşmek scratch a living and pay one's bills v.
cup diye düşmek splash v.
attan düşmek unhorse v.
hataya düşmek fall into error v.
uygun düşmek befit v.
yatağa düşmek be laid up with v.
düşmek (fiyat) come down v.
göbeği düşmek shed v.
gözünden düşmek be disenchanted with v.
kuvvetten düşmek droop v.
içine kurt düşmek feel suspicious v.
hızla düşmek hurtle v.
aykırı düşmek be incongruous with v.
gündeme bomba gibi düşmek fall like a bombshell v.
suya düşmek come to nothing v.
küçük düşmek lose face v.
düşmek (yıldırım) strike v.
dehşete düşmek revolt v.
pat diye düşmek flump v.
zıt düşmek fall afoul v.
birden düşmek slump v.
adamına düşmek be given to the right man v.
aykırı düşmek go counter to v.
gözden düşmek come down v.
küçük düşmek feel small v.
küme düşmek be relegated v.
düşmek (dikine ve büyük bir hızla) plunge down v.
payına düşmek fall to one's share v.
zor duruma düşmek get into a scrape v.
dile düşmek be oneself talked about v.
ayrı düşmek be separated from each other v.
saçına ak düşmek (saç) turn grey v.
gurbete düşmek be far from home v.
hesaptan düşmek deduct v.
aykırı düşmek be incongruous v.
çaptan düşmek go to seed v.
ters düşmek be contrary to v.
suya düşmek fail v.
suya düşmek fall through v.
çaptan düşmek go downhill v.
tam adamına düşmek find the very man v.
şehit düşmek martyrize v.
(kararı vermek vb) düşmek rest with v.
zayıf düşmek languish v.
fenalık geçirerek yere düşmek fall down in a fit v.
dışarıya düşmek fall out v.
açmaza düşmek come to dead end v.
açmaza düşmek be caught in a cleft stick v.
açmaza düşmek get into a tight corner v.
açmaza düşmek lead to a stalemate v.
peşine düşmek (bir işin) take up v.
değeri düşmek depreciate v.
dikine büyük bir hızla düşmek plunge down v.
kafa üstü düşmek fall headlong v.
kara borsaya düşmek be on the black market v.
kara borsaya düşmek be available on the black market v.
en alt seviyeye düşmek hit rock bottom v.
birine işi düşmek need somebody's help v.
çenesi düşmek let one's tongue run v.
güçten düşmek wilt v.
ansızın düşmek slump v.
dikine düşmek plummet v.
gözden düşmek fall from grace v.
gözünden düşmek fall from someone's grace v.
kayıttan düşmek delete an entry in a register v.
yorgun düşmek be dead tired v.
yorgun düşmek be worn out v.
yorgun düşmek be tired out v.
verimden düşmek lose productiveness v.
verimden düşmek lose fruitfulness v.
bir şey üzerinde fikir ayrılığına düşmek clash over v.
gözden düşmek fall out of favor v.
gözden düşmek be disgraced v.
gözden düşmek fall in disfavor v.
hayrete düşmek be astonished v.
zayıf düşmek lose weight v.
zayıf düşmek get weak v.
bitkin düşmek wear out v.
dile düşmek become a subject of gossip v.
çukura düşmek fall into a pit v.
çukura düşmek fall into a hole v.
derde düşmek have troubles v.
derde düşmek be troubled v.
denk düşmek coincide with v.
derde düşmek occupy oneself with (a worrisome problem) v.
denk düşmek be timely v.
çukura düşmek fall into a hollow v.
çelişkiye düşmek run into a contradiction v.
maktül düşmek be killed v.
maktül düşmek be murdered v.
hesaptan düşmek deduct from one's account v.
hesabından düşmek deduct from one's bill v.
hesaptan düşmek deduct from one's bill v.
hesabından düşmek deduct from one's account v.
hasta düşmek fall sick v.
yataklara düşmek be as sick as a dog v.
karı kıza düşmek philander v.
içine düşmek gaze at (him/her) with pure adoration v.
muhtaç hale düşmek become dependent v.
muhtaç hale düşmek become needy v.
muhtaç duruma düşmek become dependent v.
muhtaç duruma düşmek become needy v.
ateşi düşmek one's fever die of v.
ateş düşmek reduce the fever v.
ateş düşmek die of the fever v.
ateşi düşmek one's fever reduce v.
ateş düşmek bring down the fever v.
zamana yenik düşmek be defeated by time v.
zamana yenik düşmek fall a prey to time v.
hastalığa yenik düşmek be defeated by disease v.
altına düşmek drop below v.
altına düşmek go down below v.
amansız bir hastalığın pençesine düşmek contract a serious disease v.
belli bir seviyenin altına düşmek drop down below a certain level v.
amansız bir hastalığın pençesine düşmek contract a serious illness v.
ligden düşmek withdraw from league v.
tepetaklak düşmek fall head over heels v.
yüksekten düşmek fall from high v.
yüksekten düşmek fall off v.
aşağıya düşmek fall down v.
dizlerinin üzerine düşmek fall down into one's knees v.
ters düşmek come into conflict with v.
aşağıya düşmek fall v.
sıkıntıya düşmek become hard up for money v.
aciz duruma düşmek become helpless v.
karı düşmek (one's profit) plummet v.
aciz duruma düşmek become incapable v.
karı düşmek (one's profit) plunge v.
aciz durumuna düşmek become incapable v.
aciz durumuna düşmek become unable v.
aciz duruma düşmek lie helpless v.
motordan düşmek fall off motorbike v.
motordan düşmek come off motorbike v.
motosikletten düşmek come off motorcycle v.
karı düşmek (one's profit) fall v.
aciz durumuna düşmek become helpless v.
aciz duruma düşmek become unable v.
esir düşmek be taken prisoner v.
esir düşmek be captured v.
çaresizliğe düşmek sink into despair v.
tutardan düşmek deduct from the amount v.
tutardan düşmek deduct from the sum v.
yanılgı içine düşmek make a mistake v.
yorgun düşmek grow weary v.
yanılgıya düşmek make a mistake v.
yorgun düşmek be tired v.
yorgun düşmek become tired v.
yanılgıya düşmek be mistaken v.
yorgun düşmek get tired v.
yanılgı içine düşmek be mistaken v.
ödeme aczine düşmek become insolvent v.
kayıp düşmek slide down v.
geçim derdine düşmek try to make ends meet v.
üzerine çok düşmek pamper v.
karasevdaya düşmek be infatuated with v.
takılarak düşmek stumble and fall v.
takılarak düşmek trip and fall v.
takılıp düşmek trip and fall v.
takılıp düşmek stumble and fall v.
bomba gibi düşmek drop like a bombshell v.
denk düşmek occur at the same time as v.
denk düşmek equal to v.
denk düşmek be suitable for v.
denk düşmek correspond to v.
denk düşmek be suited to v.
yolu düşmek be at hand v.
yolu düşmek happen to pass (a place) v.
yola düşmek set off (on a journey) v.
yoluna düşmek set out for (somewhere) v.
yolu düşmek happen on v.
yolu düşmek chance on v.
derdine düşmek be deeply occupied with v.
derde düşmek fall into trouble v.
darasını düşmek deduct tare v.
dara düşmek fall on evil days v.
darasını düşmek allow for tare v.
dara düşmek feel the draught v.
gökten düşmek drop out of the sky v.
netten düşmek disconnect from the internet v.
ihtilafa düşmek come into conflict v.
ihtilafa düşmek conflict v.
netten düşmek disconnect v.
ihtilafa düşmek be in conflict with v.
ihtilafa düşmek have dispute with v.
ihtilafa düşmek disagree v.
ihtilafa düşmek fall into dispute v.
ihtilafa düşmek have a dispute with v.
hırsına yenik düşmek be overwhelmed by one's ambition v.
bitap düşmek get exhausted v.
fiyatı düşmek (one's price) drop v.
fiyatı düşmek (one's price) fall v.
fiyatı düşmek (one's price) go down v.
fiyatı düşmek (one's price) slump v.
(fiyat) düşmek come down v.
aşka düşmek become infatuated with v.
aşka düşmek fall in love with v.
aşka düşmek fall for v.
yanılgıya düşmek be under the illusion that v.
yanılgıya düşmek fall into error v.
yanılgıya düşmek believe mistakenly that v.
ikinci plana düşmek become of secondary importance v.
yanılgıya düşmek err v.
birdenbire düşmek flop v.
-e takılıp tereddüde düşmek boggle over v.
-e uygun düşmek accord with v.
-e takılıp tereddüde düşmek boggle at v.
baygın düşmek be dog-tired v.
-e düşmek be incumbent on v.
neredeyse düşmek half-fall v.
aniden düşmek nose-dive v.
-in yüzünden telaşa düşmek stew over v.
not düşmek get down v.
çok üstüne düşmek coddle v.
güçten düşmek collapse v.
telaşa düşmek disturb v.
aşağı düşmek droop v.
yorgun düşmek exhaust v.
kuvvetten düşmek fade v.
devrilip düşmek keel over v.
kardan düşmek deduct from the profit v.
kuvvetten düşmek pine v.
(fiyat vb) düşmek recede v.
maskesi düşmek unmask v.
kötü ellere düşmek get/fall in the wrong hands v.
yanlış ellere düşmek get/fall in the wrong hands v.
istikrarsızlığa düşmek become instable v.
karamsarlığa düşmek sink into desperation v.
istikrarsızlığa düşmek fall into instability v.
karamsarlığa düşmek slip into a mood of pessimism v.
karamsarlığa düşmek sink into pessimism v.
karamsarlığa düşmek descent into desperation v.
karamsarlığa düşmek descend into a mood of pessimism v.
çenesi düşmek yakety-yak v.
çenesi düşmek yack v.
hataya düşmek stumble v.
çenesi düşmek chatter v.
hızla not düşmek jot down v.
çenesi düşmek cackle v.
gözden düşmek lapse from grace v.
çenesi düşmek talk incessantly v.
çenesi düşmek talk continuously v.
dört ayak üstüne düşmek land on one's feet v.
jetonu düşmek latch on v.
darasını düşmek tare v.
ayaktan düşmek crock up v.
suya düşmek founder v.
hesaptan düşmek make a deduction of v.
değerden düşmek lose usefulness v.
bitkin düşmek break up v.