Lift - Türkçe İngilizce Sözlük

Lift

"Lift" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 88 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
lift i. asansör
lift f. havalanmak
lift f. kaldırmak
Genel
lift i. yükseltme
lift i. yükselme
lift i. teleferik
lift i. kaldırma kuvveti
lift i. kaldırma
lift i. yükseliş
lift i. neşe
lift i. yardım
lift i. ferahlık
lift i. asansör
lift i. neşe
lift i. sevinç
lift i. (ayakkabı) taban köselesi
lift i. havayolu ile taşıma
lift i. kaldırıcı kuvvet
lift i. yükseltici kuvvet
lift i. kaldırma cihazı
lift i. manevi güç
lift i. ayakkabının tabanını yükselten parça
lift i. kaldırma mesafesi
lift i. kaldırma yüksekliği
lift i. kaldırma makinesi
lift i. (hava aracı) kaldırıcı kuvvet
lift i. (yayayı) araba ile götürme
lift f. çıkmak
lift f. yükselmek
lift f. dağılmak (sis/duman)
lift f. germek
lift f. kalkmak
lift f. daha yüksek duruma getirmek
lift f. dikmek (kulakları)
lift f. yukarı kaldırmak
lift f. yürütmek
lift f. topraktan çıkarmak
lift f. yükseltmek
lift f. aşırmak
lift f. yükseklere çıkmak
lift f. (eser) çalmak
lift f. modelden yapılan parçaya geçirmek
lift f. havayolu ile taşımak
lift f. yerden almak
lift f. (kararı) iptal etmek
lift f. hükümsüzleştirmek
lift f. terfi ettirmek
lift f. (ipotekli borcu) kapatmak
lift f. kökünden koparmak
lift f. son vermek
lift f. iptal etmek
lift f. sonlandırmak
lift f. sona erdirmek
lift f. yukarıda tutmak
lift f. (yürürlükten) kaldırmak
lift f. (ürün/malzeme) çalmak
lift f. başkasına ait yazıyı kendisininmiş gibi yayınlamak
lift f. intihal yapmak
lift f. (yürürlükten) kaldırmak
lift f. (kol vb.) kaldırmak
lift f. yürürlükten kaldırmak
lift f. (sis, duman) dağılmak
lift f. hafiflemek
lift f. (fikir) devşirmek
lift f. araklamak
lift f. (ses) yükseltmek
lift f. (yukarı) taşımak
lift f. (toprak altı bitki) sökerek toplamak
lift f. hava yoluyla sevk etmek
Hukuk
lift f. fek etmek
Teknik
lift i. asansör
lift i. bağlak
lift i. kaldırılan bir şeyin mesafesi
lift i. kaldırma mesafesi
lift f. kaldırmak
Otomotiv
lift i. asansör
lift i. lift
lift f. kalkmak
Havacılık
lift i. taşıma kuvveti
lift i. uçağın kanatlarınca üretilen ve uçmasını sağlayan güç
lift i. uçağın kanat ve dümenini etkileyerek onu kaldıran kuvvet
Maden
lift i. tek bir işlemde çıkarılan cevherin kalınlığı
lift i. madende kullanılan pompa takımı
Deniz Biyolojisi
lift i. balık asansörü
Coğrafya
lift i. üst katman
Spor
lift i. kaldırma
Voleybol
lift i. taşıma
lift i. tutma

"Lift" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Otomotiv
lift lift i.

"Lift" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
ski lift i. kayakçıları tepeye çıkaran teleferik
lift pass i. kayak alanı kullanım izni
goods lift i. yük asansörü
platter lift i. tabak asansörü
chair lift i. telesiyej
chair lift i. koltuklu teleferik
lift drag ratio i. kaldırma sürükleme oranı
fork lift i. kaldırmaç
lift flap i. kaldırma flapı
lift and force pump i. emme basma tulumba
chair lift i. yolcu koltuğu olan teleferik
lift pump i. emme tulumba
lift valve i. kaldırmalı valf
lift shaft i. asansör kuyusu
sash lift i. pencere kanadı açma mandalı
lift coefficient i. kaldırma katsayısı
ski lift i. kayakçıları yokuş yukarı taşımaya yarayan aygıtların genel adı
topping lift i. vento
freight lift i. yük asansörü
ski lift i. kayak teleferiği
lift pass i. teleferik pasosu
lift bridge i. açılır köprü
passenger lift i. insan asansörü
lift button i. asansör düğmesi
chair lift i. teleski
face-lift i. estetik ameliyat
lift-off i. kalkış
lift-off i. ateşleme
lift-off i. havalanma
lift-sharing i. tasarruf amacıyla sırayla araba kullanma
fork-lift truck i. çatallı istif arabası
lift-car door i. asansör kabin kapısı
lift door i. asansör kapısı
pull and lift hoist i. cırcırlı çekme aygıtı
lift bellow i. kaldırma körüğü
stair lift i. merdiven asansörü
lift lobby i. asansör katı
lift lobby i. asansör lobisi
lift shaft i. asansör boşluğu
accessible lift i. engelli asansörü
lift for disabled i. engelli asansörü
fireman's lift i. itfaiyeci kaldırışı
lift-sharing i. ortaklaşa binme
lift-sharing i. aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması
lift-sharing i. otomobil ortak kullanımı
lift-off i. kalkma
lift-off i. havalanma (roket)
man lift i. insan asansörü
lift production i. asansör üretimi
gondola lift i. telesiyej hattı
surface lift i. kayakçıların ayaklarının zeminde sabit kalarak taşındığı bir kablolu taşıma aracı
t-bar lift i. kayakçıların ayaklarının zeminde sabit kalarak taşındığı bir kablolu taşıma aracı
t-bar lift i. t-bar lift
t-bar lift i. kayakçıların çekilerek taşınması
t-bar lift i. kayak merkezlerinde kişilerin t şeklinde bir bara tutunarak yukarı çıktığı lift
surface lift i. kayakçıların çekilerek taşınması
lift [scotland] i. gökyüzü
lift attendant i. asansörcü
lift attendant i. asansör görevlisi
face-lift i. yenileme işlemi
face-lift i. yeni hale getirme
face-lift i. renovasyon
face-lift i. onarım işlemi
lift tenter i. (yel değirmenlerinde) yelkenleri ayarlayarak hızı düzenleyen amir
lift wall i. kanal kapağının başındaki dikine duvar
dead lift i. mekanik yardım olmaksızın doğrudan kaldırma
shoe lift i. çekecek
shoe lift i. ayakkabı çekeceği
lift up one's voice f. sesini yükseltmek
lift down f. indirmek
lift effectiveness f. etkisini arttırmak
lift up f. yükseltmek
not to lift a finger f. parmağını bile kıpırdatmamak
give a lift f. arabayla götürmek
give somebody a lift f. arabayla götürmek
lift up one's voice f. bağırmak
lift off f. kalkmak
lift up f. kaldırmak
lift a blockade f. ablukayı kaldırmak
give someone a lift f. birini arabasına almak
thumb a lift f. otostop yapmak
lift off f. roket havalanmak
lift up f. refetmek
lift the blockade f. ablukayı kaldırmak
lift up f. yukarı kaldırmak
lift weight f. ağırlık kaldırmak
lift a vehicle f. araç kaldırmak
lift down f. alçaltmak
lift the embargo f. ambargoyu kaldırmak
lift off f. havalanmak
give somebody a lift f. kaldırmak
give somebody a lift f. yardım etmek
lift the legislative immunity f. dokunulmazlıkları kaldırmak
lift the parliamentary immunity f. dokunulmazlıkları kaldırmak
lift blockade f. ablukayı dağıtmak
lift one's head f. kafasını kaldırmak
lift blockade f. ablukayı kaldırmak
lift the burden f. yükü almak
take the lift up to f. asansörle çıkmak
go up in the lift f. asansörle çıkmak
take the lift down to f. asansörle inmek
go down in the lift f. asansörle inmek
lift one's eyebrows f. kaşlarını kaldırmak
lift the ban f. yasağı kaldırmak
lift the receiver f. ahizeyi kaldırmak
lift one's skirt f. eteğini yukarı çekmek
lift the siege f. kuşatmayı kaldırmak
give somebody a lift f. birini arabasına almak
give somebody a lift f. birini arabayla götürmek
face-lift f. düzeltmek
face-lift f. güzelleştirmek
lift off f. (uçak vb) havalanmak
lift one's hand f. elini kaldırmak
lift the morale f. moral yükseltmek
lift the morale f. moralini yükseltmek
lift a ban f. yasağı kaldırmak
lift weights f. ağırlık kaldırmak
lift the veil of mystery f. sır perdesini kaldırmak
lift the veil of mystery f. sır perdesini aralamak
lift one's head f. başını kaldırmak
lift out f. çekip çıkarmak
lift a ban f. yasak kaldırmak
lift heavy f. ağır kaldırmak
lift the restriction f. kısıtlamayı kaldırmak
lift the exemption f. muafiyeti kaldırmak
lift the scab f. yaranın kabuğunu kaldırmak
hold the lift f. asansörü tutmak
lift a barbell f. halter kaldırmak
lift heavy things f. ağır şeyler kaldırmak
give somebody a lift to hotel f. otele bırakmak
give somebody a lift to the airport f. havaalanına bırakmak
give somebody a lift home f. eve bırakmak
lift the restrictions f. kısıtlamaları kaldırmak
lift up her dress f. elbisesini kaldırmak
lift up one's foot f. ayağını kaldırmak
lift up one's foot f. ayağını yukarı doğru çekmek
lift the veil of secrecy f. sır perdesini kaldırmak
lift a rule f. kuralı kaldırmak
not lift heavy things f. ağır şeyler kaldırmamak
get on a ski lift f. telesiyeje binmek
get on a chair lift f. telesiyeje binmek
lift up the eyes f. (dua ederken vb.) yukarı bakmak
lift up the voice f. yüksek sesle ağlamak
lift up one's head f. başını kaldırmak
lift up the voice f. yardımını istemek
lift up the voice f. bağırmak
Öbek Fiiller
lift up f. yukarı doğru kaldırmak
lift off f. kalkış yapmak
lift up f. neşelendirmek
lift from f. birinin stresini/gerginliğini almak