Sticks - Türkçe İngilizce Sözlük

Sticks

"Sticks" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
sticks i. kırsal bölge
sticks i. taşra bölgesi
sticks i. sapa yer
Teknik
sticks i. yelpaze çubukları
Mekanik
sticks i. çubuklar
Spor
sticks i. (aunt sally oyununda) oyuncuların kadın figürüne fırlattığı sopalar
sticks i. aunt sally oyunu
sticks i. (buz hokeyinde) sopanın omuzdan yüksekte tutulması sonucu gelişen kural ihlali
sticks i. (buz hokeyi) sopalı kural ihlali
Müzik
sticks i. baterist
sticks i. davulcu
İngiliz Argosu
sticks i. dağbaşı
sticks i. kuş uçmaz kervan geçmez yer

"Sticks" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 84 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
walking-sticks i. baston
fight with stones and sticks i. taşlı sopalı kavga
chain sticks i. mınçıka
chain sticks i. mınçuka
bengal sticks i. bengal çubukları
craft sticks i. dondurma çubuğu
craft sticks i. dil çubuğu
craft sticks i. dil basma çubuğu
pick-up sticks i. mikado oyunu
sticks and stone i. inşaat malzemeleri
sticks and stone i. yapı malzemeleri
turn into a fight with stones and sticks f. taşlı sopalı kavgaya dönüşmek
as cross as two sticks s. siniri tepesinde
as cross as two sticks s. huysuz
in the sticks zf. köyün uzak bir yerinde
Atasözü
sticks and stones can break my bones but words can never hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
sticks and stones may break my bones but hard words cannot hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
sticks and stones will break my bones but words will never hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
the nail that sticks out gets hammered down çıkıntılık yapanın başını ezerler
the nail that sticks out gets hammered down farklı olana tahammül edemezler
the nail that sticks out gets hammered down farklı davrananı eleştirirler/riayet etmeye zorlarlar
Konuşma Dili
the sticks i. (beyzbolda) alt ligdeki dandik takımlar
h-h-double-hockey-sticks expr. cehennem (ingilizce "hell" kelimesinin ilk iki harfi ve hokey sopalarının "l" harfine benzemesinden yola çıkarak üstü kapalı şekilde/dolaylı yoldan söylenmesi)
h-e-double-hockey-sticks expr. cehennem
h-e-double-hockey-sticks expr. hell kelimesinin üstü kapalı bir söyleniş biçimi
Deyim
something sticks in one's craw i. sinir bozucu şey
something sticks in one's craw i. can sıkıcı şey
sticks in the/your mind f. akılda yer etmek
pick up sticks f. tası tarağı toplayıp gitmek
be jolly hockey sticks f. olduğundan abartılı biçimde mutlu görünmek
be jolly hockey sticks f. kendini mutluymuş gibi göstermek
be jolly hockey sticks f. yapmacık olmak
be jolly hockey sticks f. abartılı davranmak
be jolly hockey sticks f. samimiyetsiz olmak
hold sticks with f. eşit şartlarda mücadele etmek
hold sticks with f. …'ya kıyasla dayanmak
hold sticks with f. eşit koşullarda yarışmak
cross as two sticks [uk] s. aksi
cross as two sticks [uk] s. huysuz
cross as two sticks [uk] s. küplere binmiş
cross as two sticks [uk] s. siniri tepesinde
between the sticks zf. kale direkleri arasında
between the sticks zf. kalede
between the sticks zf. kaledeyken
to sticks zf. bütünüyle
to sticks zf. ayrıntıları ile
to sticks zf. parça parça
to sticks and staves zf. parça parça
to sticks and staves zf. tahrip ederek
to sticks zf. derinlemesine
to sticks zf. tamamen
to sticks and staves zf. yıkıcı bir şekilde
to sticks and staves zf. hasar yaratarak
to sticks zf. etraflıca
to sticks and staves zf. sorun yaratarak
to sticks and staves zf. açık vererek
to sticks zf. tamamıyla
as cross as two sticks expr. küplere binmiş
sticks and stones! expr. tahriklere kapılma!
mud sticks expr. çamur at tutmazsa izi kalır
mud sticks expr. çamur at tutmasa da izi kalır
mud sticks expr. çamur at izi kalsın
out in the sticks expr. dağın başında
out in the sticks expr. dağ başında
between the sticks [uk] expr. (futbolda) kaleci pozisyonunda
sticks and stones may break my bones, but words will never hurt me [childish] expr. istediğin kadar konuş/söyle beni yaralayamazsın
throw spaghetti at the wall and see what sticks expr. birçok girişimde/tahminde bulunursan bir şey tutturabilirsin
throw spaghetti at the wall and see what sticks expr. çok girişimde/tahminde bulun, nasılsa biri/birkaçı tutar
up sticks [uk/ireland] expr. bulunduğu yerden taşınmak
up sticks [uk/ireland] expr. tası tarağı toplayıp gitmek
Konuşma
he sticks to his guns expr. fikrini değiştirmez
Teknik
zinc sticks i. çinko çöpleri
Mutfak
cheese sticks i. çubuk peynir
bread sticks i. kirikkırak
fish sticks i. balık kroket
cheese sticks i. kaşar pane
Askeri
stop sticks i. çivili kapan/tuzak
Argo
boom sticks i. baget
getaway sticks i. ayaklar
getaway sticks i. bacaklar
İngiliz Argosu
pricks with sticks i. kayakçılar
quick sticks i. çabucak
quick sticks i. acele
quick sticks expr. hemen