| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | assail f. | saldırmak | ||
|
The panzer was assailed by the angry protesters. Öfkeli protestocular panzere saldırdılar. More Sentences |
||||
| Genel | assail f. | kınamak | ||
|
The movie was assailed by the press. Film, basın tarafından kınandı. More Sentences |
||||
| Genel | assail f. | kuşatmak | ||
|
I was assailed by emotional insecurity. Duygusal açıdan güvensizlik hissiyle kuşatılmıştım. More Sentences |
||||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | assail f. | baştan çıkarmak | ||
|
The smell of seasonings assailed us as we entered the local bazaar. Bölge pazarına girdiğimizde baharat kokuları bizi baştan çıkardı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | assail f. | hücum etmek | ||
| Genel | assail f. | dil uzatmak | ||
| Genel | assail f. | etki etmek | ||
| Genel | assail f. | eleştiriyle yüklenmek | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | assail f. | hücum etmek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | assail f. | elde etmek | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | assail with f. | yağmuruna tutmak |
| Öbek Fiiller | ||
| Öbek Fiiller | assail with f. | yağmuruna tutmak |
| Öbek Fiiller | assail with f. | silahla saldırmak |
| Öbek Fiiller | assail with f. | (mermi, kurşun) yağdırmak |
| Öbek Fiiller | assail with f. | silahlı saldırı yapmak |
| Öbek Fiiller | assail with f. | bir şeyle saldırmak/saldırıda bulunmak |