| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | assault i. | saldırı | ||
|
He is being prosecuted for assault and battery. Saldırı ve darp suçlarından yargılanıyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | assault f. | saldırmak | ||
|
It feels like he is always assaulting my ideas. Sanki sürekli benim fikirlerime saldırıyormuş gibi hissediyorum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | assault i. | hücum | ||
|
The reputation of the director is under assault from film critics. Yönetmenin itibarı film eleştirmenlerinin hücumuna uğruyor. More Sentences |
||||
| Genel | assault i. | baskın | ||
|
Nine people were lost during an assault on the mountain. Dağa yapılan bir baskın sırasında dokuz kişi kaybolmuştur. More Sentences |
||||
| Genel | assault f. | tartaklamak | ||
|
Rick was assaulted in an alley by a gang. Rick bir ara sokakta bir çete tarafından tartaklanmış. More Sentences |
||||
| Genel | assault f. | saldırmak | ||
|
It feels like he is always assaulting my ideas. Sanki sürekli benim fikirlerime saldırıyormuş gibi hissediyorum. More Sentences |
||||
| Genel | assault f. | tırmalamak | ||
|
The loud off-beat music assaulted my ears. Yüksek sesle çalınan müzik kulaklarımı tırmalıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | assault f. | el atmak | ||
|
They put together a committee to assault the issues. Sorunlara el atmak amacıyla bir komite kurdular. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | assault i. | saldırı | ||
|
He is being prosecuted for assault and battery. Saldırı ve darp suçlarından yargılanıyor. More Sentences |
||||
| Hukuk | assault f. | saldırmak | ||
|
It feels like he is always assaulting my ideas. Sanki sürekli benim fikirlerime saldırıyormuş gibi hissediyorum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | assault i. | taarruz | ||
| Genel | assault i. | hamle | ||
| Genel | assault i. | tecavüz | ||
| Genel | assault f. | taarruz etmek | ||
| Genel | assault f. | hücum etmek | ||
| Genel | assault f. | baskın yapmak | ||
| Genel | assault f. | tecavüz etmek | ||
| Genel | assault f. | ırza geçmek | ||
| Genel | assault f. | rahatsız etmek | ||
| Genel | assault f. | başını ağrıtmak | ||
| Genel | assault f. | (kulak) tırmalamak | ||
| Genel | assault f. | üstüne varmak | ||
| Genel | assault f. | sertçe eleştirmek | ||
| Genel | assault f. | halletmek | ||
| Genel | assault f. | rahatsız etmek | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | assault i. | fiili tecavüz | ||
| Hukuk | assault i. | fiili saldırı | ||
| Hukuk | assault i. | kötü muamele | ||
| Hukuk | assault i. | şahsa karşı eylem | ||
| Hukuk | assault i. | tecavüz | ||
| Hukuk | assault i. | tecavüze teşebbüs | ||
| Hukuk | assault i. | saldırı teşebbüsü | ||
| Hukuk | assault f. | tecavüz etmek | ||
| Hukuk | assault f. | tecavüze teşebbüs etmek | ||
| Hukuk | assault f. | saldırı teşebbüssünde bulunmak | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | assault i. | darp edilme | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | assault i. | taarruz | ||