blots - Türkçe İngilizce Sözlük

blots

blots — Definition

Anlamı ve Tanımı:
leke, lekelemek, (yazı) karalama
Okunuş (IPA):
(AmE /blɑːt/ – BrE /blɒt/)
Terim Türü:
İsim: blot (blots); Fiil: blot (blots – blotted – blotting)
Mürekkep/iz lekesini tanımlar; fiil olarak lekelemeyi ifade etmektedir; mecazen “reputation blot” itibar lekesidir. Kökeni muhtemelen Orta İngilizce’de “leke” alanında oluşmuştur

"blots" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 43 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
blot i. leke
The letter was covered with ink blots.
Mektup mürekkep lekeleriyle kaplıydı.

More Sentences
blot i. kara leke
The factory is a blot in the old town.
Fabrika eski şehirde yer alan bir kara leke.

More Sentences
Teknik
blot f. kurulamak
I need a towel to blot the water on the table.
Masadaki suyu kurulamak için bana bir havlu lazım.

More Sentences
Medikal
blot i. leke
The letter was covered with ink blots.
Mektup mürekkep lekeleriyle kaplıydı.

More Sentences
Genel
blot i. mürekkep lekesi
blot i. ayıp
blot i. kusur
blot i. kir
blot i. silinti
blot i. karalama
blot i. (tavla) açık pul/taş
blot i. zayıf nokta
blot i. tavlada açıkta kalan taş
blot i. itibar zedeleyen hareket
blot i. bulaşma ile meydana gelen renksiz iz
blot i. açıkta olan ve ele geçirilebilecek parça
blot i. yüz karası
blot f. mürekkep lekesi yapmak
blot f. lekelenmek
blot f. kurutma kağıdı ile kurutmak
blot f. karalamak
blot f. kirletmek
blot f. karartmak
blot f. kirlenmek
blot f. lekelemek
blot f. kurutma kağıdıyla kurutmak
blot f. (emici bir malzeme, fazla mürekkebi ) emmek
blot f. tamamen saklamak
blot f. gizlemek
blot f. ortadan kaldırmak
blot f. yok etmek
blot f. iptal etmek
blot f. emici olmak
blot N. (yazı) karalama
Teknik
blot i. mürekkep lekesi
blot f. kurutmak
Kimya
blot f. karışımın bileşenlerini analiz için kimyasal işlem görmüş kağıda aktarmak
Biyoloji
blot i. protein veya nükleik asitlerin ayrılıp bir membrana iletildiği laboratuvar tekniği
blot i. blot laboratuvar tekniğiyle ayrılan protein ve nükleik asitlerin iletildiği membran
Eski Kullanım
blot i. zayıf nokta
blot i. yazılı veya basılı bir şeyin kasten silinmesi
blot i. yazıda istenmeyen bir şeyi örten işaret
blot i. (yazı) silme

"blots" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 86 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
ink blot i. mürekkep lekesi
blot out f. karalamak
blot out f. silmek
blot something out f. kapatmak
blot out f. gizlemek
blot one's copybook f. namına leke sürmek
blot out f. ortadan silmek
blot out f. ortadan kaldırmak
blot out f. bozmak
blot out f. yok etmek
blot [obsolete] f. (kağıt ) kötü yazıyla berbat etmek
blot [obsolete] f. kötü yazmak
Öbek Fiiller
blot someone or something out f. maziye/geçmişe gömmek
blot out f. hatırlamak istememek
blot out f. üstünü çizmek
blot out f. imha etmek
blot out f. tarihe karıştırmak
blot out f. kazımak
blot out f. temizlemek
blot someone or something out f. unutmak
blot out f. bütünüyle yok etmek
blot out f. düşünmemek
blot out f. imha etmek
blot out f. aklına getirmemek
Konuşma Dili
a blot on society i. toplumda bir leke
a blot on society i. toplumda bir yara
blot one's copybook f. sicilini bozmak
blot one's copybook f. ipliğini pazara çıkarmak
blot one's copybook f. birinin saygınlığını yıkmak
Deyim
a blot on escutcheon i. şerefine sürülmüş leke
a blot on escutcheon i. şerefine leke düşürücü şey
a blot on one's escutcheon i. şerefine leke düşürücü şey
a blot on one's escutcheon i. onur lekeleyici davranış
a blot on one's escutcheon i. şerefine sürülmüş leke
a blot on escutcheon i. onur lekeleyici davranış
a blot on the landscape i. manzarayı bozan şey
a blot on the landscape i. manzarayı bozan kötü görüntü
a blot on the escutcheon [uk] i. itibarını zedeleyen şey
a blot on the escutcheon [uk] i. şerefine sürülmüş leke
a blot on one's escutcheon [uk] i. şerefine sürülmüş leke
a blot on the escutcheon [uk] i. ismine/ailesinin adına leke süren/gölge düşüren şey
a blot on the escutcheon [uk] i. ismine/ailesinin adına leke süren/gölge düşüren şey
a blot on one's escutcheon [uk] i. itibarını zedeleyen şey
a blot on one's escutcheon [uk] i. onur lekeleyici davranış
a blot on one's escutcheon [uk] i. ismine/ailesinin adına leke süren/gölge düşüren şey
a blot on the escutcheon [uk] i. itibarını zedeleyen şey
a blot on the escutcheon [uk] i. şerefine leke düşürücü şey
a blot on the escutcheon [uk] i. itibarına gölge düşüren leke süren şey
a blot on one's escutcheon [uk] i. ismine/ailesinin adına leke süren/gölge düşüren şey
a blot on one's escutcheon [uk] i. şerefine leke düşürücü şey
a blot on the escutcheon [uk] i. itibarına gölge düşüren leke süren şey
a blot on one's escutcheon [uk] i. itibarına gölge düşüren leke süren şey
a blot on the escutcheon [uk] i. onur lekeleyici davranış
blot on the landscape i. manzarayı bozan şey
blot on the landscape i. genel görünümü bozan görüntü
blot on the landscape i. görüntüyü bozan şey
blot on the landscape i. manzaradaki kusur
blot one's copybook f. sicilini lekelemek
blot one's copybook f. sicilini bozmak
blot one's copybook f. adını lekelemek
blot one's copybook f. adına leke sürmek
blot on one's escutcheon f. şerefini lekelemek
blot your copybook [uk] f. sicilini lekelemek
blot your copybook [uk] f. adına leke sürmek
blot your copybook [uk] f. namına leke sürmek
blot your copybook [uk] f. adını lekelemek
blot your copybook [uk] f. saygınlığını yıkmak
blot your copybook [uk] f. sicilini bozmak
Medikal
southern blot hybridization i. hücrelerden dna çekerek genomik değişikliği saptayan teknik
Optik
dark blot hemorrhage i. koyu leke biçiminde kanama
dot-blot hemorrhage i. nokta-leke biçiminde kanama
dot-blot hemorrhage i. noktasal kanama
ink-blot appearance i. mürekkep lekesi görünüm
Biyoloji
northern blot analysis i. northern blot analizi
northern blot analysis i. spesifik rna dizilerini saptamada kullanılan bir teknik
Biyokimya
blot analysis i. blot analizi
southern blot analysis i. southern blot analizi
western blot analysis i. western blot analizi
Argo
blot someone out f. öteki tarafa yollamak
blot someone out f. mezara göndermek
blot someone out f. öbür dünyaya yollamak
blot out f. mezara göndermek
blot someone out f. biletini kesmek
blot someone out f. adres değiştirmek
blot someone out f. (birisini) öldürmek
blot out f. (birisini) öldürmek