broken - Türkçe İngilizce Sözlük

broken

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

broken — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kırık, bozulmuş, kırılmış
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈbroʊkən/ – BrE /ˈbrəʊkən/)
Terim Türü:
Sıfat/Ortaç: broken
Kırılmış veya işlevi bozulmuş olmayı niteleyen sözcüktür; mecazen “broken heart” gibi kalıplarda duygusal yıkımı anlatır. “Break” fiilinin geçmiş ortaç biçimi olarak hem fiziksel hem soyut kırılma alanına köklenir; mecazları çok üretkendir

"broken" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 83 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
broken s. kırık
People's limbs, they reported, looked like broken broomsticks.
İnsanların uzuvlarının kırık süpürge sopalarına benzediğini bildirdiler.

More Sentences
broken s. kırılmış
Inexperienced CPR can cause broken ribs.
Deneyimsiz birinin yaptığı kalp masajı kaburgaların kırılmasına neden olabilir.

More Sentences
broken s. arızalı
The ice machine is broken.
Buz makinesi arızalı.

More Sentences
broken s. bozuk
I can't play because my gamepad is still broken.
Oynayamıyorum çünkü oyun kumandam hâlâ bozuk.

More Sentences
Genel
broken s. parçalanmış
You're not alone in this new, broken world.
Bu yeni, parçalanmış dünyada yalnız değilsin.

More Sentences
broken s. çökmüş
These women are completely broken both physically and emotionally and they need reliable support.
Bu kadınlar hem fiziksel hem de duygusal olarak tamamen çökmüş durumdalar ve güvenilir bir desteğe ihtiyaçları var.

More Sentences
broken s. kırık dökük
With all its sham, drudgery and broken dreams; it is still a beautiful world.
Tüm sahteliği, angaryası ve kırık dökük hayalleriyle; dünya hala güzel bir yer.

More Sentences
broken s. yıkılmış
The gulf is still wide, although certain historical taboos have been broken.
Bazı tarihi tabular yıkılmış olsa da aradaki uçurum hala geniş.

More Sentences
broken s. bozulmuş
After years, the silence has at long last been broken in an important debate such as that on pensions.
Yıllar sonra, emekli maaşları gibi önemli bir tartışmada sessizlik nihayet bozuldu.

More Sentences
broken s. bozuk
I can't play because my gamepad is still broken.
Oynayamıyorum çünkü oyun kumandam hâlâ bozuk.

More Sentences
broken s. ihlal edilmiş
Furthermore, standards alone are never enough because standards can be broken.
Ayrıca, standartlar asla tek başına yeterli değildir çünkü standartlar ihlal edilebilir.

More Sentences
broken s. (uyku) bölünen
Nights of broken sleep can trigger depression.
Bölünen uykuyla geçen geceler depresyonu tetikleyebilir.

More Sentences
broken s. düşkün
She turned into a broken woman after her father's death.
Babasının ölümünden sonra düşkün bir kadına dönüştü.

More Sentences
broken s. çökmüş
These women are completely broken both physically and emotionally and they need reliable support.
Bu kadınlar hem fiziksel hem de duygusal olarak tamamen çökmüş durumdalar ve güvenilir bir desteğe ihtiyaçları var.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
broken s. kırılmış
Inexperienced CPR can cause broken ribs.
Deneyimsiz birinin yaptığı kalp masajı kaburgaların kırılmasına neden olabilir.

More Sentences
broken s. kesilen
Seven years ago, the last peace negotiations were unexpectedly broken off by attacks by the Tigers.
Yedi yıl önce, son barış görüşmeleri Kaplanların saldırıları nedeniyle beklenmedik bir şekilde kesildi.

More Sentences
Teknik
broken i. kopuk
One link broken, the whole chain is broken.
Halkanın biri kopuksa, tüm zincir kopuktur.

More Sentences
Dilbilim
broken s. bozuk
I can't play because my gamepad is still broken.
Oynayamıyorum çünkü oyun kumandam hâlâ bozuk.

More Sentences
Genel
broken s. çiğnenmiş
broken s. yarık
broken s. beli bükük
broken s. haleldar
broken s. eksik
broken s. kesik
broken s. engebeli
broken s. umudunu yitirmiş (kötü bir olaydan sonra)
broken s. taşlı
broken s. yıkılan
broken s. çakaralmaz
broken s. ezgin
broken s. düzensiz
broken s. dağınık
broken s. karmaşık
broken s. tamamen bastırılmış
broken s. aşağılanmış
broken s. zayıflamış ve hasta
broken s. kederden altüst olmuş
broken s. (boşanma nedeniyle) yıkılmış
broken s. (boşanma nedeniyle) dağılmış
broken s. (güven, söz, sözleşme) ihlal edilmiş
broken s. açılmış
broken s. yarılmış
broken s. (yüzeye boya damlatmada olduğu gibi) çok renkli bir dekoratif etkiye sahip olan
broken s. aniden yön değiştiren
broken s. (duygusal baskı altında) duraksayarak konuşan
broken s. (arazi) düzensiz
broken s. zikzaklı
broken s. rütbesi düşürülmüş
broken s. rütbesi sökülmüş
broken s. meslek hayatı mahvolmuş
broken s. mesleki olarak bitmiş
broken s. (çizgi) kesikli
broken s. (uyku) kesikli
broken s. (yabancı dilde konuşma) bozuk telaffuzlu
broken s. (kemik vb.) kırılmış
broken s. kesintili
Irregular Verb
broken f. break - broken
Ticaret/Ekonomi
broken s. iflas etmiş
broken s. müflis
broken s. kesilmiş
Tekstil
broken s. (dokuma kumaş) zikzaklı
Boyacılık
broken s. (renk) matlaşmış
broken s. koyultulmuş
broken s. ana renklerin karışımıyla oluşturulmuş
broken s. (boyada renk efekti) uzaktan bakılınca karışmış gibi duracak şekilde renkler yan yana getirilerek oluşturulmuş
Gıda
broken s. (krema) kesik
Zooloji
broken s. (hayvan kürkü) tüy döken
broken s. (hayvan gözü ve kürkü) genellikle iki farklı renkten oluşan
Dilbilim
broken s. aksamalı
broken s. (sesli harf) diftonize edilmiş
broken s. (arapçada çoğul isim) tekil halinden ünlü seslerindeki farklılıkla ayırt edilen
Meteoroloji
broken s. (hava) karışık
broken s. (bulut) çok yaygın olup gökyüzünün tamamını kaplamayan
Spor
broken s. (oyun taktiği) çok güçlü
broken s. fazla güçlü
Müzik
broken s. (ses perdesi) yönü veya şiddeti değişkenlik gösteren
Matbaa
broken i. defolu kağıt
broken i. 500 veya 1000 yapraktan az sayıda kağıt
broken s. standart sayının altında
broken s. (kağıt) tutarsız kalitede
Eski Kullanım
broken s. (kırık) kalıntı oluşturan
broken s. (kırık) kalıntılardan oluşan
Argo
broken i. sorres boğazı kreolü

"broken" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
be broken f. kırılmak
broken down s. çökük
Genel
broken line i. kırık çizgi
broken into pieces i. un ufak olmuş
broken health i. sağlığı bozuk
being broken down i. düşkünlük
being broken i. parçalanma
being broken down i. bozukluk
broken stone i. kırmataş
broken arch i. kırıkkemer
broken heart i. kırık kalp
broken glass i. cam kırıntısı
broken glass i. kırık cam
a broken reed i. güvenilmez kimse
broken white i. kirli beyaz
broken glass i. kırıntı cam
a piece of broken glass i. cam kırığı
a broken piece of glass i. cam kırığı
a broken down car i. bozuk araba
broken tooth i. kırık diş
broken wings i. kırık kanatlar
broken hearts i. kırık kalpler
broken promises i. tutulmayan/yerine getirilmeyen sözler
broken dreams i. yıkılmış/sönmüş hayaller
broken window i. kırık pencere
children/kids from broken homes i. boşanmış aile çocukları
piece of broken glass i. kırık bardak parçası
broken arm i. kırık kol
broken leg i. kırık bacak
a broken handcuff i. kırık bir kelepçe
broken sword i. kırık kılıç
broken pieces of glass i. cam kırıkları
broken number i. kesir
broken glass pieces i. cam kırıkları
broken arrow i. kırık ok
broken family i. parçalanmış aile
boulevard of broken dreams i. kırık düşler bulvarı
broken ribs i. kaburgaların kırılması
broken ribs i. kırık kaburgalar
broken foot i. kırık ayak
broken table i. kırık masa
broken frame i. kırık çerçeve
broken mirror i. kırık ayna
be broken to pieces f. parça parça olmak
be broken into pieces f. un ufak olmak
be broken to pieces f. paramparça olmak
be broken into small pieces f. ufalanmak
be broken f. (cam vb) (başkası tarafından) kırılmak
be broken to smithereens f. paramparça olmak
(one's heart) be broken f. kalbi kırılmak
(the ice) be broken f. buzlar çözülmek
die of a broken heart f. kahrından ölmek
be all broken up over f. -den çok üzgün olmak
leg/foot be broken f. ayağı kırılmak
be taken to hospital with suspected broken leg/arm f. kırık şüphesiyle hastaneye kaldırılmak
be taken to hospital suffering a suspected broken leg/arm f. kırık şüphesiyle hastaneye kaldırılmak
leg/foot be broken f. bacağı kırılmak
be broken at the tip f. ucundan kırılmak
speak broken english f. çat pat ingilizce konuşmak
speak broken english f. çat pat ingilizce bilmek
speak broken english f. ingilizce'yi çat pat konuşmak
broken down s. çökmüş
broken off s. kopuk
broken down s. yıkılmış
broken down s. bitkin
broken down s. bozuk
broken down s. düşkün
broken down s. bozulmuş
broken down s. yıkık
like a broken record s. bozuk plak gibi
broken-down s. işi bitmiş
broken-down s. yıkık dökük
broken-hearted s. kederli
broken-down s. bitik
broken-down s. arızalı
broken-down s. harap
broken-hearted s. kalbi kırık
house-broken s. tuvaletini dışarıda yapmaya alıştırılmış hayvan
wind-broken s. nefes zorluğu çeken (atlar için)
broken-armed s. kolu kırık
broken-down s. köhnemiş
broken-winded s. (at) düzensiz nefes alan
broken in s. itaat etmek üzere eğitilmiş
broken in s. ehlileştirilmiş
broken-in s. disipline edilmiş
broken-backed s. (at) sırt kemikleri kemik büyümesi ile birleşmiş
broken-in s. ehlileştirilmiş
broken [obsolete] s. (kumaş) sökük
broken-bellied s. karnı yırtılmış
broken [scotland] s. kanun kaçağı ilan edilmiş
broken-backed s. omurgası hasar görmüş
broken-winded s. (at) nefesi kesilmiş
broken-backed s. beli kırık
broken [obsolete] s. (kumaş) yırtık
pock-broken s. çiçek hastalıklı
pock-broken s. (çiçek hastalığı kaynaklı) kabarcıklı
pock-broken s. iz kalmış
pock-broken s. çiçek hastalığı geçirmiş
house-broken s. sosyal kurallara göre eğitilmiş
house-broken s. terbiye edilmiş
house-broken s. munis
the lock is broken expr. kilit açılmıyor
the meter is broken expr. taksimetre bozuk
the parking meter is broken expr. parkmetre çalışmıyor
İfadeler
rules are meant to be broken expr. kurallar çiğnenmek içindir
rules are made to be broken expr. yasaklar çiğnenmek içindir
rules are made to be broken expr. kurallar çiğnenmek içindir
even a broken watch is right twice a day expr. bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir
even a broken watch is right twice a day expr. bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir
even a broken watch is right twice a day expr. bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir
the spell is broken expr. büyü bozuldu
this is broken expr. (bu) çalışmıyor
this is broken expr. (bu) bozuk
Atasözü
a worthless vessel does not get broken acı patlıcanı kırağı çalmaz
promises are like piecrust made to be broken söz/sözler dönülmek için verilir
Konuşma Dili
broken english i. bozuk ingilizce
broken marriage i. yıpranmış/bozulmuş evlilik
broken home i. dağılmış aile
broken home i. parçalanmış aile
broken home i. yıkılmış yuva
broken english i. çatpat ingilizce
broken english i. tarzanca ingilizce
broken english i. çat pat ingilizce
broken [south africa] s. sarhoş
broken [south africa] s. ayyaş
broken [us] s. (durum) istendiği gibi gitmeyen
broken [us] s. üzücü
rules are made to be broken expr. kurallar yıkılmak/çiğnenmek içindir
if it ain't broken, don't fix it expr. bozuk değilse kurcalama
if it ain't broken, don't fix it expr. çalışıyorsa kurcalama
Deyim
broken reed i. güven vermeyen kimse
broken reed i. ipi ile kuyuya inilmez kişi
broken vessel i. içi boşalmış gibi hisseden kişi
broken vessel i. çökmüş kimse
broken vessel i. tutunacak bir dalı olmayan kimse
broken vessel i. kimsesiz kişi
broken record i. kendini tekrar eden kimse/şey
broken record i. bozuk plak
sound like a broken record f. bozuk plak gibi hep aynı şeyleri tekrarlamak
sound like a broken record f. papağan gibi tekrarlayıp durmak
die of a broken heart f. üzüntüsünden ölmek
die of a broken heart f. kederinden ölmek
mend a broken heart f. kırık bir kalbi onarmak
fix a broken heart f. kırık bir kalbi onarmak
fix a broken heart f. gönlünü almak
promises are like pie crusts: they are made to be broken expr. söz/sözler dönülmek için verilir
promises are like pie crusts: easily made, easily broken expr. söz vermek de sözünden dönmek de kolaydır
promises are like pie crusts: easily made, easily broken expr. söz vermek ne kadar kolaysa sözünden dönmek de o kadar kolaydır
promises are like pie crust: made to be broken expr. söz vermek ne kadar kolaysa sözünden dönmek de o kadar kolaydır
promises are like pie crusts: easily made, easily broken expr. söz/sözler dönülmek için verilir