comfortable - Türkçe İngilizce Sözlük

comfortable

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

comfortable — Definition

Anlamı ve Tanımı:
rahat, konforlu
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈkʌmftərbəl/ – BrE /ˈkʌmftəbəl/)
Terim Türü:
Sıfat
Fiziksel olarak sıkıntı vermeyen veya duygusal açıdan güvende hissettiren durumu tanımlar; “yerleşmiş, oturmuş” bir rahatlık hissi taşır. Comfort köküne -able eklenmesiyle oluşur; “rahatlık sağlayabilen” fikri zamanla genel nitelik sıfatına dönüşmüştür.
Eş Anlamlılar:
cozy, at ease
Zıt Anlamlılar:
uncomfortable, uneasy

"comfortable" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 21 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
comfortable s. rahat
The new candidate won the elections in a comfortable way.
Yeni aday seçimleri rahat bir şekilde kazandı.

More Sentences
Genel
comfortable s. müreffeh
Most people work hard to have a comfortable life.
Çoğu insan müreffeh bir yaşam sürmek için çok çalışır.

More Sentences
comfortable s. rahat
The new candidate won the elections in a comfortable way.
Yeni aday seçimleri rahat bir şekilde kazandı.

More Sentences
comfortable s. konforlu
Using a cargo cover can make your car clean and comfortable.
Kargo kapağı kullanmak arabanızı temiz ve konforlu hale getirebilir.

More Sentences
comfortable s. (bir cihazı) iyi kullanan
The job requires being comfortable with computers.
İş iyi bilgisayar kullanan biri olmayı gerektiriyor.

More Sentences
Teknik
comfortable s. konforlu
Using a cargo cover can make your car clean and comfortable.
Kargo kapağı kullanmak arabanızı temiz ve konforlu hale getirebilir.

More Sentences
comfortable s. rahat
The new candidate won the elections in a comfortable way.
Yeni aday seçimleri rahat bir şekilde kazandı.

More Sentences
Genel
comfortable s. rahatlatıcı
comfortable s. tatminkar
comfortable s. sakin
comfortable s. huzurlu
comfortable s. teselli edici
comfortable s. iyi
comfortable s. yeterli geliri olan
comfortable s. işbirliği yapması kolay
comfortable s. idaresi kolay
comfortable s. yeterli
comfortable s. gereğinden fazla
comfortable s. teselli eden
comfortable s. avutan
comfortable s. rahat kullanan

"comfortable" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 77 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a comfortable place i. rahat bir yer
comfortable [dialect] i. kabarık yorgan
comfortable [uk] i. yün atkı
comfortable [dialect] i. yorgan
comfortable [uk] i. örme bileklik
become comfortable f. rahatlamak
make oneself comfortable f. rahat etmek
lead a comfortable life f. elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
make comfortable f. rahat ettirmek
feel comfortable f. rahat hissetmek
feel comfortable f. içi rahat olmak
provide a comfortable living for someone f. gül gibi bakmak
be comfortable with f. içine sinmek
be comfortable with f. -den memnun olmak
be comfortable with f. ile rahat olmak
put on something more comfortable f. üzerine rahat bir şeyler giymek
be comfortable in somewhere f. bir yerde rahat etmek
ensconce oneself in a comfortable chair f. rahat bir koltuğa kurulmak/yerleşmek
change into comfortable clothes f. üzerine rahat bir şeyler giymek
put on something comfortable f. üzerine rahat bir şeyler giymek
provide a comfortable living for someone f. birisine rahat bir hayat sağlamak
feel comfortable around f. rahat davranmak
so comfortable s. çok rahat
very comfortable s. çok rahat
comfortable with strangers s. yabancılarla rahat
comfortable [obsolete] s. canlandırıcı
comfortable [obsolete] s. tazeleyici
comfortable [obsolete] s. besleyici
comfortable [obsolete] s. şen
comfortable [obsolete] s. neşeli
Konuşma Dili
make yourself comfortable expr. keyfine bak
make yourself comfortable expr. rahatına bak
make yourself comfortable expr. evindeymiş gibi hisset
make yourself comfortable expr. rahatınıza bakın
Deyim
comfortable circumstances i. maddi olarak rahatlık
comfortable circumstances i. rahat
comfortable circumstances i. imkânların arttığı durum
comfortable circumstances i. rahat koşullar
comfortable circumstances i. konforlu yaşam sürme
comfortable circumstances i. maddi olarak rahatlık
comfortable circumstances i. konforlu yaşam sürme
comfortable circumstances i. rahat
comfortable circumstances i. rahat koşullar
comfortable circumstances i. imkânların arttığı durum
make oneself comfortable f. rahatına bakmak
be comfortable in one's skin f. kendinden memnun olmak
be comfortable in one's skin f. kendiyle barışık olmak
comfortable in one's skin f. kendinden emin olmak
hold (one) at a comfortable distance f. mesafeyi korumak
hold (one) at a comfortable distance f. güvenli bir mesafede tutmak
hold (one) at a comfortable distance f. (birinin) rahatını bozmayacak şekilde davranmak
slip into something more comfortable f. üstüne rahat bir şeyler giymek
slip into something more comfortable f. üstüne hafif bir şeyler almak
slip into something more comfortable f. üstüne rahat bir şeyler almak
slip into something more comfortable f. üstüne rahat bir şeyler alıp gelmek
hold (one) at a comfortable distance f. (birini) güvenli bir mesafede tutmak
hold (one) at a comfortable distance f. (biriyle) arasına güvenli bir mesafe koymak
hold (one) at a comfortable distance f. (biriyle) arasına belli bir mesafe koymak
hold (one) at a comfortable distance f. (biriyle) arasındaki güvenli mesafeyi korumak
(as) comfortable as an old shoe s. tanıdık
(as) comfortable as an old shoe s. aşina
(as) comfortable as an old shoe s. eski/gösterişsiz/iddiasız ama rahat
comfortable in (one's) own skin s. kendiyle barışık
comfortable in (one's) own skin s. kendinden emin
comfortable in (one's) own skin s. kendinden memnun
comfortable as an old shoe expr. çok rahat
as comfortable as an old shoe expr. çok rahat
Konuşma
if you would be more comfortable expr. eğer seni daha rahat hissettirecekse
I have a very comfortable life with my wife expr. karımla da çok rahat bir hayatım var
I have a very comfortable life with my wife expr. karımla da çok rahat bir hayatımız var
make yourself comfortable expr. keyfine bak
make yourself comfortable expr. kendini evinde hisset
make yourself comfortable expr. rahat ol
make yourself comfortable expr. rahatına bak
do you feel comfortable leaving her here? expr. onu burada bırakmak içine siniyor yani?
shoes are not comfortable expr. ayakkabılar rahat değil
Otomotiv
comfortable seating i. konforlu koltuklar